Sevgilime Ayrılma Şakası ( Gerçekten Ayrıldık )

4 yıl sürdü birlikteliğimiz Aşk birlikteliği diye bişey varsa, bizim birlikteliğimizin ismiydi o. Üçüncü yılın sonunda olduğu gibi… dördüncü yılda da , bir şeyler hissetmeye başladım. Yoksa aşkım bitiyor mu ? dedim kendi kendime . Lafı açıp… konuşmayı denedim bir kaç kere ama o ağzıma dokunup susturdu beni, çok huzursuz oluyordum İnstagramdaki fotoğraflarımızı kaldırmaya başladım. Ertesi gün… Sen ne yapmaya çalışıyorsun ? diye sordu. “Seni terk ediyorum” , dedim. “Neden ? ” , diye sordu . Anlatsam da anlamazsın dedim. Söylediklerime ondan çok ben şaşırmıştım. İçimm … İçim öyle yandı ki Söndürür sanıp saatlerce soğuk duş altında kaldım. O gün bir daha görmedim onu. Ertesi günde görmedim onu ama üçüncü günün sabahında … aramaya başladı. Her saat her dakika arıyordu. Cevap vermiyordum. Verecek cevabım yoktu ama içimde büyük bir boşluk vardı. Hissiz biri tabi ki değilim. Canım çok yanıyordu . Üç gün sonra araması… üç gün… Bir gün sonra ben aradım onu fakat o da evde yoktu. Şimdi ise onsuzlukta mutluluk arıyorum Gittiğim yerlerde onu soruyorlar. Göremeyince şaşırıyorlar tabi benim yanımda göremeyince . Bir çok defa ayrıldığımız oldu aslında . ama ilk defa sonsuza kadar ayrıldık.Ama yine de hiçbir zaman onunla tanıştığım güne de… Onunla yaşadıklarıma da lanet okumadım. Gerçekten güzel anılarımız oldu. onu hep iyi hatırlayacağım Evet KOLA YI BÖYLE BIRAKTIM :)) Evet kanka Kola dan ayrılmak kolay mı sandın yaa Bazen , bazen gözgöze geliyoruz. İnanılmaz anlar. Kolayı böyle bıraktık işte oğlum ! ALLAH ALLAH Ne 🙂 hepsi COLA için evde aradım bulamadım anladın mı o yüzden içemedim Ferhat şirine demiş ki -senin için dağları deldim Şirin Şirin -hıı aferin iyi yaptın, diye trip atmış, Ferhat tövbe edip namaza başlamış sonuçta bu işlerden birşey olmayacağını anlamış ve gerçek sevginin Allah’a ait olduğunu idrak etmiş ve bu yolda ilerlemiş, Tarih boyunca hunharca sevenler hep acı çekmişlerdir ki buna bizim lise anılarımız da şahitlik eder yani herkesin platonik bir diken bir yerlerine batmıştır yani, peki neden severken hep acı çekiyoruz ya bu sevmenin kriteri ne olmalı, yani bize acı çektirmek için mi Cenabı Allah vermiş bu sevgiyi dünyada iki tür sevgi vardır, biri yukarıdan aşağıya diğeri ise aşağıdan yukarıya oluşur, şöyle ki bir insan en evvel muhabbetini Allah’a verirse Onun muhabbeti sebebi ile Allah’ın sevdiği herşeyi sever ve mahlukata taksim ettiği muhabbeti onun Allah’a olan muhabbetini azaltmaz aksine artırır, yani sen bir insanı veya bir kişiyi, yaratılan bir şeyi arabayı bile Allah rızası için Allah sevdiği için Allah yarattığı için sevebilirsin, eşini çocuğunu , aileni onları Allah’ın verdiğini düşünerek muhabbet gösterebilirsin ki bu muhabbet Allah’a olan sevgini devamlı artıracaktır, yani yaratılanı Yaratan hatrı için sevmek O yarattı diye içimizi ısıtan güneşi sevmek evimizin neşesi olan çocuğumuzu sevmek hayat arkadaşını eşini Allah için sevmek güzel bir bahçeyi sevebilmemiz için onun mülkiyetinin bize ait olması gerekmez semanın yıldızlarını sevdiğimiz gibi zeminin çiçeklerini de severiz, gülün kokusunu sevdiğimiz gibi Bülbülün sesini de severiz, verilen bir kabiliyeti verilme amacına uygun şekilde kullanmazsanız acı çekersiniz, göze çorba tattırmayı denerseniz acı çekersiniz aynen öyle de kalbimizdeki sevme kabiliyeti Allah’ı sevmek için verilmişken biz onu yaratılana verirsek yani verilme amacına uygun davranmazsak yine bu kalpteki sevgi acı verecektir yani bazen Leyla’ya bazen Şirin’e bazen bir arabaya bazen bir eve veriyoruz bu kalbimizi ait olmadığı halde ve bu sevgi malesef bize Allah’ı unutturuyor , lisedeyken neredeyse hepimizin biryerlerine batan platonik aşkları olmuştur yani o dönemleri hatırlıyorum da sanki sadece acı çekmek için ne bileyim Müslüm baba Ahmet Kaya dinlemek için seviyormuşuz gibi bir durum vardı yani mutluluğa götürmeyen bir sevgi türü ve malesef birçoğumuz bunu yaşamıştır peki ikinci tür sevgi neydi en evvel esbabı sever yani yaratılanları sever ve bu muhabbetini Allah’ı sevmeye bir vesile yapar önce verilenlere bakarsın, anne vermiş her istediğimize koşulsuz şartsız koşar baba vermiş elde avuçta ne varsa senin için vermeye hazır seni korumak için canını vermeye hazır iki can vermiş bir tebessümün için etrafında pervane olan bir yol arkadaşı vermiş gülümsemesi cenneti hatırlatan bu nimeti severiz ve şükr ederiz teşekkür ederiz Allah’a ve bir çoğumuz bu tür seviyoruz yani Allah’ın bize verdiklerini Allah’ı sevmek için bir vesile yapıyoruz yani biz ikinci tür seviyoruz ama bu tür sevgi tehlikelidir çünkü bazen sert bir sebebe denk gelir bazen olmaz ne kadar isteseniz de ne kadar çabalasanız da olmaz, canınızdan can gitse de olmaz çünküsü yok olmaz işte olmaz git yemekten önce ellerini yıka tatlım -tamam evinizde huzurlu bir akşam yaşarken birden kapı çalar, kimin geldiğini merak bile etmeden öyle dalgınca kapıyı açarsınız evin yanındaki kuyumcuyu soyan hırsızların sizin eve saklanmaya çalışmak istediklerini konuşmalarından anlarsını, adamlar birden üzerinize çullanır eşiniz ve çocuğunuz birden çığlık atmaya başlar çığlık atmalarıyla birlikte bu cani adamlar eşinizi ve çocuğunuzu gözlerinizin önünde öldürürler hayatınızı dolduran anlamlandıran en güzel hediyeleriniz artık sizinle değiller dünyada size Allah’ı sevdiren sebepler artık yoklar, peki böyle veya benzeri bir olay geçirdiğinizde Allah’ı sevmeye nasıl devam edeceksiniz evet bir çoğumuz Allah’ı verdikleri ile seviyoruz ama gerçekten Allah’ı tanısak başka sebepleri düşünmeden Allah’ı severiz koşulsuz şartsız sevmek her koşulda sevmek Şems gibi Mevlana gibi sevmek, bizi sevmeseydi yaratırmıydı bizi sevdiği için Ona kul olmalı, cehennemden değil Onun sevgisini kaybetmekten korkmalı insan, müslüman hiçbir zaman kaybetmez, dünyada birçok kez kaybettik sanılır, aşkta kaybettik sanılır gönlümüzü bağladığımız işte, gönlümüzü bağladığımız arabada bazen kaybettiğimiz düşünülür oysa müslüman hiçbir zaman kaybetmez çünkü bizler aşkta kaybedersek kulluğu, hayatta kaybedersek cenneti kazanırız, bizde kaybetmek yok Elhamdülillah..

Bir Erkek Bir Kadını Neden Beğenmez?

Dünyanın en güzel kadınıyla evlenmenin 3 yolu. Bir Oha direkt böyle mi gireceksin? Evet. Bi bismillah de bi selam ver insanlar seni tanısın kimsin sen? Adımı mı tanıtayım bi de? Kimsin kardeş tanıyor mu? Uğur sen tanıyor musun? Tanımıyorum. Aa evet tanımıyorlar benim videomda atılmadı dimi? Ben Ömer, Adanalı diyorlar. Figüran olarak oynuyorum diyor arada. On dakika kürsüye çıkıyorum sonra hemen geri iniyorum. Sonra videolarda da işte, ney yapıyorum? Koşuyorum sağa sola falan. Öyle, gireyim mi? İnsanların izleyebilmesi için bir sebep olması lazım. Yaa Bak videoya çıktı ya hemen yükselmiş. Sen anlat ne anlatacaksın bugün bize? Neden haram bir muhabbete girmememiz gerekiyor? Ama dünyanın en güzel kadınıyla evlenmenin 3 yolu diyorsun İşte oda işin içinde anlıyor musun? Aaa güzel bak… Aaa çok.. Konumuz şu, ne yaparsan dünyanın en güzel kadınıyla birlikte olursun Evet Harika. Şuan konu nereye gidiyor fark ettim, gerçekten. Anlatayım mı spoiler vereyim mi? Anlat. Bakmamaktan geçiyor arkadaş. Bu kadar söyleyeyim. Dimi? Bitti şuan tamam… Şeyimiz başrol oyuncumuz kimseye bakmıyor değil mi? Sonra başına geleceklere bakalım neler olacak. Hadi iyi seyirler. Giriyorum Valla istiyorsan girme artık Tamam tamam mı? Rahat ol bi nefes çek Besmele çek Ikın Benim rahatlayabilmem için başka bir şey lazım bir şey Şimdi dünyanın en güzel kadınıyla evlenebilmemiz için üç şeye ihtiyacımız vardır Bir, dünyaca ünlü bir star olmanız gerekmektedir ki dünyanın en güzel kadınının dikkatini çekebilesiniz. Bunun yanında aynı zamanda çok yakışıklıda olmanız lazım çünkü dünyanın en güzel kadını yakışıklı bir adamdan hoşlanır. Ve sanatçı bir aileden gelmeniz de size artı bir puan kazandırır. Şimdi sen kendini kadın olarak düşün tamam mı dünyanın en güzel kadınısın neye bakarsın? Kendime bakarım. Ayna ayna söyle bana… Sonra neye bakarsın? Sonra sonra başkalarına bakarım onlar mı güzel ben mi güzelim diye. Peki evlenmek istesen nasıl biriyle evlenirsin? Kendime uygun. Yani Yani yakışıklı. Başka Zengin Of başka Alçakgönüllü Önemli mi? Çok Valla? Eee başka? Yok ki öyle bir adam olur mu yok öyle bir adam. O kadar güzelliğimiz var boşa mı gitsin? Alçak gönüllü olmaz ya. Alçak olsun o zaman. Alçaklık önemli. Şimdi bu az önceki saydığım özellikleri… Kalbi sakat olmasın. Sen bana hayatımı verdin, bende sana kızımı verdim gitti. Benim oğlum sakattır. Kalbi sakat olmasın. Kardeş duygulandırdınız beni ya. Allah’tan kadın olarak doğmamışım ben dünyaya gelmemişim ya. Bayan değil efendim kadın. Kadın babandır, kadın kadındır. Hayır, bayan babandır, kadın kadındır. Bayan mescidi değil mesela kadın mescidi. Bu saydığımız özelliklere sahip olsa bile dünyanın en güzel kadınıyla evlenmeye yetmeyebilir. Çünkü dünyanın en güzel kadını sapyoseksüel olabilir. İnsanın dış görünüşüne değil de zekasından hoşlanmak. Zekasına olan hayranlığı. Hani bir insan veya bir kadın veya bir erkek karşısındakinin dış görünüşüne değil zekasına hayran oluyor. Anladık mı? Siz bu özelliklere sahip olsanız bile küçük Emrah gibi ortada kalmanız çok muhtemeldir. Bir şey soracağım ya. Ben dünyanın en yakışıklı adamıyım, en zengin adamlarından starım çünkü En güzel kadının bana bakmama ihtimali var abi, zekiyim de aynı zamanda Yok o kadar değil. Şimdi mesela o kadın senden hoşlanmıyor da gidiyor Frankenstein’dan hoşlanıyor anladın mı? Yani sen sadece zenginsin. Bundan bağımsız olarak güzellik göreceli bir kavramdır. Yani bana çok güzel olan bir şey, başkasına hiç de güzel gelmeyebilir. Bazen öyle oluyor. Sende olduğu oluyor mu? Bana her şey çok güzel geliyor genellikle. Peki o zaman benim kendime göre en güzel olan insanı mı aramam gerekiyor bu durumda. Çünkü güzellik göreceli dedik ve dünyanın en güzel kadınını bulmam için bir arayışa çıkmam gerekiyor. Dimi? Ama maalesef bu da işe yaramayacaktır ve hatta hatta çok zarar verecektir. Çünkü ihtiyaç dairesi, nazar ettiğin kadardır. Yani şöyle abi, benim isteklerim benim arzum benim gördüğüm şeyler kadar. Peki bunun çözümü nedir yani ne yapmamız lazım o zaman bizim düzgün bir evlilik hayatımızın olması için? Şimdi problem şu daha evlilikten önce haram muhabbetlerde o kadar çok bulunmuşsun ki, bazı şeylerin tadına o kadar çok bakmışsın ki… Evlendiğin zaman bir heyecanın kalmamış artık. Zaten olacaklar yani görmemen gerekenden fazla şey görmüşsün ve evlendiğin kişinin de o özellikleri taşımasını istiyorsun. Evlendiğin kişi de bu özellikleri taşıyamayacağından dolayı evlendiğin kişiden sıkılıyorsun bir yerden sonra. Haramlara yani o kadar baka baka baka baka bunun çözümü de şudur Evlenmeden önce eğer biz gözlerimizi haramlara kapatırsak, kendimizi haram olan muhabbetlerden uzak tutarsak Bütün o güzel olan şeyleri bütün güzel olan muhabbetleri tatları ilk evleneceğimiz kişide görürsek Bize dünyanın en güzel muhabbeti olarak gelir dünyanın en güzel insanı olarak gelir evlendiğimiz kişi. İşte dünyanın en güzel kadınıyla evlenmenin yolu aslında budur. Zaten yani bunu yapmayan bir insan önce Rabbine onun emirlerinin dışına çıktığı için bi sadakatsizlik yapmış olur Ve ilerideki eşine yani sadakatsizlik yapmış olur. Düşünsene kim geçmişi kirli bir insanla evlenmek ister ki? Yani biz, birinin su içtiği bardaktan bile su içmek istemeyen insanlarız. Geçmişi kirli bir insanı nasıl isteyebiliriz? Hem zaten bizim için en güzel şeyler sadece bize özel olan şeyler değil midir? Değil mi bak çok romantik konuştum. Evet hocamm… Ben bunları yazarken Kur’an dinliyordum biliyor musun? Şarkıyla mı dalsaydım ama böyle de bitiriyordum abi ya. O yüzden kimseye bakmayın. Cümle bu işte. Allah’ım bana böyle hep bir şeylerden biraz biraz vermiş. Mesela çok fazla iyi basketbol oynayamam. Çok fazla akıl vermemiş mesela. Öyle deme deme. Akıl vermiş, fazla vermemiş Ama zaten ifrat tefritten kaçmak lazım anladın mı? Az olsun öz olsun, evime gideyim yeter. Deli olmasam iyi. Birini bıçaklamayayım yeter bana. Yani diyeceğimiz o, istediğin kadar yakışıklı ol, istediğin kadar güzel ol istediğin kadar tatlı ol istediğin kadar zengin ol Evet. Baban padişah olsun sultan olsun vezir olsun başbakan olsun. Evleneceğin kişi Miss Turkey 2019 güzeli olsun. Bugün değil seneye güzel olsun. Sen bugün evlen seneye güzel seçilsin. Vallahi de billahi de sen başka insanlara bakınca o senin gözüne güzel gelmiyor. Çünkü sen bakıyorsun tabloda on tane güzel var. On tane güzelin her birisinin farklı özelliği güzel. Sen tek bir insanda o kadar güzelliği bulamazsın. Bu yüzden İslamiyet diyor ki, harama nazar etme. İhtiyaç dairen genişlemesin, seni haram yollara sevk etmesin. Yani sen bunlar hayal dünyana girmesin ki sen kendi eşini en güzel görebilesin. Yani yine İslamiyet senin için, senin faydan için ve toplumun faydası için harama bakmamanı istiyor Haramla iştigal etmemeni istiyor. Bu yüzden evlenmeden önce çok fazla bayanlarla yani karşı cinsle diyaloğa girmemeni istiyor. Yine biz dedik ya dünyanın en güzel eşiyle evlenmenin üç yolu diye, en güzel kadınıyla evlenmenin üç yolu… Evet Buradan geçiyor yani başka yere bakmazsan sana güzel gelecek zaten. Başka yere baksan sana güzel gelmeyecek çünkü eksik gelecek her zaman nakıs kalacak. Hanım kardeşlere de yine aynı şey geçerli Yani harama nazar etmezse harama bakmazsa Yani okulda iş yerinde ya da farklı bir yerde Karşı cinsle gerekmedikçe muhatap olmazsa İnşAllah onlar da bu hastalığa giremeyecektir. Bakmazsan farklı şeylere elinde olanlar yeter sana. Nasıl anlatsam sana ilk harflere baksana Dünyanın en güzel kadınıyla evlenmenin yolları Aman abone olun kardeş. Bizlere abone olun. Beğenmeyi paylaşmayı unutmayın. Daha fazla insanlara ulaşalım. Selametle kalın, Hayra kalın. Harama bakmayın. Ben konuşacaktım yine girdi. Her videoya giriyor. Büyüğüm yani bir şey de yapamıyorum ki. Abi git diyemiyorsun. Benim videom olacaktı güya. Ama anlamış konuyu. Demek ki Uğur iyi anlatmışım. Dimi? İyi anlatmışım. Bence seni kıskanıyor. Kanka neden kıskanıyor biliyor musun? Birincisi saçlarımı kıskanıyor İkincisi… Başka da kıskanacağı bir şey yok. Neyse, selametle. instagram : yildiz_berkay42

