70 bin melek sana dua etsin ister misin?

Çünkü duanın özü zaten ibadettir. Yaptığımız her dua Allah’ı zikretmek gibidir, ibadettir. Size 25 yıldır hiç aksatmadığım iki tane duamı söyleyeceğim. Muhammed Aleyhisselam’dan öğrendiğimden itibaren -15 yaşında okudum ben bu hadisi şerifleri- o dönemden beri her sabah namazından sonra bu iki duayı muhakkak yaparım. 70 bin melekten her gün dua alırım. Şimdi size bu hadisi şerifleri nakledeceğim. Sizden de her namazdan sonra bu ikisini yapmanızı rica edeceğim. Ki hayatınızdaki rahatlamayı, hayatınızdaki genişliği, karşılaştığınız zorluklar ne nispette olursa olsun geniş gönüllü olmayı inşallah daha iyi öğreneceksiniz. 70 bin kişiden hayatın boyunca dua alamazsın Müslüman kardeşim, bu insanlar hep bencil. Hocalarına bile dua etmiyorlar. 10 yıldır benden ilim öğrenen adam hocasına dua etmiyor, önce ben diyor. İkinci arabayı almam lazım, ikinci arabayı almam lazım. 20 yıldır esnafım hâlâ yazlık alamadım hocam, diyor. Adamın derdine bak! Ben bakıyorum her gün kaç kişiyi namaza başlatabilirim? Bu adamın derdi yazlık almak. 20 yıldır esnafım yazlık alamadım, diyor. Dert bu. Küçük bir bakış acısı, küçük bir bakış acısı, bu kadar dar… Geniş bakış açısıyla bakarsan ebedi hayatı düşünürsün. Sonu olmayan bir yer var, buraya odaklan, kendini buraya hazırla Müslüman kardeşim. 70 bin melekten hayır dua almak ister misin? Muhammed Aleyhisselam’ı dinleyelim. Övgüler ve selam Efendim’e olsun. Sultanımız buyurdu: ”Kim sabah olduğunda üç kere euzu billahissemiil alimi mineşşeytanirracim derse…” Şimdi sabah namazını biz kılıyoruz kardeşler, peşinden imamlarımız ne okuyor camide? Euzu billahissemiil alimi mineşşeytanirracim. Üç defa diyor, peşinden Bismillahirrahmanirrahim diyor, sonra üç tane ayet okuyor. Haşr süresi üç ayet. Halk arasında huvallahulezi diye bilinir. Muhammed Aleyhisselam diyor ki: ”Kim sabah namazını kıldıktan sonra üç defa kovulmuş olan şeytanın şerrinden, her şeyi işiten Allah’a sığınırım dedikten sonra besmele çekip Haşr süresinin son üç ayetini okursa, Allah ona 70 bin meleği akşama kadar vekil eder.” Bakın, sabah ezanından akşam ezanına kadar 70 bin meleği ona vekil eder. Bu 70 bin melek, o kul için istiğfar eder ve dua eder. Akşama kadar 70 bin koruma. Cumhurbaşkanının bile on tane koruması var be! Allah sana 70 bin koruma vaat ediyor. Muhammed Aleyhisselam bu bilgiyi bize veriyor, peşinden devam ediyor hadis, ”O kişi akşam ezanına kadar ölürse şehit olarak ölür.” Yine hadis devam ediyor, “Akşam ezanından sonra da aynı şeyi yaparsa sabaha kadar bu durum devam eder.” 70 bin sabahtan akşama kadar, 70 bin akşamdan sabaha kadar devamlı sana dua ediyor. Senin günahlarının affolması için Allah’a istiğfar ediyor. İster misin, istemez misin? -İsterim. Hadi yap. -Ama namaz kılamıyorum ki, sabah namazına