Dirilişteki Papazla Röportaj Yaptık (Kendine Güvenen Soruya Cevap Versin)-Röportaj

İngilizce

Mum…just wait, we’re doing an interview. Come on brother…. proud to say that: Bursa, Bursa, Bursa. What’s the topic about? We want to talk about God (Allah) if you want to my dear brother. -I ermm…which channel?? +Oh, it’ll be on youtube in the internet, if you agree with it. +Do i look like a dealer or do i have that look or potential? No brother 😀 -But which channel is it? +It’s called Hayalhanem and it will be on Youtube not on TV. It won’t be on TV? No, it’s just on Youtube. Don’t make me mad asking me this kind of questions!!! It’s a channel on Youtube in the internet +Now can we go on to our questions? – Which questions? + I’ll ask you a few if you agree. -Ok go on. Noooo…just noo. You are asking the questions and also giving the answers? So you are muslim right? I’m the priest from “Diriliş”. Don’t forget to like and share this video. Thank’s for whatching. +What’s your name brother?- Ahmet. Murat. Hasan. Şener Çelebi. Abdullah. Emre. What’s your name? My name is Ali Osman brother. From which city do you come from Hasan? Bursa. I’m proud to say that: from Bursa, Bursa, Bursa. I’m the kid from Ankara and I’m fighting everywhere man. You are from Bursa, okay. 😀 I’m not originally from Istanbul, but let’s say I’m local. -I’m from Ankara. +Do you study here in Istanbul? -Yes. Which part? Music. Oh I thought you said physics. Yes you look like a music teacher 😀 What are you doing? Are you working or studying? No brother I’m an actor. Really? Wow, cool. In which series do you play? I played in “Söz” a few times as “Emre the dealer”. I’m taking bali (drugs) +Dealer? -3-4 times I played as a guest actor. +Cool. I’m asking you a question uncle Şener: you are muslim, right? I’m a priester in the movie “Diriliş Ertuğrul”. +Oh you are playing there? -Yes. In the serie “Payitaht Abdülhamid” I played as a chief rabbinate. The same thing like a priester right? They are the priesters from the Jews, I didn’t know before. I play the role that I got to play. But you as a person are muslim right? Yes. Ali Osman, does Allah (god) have a mind? Astağfirullah brother don’t make me angry with this questions!!! Allah Allah. Why not, don’t you know the answer? How don’t I you know? I do know. Okay then give me the answer: does He (God) have a mind or not? Yes Astağfirullah of course Allah doesn’t have a mind. So you say that Allah doesn’t have a mind?? No…ermm…no he has but… Does Allah have a mind? My god… …is out of place and we know as much about him as much he allows us to know. I can’t know the answer of this kind of questions, if Allah has a mind or not. hehehehe Don’t you know this uncle? No I can’t know. Do humans have a mind? Erm….that’s a different question… I say about Him (God) that it’s not worth it to think or research about Him. I don’t care. Because I asked my religious teacher in the middle school. Now you asked me a question and I don’t know how to answer. Sure He has a mind, but far away out of our imagination. Allah does have a mind and he also has an attribute about the mind. He (God) is endless and it contains in his 99 attributes. Does Allah have a mind? This is a strange question and has no answer. He (God) doesn’t have concrete a mind like a human being, but I think we can entitle it as a willpower. He (god) knows everything, but you can use the expression “mind” not for God. Bc the mind has a limit, but let’s say that God (Allah) has a willpower. By saying that Allah has a mind you say indirectly that Allah is helpless and doesn’t know sth and has to learn it by His mind. I think that we are the ones who are helpless by asking this kind of questions. Let’s go, let’s go!!! Hey what happened dude? Look what kind of function has the mind? You need it to lern sth., right? We need it to eat sth to feed ourselves…for stuffs like this we need it. And also on the other hand to learn sth. that we don’t know, right? Noooo…noo…brother you are the one who is asking and also giving the answer to the question. I’M DONE! 😀 +We can’t see Allah with our eyes, right? If you ask why, it’s bc the eye has a limit how far we can see. -In our religion there isn’t “Why?” and “What for?” +No you can and have to ask about it there is no problem. Bc if you don’t ask yourself this questions, then you can’t get to know God (Allah). +You asked a question. No, just bc I know the answers to this questions I don’t ask “Why?” and “What for?”. But for them who don’t know they have to open and read the book (the holy Koran). Allah hasn’t a mind, bc Allah doesn’t need a mind. +For example: Allah sees everything, doesn’t He? -I belive in that too, yes. +He (Allah) sees it right? But he doesn’t need an eye to see. Allah hears everything, but he doesn’t need an ear to hear. The same thing with the mind: our mind was given to us to leran sth. We don’t know anything, don’t know how to write, but learn it with our mind. But bc Allah doesn’t need to learn sth, He even knows everything. Therefore He doesn’t need a mind like we as human beings do. +Did you get it? -Yes. I know that you aren’t in an atheist opinion by asking me this question. I wanna say to the viewers: The life is too short, may Allah die with Iman (faith). Amin. May we should get to know him, may we get closer to him. Dear Hasan, do you know how we can get closer to the almighty God (Allah)? +We say that there is one and only God, Allah, right? -Yes. On the one hand some people say that God (Allah) has a mind, on the other hand other people say that this isn’t true. So they’re speaking from two diffrent God’s. There are two different attributes of Allah -Right. +Therefore, if we are beliving in the one and only God, Allah, then we have to know him as he described himself in the holy Koran. We have a lack of knowlage about Allah just bc of our lazyness. Do we belive in the same Allah, as He described Himself in the Koran? For that reason we have to prove our knowlage to get to know Allah. If you know Him, you’ll love Him. If you know Him, then you’ll do your prayers without any excuses. For example if you love a girl, then you’ll buy her flowers. Probably you have to work for about one week to afford that flowers. That’s a kind of sacrification, isn’t it? Also doing your prayers just for Allah is also a sacrification. Or fasting too, not eating from the morning till the sunset just for Allah is also a sacrification. But why can’t we do this sacrification? Just bc didn’t get to know Him bc we don’t love Him. We don’t get to know him, therefore we don’t love Him. Okay you say that you love Him, but are you doing your prayers? -I’m going to pray every friday. +Are you just showing your love from friday to friday? No, I’m going to Eid and on fridays… He (God) commanded us to pray 5 times a day for example. -But brother I don’t have that free time to do it. I get up early in the morning on 5 am. +Do you know what this means? That is also not knowing much about Allah. Why? +Couldn’t Allah know before commanding you to pray 5 times a day, that you supposedly will not have that much time? – He knew it. +He also knew this, right? -Yes. He knew that you will have free time to pray, but you misunderstand God. You think that you can say “Okay I didn’t have any time” and lie to God. You do have the time to pray my brother. God is the one who gave you the time. He wants that you spend just one hour for Him. You can spend another time for your daily work. Yes brother you’re saying the truth. I swear after this interview I’ll do my prayer. If you know Allah with His attributes you’ll love him automaticly. For example before you love a woman you have to get to know her before you can love her. What kind of person is she, what does she like, etc… The same about Allah, the more you get to know about Him, the more you’ll love Him (God). If you love Him, you want to thank Him for all what He (God) gives you. Bc all what you can see here gives you Allah. If you get this in your mind, you automaticly will thank Him. Even that you can breath. I thank you that you join to this Interview and pray that you get to know about God. Thanks. I hope that you also level up with your dealing. Sorry I mean with your role as a dealer. -Brother I just played as a dealer. + Okay my brother.

MEHMET YILDIZ OLAY RÖPORTAJ

lütfen bu videoyu beğenin, çünkü sebep olan yapan gibidir. Ağalar selamünaleyküm. hep siz mi beni çekeceksiniz bunda çok garip bir özellik var Muhammet abi gösteriyim mi ister misin şimdi abi şöyle bi takip seçiyorsun heh şu an seni odakladı kalkar mısın abi yavaş yavaş hanımın gibi izliyor seni bak. (gülmeler) devam et reis devam et ama abi sen arkanı dönersen ordan tanımayabilir (gülmeler) yanih ben tanırım biz kardeşiz de. (gülmeler) bu ne bilsin abicim yani yüz tanımadığı için eyüp bi rica edebilir miyim seni ya birader (fıtıfıtıfıtıfıtı) 😀 müzik… müzik… müzik müzik… müzik buraya gidiyoruum .. buraya geliyor.. bak beni takip ediyor. buraya gidiyoruum.. buraya geliyoru akıllı şeysin yaa -Birader sen nabıyon? -çekim yapıyorum başkanım gördüğün gibi boş yapma boş yapma.. boş yapma ejderha irfan -Başkanım beslediğimiz ejderha bi tür olarak çeçoyuz -başkan bu canlı yayın mı şimdi nabıyon? yok başkan kayıt alıyorum sonra reklam edecem.-Allah razı olsun başkan her şeye hazırız.Hizmet için her şeye hazırız eyvallah ömer bey inşaatımız nası gidiyo? Elhamdülillah abi çok şükür. en son ne zaman gittin inşaata -biii altı yedi gün oluyor abi basurun çıksın ömer :)) allah korusun abi :))Sen dört katlıyı nasıl ihmal edersin senin yüzünden mi gecikecek yok abi Allah korusun ya inşallah gidecem ama yarın gidicem 🙂 -ben adresi verdim gecikirsen adresi biliyorlar. ooooooo yeni damat -Başkanım -damat yüzüğün nerde bak dayak yeme akşam aho başkanım lütfen bizi başkalarıyla karıştırmayın ben diğer erkeklere benzemem geçen gece niye gelememiştin hocam ? başkanım çamaşırlar birikmişti ütü vardı yetiştiremedim:Dd oo saçlar gözler memleket Polonya mı bacanak? -Ankara, +ankara bebesi misin aslen,-yok abi erdemlide keçiören bebesi değil misin ? yok abi, Burda ne işin var ? burda, burdayız abi erdemlide büyüdüm de.+aile felan burda ? -aynen hayalde ilk kez gördüm seni? -aynen abi yeni geldim +bundan sonra +bundan sonra gelmeyen …. olsun mu ? olsun abi.+bekliyom bah 4 yıldır burda bu arkadaş kuyruklu yıldız gibi dört yılda bir geliyyormuş kendisi ama sözünü aldın pazar günü derse gelecek +söz verdi şahit misin? -şahidim +veriyor musun bilmiyorum ehehe bu da suriyeli gardaşımız ooo sabricim ve göbeğiiii sabri sen ne orda caz yapıyorsun bize kardeşş abi ilginç ilginç şeylerle uğraşıyon yemin ederim var ya şeytanın aklına gelmez bunlar ya bunu da mı siz sattınız yoksa sabri bey yok abi nerde ya nerden aldın güzel bişey oooo şuuur memed abi ? +buyur abi. -abi Allah bugün beni gurtardı elinden yemin ederim orada olsam herhalde yürürdün gene ama abi kaç para kaç para ? ne yapacan sen mi ödeyecen belki…+ 700 falan olabilir yazayım mı sana abi güle güle kullan :DD keke hoşgeldin -hoşbulduk abi merhaba maşşallah yine büyümüşsün he bu Taha’nın kuzeni. Boy kaç -198 kilo? 110. yaş? 19 bunu varya işte görseler çocuk işçi çalıştırıyorsun diyecekler he. zebellah gibi oğlana bak maşşallllah koyuncu hocam selamünaleyküm.-Aleykümselam. Şarkı söylüyor.. müzik oluyormu hocam? Benide kürsüye çıkarırımısn he abim ya gemiye gidecem yok abim düşmeyiz. sözler lem’alar bizimle tamam abi yok abi 2.5 ayda külliyat mı biter? biter ya niye bitmesin? Sözler lem’alar bitecek.+Canını yerim -söz selamünaleyküm merhabalar. -merhabalar efenim +hanımdan izin alabildiniz ha? bugün aldım abi hehe belgenizi görebilir miyiz? bi dakka çıkarayım :DD teke nassın memed abi? nasılsın?Allah razı olsun memed abi sen nasılsın? Burak bey nasılsınız? -iyiyiz efendim. bu kolları sivas kömmesiyle büyüttüğünüz söyleniyor doğru mu?-hayır hayat tecrübesi..-bir şey sorabili söyleyebilir miyim buyur hacım. – Bunların hepsinden şikayetçiyim. ne konu bakımından ? -Hizmet kaç yıldır burdasın hacı? -1.5 yıldır. şimdi 1.5 yıldır senle ne yaşadığımı anlamışsındır.sen de 1.5 yıldır hizmet var ve gelmiyorsun. yok yok bu kadarı yeter bana Şimdi bi durun ve sorun kendinize.. ne oluyor burada? ne yapıyor bu insanlar?.. nası toplandılar?.. niye bir araya geldiler ?.. amaçları ne?… Aslında bu soruların umut dolu cevapları var. geçmişte samimiyetle atılan tohumlar şimdi kocaman olan ağacın meyveleriyle neticeler verdi umutla atılan adımlar..birçok gülen gözlere sebep oldu.. o gözlerin büyük bir bölümü ekran başında. şu anda bunu izliyor. evet onlardan bir tanesi de sensin. İyi ki varsın.. ve daha ulaşılacak çok kişi var. Daha çok olmalıyız.biz olmalıyız. daha çok biz olmalıyız.BİZ BÜYÜK Bİ AİLEYİZ 🙂 selametle…Altyazı:zülal ve Adnan.

ALEVİYİM DİYE KIZ VERMEDİLER ! (Farklı Mezheb Evlilikleri)