kalkamıyorum ki hocam. Müslüman kardeşim biraz iradeli ol. Biraz iradeli ol ya! Biraz utan! İmamlarımız her sabah ve akşam bunu yapıyorlar. Dedemiz Osmanlı çok uyanık, çok uyanık. Bakıyorlar ki halk arasında bu sünnet unutuluyor, hiç kimse bu hadisi şerifleri yaşamıyor. Biz bunu yaşatalım, halk unutmasın, devamlı bu duaları işitsin, imam bu üç ayeti her sabah ve akşam namazından sonra okusun, cemaat de faydalansın. Bu duadan herkes nasipdar olsun diye imamlara bunu mecbur kılıyorlar. Sabah ve akşam namazlarından sonra Haşr süresinin son üç ayeti bu hadisi şeriften dolayı okutulur bütün camilerimizde. Dedemiz Osmanlı’ya rahmet olsun. (Amin) Ben size iki tane müjde vaat ettim. Bu bir tanesi, bu hadis birincisi. İkinci hadisi şerifi de okuyalım. Abdullah ibni Mesud rivayeti. Allah ondan razı olsun. (Amin) “Kim sabah namazını cemaatle kılarsa, namaz kıldığı yerde oturmaya devam ederse ve En’am suresinin başındaki üç ayeti okursa…” Sabah namazına gittik cemaate, kıldık, kalkmıyoruz, tesbihat falan bitti, duaları yaptık, imam da okudu. Şimdi biz yerimizden kalkmıyoruz. Oradaki cemaat kalkabilir hemen. Eve gideyim hanım kızmasın falan muhabbeti… Biz yerimizde oturacağız, biz Kazak erkeğiyiz kardeşler. Allah’ın sözü, hanımın sözünden üstündür. Önce ben bu mükafatı almam lazım. Oturduğumuz yerde üç tane ayet okuyacağız. Enam suresi ilk üç ayet. Artık Google hoca efendi var. Çok kolay bir şekilde bulabilirsiniz. Tık tık, En’am ilk üç yaz, ortaya çıkar. Bu ayeti oku, oku, on defa okursan ezberlersin. Ben on beş yaşında ezberledim, yarım saatte. “Namazdan sonra ilk üç ayeti okursa, bunu okuyan kimseye Allah 70 tane melek tayin eder. Yetmiş melek, onlar kıyamet kopuncaya kadar Allah’a tesbih ederler ve o okuyan kimseye de istiğfar ederler.” Bak 70 tane melek tayin ediyor, yaratıyor Allah Teala ve o kula tayin ediyor. Siz bu kula dua edeceksiniz. Ne zamana kadar? Ölünceye kadar değil hadisi şerifte kıyamet kopuncaya kadar, diyor. Peki ben bunu her gün yaparsam ne olur? Her gün 70, artı 70, artı 70, artı 70… Hayatının sonuna kadar her gün 70 artı 70 yapacaksın. Zaten 70 bin koruma daha vardı diğer hadisi şerifte. Ya seni cumhurbaşkanından daha forslu bir hâle getirmeye çalışıyorum ama sen benim kıymetimi bilmiyorsun Müslüman kardeşim. Cumhurbaşkanına bu kadar dua eden adam yok. Bu kadar onu korumak için yardımcı olmaya çalışan nurani varlık yok, melek yok. Sen bunları yap, Muhammed Aleyhisselam’ın vaadi var. O peygamberliğinden önce bile hiç yalan söylemedi. Peygamberliğinden sonra söyleyebilir mi? Asla ve kat’a. Şu hâlde gelin şu iki tane zikri hayatımıza monte edelim ve meleklerin her gün bize istiğfar ve dua etmesini sağlamış olalım. Allah bizi muzaffer kılsın kardeşler. (Amin) Amin.

Neden biz sınav ediliyoruz da Adem ve Havva sınav edilmeden Cennete konuldu?