Sevgili editörüm! Şu an “Aleviyim diye kız vermediler isimli videomuzu çekiyoruz, videomun ismide hazır. bence oldukça güzel. Peki bu sadece bir videomu değil. Benim başımada geldi bu video. DUYMA ENGELLİ KARDEŞLERİMİZ İÇİN GÖNÜLLÜ OLARAK YAPILMIŞTIR.1:20. sn den sonrası olmadığı için ben devam ettim.-Z. Vakti zamanında sevdik tabi. –Mehmet Yıldız tebessüm eder- Evlenelim dedik. Şimdi bu insanlar merak ediyor. Mezheplerle ilgili evlilik nasıl olur? Farklı mezhepler birbiri ile evlenebilir mi? diye Benim başıma benzer bir şey geldi. Şimdi ben hanıma haber yollattım önce istemeye. Bahsetmiştim belki. Diyarbakırlılar, Piranlılar, Dicle. Zazalar yani Hani o soğanı çok seven kabile var Onlara zaza arkadaşlar oluyor. (bu kısmı 10 kere dinledim anlamadım, şimdiden affen) Şimdi o dönemde tabi ilk haber gönderdik, işte talibiz istemeye geleceğiz falan diye Sağdan soldan soruşturuyorlar tabi kim bu oğlan? nedir necidir falandır fıstıkdır diye tam o esnada işte öğreniyorlar böyle Hanıma diyorlar işte nerelidir şudur budur falan fıstık. Neyse bi öğreniyorlar ki sülale olarak bu oğlan alevi Bu arada hanımın dedim ya işte halide şey böyle Zazalar biraz inadıylada meşhur arkadaşlardır Bide hanımın babası 10 erkek kardeş falan böyle ufak bir çekirdek aileleri var neyse böyle bir duyuyolar, kimdir nedir necidir, oğlan alevi! diyorlar ki olmaz hayatta vermeyiz, şimdi İnsanların böyle kafasında belli başlı kalıp olduğunda tabi kızlarınıda düşkünlükten dolayı insanda koruma güdüsü olur ya o koruma güdüsüyle öyle bir tepkide bulunuyorlar -Nereli? + işte filan kes filan kes alevi -Ay hayatta vermeyiz Sonra sağdan soldan geliyorlar. Ya diyorlar işte bu arkadaşı sen tanımıyorsun felan İşte bi hanımın babasıyla bi muhasebeci bi abim var yani böyle bi ortak arkadaş -ya bak tanımıyorsun falan fıstık Nasıldır kimdir necidir falan bi açıyor videoları namaz niyaz anlatan bir çocuk.İzliyorlar diyorlar. bu sefer de aşşırı dinci olmaz diyorlar. (güler)Önce aleviyiz diye sonra dini durumdan dolayı böyle bende bir sorun yaşadım.Şimdi insan evlilik için merak ediyor hani farklı mezheplerde evlilik nasıl oluyor diye sonuçta toplumumuzda olan bir şey bu hani bazen hanefi ve şafi dahi nasıl olur diye düşünenler oluyor. çoğu zaman işte Sünni ve Alevi dediğimiz ayrımlar oluyor. İşte insan merak ediyor işte kızım Alevi oğlum Alevi öteki sünni ya bunlar evlenebilir mi evlenirse nası olur hatta şöyle abes sorular oluyor işte -çocuğumuz doğdu çocuğumuz müslüman mı olur gibi önce şu soruyla başlayalım farklı mezheplerin Acaba birbirleriyle evlenmesi caiz midir? yani evlenecek olan eşlerin aynı mezhepten olma şartı mevcut mudur? İnsan merak ediyor. şimdi şöyle bi ele alalım konuyu öncelikle farklı mezheplerden kadın ve erkeklerin birbiriyle evlenmesi caizdir.Kadın evlendikten sonra kocasının mezhebine geçmek zorunda değildir şimdi burada bizim anlamamız gerekn şurası Müslüman bir bayan müslüman bir erkekle evlenmesi gerekeceğinden burada konuları mezhep olarak değil müslümanlığın tanımı olarak ele alırsak Bizim için çok daha maslahatlı olacak. Müslüman İslam dininin bütün kesin hükümlerini kabul edip hiçbirisini ama hiçbirisini reddetmeyen kimsedir yani namaz,oruç,zekat,hac.. abdest,gusül vb. emirlerine ittiba eden bununla beraber Zina,içki,faiz gibi büyük haramlardan çebaillerden de bunların büyük günahlar olduğunu kabul ederekten kaçan kimsedir yani müslüman şimdi bu anlattıklarımızın bütünün veya bir kısmını kabul etmeyen ya böyle saçmalık mı olur diyen bir insan müslüman olamayacağı gibi bunları kabul etmeyen birisiyle evlenmek de caiz değildir. yani baktığında buralarda mezhepten daha önemli bi kimlik var müslüman kimliği ve bu müslüman kimliğinin içerisindeki tanımlara uymuyorsa zaten asıl bu cihette evlilikten kaçman lazım ve çok şaşıracağınız bir şeyden bahsedeyim böyle bir durumda yani az önce bahsettiğimi kabul etmiyor ama bir evlenme gerçekleşiyor. işte bu saatten sonra asıl buna evlilik denmez bu bir cihette gayri meşru bir ilişkidir. çok ilginç değil mi?gayri meşru müslümanlık tanımına uymayan bir şey neden müslümanca bir evlilik olsunki zaten mesela ÖSYM nin istediği evrakları getirmeden bir üniversiteye gireceğini zannediyor musun?Aynı mantık olmuyor mu? de mi hani evrakların eksik başvuracaksın girmeyi ümit ediyorsun. gerçekten de makul değil.Bunun adı ister Sünni olsun.İster Alevi olsun ister Şii olsun demek ki evlenmenin ölçüsü islamdır yani az önce bahsettiğimiz çerçevenin içine girmek icab ediyor. Maalesef bu gün yurt içinde ve yurtdışında bir çok Müslüman hanım evleneceği kişinin ahvalini sormadan ve islami rükunlara ne kadar uyup uymadığını umursamadan maalesef müslüman olmayan kimselerle evleniyor aslında Altyazı:Naim ATA yani sadece kimlikte yazan ibare gibi düşünmeyelim bunu nası boş konservede Tamek yazar hala aynen öyle içi bomboş İslamın tam zıttı düşünce ve itikadda olan birinin kimliğinde de islam yazabilir bu basit bazı harflerin oluşumudur.Bu kadar peki çocuğun mezhebi ne olacak diye bi soru da gelebiliri akla şimdi öncelikle anlamak lazım. mezhep bir din değildir. dinin bir fakültesi bir yorumudur. yani bu cihette alınan diploma yine islam diplomasıdır aslında Din Kur’an’dır Dİn hadistr.Din efendimiz(s.a.v) in icmadır yani demem o ki o yol islamın temel disiplinlerini bozmayıp o çevresini kuşatıp kabul eden bir gönüle çarpıyorsa işte evlilik buralarda vakidir.Bu anlattığımız dersi lütfen bi ayrıştırma gibi görmeyin yani görmeme icab eder çünkü islamı yaşayan bizim din kardeşimizdir.Hiç yaşamayan biri de olabilir. bu da bi vatandaşımızdır ama bu ayrımlar islamı yaşayanlar için önemli kriterlerdir. o yüzden bunu bi ayrıştırma gibi görmemek lazım ölçü budur,elbise budur bu kıyafet kime dikildiğinde kim giydiğinde ona uyum sağlıyorsa o kişiyle yola çıkılabilir. Bu dersi önceden yapmam lazımdı kayınbabaya biraz geç kaldık artık iş geçtikten sonra oldu ama umarım sayın kayınbabam dinliyordur 😀 (gülmeler) evet ders bitti..:DDD Altyazı:Naim ATA


İngilizce

My dear editor! “They didn’t give girls because I was an Alevi We’re shooting our video, my video is ready. I think it’s pretty nice. Well, it’s not just a video. This video came on my head. WOMEN’S BEING CONCENTRATED TO BEHAVE HANDICAPPED 1.: 20. Since I was not after the sn, I continued. We loved the time. – * – * Mehmet Yıldız smiles – * – * We said we should marry. Now these people are wondering. How about marriage with the denominations? Can different denominations marry one another? that Something like this happened to me. Now I’ said the lady before the news was sent to ask. I already told you. Diyarbakir, Piranians, Tigris. Zazas You know, there’s a tribe who loves that onion He’s zaza friends. (I’ve heard this part 10 times, I don’t understand, already affen) Now we sent the first news at that time, we will come to ask the demanding They’re investigating from right to left, who is this boy? What is a peanut? that’s how they learn at work This is where they are, or something. Anyway, they learn that this son alevi In the meantime, I said, or something like that Zazas are some famous friends Bide’s father 10 brothers or something they have such a small core family Anyway, such a senses, who is what is, is the flame of the boy! they say that we will not survive, now That’s the kind of people protection of human beings they have the motive or they react so strongly with the protection motive The -Nerel? + Here we are, cut or alevi Then they come from the right to the left. They say they don’t know your friend. I have a father with his father so he has a partner like that – Look, you don’t know a peanut or something. How are the videos a child who tells prayer niyaz. they say that this time they will not be overly religious. (laughs) Then the religious situation because of the alevi I have had a problem. Wondering how to get married in different denominations he who ultimately has something in our society sometimes it happens that the innkeeper and the shaman those who think. most of the time there are separations we call Sunni and Alevi. Here’s what people wonder my daughter Alevi my son Alevi the other Sunni or can they marry even if he gets married, there are even questions like this our child-our child was born as a Muslim Let’s start with the following questions of different denominations I wonder Is it permissible to marry one another? the same spouses to marry Is there a requirement to become a sectarian? Human is wondering. Let’s take a look at the subject now first of all, marrying women and men of different denominations She doesn’t have to go through her husband’s denomination after marriage. Now here is what we need to understand Muslim woman with a muslim man the issues here denomination not as a definition of Islam It’il be a lot more for us. Muslim To accept all the exact provisions of the Islamic religion anyone ie prayer, fasting, zakat, pilgrimage .. ablutions, gusül etc. impulsive however, adultery, drink, interest the great haram great sins all of this or what we say now refuse can not be a human muslim marry is not permissible. So when you look around here There is a more important identity than the sect Muslim identity and this if it does not match the definitions within the Muslim identity you have to escape from the marriage and something I’ll be very surprised at in a situation that I’m talking about does not accept but a marriage is taking place. after this time, this is not called marriage. this is an illegitimate relationship in a way. Isn’t it interesting? something that does not comply with the definition of Muslim is a Muslim marriage. for example, ÖSYM wants to bring the paperwork Do you think you will enter a university? Do you hope to enter the documents you will refer to missing. not really reasonable. Whether it is Alevi or Shiite that is, the measure of marriage is islam it is meant to go into the frame we are talking about. Unfortunately this day a lot of domestic and abroad Muslim lady without asking the person to marry how much is it unfortunate marrying Subtitles: Naim ATA that is, only in the identity Let’s not think about it. exactly empty The opposite of Islam can also write Islam this is the formation of some simple letters. what about the child’s denomination will come up with a question Now you have to understand firstly. denomination is not a religion. is an interpretation of a faculty of religion. In this context, the diploma is still the diploma of Islam is actually Religion is the Koran In the Hadith of Our Lord (SAW) Madiran Price So I say that way it does not disrupt the basic disciplines of Islam. accepts a heart here is the marriage is here in this case. Our religion is our brother. this is also a citizen but this is The distinctions are important criteria for the inhabitants of Islam. so you shouldn’t see it as a bi This is the measure, the dress is this outfit to whom who wears when he wears if it adapts to that person. I had to do this lesson in advance. it was a little late but after the job I hope my brother-in-law is listening: D (Laughing) yes the course is over ..: DDD Subtitles: Naim ATA

MARKALI GİYİNMEK,LÜKS ARABAYA BİNMEK İSRAF MI? – İktisat

Şimdi adamın bir tanesinin 3 tane oğlu var hacı abi. Adam vefat ediyor. 3 tane oğluna 17 tane deveyi miras bırakıyor. Kaç oğlu var? 3 oğlan. Kaç deve var hacı abi? 17 deve var. Diyor ki, “Birinci oğlum 17 devenin yarısını alsın.” +Abi, isim neydi? Efendim? – Mehmet. Mehmet abi, 17 devenin yarısı kaç ediyor? Bölünmüyor. Diyor ki, “İkinci oğlum da 1/3’ünü alsın 17 devenin.” 1/3’ü de yok. Diyor ki, “Üçüncü oğlum da 17 devenin 1/9’unu alsın.” Ohoo Mehmet abi, bu nasıl baba. Böyle miras mı olur? İşler karıştı. Bakıyor, oğullar kavga edecekler. Sabri abi, işin içinden çıkamıyorlar, birbirine girecekler. Diyorlar, “Bizim babanın gittiği çok muhterem bir zat vardı. Gidelim de bir fikir alalım.” diyorlar. “Biz bu 17 deveyi 3 kardeş nasıl bölüşeceğiz? Birbirimizi bölüşeceğiz yoksa.” Gidiyorlar adamın yanına. Diyorlar işte, “Ya hoca efendi, böyle böyle bizim baba vefat etti. Bize de miras 17 tane deve bıraktı. Yarıya bölünmüyor, üçe bölünmüyor, dokuza bölünmüyor. Biz bunu nasıl yapacağız?” diyorlar. Hoca efendi de demiş, “Sizin babanız çok muhterem bir zattı. Babanızın bana çok iyiliği oldu. Bir deve de benden size hediye.” demiş. Kaç deve etti? 18 deve. Demiş ki, o bir hediye deveden sonra, büyük oğlana kaçını vercekti? Yarısını. 18’in yarısı ne yapıyor hacı abi? 9 deve. İkinici oğlana ne veriyordu? 18 devenin 1/3’ünü veriyordu. 18 devenin 1/3’ü ne yapıyor? 6 tane deve. Üçüncü oğlana, 18 devenin 1/9’unu verecek. 1/9’u ne yapıyor? 2. Şimdi diyor hoca efendi, toplayın. 9+6=15. 15 ile 2’yi topla 17. Diyor, “Şimdi verin benim o bir tane devemi.” (gülerler) O bir tane deveyi çok amacına uygun kullanmış. Değil mi? Biz bir şeyi amacına uygun kullanmaya ne diyeceğiz Mehmet abi bugün biliyor musun? Aha burada ipucu da var. İktisat diyeceğiz. Şimdi tabi iktisat kelimesi, bizim değirmende amacına uygun kullanma değil de, ne derler mesela? “Bu adam çok tasarrufludur.” Ne demek tasarruflu adam? Kime diyorlar? Az yiyen, az içen, az kullanana ne diyorlar Vatan abi? Tasarruflu adam diyorlar ama tasarrufun kelime manası bu demek değil. Yine, bizim değirmene girince biz onun anlamını iyice bir değiştirmişiz. Tasarruflu kişi, yani mutasarrıf kişi aslında sarf eden demektir. Yani bir şeyi sarf edene biz tasarruflu dememiz lazımken kime tasarruflu diyoruz? Az yiyen, az içen, kıt kanaat geçinene tasarruflu diyoruz. İktisadın tanımı, az yiyen, az içen, az konuşan demek değildir, bir şeyi amacına uygun kullanmaya iktisat diyeceğiz. Ömer, hoş geldin. İktisat ne babacım bir tekrarlar mısın? Bir şeyi amacına uygun kullanmak. Peki, senin elinde, iktisat edebileceğin en kıymetli neyin var? Bir söyle bakalım. Paran var, değil mi? Yani bizim biraz akıl, kalp hep parada olunca, iktisat paraya gidiyor, değil mi? Şimdi Mehmet abi, nerelisin? -Afyon. Afyonlusun. Geçen sizin memleketteydik. Çok güzel memleketiniz. Havası sert, insanı mert diyorlar Afyon için. Bütün memleketler öyle değil mi? Senin gönlün geniş Mehmet abi. Allah razı olsun. Senin hayatında iktisat etmek için, iktisat ne demekti Mehmet abi hatırlıyor musun? Amacına uygun kullanmak. Senin iktisat ettiğin değerli, kıymetli bir şeyin var mı Mehmet abi? -Edemediğim bir şey var: gençliğim. +Gençliğin. O elden gitmiş Mehmet abi. Üzülerek söylüyorum (güler). Keşke olsa benimkinin yarısını versem. -Sağlık. +Sağlık, gençlik. Onları iktisatlı kullansam çok iyi olurdu diyorsun, doğru mu? Eyvallah. Yanınızdaki genç beyefendiye verebilir misiniz, Mehmet abi. Hüseyin abi, hoş geldin. Sen Mehmet abiye göre daha mı gençsin? Nasıl oluyor durum? -Öyle mi görünüyor (güler). + Yani buradan O ikinci çocuk var ya 1/3’ünü alan gibi duruyorsun abi. -Maşallah de (güler). +Maşallah. Hüseyin abi, var mı hayatında, önce, iktisat ne demekti abi? Amacına uygun kullanmak, değil mi abi? Kıymet deyince biz böyle saklama diye algılıyoruz, öyle değil. Amacına uygun sarf etmek, asıl iktisadın gerçek manası oluyor. Senin hayatında en kıymetli gördüğün neyin var abi? -Kıymetli gördüğüm, yani o kadar çok şey var ki yani, ailemden tut da çevremdeki sahip olduğum iyi şeyler, güzel şeyler. +En merkeze bir şey alsan? Tek bir şey. -Çocuklarımız olabilir mesela. +Çocukların olabilir. Ama ben istediğim cevabı henüz alamıyorum Hüseyin abi. Var mı denemek isteyen? -Zaman olabilir mi? -Hayat. Vaay Mehmet, odada dersi yaparken beni mi dinledin? Niye hayat dedin? +Bir söyle. -Şimdi hayat her şeyi kapsıyor. +Çok güzel. -Yani doğumuzdan batımıza kadar Allah’ın bize verdiği bu süreyi en güzel şekilde değerlendirmek için +Çok güzel. – Yani Allah’ın en büyük ismi Hayy. +Senin yeni bebeğin oldu değil mi? -Evet abi. +Kaç aylık? -İki aylık oldu. +İki aylık. O bebeğe oda yaptın mı? -Yapmadım daha. +Yapmadın mı? Bak bende 5 aylık bir tane yavru Zaza var evde. (gülerler) Çok inatçı yani, bebeğe bile inadı vurmuş gerçekten. Duvardan geçmeye çalışıyor böyle dikine (gülerler). Zaza arkadaşlar bilirler, biraz inatçı oluyorlar. Şimdi biz bebek doğunca ya da doğmadan önce, bebeğin odasına yatak alınıyor. Ne için? Bebek için. Doğru mudur? İşte atıyorum bebeğin perdesi alınıyor, merkezde kim var? Bebek var. Bebeğin bezi alınıyor, kim için? Bebek için. Odanın ışığı alınıyor, kim için? Bebek için. Yani bebek etrafındaki bütün alınan eşyaları kendinde temerküz etmiş oluyor, doğru mu? Hayat, aynı böyledir işte. Yani benim gözüm olsa, hayatım olmasa hiçbir anlamı yok. Ama hayatım olsa gözüm olmasa, ben yaşayabilirim. Hüseyin abi, ifade edebildim mi? Çocuğun olmasa, hayatın olsa devam edebilirsin. Ama hayatın olmasa, çocuğun olsa sen devam edemezsin. Üstat hazretleri diyor ki, “İktisat, nimete şükür ve hürmettir.” Demek ki, biz bir şeyi amacına uygun kullansak ne oluyor? Kullandığımız nimet için bir nevi hürmet etmiş oluyoruz. Ama bizler maalesef üzülerek söylüyorum, zihnimiz hep para pulda olduğundan dolayı hayat gibi bir şeyin bizde temerküz ettiğinin farkında değiliz. Ve bozuk para gibi harcadığımız en ucuz şey bizde hayat oluyor. Yani biz hayatımızı iktisat edemiyoruz. Yani Murat baba biz hayatımızı, amacına uygun kullanamıyoruz. Cenabı Allah’a baktığımda ben şu kainatı temaşa ettiğimde görüyorum ki mesela 400 milyar, Samanyolu Galaksisi’nde yıldız var doğru mu abi? Peki o yıldızla Bir şeyler yapabileniniz var mı? Mesela ticaret yapan. Eminim gidebilsek müteahhitler ev yapardı oraya hemen. Yıldızlarla bir şey yapabiliyor muyuz? Yapamıyoruz. Ne yapıyoruz, temaşa ediyoruz, Cenabı Allah’ın kudretini ve büyüklüğünü idrak edebiliyoruz. Peki 400 milyar yıldız sizce israf mıdır? Haşa, değildir. Allah’ın kudretini gösterdiğinden aksine iktisat edilmiştir. Yani amacına uygun kullanılmıştır. Bu odanın büyüklüğü 200 m² diyelim. Lambalar, odadan daha küçüktür. Ama Cenabı Allah lamba olarak, dünyanın 1 milyon 300 bin katı büyüklüğündeki güneşi koymuş. İsraf mı etmiştir? Haşa, Allah Azze ve Celle iktisat etmiştir. Yani güneşi amacına uygun kullanmıştır. Şimdi biz bu iktisat kelimesinin bir anlamını tekrarlayalım. Neydi iktisat? Bir şeyi amacına uygun kullanmak. Bunun bir de zıttı diyebileceğimiz bir kelime daha var. Nedir o da? İsraf. İsraf için ne diyeceğiz? Bir şeyin kullanımında aşırıya gitmeye de biz israf diyeceğiz. İsraf, Kuran’da israf ve tebriz olarak takribi 23 yerde isim ve fiil halinde geçiyor. Bende mi dikkat? Arkadaki, bendesin değil mi? Kaç kere geçiyor Kuran’da israf? 23 kez, isim ve fiil halinde. İsraf ve tebriz olarak geçiyor. Şöyle bir örnekleyelim. Mesela, sünnette midemizin kulanımı beyan ediliyor değil mi? Efendimiz (sav) beyan etmiş, ne diyor? 1/3’ü yemek, 1/3’ü su ve kalan 1/3’ü hava. Biz nasıl kullanıyoruz? 1/3 yemek, 1/3 yemek, 1/3 yemek,1/3 yemek. Yani biz böyle genzimize kadar yemek kullanıyoruz, doğru mu? Ne yapmış olduk abi biz? Biz yemeği israf etmiş oluyoruz. Ama yemekten daha çok, daha önemli bir şey var israf ettiğimiz. Ne Vatan abi? Midemizi israf etmiş oluyoruz, doğru mu? Hani böyle bizde civanmertlik nazarıyla bir israf hali vardır. Sofrada oturur, “Ya babacan, kirvem senin için sofrayı döşettim, şunu bir sünnetle hele.” der. 7 tabak sünnetletiyor adama. Yani gırtlağına kadar adamın buradan kuru fasulye taşıyor, o daha “Sünnetle hele şunu.” falan diyor. Demek ki burada ne var? Yemekten önce midemizi israf etmiş oluyoruz. Yemeğin geri dönüşüm ihtimali var ama midende bir problem olduğunda geri dönüşüm ihtimali maalesef olmayabilir. Eğer bir gün alışverişe çıksan, bir sürü yemek alsan, o yemeği asla kullanmasan, bu da tebriz oluyor. Bugünlük yine israf diyelim buna da. Çünkü israf, bu arada birçok haramı ve birçok günahı da içinde barındıran bir kelimedir. Şimdi, birkaç bir şeyi daha, herkesin aklında olan sorular; acaba lüks bir arabaya binmek israf mıdır? Markalı bir tişört giymek acaba israf mıdır? Şimdi Kuran’ın, evde kaç tane ayakkabın olacağına dair bir beyanı var mıdır abi? Var mıdır? Salih baba, var mı? Kuran şunu demiş mi, 7 tane ayakkabıyı geçemezsin. Demiş mi? Dememiş değil mi? Peki 100₺’lik tişörtten fazla kullanamazsın demiş mi? Bunu da dememiş. Demek ki Kuran, israf ve iktisat noktasındaki birçok mihengi bizim vicdanımıza bırakmıştır. Bir iş adamı veya illa iş adamı olmasına gerek yok. Amacına uygun kullandıktan sonra herhangi birisi lüks bir arabaya binse, markalı bir kıyafet giyse, bu ona israf mıdır? Hayır, değildir. Peki o adam ne olursa olsun, isterse en yüksek makamdaki birisi olsun, maddi durumu olmadığı halde gitse borca harca girip, faiz ile en lüks arabayı alsa israf mıdır? Evet, israftır ve dikkat edin israfa girilen yerlerde genellikle faiz vs. birçok haramı da birbirinde barındırmıştır. Ama maalesef, biraz şekilciliğin hakim olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Bu yüzden bizim için bir insanın değeri, harcadığı para kadar adamlığı vardır gibi bir değeri oluyor. Böyle olunca bir insan harca harca harca parasını bitirdiği vakit, harcayacak neyi kalıyor Mehmet? Maalesef şahsiyeti kalıyor. Bu da işin çok üzücü bir kısmı. Şimdi ben Risale-i Nur’da, Üstat Hazretlerinin önce size maddi iktisat kısmını anlatacağım abi. Ardından manevi kısmını anlatacağım. Bunu bir beraber kıyaslayacağız. Abiler, bugün lütfen dikkatinizi güzelce vermenizi rica ediyorum. “Kaideme ve düstur-u hayatıma muhalif bir surette, bir talebem iki buçuk okkaya yakın bir balı bana hediye kabul ettirmeye ısrar etti.” Başrolde kim var Ömer? Üstat Hazretleri var. Birisi gelmiş, iki buçuk okka balı Üstada hediye vermeye çalışmış. 1 okka yaklaşık 1283 gram. Oradan hesaplayın. Kaç okka bal hediye vermek istiyor abi? İki buçuk okka balı, üstada hediye vermek istiyor. “Ne kadar kaidemi ileri sürdüm, kanmadı.” Üstadın kaidesi ne? Hediyeleri kabul etmiyor. “Bilmecburiye, yanımdaki üç kardeşime yedirmek ve Şaban-ı Şerif ve Ramazanda” aynı bizim bulunduğumuz aylar. “o baldan iktisat ile otuz kırk gün üç adam yesin ve getiren de sevap kazansın ve kendileri de tatlısız kalmasın diyerek ‘Alınız’ dedim.” Üstat Ramazanı düşünüyor, yanında kaç kişi var? 3 kişi var. Kaç okka bal hediye geliyor? İki buçuk. Bir okka bal da Üstatta var. “Bir okka bal da benim vardı.” Toplam üç buçuk okka bal var. Kaç kişiler toplamda Üstatla? 4 kişiler. Peki ne kadar süre yemeyi düşünüyorlar? Otuz kırk gün yemeyi düşünüyorlar. “O üç arkadaşım, gerçi müstakim ve iktisadı takdir edenlerdendi.” Yani normalde iktisadı bilen insanlar. Demek ki şeytan direkt israf et diye bu adamları aldatabilir mi? Aldatamaz çünkü iktisadı bilen adamlar. “Fakat her ne ise, birbirine ikram etmek” neyi ikram ediyorlar? İki buçuk okka balı. Ye kardeşim, ye babacım, senden kıymetli mi, ağzında paralansın, burnundan fışkırsın değil mi. Masada öyleyiz değil mi? Ye kardeşim senden kıymetli mi? “Birbirine ikram etmek ve her biri ötekinin nefsini okşamak” kardeş masalar senin köpeğin olsun, ye çık buradan, değil mi abi. Biz öyle yapıyoruz yani genellikle. Ne yapıyoruz? 3 kişiyiz, masada kaç kişilik, 20 kişilik. Doğru mu? Yapmıyor muyuz? Olmazsa olmazımız ne? Küncülü(?) pideye soy isim yazdırmazsan o sofra olmaz. Mutlaka, değil mi abi. Ondan sonra garsona da vereceksin, 10 lirayla telefon aynı anda. ‘Kirvelerimle bir resmimi çek hele.’ diye. Öyle değil mi? Sonrası klasik zaten. Mutlaka paylaşacaksın. Namını yazarak, masada kimleri ağırladığını yazarak. Çok önemli bir cümle bak, “O üç arkadaşım, gerçi müstakim ve iktisadı takdir edenlerdi. Fakat her ne ise, birbirine ikram etmek ve her biri ötekinin nefsini okşamak ve kendi nefsine tercih etmek olan bir cihette” yani çok güzel hasletlerle aslında. Ye, sen ye ben yemeyeyim, lütfen sen ye gibilerinden “ulvi bir haslet ile iktisadı unuttular.” Ne yaptılar mideyi? İsraf ettiler. Biz genellikle buradaki kardeşlerimizle dışarı çok çıkıyoruz. İnanın 5 kişiysek, her zaman 3 porsiyon yemek söyleriz. 10 kişiysek 6-7 porsiyon yemek söyleriz. Zaten Çukurova çocuğuyuz, mezeleri, şuyu buyu doyuyor muyuz abi? Sen nerelisin abi? Besnili misin? Tava, Besni tava . Bir Besni tavayla kaç kişi doyar? Bir gün 5 kişi dener misin, üç kişilik yapıp. Ama Bismillah çekmeyi unutma, sonda çekince doyurmuyor. Tamam mı hacı abi. “Üç gecede iki buçuk okka balı bitirdiler.” Kaç gün yiyeceklerdi Berker? Otuz kırk gün. Kaç gecede bitmiş? Üç gece iki buçuk okka balı bitiriyorlar. Neyle? Kardeşim lütfen ye, senden değerli mi, lütfen ye, diye. “Ben gülerek dedim, ‘Sizi, otuz kırk gün o bal ile tatlandıracaktım. Siz otuz günü üçe indirdiniz. Afiyet olsun.’ dedim. Fakat, ben kendi o bir okka balımı iktisat ile sarf ettim.” amacına uygun kullanıyor. “Bütün Şaban ve Ramazanda hem ben yedim, hem lillahilhamd o kardeşlerimin her birisine iftar vaktinde birer kaşık verip.” Haşiye: büyük tatlı kaşığı iledir. “verip, mühim sevaba medar oldu.” Şimdi Üstat Hazretlerinin hayatına baktığımızda önce bir maddi iktisat kısmını, iyi bir deşmemiz lazım. Üstat 27 yıl sürgün ve hapislerde geçirmiş bir insandır. Hapis zamanlarında, özellikle Afyon hapislerinde, soğun o dehşetli olduğu şehirde Üstat Hazretlerine günlük bir kase çorba veriyorlar 1/3’ünü yiyor çoğu gün. Bir kase çorbanın. Biz geçenlerde kardeşlerle Barla’ya gittik. İzlemişsinizdir videoyu belki, Barla’da Üstadın yattığı bir tane döşek var abi. Bir sedirin üzerinde bir döşek. Üstat Hazretlerinin bir tane de yırtık yorganı var Hüseyin abi. Ne oluyor biliyor musun? Taa zamanında merhum Necip Fazıl’ın Büyük Doğu Mecmuası çıkarıyor, Üstat maddi imkansızlıktan Büyük Doğu Mecmuası’nın çıkamayacağını duyuyor ve talebelerine diyor ki, “Yırtık yorganımı satınız, ve merhum Necip Fazıl’a gönderiniz. Büyük Doğu kapanmasın diyor. İktisadı görüyor musun, ne kadar güzel bir iktisat. Üstat Hazretlerinin Risale-i Nur’da çok yerde yazıyor yani. Çoğu zaman bir tavuğu ve bir adet civcivi var. O tavuk ona yumurta veriyor, günlük yumurta ihtiyacını öyle karşılıyor. Ne zaman ki tavuğum yumurtayı kesti civcivim büyüdü, yumurta vermeye aynı gün devam etti diyor. Biz Risale-i Nur’da çoğu yerde Üstadın hayatının tamamını okuduğumuzdan, ne yedi, ne içti, ne giydi. Zaman zaman Hayalhanem’deki bütün ahvalimizi paylaşım yapıyoruz. Belki dışarıdan bakınca biraz egolu, kibirli gözükebiliyordur Allah affetsin. Ama Üstat şeffafmış, biz de onu sağlamaya çalışıyoruz. Yani bu bizim bir kaidemiz. Ne yaptık, ne ettik, nasıl gidiyor, şeffaflık bize o noktada makul ve güzel geliyor. Üstat Hazretleri için uyku saatini duyunca biraz şaşıracaksınız. Öncelikle, fıtri uyku. Hacım, hoş geldin Antep’ten. Bir ismini alabilir miyim. Mehmet, kaç saat uyuyorsun? 7-8. Fıtri uyku kaç saat? -6 saat mi abi? +5 saat fıtri uyku. Sence Bediüzzaman ne kadar uyuyor? 