Bir tane daha elbiseden bahsediyor şimdi Allâh-u Teâlâ. Velibâsu-ttakvâ Bir de takva elbisesi indirdik. Avret mahalini örten elbise, iç giyim Ziynet elbisesi, dış giyim. Her zaman dış giyim, iç giyimden daha pahalıdır. Sonra bir de takva elbisesi indirdik diyor. Peki bu Darwinistlere, bu evrimcilere bu ateistlere, deistlere ne oluyor ki diyorlar ki ilk insanlar yüzyıllar boyunca hep çıplak gezdi. Elbise nedir bilmiyorlardı. İlk insan Adem nebidir. Adem nebi. Ateistin bir tanesi sormuş. Hoca hoca! Biliyorsunuz bunlar bize ”hocam” diye hitap etmiyor. Hoca hoca diye hitap ediyor. Sonda ki A’lar devam ediyor. Hocaa, hocaa! diye devam ediyor. Kendince böyle aşağılama tarzında bize sual soruyorlar. Yazmış. Hoca hoca! Neden Adem ve Havva direk cennete konuldu. Hiç imtihan edilmediler. Biz imtihan ediliyoruz. Kazanırsak cennete gidiyoruz. Hadi bakalım sen bana bunun cevabını ver! Allah’ım bu insana hidayet nasip etsin. Amin! Adem Aleyhisselam cennette imtihan edildi mi edilmedi mi? Sınavı kaybetti mi kaybetmedi mi kardeşler? Ayeti hatırlatayım size. Ey Adem! Sen ve eşin beraber cennete yerleşin. Beraber cennete yerleşin. Sonra.. İstediğiniz her yerden, nimetlerimden bol bol yiyin. Lâkin, şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz. Bu ayettir. Bakın! Bütün cennet! Gözünün, aklının, hayalinin alamayacağı kadar büyük bir cennet! En pasif müslümana 10 dünya büyüklüğünde cennet vardır diyor Hadis-i Şerif’te. En pasif müslüman. Dolayısıyla peygamberi Adem Aleyhisselam’a verdiği cenneti bir düşünün. Her taraf, her yerde yiyip içmek serbest. Ama bir tane ağacı koymuş cennetin tam ortasına. Demiş ki, bak. Ey Adem! Ey Havva! Size her taraf serbest. İstediğiniz kadar yiyin için ama buraya yaklaşmayın. Bakın, dikkat edin! Yemeyin demiyor. Bu ağaçtan meyve yemeyin demiyor. Yaklaşmayın diyor. Oraya yaklaşmak sıkıntılı. Yaklaştığın anda düşme ihtimalin fazla. Yaklaşmayın diye bizi uzak tutmak istediği başka bir günah hangisi kardeşler? Allah sizden razı olsun. Bak, benim meclisime gelenler cahil adamlar değil görüyorsunuz. Hepsi bir ağızdan zina diyor. Bak, zina yapmayın demiyor Kuran’da yine. Her zaman söylerim bu ayeti. Ve lâ tekrabu’z Yaklaşmayın… ez-Zina Zinaya yaklaşmayın. Çünkü yaklaştığın anda hacısı da olsa hocası da olsa düşer. Sizin burada gördüğünüz en takvalı adam kim? Bu.. En takvalı adam bu. Şimdi bu adamı bir punduna getirseler, bir tiyatro yapsalar, hayat kurtaracaksın hocam, şöyle tebliğ, böyle tebliğ.. Evin içine tıksalar beni, bir tane kadın gelse karşıma..! Ve kandırmak için bazı tavırlarda bulunsa.. Şunu diyebilir miyim ben? Ben hayatta kanmam. Beni kandıramaz kimse. Ben asla zina etmem diyebilir miyim? Muhammed Aleyhisselam bizi uyarıyor! Sakın sizden kimse, ben zina etmem demesin! Ben Allah’ın izni ile zinadan kaçarım desin. Kaçmak… bugüne kadar bu günaha Elhamdülillah düşmedik. Düşmememizin bir tek sebebi var. Çağrıldığımız hiç bir yere gitmedik. Gitseydik muhakkak çok defa zina yapmıştık. Bundan sonrada