2 saat, 3 saat uyuyormuş. -Maşallah. Baktığında Efendimiz’in (sav) gece hayatına bakın Kıyam ül leyl diye geçiyor. Geceyi böldüğü bir zaman var. Üstat o kadar az uyuyarak, gecesini ihya ediyor. Bir şiir var Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin bilir misiniz? “Ey dide (göz) nedir uyku gel uyan vgecelerde/ Kevkeplerin (yıldızların) et seyrini seyran gecelerde/ Bak heyet-i alemde (bütün dünyada) bu hikmetleri seyret/” seyredince ne olacak? “Bul Sani’ini (sanatkarını) ol ana hayran gecelerde” İyi de neden sürekli gece diyor acaba? Bak ikinci kıtada cevabı var. “Çün gündüz olursun nice ağyar ile gafil” Gündüz; telefon faturası, o aradı bu aradı, benzin alacağım, elektrik faturası, Ayşe’ye gittin mi, Fatma’ya gittin mi… “Çün gündüz olursun nice ağyar ile gafil” Seni Allah’tan uzaklaştıracak bir halete sürükleyip gaflet ediyor mu? Ediyor, o yüzden gece diyor. “Çün gündüz olursun nice ağyar ile gafil/ Koy gafleti (kov gafleti) dildârdan (kalbin esas sahibinden) utan gecelerde” Bir sormak lazım 40 gün üst üste teheccüdde geceyi bölerek Allah’tan bir şeyi istedik de verdi mi vermedi mi acaba? Ondan önce, 40 gün biz o geceyi böldük mü acaba? Yoksa Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin dediği gibi “Ey dîde nedir uyku gel uyan gecelerde/ Kevkeblerin et seyrini seyrân gecelerde/ Bak hey’et-i âlemde bu hikmetleri seyret/ Bul Sâni’ini ol ana hayrân gecelerde/ Çün gündüz olursun nice ağyâr ile gâfil/ Koy gafleti dildârdan utan gecelerde” Biz o geceleri horul horul geçiriyorsak vay bizim halimize. Niye? En büyük nimet neydi? Hayattı. Sen geceni, hayatını, ihya ederek değil horlayarak geçiriyorsan, vay senin haline. Vay benim halime. Mecmuatül Ahzab diye bir kitap var, duyan var mı? Mecmuatül Ahzab, dergahlarda da çok okutulur. Bir dua kitabıdır, tam iki bin sayfadır. İki bin sayfa, Mecmuatül Ahzab. Duymuş muydunuz? Üstat Hazretleri, on beş günde bir hatmediyor. İki bin sayfalık kitap, on beş günde bir hatmediyor. Soralım mı şimdi, bugün hayatımızı nasıl kullanıyoruz? İktisat ne demekti? Amacına uygun kullanmak. Ben dedim ki bizim en çok israf ettiğimiz şey hayatımız. Bırak iki bin sayfalık duayı on beş günde bir yapmayı, günlük dua eden kaç kişi desek acaba nasıl cevap alacağız? Biraz üzülür müyüz acaba cevaplara? Şimdi size şöyle bir şey demiştim, Üstat Hazretlerinin önce maddi, daha sonra da manevi iktisadını anlatacağım demiştim. Lütfen çok iyi dinleyin, bugün ders çok önemli. İsraf ve iktisat kelimelerini çok yanlış kullanıyoruz. Neden? Hayatını israf etmişsin, akan suya takılıyorsun. Sofradaki kuru ekmeğe takılıyorsun. Hayatın israf olduktan sonra o suyun, o kuru ekmeğin ne önemi var, soruyorum ben sana. “Üstadın meşrep ve mesleğini tamamen anladıktan sonra” az önce bahsettim, biraz anlatmaya çalıştım, yaşantısını sundum size. Onu tamamen anladıktan sonra. “artık onun yüksek iktisatçılığını, böyle yemek, içmek gibi basit şeylerle mukayese etmeyi çok görüyorum.” diyor. Onu tanıdın mı? Evet tanıdım. Tanıdıktan sonra Üstadı yeme, içme, uykuyla mukayese edebilir misin? Edemezsin. “Zira, bu büyük insanın yüksek iktisatçılığını manevi sahalarda tatbik etmek ve maddi olmayan ölçülerle ölçmek lazım gelir.” Nasıl? Şöyle, “Mesela Üstat, bu yüksek iktisatçılık kudretini” cümle çok önemli, cümle çok önemli, ver dikkati abi. “sırf yemek, içmek, giymek gibi basit şeylerle değil;” biraz sonra kıyaslayacağım şeyin yanında, yemeyi, içmeyi, giymeyi nasıl gördü? Basit gördü. “basit şeylerle değil; bilakis fikir, zihin, istidat, kabiliyet, vakit, zaman, nefis ve nefes gibi manevi ve mücerred kıymetlerin (soyut kıymetlerin) israf ve heder edilmemesi ile ölçen bir dahidir.” Hayat dururken, zihin dururken nefis dururken, nefes dururken o su boşa aksa, buradan mı tatmin olacaksın? Üstat bir gün çamaşır asıyor, talebesinin biri yardıma geliyor, “Üstadım bırak ben asayım.” derken Üstat bırakıyor, oturmuş Cevşen okuyor. Talebesi böyle elinde, şaşırıyor yani, daha çamaşırı yeni almış, oturmuş Cevşen okuyor. “Üstadım burada da mı?” diyor. “Keçeli bildiğin gibi değil, çok ihtiyacım var.” Şimdi bir hesaplayın, hayatımızı güzel iktisat ediyor muyuz. Günlük işinize, dosyalarınıza, evraklarınıza kaç saat ayırıyorsunuz, Kuran’ın manasını kaç saat vakit ayırarak anlamaya çalışıyorsunuz? Biz de çocuk suyu dökse, israf deriz değil mi abi. Ekmek kırıntı kalsa israf deriz. Tamam onlar israf değil mi, evet onlar da israf. Peki senin boşa giden hayatın bunların yanında nasıl olacak? Hayatını israf etmişsin, nasıl olacak? Bir adam hayat gibi bir nimeti israf ettikten sonra, su boşa aktı, ekmek kırıntısı kaldılarla esefleniyorsa, inanın böyle eseflenmenin göklerde hiçbir kıymeti yoktur. Senin ömrün gitmiş, senin hayatın gitmiş. Bir müminin, şu oyunun kuruluş amacı Cenabı Allah’la kurbiyet hasıl etmesi ve yakınlaşması iken, sen bunlardan uzak kalıp hayatını israf ediyorsan, hayatını israf ediyorsan, o su boşa aksın ne olacak. Ben anlamadım ki. Hayat olmadan gözün önemi var mıydı? Yoktu. Hayatını israf ettikten sonra suyun önemi var mı? Yok. Peki hayatını iktisatlı kullandıktan sonra suyun önemi var mı? Var. Demek sırasını karıştırmışız biz. Ömrü telef ettikten sonra, su israf olsa ne olur? Biz bir şeyi çok israf ediyoruz, nedir biliyor musun Fatih Ünal? İsraf kelimesini israf ediyoruz. Biz bu israf kelimesini yanlış kullana kullana, etrafımızdaki çocuklarımız da bunu görüyor ve sadece suyu israf etmemekle ahirette kurtulacağı kanaatine varıyor biliyor musunuz? Biz aldanıyoruz, biz günlük, bir anketi okudum, 170 kez telefonu elimize alıyoruz abi. Var değil mi herkeste cep telefonu. Tam 170 kez cep telefonunu elimize alıyoruz günlük ve 170 kezi 1 dakika desek, kaç dakika yapıyor? 170 dakika. Hadi 180 dakika diyelim mi. Az önce hoca bir deve eklemişti ya, biz de ekleyelim 180 dakika diyelim. Bölelim 60’a kaç saat eder? 3 saat. Bak Hayalhanem’de iş yapan kardeşlerime sesleniyorum. Çay molası verildiğinde abilerinizin ve kardeşlerinizin yanın gidin deyin ki, Az önce buradaki adam size bir şey anlattı, 3 saat telefonda harcıyormuşsunuz. Var mısın günde 1 saatini de Kuran’ı anlamaya harcamaya, deyin. Alacağınız cevapları görün. Deneyelim mi çıkışta? Günlük 1 saatinizi harcayabilecek misiniz acaba? Kuran’ı anlamaktan önce, namazı konuşalım mı bir de? Sonuçlar üzücü olur maalesef. Bizler hayatımızı israf ediyoruz telefonun karşısında. Bakın gamer diye bir olay var. Oyuncu arkadaşlar var. Bizim burada da var. Aralıksız 35 saat, bilgisayar başında 35 saat Hüseyin abi, öyle bir çalışan elemanın var mı? 35 saat, 45 saat, 50 saat aralıksız gözünü kırpmadan oturan arkadaşlar var. 50 saat Fatih abi. Bu çocuk hayatını israf ediyor mu, etmiyor mu? Artık birinci bilgisayar tatmin etmiyor, ikinci bilgisayar geliyor. Buraya kaç tane abimiz geliyor benim oğlum asosyal oldu bilgisayarın karşısında ölmek üzere, lütfen yardım edin diye. Çocuk yüzümüze bakıp konuşmuyor ki yardımcı olalım. Çocuğun hayatı tamamen bilgisayar ekranı, günlük midesine bir tavuk döner söylüyor, bir cips alıyor bir de kolayla haytını, geçimini bu şekilde sağlıyor. Arkadaşları zaten sosyal medyadan edindiği ya da oyundan edindiği adamlar. 50 saat. Peki bu gençlere bizim örnek olmamız gerekiyor mu gerekmiyor mu, ihtiyar abilerim? Sizlere söylüyorum. Fıkha göre 40’tan sonrası ihtiyar sayılır yani. 15-40 yaş arası genç sayılır. Bizler bu arkadaşlara örnek oluyor muyuz? Ben ihtiyar abilerime bakıyorum. Ya bir tane kahvedeler ya Allah onlara mal mülk vermiş ay şu mal mülk elimden gitmesin diye tapar dururlar. ama gençlere hiç örnek olmazlar ama bize Eyub el Ensari’yi anlatıyorsunuz. 90 yaşında İstanbul’da değil mi merhum Eyyub el Ensari? 90 yaşına kadar ayakta durmuş, siz niye durmuyorsunuz? Yani ömrünüz bu kadar mı? Sürekli kahvelerde, lokallerde, sağda solda, otur televizyondan ne izliyorsan onu otur konuş tartış, otur konuş tartış, otur konuş tartış. Sen o çocuğa neden örnek olmuyorsun? Ondan sonra diyorsun ki, gençlerde ümit yok. E sende var mı? Sen örnek ol ki o çocuk da öyle gitsin. Eğri ağacın doğru gölgesi olur mu abi, ben soruyorum yani. Burada abilerimize çok iş düşüyor. Çoğu abimizle konuşuyorum, Abi nasılsın? Valla emekli olacağım bir tane bahçem var, o bahçeme gideceğim. Köyde, yaylada, şurada, burada. Size İmam Gazali’nin bir cümlesini söyleyeyim mi abi. “Allah, razı olmadığı ihtiyarı yaşlılığında toprakla uğraştırır.” diyor. Buna ne diyeceksin? Buna ne diyeceksin yani? Bu kadar bizim yapmamız.. Biz Müslümanız ya, bizde sorumluluk var. Bu kadar yapman gereken şey var, bu kadar genç kardeşimizin imanında sorun var, yanıyor, bu kadar ulaşmamız gereken yer var, Yemen bizden yardım bekliyor, Myanmar, Arakan, birçok yer, Suriye bizden yardım bekliyor. Sen o çiftliğinde oturacaksın. Ne o, cennet bahçesi mi? O çiftlik cennet bahçesi mi yani? “Fe eyne tezhebûn.” Nereye bu gidiş? Nereye? Böyle mi gideceğiz, böyle mi öleceğiz yani? Hayatını israf ettikten sonra, bir kuru ekmeğe mi takılıyorsun gerçekten? Şu suyu fazla akıtmaya mı takılıyorsun? Öyle kabiliyetler görüyorum ki, inanın hayret edersiniz. Ve haftalık mutlaka birkaç tane görüyorum Hüseyin abi. O arkadaşlardan bir ikisi, konsantre olsa Kuran’a, sünnete, Peygamber Efendimiz’e (sav) konsantre olsa ve şurada otursa, inanın benden 10 kat 50 kat, 100 kat daha verimli olur burada. Ve bu adamların sayısı çok Mehmet abi. Çok görüyorum böyle genç arkadaş. Ama nerede bu genç arkadaş? Sürekli zihni dünyada. Sanki Allah onun rızkını vermemiş gibi, sürekli dünyada yoğunlaştıktan sonra kalbine öyle bir dünya sevgisi giriyor ki, o saatten sonra o arkadaşa anlatamıyoruz. Bu kalbindeki dünya sevgisi için yaratılmadın sen. Senin esas gayen, hayatını iktisat etmek, hayatını israf etmemektir. Ama o kadar seviyor ki dünyayı, o kadar seve seve yanaşıyor ki dünyaya, aklıma İbrahim suresinden bir ayet geliyor. “Ellezîne yestehîbbunel hayated dunya alel ahîrah” “Onlar, seve seve dünyayı ahirete tercih ettiler.” diyor. Nasıl tercih ediyorlar? Seve seve tercih ettikten sora maalesef o arkadaşlara İslam geleneğini anlatamıyorsun. Efendimiz’in (sav) mücadelesini anlatamıyorsun. Bakın abi, bizler kendimizce hayatımızı acaba iktisatlı, amacına uygun kullanabilir miyiz diye bir şey yapmaya çalıştık. Merkezi bir şey. İnanın bana, burada bir şey anlatmak, kitap yazmak, video çekmek, bu işlerin en kolay işi. ama merkezi bir halde, bu kadar barların, pavyonların, haramın olduğu bir yerde durup, gençler oraya gitmesin de çayını burada içsin diye her gün açık olabilmek inanın çok çok zor bir olay. Ama dışarıdan gelince, insanın kafası o kadar dünyada ki İslam geleneğini, Osmanlı’da bu iş nasılmış, hayratlar, vakıflar nasıl işlemiş, Efendimiz (sav) zamanında ne kadar fetih ruhu ile nerelere mücadele edilmiş Dünyada olan bir akıl, dünyada olan bir kalp, bunların hepsini unutuyor. Bir kardeş geliyor böyle bakıyor. Vay be diyor, ne güzel yapmışsınız diyor değil mi abi. Dışarıdan öyle gözüküyor değil mi? Bir adam sürekli çay içen olursa burada, çayı dağıtanın ne çektiğini anlayamaz. Geliyor böyle. -Efsane. +Sağ olasın birader, ne iş yapıyorsun? -Tantuniciyim işte, öbür aya dükkanı açıyorum. +Kaça açıyorsun? -500-600 bine açıyorum. +30 m² yer mi? -Evet 30 m² yer. 30 m² yeri 500-600 bine tek başına açıyorsun, milyon tane insan burayı takip ediyor, 3 yıldır fiilen, 7 yıldır dua ile bir projeyi daha bitirememişiz buna mı şaşırıyorsun? Ben 6 yılda bir inşaat mı bitireceğim? 6 yılda burayı bitirsem biz nasıl dünyanın, bütün herkesin gönlüne ulaşacağız? 30 yıl daha yaşasam, 30’u 6’ya böl, 5 tane inşaat yapıp ölüp gidelim mi? Böyle mi olacak? İslam’ı bu kadar mı dar görüyorsun gerçekten? Başka bir arkadaş geliyor böyle bir bakıyor. -Kardeş ya. +Buyur babacım. -Burası çok güzel de. “de”. -İsraf olmamış mı? Şurada bir cümle var abiler. Bediüzzaman Hazretleri’nin cümlesi. Çok iyi dinler misiniz. İsim neydi? Şahin, dinleriz değil mi? “İsrafta hayır olmadığı gibi” israfta hayır var mı? Yok. “Hayırda da israf yoktur.” diyor. Hayırda israf var mı? Yok. Bir iş hayır işi ise, onda israf yoktur. Ama senin tebessümün Allah için değilse, onda israf vardır. Anlıyor musun? İsraf ne? Allah ile bağlantısız kullandığın her şey aşırı olur mu, olmaz mı acaba? Bunu söyleyen filankes biri belki aylık 10 binlerce parası evine giren bir adam. Sen ne yapıyorsun 10 binleri? Her gün Yemen’e, Myanmar’a, Suriye’ye mi gönderiyorsun, dergah mı açıyorsun, tekke mi açıyorsun? Yani sen kendi hayatındaki iktisadı niye değerlendirmiyorsun? Allah ile ilişkisi olmayan bir tebessüm bile israf sayılabilirken, sen önce kendi hayatındaki iktisat ve israf anlayışını iyice bir dengeliyor musun? Neden insanlar böyle, neden bu kadar basit oluyor? Bir Müslümanlıkla ilgili uğraşan bir yeri görelim, İki tane de laf çakalım. İsraf değil mi, iktisadi değil de rahatlayalım. Madem o kadar gerçekten İslamın mukadderatını düşünüyorsun, toplumun, medeniyetin, gençlerin huzurunu düşünüyorsun, şurada tefeci var abi. Ve eminim milyon dolarları da vardır heriflerin. Şurada kadın satanlar var. Şurada hap satıyorlar. Gerçekten satıyorlar, bilmiyor musunuz kaç yüz tane içkili mekan var? Neden oradan başlamıyorsun da neden bir Müslüman kardeşinden başlamayı tercih ediyorsun? Ben anlamıyorum. Hayat, iktisat ile kullanılmadıktan sonra insanlar buralara mı takılacak? Neden kendi iç dünyamızdan, kendi ferdi yaşantımızdan acaba başlamıyoruz? Ben size biraz dertlerimizi anlatmak için bahsedeceğim. Bir duaya giriştik, bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Bunları da paylaşıyoruz, görüyorsunuz bir şekilde. İnanın halıların ve duvarların güzelliği kadar kolay olmuyor bu işin alt yapısı Mehmet abi, inan bana. 3 yıldır fiilen şurayı yapmaya çalışıyoruz. Yapmaya çalıştığımız esnada bir tane müteahhit, bir tane mimar da yok yanımızda. Çünkü bilirsiniz, bu yolda insanlar şevkle başlar, daha sonra füze yükseğe çıktıkça böyle altları gider ya modülleri. Öyle terk ede ede devam ederler. Neden? Çünkü bir ayrımda Cenabı Allah bir imtihana tabi tutar. Burada bir fedakarlık yapman gerekli. Benim yolumda mı fedakarlık yaparsın, yoksa dünya için mi? İnsanlar genelde bu ayrımda dünyayı seçebiliyor. Olaya başlarken 10 tane inşaattan anlayan kişi vardı. Olayın ortasına geldiğimizde, bir inşaattan en iyi anlayan ben kaldım, düşün yani. Müteahhit değilim bir şey değilim, bir matematik öğretmeniyim. En iyi inşaattan anlayan adam ben kaldım. Ve yol boyu maalesef esnaf abilerimiz, arkadaşlarımız, kardeşlerimizin üzülerek söylüyorum büyük bir kısmı o kadar yalan ile ve haram ile iş yapıyorlar ki bizler de bunlara denk geldik. Gelirken merdivenden yürüdünüz değil mi Hüseyin abi? O merdivenlerin hikayesini bilir misin Hüseyin abi? Biz o merdivenleri, yani size ahvali anlatmak için söylüyorum. Bilelim abi nasıl gidiyor bu işler? O merdivenleri, zamanında filankes bir firmayla anlaştık. Bir parkeci firma. Biz buradan yumurta alsak, faturalı sözleşmeli aldığımızdan dolayı, hamdolsun bir rahatlık oluyor bizim için. Gittik 3 taksit, 7+7+7, 21 binden anlaşmamızı yaptık. Şöyle mi böyle mi, birinci taksit iş başlarken, eyvallah. İkinci taksit işin ortasında, eyvallah. Üçüncü taksit ne zaman, iş bittikten sonra. Birinci taksiti verdik mi, verdik. İkinici taksiti verdik mi, verdik. Ara ki adam yok. +Abi neredesin? -Geleceğim. +Neredesin? -Geleceğim. +Neredesin? -Vallahi geleceğim. +Neredesin? -Evladımın ölünü öpeyim geleceğim. 20 kez adamın mekanına gittik, malı çekmemiş. O merdivenler var ya kardeşim, bastığınız. O merdivenlerin hikayesini anlatıyorum. Şu an başka biri yaptı, o adam yok. 20 kez gittik bak 20 kez. En son, Allah razı olsun, iki tane kardeşimiz o merdivenciyle konuşmaya gitti. Bak 20. gidişimiz ha Ahmet abi, diyorlar ki, Kardeş bak bizim sözleşmemiz var, işimizi yap diyorlar. Bir de biz, bu işleri yaptırırken hayır işi diye söylemiyoruz. Söyledin mi daha çok tokatlanıyorsun. Gidip yani ticaret, bildiğin ticaret al gülüm ver gülüm, yapar mısın yaparız. 20. gidişimizde Oradaki bir adam, orada bulunan adamın orada bulunan birisi halimize acımış, bizim konuşmanın 5 dakikasını ses kaydı çekmiş bana göndermiş. O ses kaydını dinletmemi ister misiniz abi? Hazır mı ses kaydı? (ses kaydı başladı, birkaç farklı ses ve aynı anda konuşmalar sebebiyle geçiremiyorum, kusura bakmayın) Bu inanın okyanusta damla. Ufacık bir olay. Ufacık bir olay. Yani şunu anlatmak istedim sadece, şeytan bu işlerle koşturanlarla gerçekten her sahada çok uğraşıyor. Güzel bir şeyler sunmaya çalışıyoruz ama Mutfak, her zaman yemek kadar güzel ve lezzetli çıkmıyor. Bir arkadaşla bu şekilde anlaşıyoruz. Daha sonra işin devamını, esnaf varsa tahmin eder. İşte veriyorsun avukata sözleşmeni şuyunu buyunu, bir bakıyorsun hanımı boşamış şirketi üstüne… değil mi abi, klasik. Her zamanki hikayeler. Bir bakıyorsun bir şeyi yok falan fıstık. Şirket adı kurumsal, kurumsal yeri arıyorsun, meğer o şirket onun değilmiş falanlar fıstıklar. Neler neler bu şekilde uğraşıp duruyoruz. Size biraz ahvali anlatmak istedim. Yani ben kendi hayatımı, buradaki arkadaşlar hayatını iktisat ile amacına uygun kullanılmaya çalışılıyor. Ama oturduğunuz yerde gördüğünüz kadar lezzetli ve kolay olmuyor. Konuşmalar kadar kolay olmuyor. Filankes bir tane ustayla anlaşıyoruz, işin kabalası. Filankes bir usta 37 buçuğa malzemesiz kabala anlaşıyoruz. İşin %80’i bitiyor. Mehmet abi, siz ne iş yapıyorsunuz? Emekli. Ticaretten anlar mısın? 37 buçukluk bir iş düşün sen Mehmet abi, o işin ekstrası da çıksın. İşte burada herhangi bir tamirat işi düşün. Malzemesiz 37 buçuğa ne kadar ekstra çıkabilir abi? 5 bin. Maksimum 5, hadi 10 de, 6 de, bir şey. 100 bin çıkardı bize. 37 buçuk artı 100. -Kat mı çıktınız? (güler) Tam işin %80’inde bize 100 bin lira ekstra var diyor, filankes bir arkadaş. İşin kalan %20’sini yeni bir usta ekibine devredeceksin. E inşaatta %20’lik denen bir olay var, alan ek, işi tamam alıyor. 47 buçuk o adamla sıfırdan kalan %20 işe anlaşıyoruz. Işık alıyoruz abi, ışık şu gördüğünüz ışıklar var ya ışıklar, bunlar niye önemli biliyor musun abi? Bak bu salona bu kadar özen göstermişiz, birkaç yüz arkadaş geliyor. İnternetten milyon adam izliyor bizi. Ve şu ışık olmadan da şu kamera bu çekimi güzel yapamıyor. İstanbul’dan bir yerden ışık alıyoruz. Bir geldi, paslı kırık dökük ışık. Aradık dedik ki, ya zaten açıklamaya da gerek yok, bizim 15 gün içinde iade hakkımız var. Işığı gönderdik, ışık da yok para da yok ortada. Allah’tan, dediğim gibi sözleşmesi, faturası var da avukata da diyorum ki, bu arkadaşın niyeti güzel olmadığından, işin en sonu hani icra micra şu bu neyse öyle yap ki, bizden başkasının canını yakmasın bu adam. Teras, 10. tadilatı yapıyoruz terasta, biliyor musunuz abi? Teras su akıta akıta, 10. kırmalı dökmeli tadilatı yapıyoruz, niye? Çünkü başta birçok söz verenler, bizim biliyorsunuz, yani bura benim gözümde çok gariban geliyor. Niye biliyor musun abi? Biri bir şeyi terk edeceği zaman, ilk burayı terk ediyor. İlk burayı feda ediyor. Başta, bu işleri ben yaparım, mesuliyeti ben alırım diyenlerin birçoğu başta durması gereken yerde durmuyor. Ondan sonra da teras 10 kez kırmalı dökmeli tadilatta su akıtıyor, Niye? Bak ortada kolon yok, niye abi? Biz çelik tadilat projesiyle tavanı çelik yaptık. Burada kolon olmasın, rahat otursun arkadaşlar diye. Çünkü kolon olsa onu göreceksin, onu göremeyeceksin. E burası çelik, burası beton, gelen arkadaş dilatasyonunu yapmamış çelikle betonun. Tam dedik ki, eyvah dilatasyon yapılmadı bari ne yapalım, şapın arasına membran dökelim. Membran, böyle araba tekeri gibi bir şey. Bohçalama yapıyorsun ki aşağı su gelmesin diye. Dedik 6 cm şap membran, 6 cm daha şap dökeriz dedik. O gün de başında durması gereken arkadaş başında durmuyor. 13 cm şapı döküyorlar, aha tavan öyle kaldı. İnşaatı çözmüş müyüm? Su basma, parke, elektrik tesisatı, hoparlör, ışk (güler) Şimdi sadece.. ben bunlardan şikayetçi değilim bu arada. Elhamdülillah. E ben bunlarla meşgul olmasam dünyada başka bir şeyle meşgul olacağım. Ben çok memnunum. Yani eğer samimi sonlandırabilirsek maçı, imanlı bitirebilirsek, Allah buralardan da inşallah razı olurum der. Ben çok memnunum. Ben sadece bir şeyin ahvalini anlatmaya çalışıyorum. Birçok arkadaşlar, bir tek Hayalhanem yok ki abi dünyada. Yani Hayalhanem farz da değil sadece Hayalhanem. E dışarıda muhtelif şehirlerde birçok iş yapmaya çalışan tonlarca arkadaş var. Biz eski geleneklerimize, eski ruhumuza dönüp hayatımızı amacına göre kullanıp iktisat etmek zorundayız. Osmanlı döneminde, birçok imaratlar yapılmış. Dikkatler burada mı hacım? Bana biraz daha müsaade et olur mu. İktisadı, israfı güzel anlatmam lazım bugün. Osmanlı zamanında birçok imaratlar yapılmış. Osmanlı zamanında kurulan vakıflar bugün hala günümüze kadar gelen vakıflar var, Osmanlı’dan günümüze. Ve Osmanlı dönemi yapılan camilere bakın. Onda bile o kadar hassas ve ince düşünmüşler ki, camilerin altlarına alışveriş merkezi, dedim de yani o dönem için ne denir ona? Dükkan koymuşlar camilerin altına. O camiler o dükkanları kiralasın, geçimini o şekilde yapsın diye. Şimdi ben namaza gittiğimde görüyorum. Allah razı olsun imam abilerimiz, yani oranın bir ihtiyacı var. Ve o ihtiyacı bir dillendirme ihtiyacında bulunuyorlar. Ve zorlanıyorlar insanlardan bir şey talep ederken de. Ben onların halini anlıyorum. Allah bin kez yardımcıları olsun inşallah. Ama taa o geleneklerimiz gibi olsaydı, nasıl olurdu abi, çok güzel olurdu. Taa yani biz özümüze dönsek, asıl gelenek kültürümüze vakıf olsak, İslam geleneğinin nasıl bu günlere geldiğini anlasak ne deriz biliyor musun abi? Burası ne ya, burayla mı İslam mı kalkınır deriz ya. Burası ufak ya. Her yere birçok farklı farklı, illa burası da değil, muhtelif İslam’ı neşredecek işler yapmamız deriz. Ama biz Osmanlı ruhunu aramadan önce Osmanlı’daki ruha kendimiz sahip olmak zorudayız. İstanbul’da Vefa semti var değil mi? Bilir misin adı nereden geliyor Hüseyin abi? Vefa semtini bilir misin abi? Şiirlerde geçiyor ya ah vefasız falan. Oradan gelmiyor, Ebu’l Vefa Hazretleri var abi. Oradan geliyor. Taa Fatih Sultan Mehmet zamanında Ebu’l Vefa Hazretleri diye bir zat var abi. Merhum cennet mekan Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethetmiş, bildin mi? Demiş ki, “Ebu’l Vefa Hazretlerini de ziyarete gitmek bize şart oldu. Günlük bir kıyafet giyer, Ebu’l Vefa Hazretlerinin kapısına gelir, kapıyı çalar. İçeriden Ebu’l Vefa Hazretlerinin dergehından bir genç kapıyı açar. Koca hünkarı kapıda görür, hayret eder. İstanbul’un surlarını kırıp içine girmiş koca hünkar Ebu’l Vefa’nın bir tahta kapısının önünde içeri girmeden bekler. Koşar şeyhine. Ebu’l Vefa böyle böyle, koca hünkar, koca hakan kapının önündedir, seni görmek istiyor. “Gelmesin.” der. Çocuk utanır, kızarır, bozarır ama emir edebin önündedir abi. Çocuk onu söyleyecek mecbur. Gider, boynu bükük “Hünkarım affet, Ebu’l Vefa seni alamayacak.” Koca Sultan, boynu bükük İstanbul’un surlarını kırıp geçmiş ama bir tahta kapıdan giremez. Kapıyı açan çocuk içeri gider, Ebu’l Vefa Hazretlerine nedir bunun hikmeti bakışlarıyla bakar bakar durur. “Evlat, Fatih Sultan Mehmet Han’ın ruhunda öyle derin yerler var ki, kapıdan alsam içeri girse lezzetinden bir daha o saltanata gitmezdi, ülke yönetmezdi.” Merhum Necip Fazıl, o da Arvasi’yi görmeye gider. Gittiğinde de bu olay aklına gelir. Ve bir şiir yazar. Fatih Sultan Mehmet’le Ebu’l Vefa Hazretlerinin olayını düşünüp bir şiir yazar. “Bu kapıdan kol ve kanat kırılmadan geçilmez/ Eşten, dosttan, sevgiliden ayrılmadan geçilmez/ İçeride bir has oda, yeri samur döşeli/ Bu odadan gelsin diye çağrılmadan geçilmez/ Eti zehir, yağı zehir, balı zehir dünyada/ Bütün fani lezzetlere darılmadan geçilmez/ Varlık niçin, yokluk nasıl, yaşamak ne, topyekun/ Aklı yele salıverip çıldırmadan geçilmez/ Kayalık boğazlarda yön arayan bir gemi/ Usta kaptan kılavuza varılmadan geçilmez/ Ne okudun, ne öğrendin, ne bildinse berhava/ Yer çökmeden, gök iki şak yarılmadan geçilmez/ Geçitlerin, kilitlerin yalnız Onda şifresi/ İşte, işte o eteğe sarılmadan geçilmez” diye efkarlanır, şiir yazar. Merhum Necip Fazıl. Şimdi biz, eski geleneklerimizdeki o muhteşem derinliğe bakalım, şimdi dünyanın balını yiyen insanlara bakalım. Kan emici sistemler, niye? Bizler hayatımızı israf edip, eski o güzellikleri eski merhameti, eski adaleti ihya edemiyoruz diye. 12 milyonluk nüfusu olan Yahudiler. Öyle olmuyor mu, dünyayı kim yönetiyor deseler ne denir? Benim Yahudiler kadar kızdığım bir şey daha var o da Yahudi zihniyeti ve maalesef Türkiye’deki Müslüman kardeşlerimizde de o zihniyeti kısım kısım görüyorum. Dışarıda düşmandan taarruz bekliyor, evde televizyonunu izleyerek imanını kaybediyor. Bir bakıyor hadisler yalan, onlar şöyle bunlar böyle diye, oradan taklaya geliyor. 12 milyonluk nüfusları var Yahudilerin ve git gide de azalıyorlar. Niye? Çünkü onlarda din aynı zamanda ırk ve millet gibi yani. O anneden doğmadıktan sonra Yahudi olamıyorsun. O yüzden 12 milyon git gide azalarak devam ediyor. Bunların patronları Londralarda, işte nerelerde Parislerde, Amsterdamlarda, Amerikalarda yaşıyor. Bazı söylenenlere göre, iki tane aile, herhalde Fed (?) diye bir de bankaları mı var ne var, ne zıkkımsa bir şeyleri var herhalde. Amerika’nın bile bu iki tane aileye borçlu olduğu söyleniyor. Şimdi baktığın zaman, İlaç sanayisi kimin elinde? Bunların, doğru mu, doğru. Para kimin elinde? Bunların. Sermaye kimin elinde? Bunların elinde. Birilerinin İslam adına planları olabilir. Ve elhamdülillah Allah, plan yapanların en hayırlısıdır. Planların üstünde planı vardır doğru mu? Doğru. Peki biraz öz eleştiriye girelim mi? Biz hayatımızı iktisatlı kullanmadığımızdan, eski ruhu unuttuğumuzdan dolayı bu kan emici sistemler başa geçmiş olabilir mi? Bence olabilir. Bütün sistemler adamın ellerindeyken biz hayatımızı israf edip biz üretmezsek nasıl olacak bu iş? Şimdi mesela genel ahkamda baktığında sokağa in, Coca cola boykot edilir, doğru mu? Edilsin de, kötü bir şey, güzel bir şey değil ki. Boykot et. Eyvallah, Coca cola’yı boykot et de, eczaneden aldığın ilaçları kim yapıyor, Ayşe teyze mi yapıyor? Kimin, o sermaye kimde, hangi lobilerde? Hastaneye gideniniz var değil mi, gidiyorsunuz. Röntgen çektiriyor musunuz, çektiriyorsunuz. O makinelere baksanıza, made in ne yazıyor orada? Türk malı mı, kimin elinde o makineler? Coca colayı boykot ettiğin kadar biraz vizyonunu genişletip onları da boykot etsen şunu dersin, “Ben sağla solla çekişmeyi bırakmalı ve üreten bir adam olmak zorundayım.” dersin. Biz bunu demiyoruz, kolayımıza geliyor. Televizyonu aç, karşısında çekiş dur. Neden acaba böyle bir öz eleştiriye giremiyoruz? Biz Müslümanız, biz mesulüz. Hem de dünyada ne kadar insan görüyorsanız, bunların hepsinden mesulüz. Vizyonumuzu geliştirmek zorundayız. Birbirimizle çekişmeyi bırakmak zorundayız. Efendimiz’in (sav) şu hadisini ihya etmek zorundayız. “Kıyamet kopsa, elindeki fidanı dikmeye devam et.” diyor. Ne demek bu, bir fidan bul ek mi? Hayır, bunun manası var bir de batını var. Ne diyor batınında, üretken bir şekilde elindeki işle uğraş diyor. Soruyorum size, vatana, millete, ümmete hayırlı olarak uğraştığınız bir iş var mıdır, yoksa sadece günlük işte ömrünüzü mü tüketiyorsunuz? O ömür israf mı değil mi? O ömür israf olduktan sonra su aksa ne, ekmek kırıntısı kalsa ne. Asıl israf nerede, oturuyor mu? Biz hayatımızı israf ediyoruz, hayatımızı. Ben ocak ayında Avrupa’ya gittim, Viyana’ya gittim. Viyana’da ne gördüm biliyor musunuz? Bir tane direk var. Direkte gazete asılı, poşetin içinde. Şurada da bir tane kutu var. Gazeteyi alıyor ve parasını atıyor içine. Otomatik bir sistem değil ha. Atıyor ve kimse yüklenmiyor yani. daha rahat konuşayım, çalmıyor kimse yani. Aklıma ne geldi biliyor musun abi, belki siz bağdaştırırsınız, bağdaştıramazsınız. Tefekkür hali, herkesin tefekkür dünyası farklı. Osmanlı’daki zekat kuyuları geldi aklıma. Gündüzleri kuyuya durumu olanlar atıyor, geceleri ihtiyacı olanlar kimse görmeden kuyulardan alıyor. İhtiyacı olup alanlar durumu düzelttikten sonra durumu el veriyorsa gelip tekrar koyuyor gündüz vakti. Şimdi ben Viyana’ya gitsem, ki Ramazan’dan sonra bir daha gideceğiz. Orada bir tane adamı yakalasam, desem, “Gel ya sana bir İslam’ı anlatayım. Osmanlı böyleydi, İslam böyleydi, asr-ı saadet böyleydi. Anlatsam, anlatsam, anlatsam, sonra dese ki “Dediklerini çok güzel anladım, adaleti anladım, şefkati anladım, merhameti anladım, o koca heybetli bir hükümdarlık neymiş onu anladım. Peki bana bir tane örnek gösterir misin.” dese, ben o şekilde örnek olan bir İslam medeniyeti örneği şu an kendi dünyamda bulamıyorum maalesef. Neden biliyor musun? Bizim yüzümüzden. Bireysel anlamda, bireysel manada biz kendi hayatımızı israf ettiğimizden dolayı, bizden medet bekleyenler o medeti bulamıyor ve bu kan emici sistemlere kalıyor bütün her şey. Dünyanın balını da bunlar yiyor, zalimliği de yine bunlar yapıyor. Viyana deyince aklıma Kanuni geliyor. Kanuni deyince cennet mekan Yavuz Sultan Selim Han geliyor aklıma. Yavuz Sultan Selim Han’ın hayatına baktım, 7 yıl at sırtından inmemiş. Cihattan cihada 7 yıl boyunca. Dedim ki bir adam 7 yıl sürekli cihattaysa, başka hiçbir şey yapamıyordur muhtemelen. Neye binaen dedim, burada bile bir kardeşe ikinci işten sonra üçüncü işi verdiğimde, kardeş bak insanlar bizden bir şey bekliyor, şu üçüncü işi de yap dediğimde, abi ben bunalıma girdim üçüncü işi yapamıyorum diyor. Ben de bu dar zihniyetle dedim ki herhalde Yavuz da at sırtında cihattan başka bir iş yapamıyordur dedim yani. Ülke yönetirken, ülkeyi güzel yönetemedi diye 11 vezirin kellesini alan bir adamdan bahsediyorum. Cennet mekan Yavuz Sultan Selim Han. dışarıdan baktığında nasıl gözükür Haşa, ya nasıl bir duruşu var onun öyle, hiçbir ince ruhu yoktur gibi gözükür değil mi abi. Nasıl bir ruhu olduğunu bir şiirinden anladım. Bir gün bir Türkmen kızına gönül veriyor Yavuz Sultan Selim Han. Ve verdiği gönül sonucu yazdığı şiire bak, “Merdüm-i dîdeme bilmem ne füsûn etti felek/” Gözümün bebeğine bilmem ne büyü yaptı felek, diyor. “Giryemi kıldı hûn eşkimi füzûn etti felek/” Gözümü kanla doldurdu, aşkımı arttırdı felek. “Şîrler pençe-i kahrımda olurken lerzâ/” Şir ne demek: aslan. Bir gün gece vakti, karargahı aslan basıyor. Yavuz Sultan Selim gidiyor tabi o zaman belgesel yok bir şey yok, ne bilsinler ne olduğunu. Yelesinden tutup vura vura vura vura etkisiz hale getiriyor aslanı. Sabah bir uyanıyorlar ki aslanmış. “Şîrler pençe-i kahrımda olurken lerzâ/ Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek” “Merdüm-i dîdeme bilmem ne füsûn etti felek/ Giryemi kıldı hûn eşkimi füzûn etti felek/ Şîrler pençe-i kahrımda olurken lerzâ/ Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek” Anladım ki bu incelik, bu hassasiyet çalışkan insanlarda varmış. Ben Yavuz Sultan Selim Han’dan, cennet mekan merhum, bu dersi aldım. Her aldığımda dönüp bizlere mesuliyet düştüğünde uyuşukluğumuzu hatırladım, ben utandım. Bu beklenti dediğim gibi maalesef herkeste var ama bizde hata ne? O beklentiyi sürekli başkalarından başkalarından, başkalarından bekliyoruz. Ama biz Müslümanız, biz mesulüz, biz üretmek, biz çoğaltmak, dünyada ihtiyacı olanlara biz omuz ve biz el olmak zorundayız. İşin bu kısmını anlamıyoruz. Kendi ülkemizi kıyaslayacak bir ülke aradım nüfus olarak, en yakın Almanya’yı buldum değil mi. 3-4 milyon oynuyor Almanya’yla. Baktım yüksek okul bizde iki kat, üniversite sayısı bizde iki kat, doğru mudur abi? Genç nüfus bizde takribi üç kat Almanya’yla. Peki üretim? Üretim nasıl? Nasıl abi üretim? Hangi araba markasına baksak neden onlarda? Neden biz bu üretimle insanlığa bir şeyler sunmuyoruz? Bugün bir yere kamera taktırın, bütün kamera markalarının altından Alman çıkıyor. Tüssün (?) diye bir demir çelik fabrikası var. Biz üretimde olmak zorundayız ama nasıl biliyor musun meseleleri Allah’tan koparmadan. Ya Rab, senin rızan için, eskilerdeki gibi, İslam’ın geleneğindeki gibi. Önce etrafıma ondan sonra aleme omuz olmak için ben bir meselede konsantre olmak zorundayım diye biz üretmek zorundayız. Biz üretmedikten sonra bu işi beceremeyeceğiz. Almanya’da milli gelir 48 bin dolar. Bizde milli gelir 21 bin dolar. Bir şeylerin farkına varalım diye anlatıyorum. Fakirlik bizim kaderimiz mi? İslam ümmetlerinin, etrafa bir bakın Allah aşkına. Yemen’e, Suriye’ye bir bakın. Fakirlik bizim kaderimiz mi? Vallahi fakirlik bizim kaderimiz değil. Kim fakirlik bizim kaderimizdir, İslam fakir olacak diyorsa yalan söylüyor. Efendimiz (sav) döneminde o nimetler olduğunda en güzeliyle nimetler iktifa edilmiş. Hz. Osman varlıklıydı, Abdurrahman bin Avf aşere-i mübeşşereden cennetle müjdeli biri. Hamallıktan tüccarlığa giden bir seyahati var. İmam-ı Ebu Hanife tüccardı, Hz. Ömer’in yönettiği topraklarda şu an 17 tane ülke var. Bize fakirliği peygamber hayatı olarak anlatanların hayatında o fakirlik yok. En güzel evi onlar alsın, en güzel arabaya onlar binsin bize? Sana züht düşsün, takva düşsün. Niye o züht o takva sana gelmedi mi? Sadece Müslüman’a mı geldi o züht, o takva? Biz güçlü olup bütün dünyaya omuz olmak zorundayız. Neyle? Hayatını israf etmeyerek. Geçen bir videoda küçücük bir yavrumuz, hayalini soruyorlar. Avrupa’da okumak ve oranın vatandaşı olmak istiyorum dedi. Ben bunu şahsıma, kendime zillet olarak ben alıyorum. Biz gelişmek zorundayız, hayatımızı israf etmemek zorundayız diye ben kendime alıyorum. Çek için gecelerce uykusu kaçan insan, çocuğunun doğum sancısı için hastanede gecelerce uykusu kaçan insan, İslam’ın akıbeti, geleceği için yılda iki üç gece uykusu kaçmıyorsa, o hayat israf mıdır, değil midir? İktisat ilmine göre bir mala ederinden fazla değer verirseniz israf etmiş olursunuz. Malın ‘konuşabiliyor’ olması bu gerçeği değiştirmiyor. Hayatımızı israf etmeyip, iktisatlı kullanmak zorundayız. Allah rızası için El Yasin, El Fetih akşam evde. Şimdi de El Fatiha.

SOĞUK SAVAŞ – GÜLERSEN KAYBEDERSİN #3

(Bismillahirahmanirahim) Selamın Aleyküm. Aleyküm Selam Hocam. Direk Başlayalım Gönder gelsin. Karşında da, birazdan tanıştıracağım. Sizi de tanıyor. Horosan’lı (Erzurum’un ilçesi) Öyleymiş. Horosan’lı Mehmet Yıldız. Geçen köye gittim,Elbistan’a hayatımda ilk kez 32 yıl sonra Dedim; Biz nereden götçük? Erzurum Horasan çıktı. Bunları direk söylediler mi abi? Evet. Ama karşında bir Horosan’lı yok iki Horosan’lı var. Çünkü bir Erzurum’lu asla tek gezmez. Diğer Erzurumluyu da yanında taşır. O oltulu ama. Horosan’lı değil hocam. Ora nere, ora nere? Oltu’da Erzurum değil mi? Oltulular da nereden gelmiş biliyor musun sen? Nereden? Özel gücü var hocam Gülme Ozan. Ozan, Söz dinliyor ama Evet Taş kesildi adam. Ozan bizim… Özel gücü soğan değil mi? …nadide bir zazamız. Sizden sonra Zaza gelmedi Ben uzaktan Zaza’yım. Hanım tarafından. Öyle tamamladık zaten. Ozan buraya geldiğinde daha 12 yaşında mıydın Ozan ? 12 yaşındaydı Elimizde büyüdü Vera’yı bu kadar görmedim. Daha küçük bir çakıl parçasıydı. Soğan cücüğüydü. Araba gerçekten güzel ama Alıp para koyar içine oynardık. Kumpara Nedir demedim. Ömer, o nasıl hacimli bir ayak ya. Şehirler ve ülkelerle aranız çok iyi. Coğrafyamı herkes bilir. Annemler şurada oturuyor. Zaten “Google navigasyon”u oluştururken size sormuşlar. Ne denir? Bu benim son yarışmam bu arada. Mehmet abi seni çok seviyorduk. Riske girdim ama. Ne oyunda patlamaz. Allah belamı verdi. Kimdir? Ne denir? Ne denir? Aklıma şey geldi. Geçen orada bir espri vardı. Neye girmiştir? Kısır Hangisidir? Nereli olurdu? Sorsana. Neden? Ne denir? Sanki Mehmet abi bir güldü gibi ama, bilmiyorum Tabi hakemi etkilemek gibi olmasın da Yok etkilenmiyorum Hangisidir? Kendi esprim Sevap kazandırır Dayanamadı patladı. Ben yapmıştım Kimdir? Patladı bence o. Şike yok mu ya? Görün burayı görün Oğlum yukarıdan el ne yapalım. Bizi de satın almış. Oyuncağı burada düğmeye basıyor. Kimdir? Hangisidir? Futboldan anlamıyormuş onu anladık. İngilizce bilmiyor, futboldan anlamıyor. Neden? Buna gülmen lazım sorum kalmadı abi. Ben çıkayım mı direk? Ne denir abi? Bu sefer sana bırakıyorum kapanışı. 3 2 1 Kapanış hareketi. Hemen toplayın, hemen toplayın

COLA VE MENTOS DENEYİ

Evet bugün ne yapacağız? Asitleri deneyeceğiz. Yani kola içindeki asitleri deneyeceğiz. Al Ciddi patlıyor mu bu arada? Atıyorum Diğer bir gazlı içeceğimiz ama deney Mentos. Alın size Mentos. Al Al size deney. Al Evet bugün ne yapacağız? Asitleri deneyeceğiz. Yani kola içindeki asitleri deneyeceğiz. Daha sonra farklı içeceklerde deneyeceğiz gördüğünüz gibi Sert içeceklerimiz mevcut. Dolayısıyla bunun sonucunda bir yere bağlayacağız. Bir hakikate bağlayacağız. Şimdi deneyimize geçelim. Şimdi arkadaşlar diyor ki ”Kapağını da kapatın.” diyorlar. Ben böyle bir şey görmedim bak beyler Hani denerim sizin için ama çok olacağını zannetmiyorum ama deneyeceğim Al Az mı oldu? Ağabey lök diye düştü görmediniz mi ya? -Kapağı kapattın mı? Tam da kapanmadı -Geliyor, geliyor. Oha aç aç ağabey aç Al Gitti güzelim Mentosum ya Tamam ağabey bir saniye. Diğerini deniyoruz ama bu sefer insanlıktan çıkacağım. Yani şöyle Ciddi patlıyor mu bu arada? Ben bir şey bilmiyorum da bu konu hakkında ama deneyerek ve gözlem yoluyla öğrenmeye çalışıyorum. Atıyorum beyler Bu biraz fazla oldu Tamam anladık. Şu biraz tehlikeli. Bunun tehlikeli olduğunu anladık. Diğer bir gazlı içeceğimiz. Şunları da kenara alıyım. Rahatça görelim. Bunun da yine kapağını mı kapatayım? Yani bu mu? Kapağını kapatamıyoruz yani genelde. Onu söyleyeyim ben bir de ama deney Beyler (Gülüşmeler) İsterseniz bu tehlikeli işleri bir daha denemeyelim ama Mentos. Alın size Mentos. Al Al size deney. Al Bu arada Furko gayet delikanlı çıktı. Burada Furkan’dan bir yardım alalım. Hiç bilmediğin bir şey değil. Devamlı gördüğün, You Tube’dan izlediğin Şimdi ben dandik olana koyuyorum sen, çünkü ben onu bir denedim. Şimdi 3 2 1 deyince, bir de o kapağı kapatmaya çalışacağız değil mi? Kapatırsak da felaket onu söyleyeyim yani. Hani kapatamazsan yine felaket Bak şu şekilde. Ben şu sol elime alayım Allah Sen baya kapattın ama Ben yarısını atamadım. Bu da şey dandik marka bu da dandik marka. O yüzden çok köpürmüyor bak ve bunu kapatmayı başardı ha. Zor yani normalde ve son olan kola. Ben bunu da kapatacağımı düşünüyorum, kapatabileceğimi ve son kolamız. E son marka yani Ben şunu fırlatıp atayım mı? Ne yapayım ya? Lan Sıkıştı bu sefer. İkisi ağzına sıkıştı bunun Hazır mıyız? -Hazırız ağabey Ben şu kapağı elime alsaydım. Kapağı koyamıyorum zaten de bir deneyeyim. -Açsana ya Nasıl açıyım ya? -Aç, aç -Çalkala biraz, çalkala Al çalkaladım, al -Yapma be ! ”Kapat” dediniz. Bu asitli kolayı Mentos’la birleştirip bir enerji elde edebilir miyiz? Ona bakacağız şimdi de Hadi bakalım Şimdi Mentos’u kolayla birleştirip enerjiye dönüştürmeye çalışacağız ve oradaki asidin tazyik gücünü öğrenmiş olacağız. -Bırak uçsun ağabey. Uçsun bırak Gitmiyor oğlum Gitmedi. Gitmedi ağabey Şöyle diyorsun ama gerçekten gitmedi. Hiçbir tepki yoktu yani anladın mı? Bence bunun böyle bir gücü yok Evet şimdi de balona deneyeceğiz. Balonu verir misin? Balona koyup deneyeceğiz. Girmiyor Hayır hayır kırdın. Kırdın – Oha oldu. Oluyor, oluyor İçine giriyor mu? Allah’ım sen ne saçma şeyler.. – Sana yardıma geldim – Şöyle yapalım mı ağabey? Allah’ım deney yapacağız diye bir sarhoş oldum ha Canım benim bak Girmez. -Tek tek girecek ağabey. Tamam da oğlum bak Oğlum bak böyle çekeceksin Evet şimdi Şimdi birazcık da deterjan döktük buna şimdi şimdi Bu ağzını kapatabilmemiz lazım Evet şimdi balonun içine Mentosu koyduk. Deterjanı da bunun içine koyduk Bakalım şimdi ne olacak Evet. Hazır mıyız bu arada? Şu an da bu doldu ve gayet mutlu Oh gayet keyfi yerinde Evet gördüğünüz gibi çok da bir numarası yok. Çalkalayalım mı? Evet şöyle kafasını bağlıyoruz. Evet bu gayet şu an da mutlu mesut içerideler Atıyorum artık Evet gördüğünüz gibi gayet güzel köpüklendik. Deney zıvanadan çıktı şu an da Evet şimdi de şalgama atıyoruz ve evet şalgamda hiç bir etki yok gördüğünüz gibi içebilirsiniz. Ayranı da denemeye gerek yok. E bunu içeceğiz zaten. Ayran ve şalgamda herhangi bir sıkıntı yok çünkü bunlar doğal içecekler İnsan yapısının çok yapamayacağı şeyler falan Buradan hakikate bağlayacağım zannettiniz değil mi? Hayır değil Başka bir hakikat var. Hemen oraya geçelim Şimdi işin tefekkür kısmına geçelim. Asidik maddelerin ne kadar tehlikeli olabileceğini gördük. Hatta iki maddenin birbiriyle karışımıyla asidin aktif hale gelmesi birden bire reaksiyon göstermesi halini gördük. Vücudumuzda etleri sindirmek için midemiz asit üretiyor. Şöyle bir ayrıcalığı var. Etleri sindirmek için veya yiyecekleri sindirmek için var olan bu asit etlerin ortasında olduğu halde yani vücudumuzun, kendi etlerimizin ortasında olduğu halde hiçbirisine kötü bir etki oluşturmamakta. Yani şöyle düşünelim. Tahtayla oluşturulmuş bir soba düşünün ve altından yakılıyor. Soba kendisi alev alır doğru değil mi tahtadan olduğundan dolayı Aynı şekilde midemizin içinde asitler var ve kendisi etten oluşmuş. Dolayısıyla etin zarar görmemesi için, yani midenin kendisinin yani vücudun kendisinin zara görmemesi için midenin içine mukus maddesi dizayn edilmiş böylece içinde çok büyük etler parçalanabilir ve sindirilebilirken kendisi zarar görmemektedir. Bu bile mükemmel bir dizaynın olduğunu göstermekte. Ayrıca dış ortamda iki maddenin birbirine karışmasıyla ne kadar büyük reaksiyonlar oluşturduğunu görebildik Sadece midenin içinde bile onlarca enzim birbiriyle bu şekilde reaksiyon göstermeden çalışabilmesi, düzen içinde çalışabilmesi de yine orada güzel bir dizaynın, güzel bir mühendislik eserinin olduğunu gösteriyor. Bizim midemizin pH’sı, yani asitlik değeri ortalama 3 tür ve bu sayede evrendeki tüm yiyeceklerin zararsız hale getirilip sindirilmesini ve vücuda katkı sağlayacak hale getirilmesini sağlanır. Yani evrendeki tüm yiyeceklerle benim midem arasında adeta bir anahtar kilit uyumu vardır denilebilir. Yani evrendeki tüm yiyecekleri yaratanla benim midemi yaratan zat, aynı zat olması gerekmektedir. Şimdi Furkan şöyle düşün. Benim midemin hiç bir zaman rast gelmediği bir meyve düşün. Tamam mı? Tropikal ormanlarda falan yetişiyor böyle Avustralya’da veya ne bileyim Amerikanın çok ücra bir köşesinde yetişiyor diyelim. Tamam mı? benim midem hiçbir zaman görmemiş ama yine midem onu sindirebilecek şekilde dizayn edilmiş. Yani hiç benim midem görmediği halde, hiç bilmediğim halde bu ilmi benim vücudum bilmediği halde onu sindirebilecek bir midenin yaratılmış olması az önce bahsettiğim anahtar kilit uyumu gibi düşün. İkisinin de aynı zatın yarattığını göstermez mi? İşte biz o zata Allah diyoruz. İntizam ile iş görmek ilim ile olur ve bu ilim bütün evreni dizayn eden bir kudret tarafından yaratılmıştır ve biz ona Cenab-ı Allah diyoruz ve son olarak bir şey eklemek istiyorum. Bu video sadece bir kişinin bile Allah’ı birazcık daha iyi tanımasına vesile olsa bu az önceki yaptığımız bütün masraflara değer ve bunların hiç birisi israf olmaz çünkü bir kişinin iman etmesi dünyada güneşin üzerine doğup battığı her şeyden daha hayırlıdır. Selamatle


İngilizce

Yes ,today we will try acid experiments espacially coke acids Look !! Does it really explodes by the way? Another soda kind But experiment … take this MENTOS, take it. Yes, guys today we will try acids kind like coke acid Later on we will try diffrent beverages, like you see Tough drinks are also available 🙂 End of this experiment, we will connect to a Reality Now let’s do the experiments Our friends says to us we should cover the top of bottle Look dudes I never heard something like this I could do it for you but I don’t think experiment will happen But I will try Take! Is it few? It fallows down clearly, haven’t you seen it? It doesn’ t covered it nice OPEN OPEN See? My nice mentos goes… (waste) Okay brother now we will try to another one Now I will quit from humanity Does it realy explodes Actually I don’t know but I will learn with observation I am throwing brother’s 🙂 It was so much Okay we learned this was dengereous Another kind of soda Let me take those We couldn’t cover it But the experiment … (-: Mate’s If you want let don’t try this kind of dengerous things But mentos take you mentos! By the way fruko was realy acidic Let’s have a help from Furkan You know this from internet Now I will put the montos which is less acidic When we say 3 2 1 We are going to cover it , am I right? Both way it is disaster if you close it or not Look this way ALLAH You closed it lot I couldn’t throw the half This orange one is more dud He success it congrats Lastly coke, I think I could close this one Our last coke Should I just throw it, what ı had to do 🙂 Two of them stucked to the bottle Are we ready?? I couldn’t do it but lets try again How I could open IT Shake Look I am shaking! You sad ı should close the top of bottle This full of acid coke can have energy with mentos lets see Let’s go Now we will connect mentos and the coke If any speed energy comes or not Then we will saw the power of acid enegy Cut it out! It doesn’t goes You said ıt will go actually there is no reactions I don’t think there is this kind of acid power Now we will try on balloon, can you give the balloon We will try to put in it Mentos hadn’t enter to baloon You had broken Ha ha ha ha It works ıt works Give to me Brother it doesn’t works For the experiment I had been like a drunkard My dear look Look then you will do like this Okaay now little moree We put detergent into bottle Now! We should cover it well Okay we had put mentos Also we are going to put detergent lets see What’s going to happen By the way are we ready? It’s full and balloon is very happy 🙂 Ooooh he is realy happy Yes, you see there is not much tricks on it Should we shake it? Yeees we tie the head of baloon they are happy in it I am throwing Like you see We had really foamed,we exaggerate the experiments Now there is şalgam water and … Nothing happens at şalgam like you had seen You can drink it , there is no sense trying ayran too We will drink it already there are no troubles in ayran and şalgam water Because they are natural beverages it is hormonious with human body You tough ı would connect this experiment to reality by this example No it’ there is another reailty lets pass Now lets do a contemplation, we had seen acidic things dangerous affects Like two materials had mixed acid becomes active immediately makes a reaction we had seen it In human body ,stomach excretes acid to melt the meats There is a benefit for meat and food digest Existing this acid of the human body. Altough acid covered by muscles like stomach muscle , meat It doesn’t damages any body meats For example : There is a stove made by wood and it burns wood .Stove will also burn right ? Because it’s made by wooden Same way Stomach carries meat acid but he is made by meat on account of so to protect the stomach which made by meat to protect the body, there is mucus designed around of stomach muscle in this way big muscles could be digest and spall but acid haves no bad affects on the stomach meat even this shows the design And we had see two materials could procreate very big affects Just for stomach there are dozens of enzyme but they have no reaction to each other they continue in a order Shows that there is nice well design on it And it also shows there is beautiful engineering Our stomachs Ph amount is 3 In this way we could eat all around world foods in a harmless way and digests then it additives our body source So we can say All around universe foods have a connection with our stomach So Who creates my stomach and all of universe Is the same creator, needs to be Because think like my stomach never digests a fruit Tropical forest friuts In Australia or nice place in America My stomach never saws this kind of food But still my stomach designed to digest that kind of fruit too My stomachs never tastes it even tough my stomach doesn’t know how to digest that kind of meterial my stomach created to digest that food like ı had said its key lock similarity doesn’t it shows both of them created from one creative We said to that creative ALLAH To work in a order needs a science Who creates this science also creates order we say that creative is Cenab-ı ALLAH and ı want to say one more thing this video could help to learn Allah ,inşallah Worths all of those experiments and none of them become waste because if one person starts to believes it is more valuable than all things in the world soundly

VESVESENİN ÇÖZÜM YOLLARI

Aslında insanlar konuşmak için ağızlarını kullanırlar ama gariptir ağızını kullanmadan da konuşabilirler; İç seslerle ! Peki bu iç seslerin hepsi bize mi ait? Hadi izleyelim Gel Merhabalar Merhabalar Ekrem Bey hoşgeldiniz. Başvuru için gerekli olan bütün belgeleri getirdim, ek olarak da yer aldığım önemli projelerin listesini ekledim isterseniz inceleyebilirsiniz. Tabii ki Ekrem Bey biz inceleyelim size geri dönüş yapacağız teşekkür ederiz. Teşekkürler, iyi günler. İyi günler dedim ama çok mu samimiyetsiz oldu gibi sanki ya? Görüşmek üzere deseydim çok daha özgüvenli görünürdüm. Acaba özgüvenli gibi görünseydim de kendimi beğenmiş mi sanarlardı beni? Ve hala biz muhasebeyi bekliyoruz. Beklediğimiz dosyalar geldi efendim. Hala bekliyoruz ve gelmedi. 2017’de aldığım tasarım ödülünü dosyaya koydum mu acaba ya? O çok önemliydi benim için, yok yok koydum diye hatırlıyorum. Ya unuttuysam? Tamamdır kolay gelsin sağolun. Sanat yönetmeni Osman Bey’i yanıma gönderir misiniz? Tamamdır bekliyorum. Ya bu adamlar senden ek belgemi istedi de sen yorum katıyorsun. Şimdi tam kabul edeceklerken hadi o projelerden biri yüzünden vazgeçerlerse. Senin hoşuna gitti ama onların hoşuna gitmeyebilir sonuçta. Ah vermemeliydim onları ! Güzel gibi görünüyor, ekte belirttiği projelerde bulunması ona büyük bir tecrübe katmıştır eminim ki. Evet. En son çalıştığı yeri terk edip giden birini neden işe alsınlar ki zaten. Yarı yolda bıraktığımı düşünecekler şimdi, bizi de bırakır deyip işe almayacaklar kesin beni. En son çalıştığı yerden kendi ayrılmış. Sadece aldığı parayı düşünen birisi olsa bu hareketi yapamaz, demek büyük bir vizyon sahibi ki tazminatını bile feda etmiş. Demek ki yeteneklerine güveniyor. La fotokopi çektirirken kağıtlara kesin sigara kokusu sindi ya. Özgeçmişimde sigara içmediğimi de belirtmiştim, şimdi beni yalancı olarak görecekler. Tam aradığımız adam. Kesinlikle. Ekrem Bey’e haber gönderelim, yarın işe başlasın. Ah! yalancı olduğumu düşünüyorlar. Şimdi de bunu yüzüme vurmak için arıyorlar kesin, açamam. Ah Ekrem abi ah ! iç sesinle yazdığın senaryoya inandın, o kuruntulara inandın, bütün hayatını mahvettin. Halbuki hangi insan kendine böyle bir senaryo yazar ki, hiçbir insan. Demek ki içimizden gelen her ses bize ait değil.Bazıları şeytanın vesvesesi, kuruntusu. Bazıları şeytanın fikri. Mesela Allah var mı? Diye gelen o iç ses veya namazda gözümüzün önüne gelen o saçma görüntüler, Allah ve Peygambere küfretmek istiyorum gibi bir his, günahlarımızdan dolayı Allah’ın bizi hiç affetmeyeceği fikri, riya yapıyor muyum sorusu, ölecekmiyim endişesi, acaba abdestimi kaçırdım mı? Namazım kabul oldu mu? gibi vesveseler. Bunlar tıpkı Ekrem Abi’nin iş başvurusu için yapması gerekenlerin hepsini güzel bir şekilde yaptığı halde içinden oluşturduğu kuruntulara benziyor. Aynen Ekrem Abi’nin bu içindeki kuruntulara önem verip işini kaybetmesi gibi biz de Allah muhafaza namazımızı ve abdestimizi kaybedebiliriz. Halbuki Ekrem Abi iç sesini dinlemeyip sadece yapması gerekeni yapsaydı yani telefonu açsaydı belki de kariyerinde zirveye ulaşacaktı. Peki bu iç ses karışıklığında bizim yapmamız gereken şey ne? Bunu neye göre belirleyeceğiz? Tabiki de bize gönderilen rehberin nasıl hareket ettiğine bakarak. Zaten Peygamber (asm) ile ilgili bu kadar ayet, bu kadar hadisin bizim yolumuza ışık tutması tam da bu yüzdendir. İçimizdeki ses karışıklığında bize yol göstermesi içindir. Bir gün Peygamber Efendimiz (asm) ‘ın ashabı O’na şöyle bir soru sordu: “Bazılarımızın aklından bir kısım vesveseler geçiyor ve bunları söylemenin günah olacağına eminiz. ” “Gerçekten korku duyuyor musunuz?” diye soruyor. Onlar da “evet” deyince “işte bu korku imandan gelir” buyuruyor. Yani vesvesenin zarar veremeyeceğini, imana ilişemeyeceğini söylüyor. O dediyse bize de buna inanıp amel etmek düşer. Haşa biz Peygamber Efendimiz (asm)’dan daha iyi mi iyiyi bileceğiz? Mesela herhangi bir soruda cevap verilmiş değil mi burada vesvese konusunda. Dolayısıyla sen hala buna güvenip teslim olmak varken hala kafana gelen işte aklıma şu da geldi, aklıma bu da geldi hala aklına güveniyorsan eğer burda sadakatsizlik ediyorsun. Bizim işimiz Efendimiz (asm)’ın söylediğine inanıp güvenmek ki bunda yüzlerce kez görmüşüz Efendimiz (asm)’ın hep doğruya iyiye yönlendirdiğini görmüşüz. Artık bundan sonra bize sadakat düşer, O’nun söylediklerini uygulamak düşer. Yeter yordun kendini vesveseni bırak at! Tek yapman gereken şey Peygamber’e sadakat.. Gönül sabır ile harman olmadan nasip ile buluşmazmış. Evlilik kader miydi? Peki ya ayrılıklar? Madem evlilik kaderse ve kaderimde evleneceğim kişi yazılı ise ben neden bunca zahmete giriyorum?


İngilizce

Actually,people use their mouts for speaking. But interesting thing that they can speak without using mouth. With inner voices ! Do all of these inner voices belong to us ? Let’s watch.. -Enter +Hello -Hi Mr.Ekrem,welcome. +I bring the all of required documents for application. Also,I added the list of important projects that I took part. If you wish,you can examine. -Of course Mr.Ekrem,we will examine and inform you.Thanks. Thanks,hava a nice day. I said have a nica day but wasn’t it so insincere ? If I’d said ‘hope to meet you again’, I would seem as more self sufficient. If I’d seemed as self sufficient,would they think me as pretentious ? -The documents that we looked for are here. +We are still waiting and they didn’t come. Did I put the design award that I took in 2017 ? It was very important for me. No,no,I remember as I put it. What if I forgot? -Okey,good luck.Thanks. Can you call the art director Mr.Osman ? Okey,I’m waiting. Why did I put additional documents ? What if they give up because of one of those additional projects ? I liked it but they may won’t like it. I shouldn’t have gave them. It looks very nice. I am sure that additional project he put,would provide a nice experience to him. Yes,sure. Why do they hire a person who quit the last job. They may think I left them in the lurch. They won’t hire me as they think like : he can also leave us in the lurch. He quited work from his last job. If he’d money-minded person,he wouldn’t have done it. It means, as he has a vision,he didn’t care about indemnity. It means,he is sure about his talents. While I was photocopied,most probably they reek with smoke. I specified that I don’t smoke in my CV. Now,they will suppose me as a liar. He is the person we looked for. Exactly! Call Mr.Ekrem so that he can start to job tomorrow. They think me as liar.That’s why they are calling me now. They will say it to me ,I can’t answer. Mr.Ekrem,you believed the scenario that you wrote with your own inner voice. You ruined everything. Who can write such a scenario for himself? No one.It means,every inner voice isn’t belongs to us. Some of them delusion,misgiving or idea of devil. For example such a inner voice : Does Allah exists ? or unsuitable scenes that comes your mind while you are performing prayer.. or such a feeling as you want to swear to Allah and prophet.. or idea of Allah never forgive us because of our sins.. or question of am I hypocritical person?.. or anxiety about death.. Did I empty the bowels? May Allah accepts my salaats ? Those delusions are like Mr.Ekrem’s. Although he did everything very nicely about job application, he created some delusions . Like Mr.Ekrem lost the job as he care about his inner voice, We too , may lost our ablution and salaat.(Allah forbid !) However,if he wouldn’t listened his inner voice he would have done what he must to do,I mean he’d answered the call most probably,he would reached the peak in his carrier. What is the thing that we should do when we have that kind of inner voices ? Of course,we will learn it by looking the action of our guide.. After all,that much verse of Kur’an and hadith about prophet Muhammed are for us to learn. so that they can lead us when we have confusion because of our inner voice. A day, companions of prophet Muhammed (asm) asked a question to him : Some of us have some delusions in our minds. and we are sure about saying them are a sin. Prophet asked them : Are you really be scared about them ? When they said ‘yes’,prophet answered : That scare comes from faith. It means that delusions can’t damage,it doesn’t affect the faith. If he said that,we must believe and act accordingly. Do we know better than prophet Muhammed(asm)? (no-never) I mean there is a answer about delusion given by prophet. So,if you don’t trust it and still contiune to think about your inner voice There is a disloyalty. Our job is trusting our prophet Muhammed’s sayings and acts. Also,we see that he always lead us to best way. Now,our job is,loyalt.Trusting to him and applying what he say. Enough,Don’t tire yourself anymore. Get off from misgivings. The only thing you should do is loyalty to prophet. Does marriage is destiny ? What about divorces? If marriage is destiny and the person that I will be married is known in my destiny Why do I make an affort ?

BEN EINSTEIN, YOUTUBER OLMAK İSTİYORUM

2020 “Nobel” Ödülü “goes to” Profesör Doktor ALBERT EİNSTEİN (Alkış ve ıslık sesleri) Bundan sonraki hedefleriniz nelerdir? +eee yutup açcam yutup yutup yutup açcam Merhaba arkadaşlar kanalıma hoşgeldiniz. Bugün sizlerle Atomu parçalayacağız Carbon 12 yi parçalayacağız Eğer bu video 50.000 like alırsa Haftaya Uranyum’u parçalayacağız. Evet arkadaşlar slime’ımız kıvamına gelmek üzere Bittiğinde Atom modelimizi yapacağız. Rutherford Atom modelinden sonra zaten yeni bi model çıkmadı bende Albert Einstein slime modelini 2020 model Atom Modelini yapmaya karar verdim Evet şunlarda gördüğünüz gibi Elektronlarımız bunlar Bunlar atomun çevresinde halay çekiyolar Evet arkadaşlar şuan Mid’deyim minyon kesiyorum Oğuzhan2007, 5 lira bağış yapmış Teşekkürler Oğuzhan. Şuan kuleye doğru çıkıyorum. (Oğlum atomları hep yere dökmüşsün, topla bunları) Çin’den sipariş ettiğim elektron mikroskobunun Kutu açılımını yapacağız bugün. Gümrükteki bacanağım sayesinde 10 günde teslim aldım. Teşekkürler bacanağım. Açıyorum Evet şuan açıyorum Bir dahakine bu kadar oyalanmamak için döner bıçağı sipariş edeceğim arkadaşlar. Bu kadar uğraşmayacağız bundan sonra açmak için Evet açıyorum Sanki internette gördüğümde daha güzeldi ama bu da idare eder sanırım. En azından garantisi marantisi var. Evet bu da güzel bir elektromikroskobu Çok güzel Videomuzu beğendiyseniz beğenip abone olmayı ve like atmayı unutmayın Merhaba arkadaşlar. Kanalıma hoşgeldiniz Bugün sizlerle “Gülmeme Challenge” yapacağız. Bugün gayet konsantre oldum hiç gülmeyeceğim. (Gülüyor.) (Gülüyor.) (Gülüyor.) Bu çok iyi ya. Evet. Evet arkadaşlar bugün de gülmedik. Videoyu beğendiyseniz beğenmeyi Kanalıma hoşgeldiniz. Arkadaşım Edison’a şimdi şaka yapacağız. Kışkırtma Kanka ne yapıyorsun ampulü mü icat ediceksin? Oğlum başımıza icat çıkartma ha. Bundan sonra faturası oluyor bilmem nesi oluyor. Uğraştırma bizi. Kanki sen ampulü bulacağım falan diyorsun da Tesla zaten buldu bunu Gazetelere falan çıktı ya bu. BAHSEME ONDAN!!! İşin gücün yok mu senin? Bak, Tesla icat etmiş zaten. Boşuna Uğraşma Edii Edi Edi, Edi, Edi, Edi, Edi, Edi, Edi, Edi, Edison Edi,Edi,Edi,Edi Hanimiş Edi Bey Sen bilim adamı mı olacaksın? Sen büyüyeceksin kocaman adam mı olacaksın? Bilim adamı mı olacaksın sen? Aferin. Aferin Edi’me benim. Çok çalışacak bilim adamı olacak benim Edi’m oohh (Elektrik Çarpma Cızırtı Sesi) Ya Yeter Ya!!! Kana kırmızı rengini veren atom nedir? Fişne fişne suyu. Fişne, fişne suyu Bir bilim adamı olsaydınız ne icat etmek isterdiniz? Yürüyen uçak. İneklerin en sevmediği element nedir? Nedir? Azot (Kahkaha) PAR ÇALA DIM ATOM, PAR ÇALA DIM KARBON, AZOT SEVERİM ELEK TRON ŞEKERİM NEWTON SENİ EZERİM ATOM BENİM MODELİM YOW YEAH! ALBERT 2020 İKİ SIFIR İKİ SIFIR CRAZY MC KARE Bu videoyu beğenip paylaşmayı ve kanalıma abone olmayı unutmuyoruz. Bakın şurada yeni bir “KATIL” butonu var ona da mutlaka abanın. eeeeee Deneyler, Bilim, Nobel falan Öyle Hayalhanem Youtube kanalına abone olup bildirimleri açmayı unutmayın. Sen niye abone olmadın? Bana mı dedin? Evet tabiki de sana deidm. Neden abone olmadın? İyi de nasıl abone olacağım? O kolay. Alacaksın telefonunu Hop buradan Youtube, Hayalhanem kanalı Evet buradan abone oluyorsun şuradan da bak bildirimleri var Sağ üstte ‘tık’ bastın mı bildirimleri açıyorsun Bu şekilde abone olabilirsin. İyi de abi burada hala izleyip abone olmayanlar var. Neden sadece benim telefonumu alıyorsun? Aaa. Ben onları görmemiştim bak. Ya sen abone olursun, ya da o telefonu…