Allah, bu tuzağa düşmeyi bize nasip etmesin kardeşler. Amin! Amin İşte, ağaca yaklaşmayın diyor. Zinaya yaklaşmayın diyor. Çünkü, biliyor ki Allâh-u Teâlâ, o sınırda o mayın tarlası içinde olursan, orada bir iki sek sek oynayayım falan dersen Senin bacağın mayına patlar, mayını bulur ve bacağını kaybedersin. İşte.. Bu iş böyledir kardeşler. O Adem nebi ve Havva anamız cennette elbiseli miydi değil miydi? Cennet elbiselerini giyinmişlerdi. O elbise yok diyenler! Bu ateiste de cevabı bu şekilde verdik. Adem ve Havva anamızın sınavı neydi? Tek bir sınavı vardı. Bizim bu dünyada bir sürü sınavımız var. Onların bir tek sınavı vardı. Her şey serbest, bu yasak! Ama onlar ne yaptılar? Şeytanın dışarıdan vesvesesi ile merak ettiler ve aldatıldılar. Çünkü şeytan onlara dedi ki; “Bu ağacın meyvesinden yerseniz ebedi olarak cennette kalacağınız için…” Allah da sizi burada ebedi olarak tutmamayı murad ettiği için onu size yasakladı. Sizi buradan çıkartacak. Siz en iyisi o ağaçtan o meyveyi yiyin dedi. Bu şekilde vesvese vererek kandırdı. Müthiş bir ters psikolojiyle, ters psikoloji. Ve aldandılar, meyveyi yediler. İşte onların da sınavı buydu ve sınavı kaybettiler. Dünyaya geldiler ve soyları soylandı. Boyları boylandı ve biz dünyaya geldik. Şimdi sınav sırası bizde. Onlar sınavlarını verdi. İmanla gitti. Sınav sırası bizde kardeşler. Bizim bu sınavı kaybetmememiz gerekiyor. Kaybetmemek için de nasıl giyineceğiz ne yapacağız bunu bilmemiz gerekiyor. Bugün sokağa çıktığınız zaman özellikle yaz aylarında, Bütün genç kardeşlerimden aldığım mesajdır. Yazın sokağa çıkmak istemiyorum hocam. Adam bekar adam. Cinsel gücünü dışarıya atma gibi bir durumu da yok. İstimna caiz değil. Zina yapmak da caiz değil, haram. Ee bu adam da ne yapıyor? Evde kalmaya çalışıyor. Çıktığım zaman diyor, kadınların büyük bir çoğunluğunu çıplak olarak görüyorum. Çıplak olarak gördüğüm zaman da kalbim kalıyor, gözüm kalıyor. Namaza durduğum zaman bile karşıma çıplak kadın suretleri gelebiliyor. Bunlar hep bugünde genç kardeşlerimizin çektiği sıkıntıların büyüklerindendir. Allah bize dayanma ve sabır gücü versin kardeşler. Amin! Bu kızlarımıza da, bu ablalarımıza da Allah hidayet nasip etsin. Amin! Muhammed Aleyhisselam buyurdu ki, cehennemde kadınların sayısı, erkeklerin sayısından fazladır. Bir daha söylüyorum. Cehennemde kadınların sayısının erkeklerin sayısından fazla olduğunu gördüm diyor miraç gecesinde. Sahih bir hadistir. Neden böyle? Çünkü vesile oluyorlar, çok vesile oluyorlar. Erkeklerin de günaha girmesine vesile oluyorlar. O çıplak olduğu için biz bakma hakkına sahip miyiz? Kesinlikle değiliz. Ama vesile oluyorsun. Benim için bunu kolaylaştırıyorsun. Haram yapmamı kolaylaştırıyorsun. Rabbim, bu insanlara hidayet nasip etsin. Amin! Bizi de korusun. Amin! İşte kardeşler.. velibâsu-ttakvâ Bu da üçüncü elbise. Takva elbisesi öyle bir elbise ki, Bu elbiseyi giyen, bunu da Allak gökten indirmiştir. Nasıl indirmiştir? Yağmur ile değil bu. Bu takva elbisesi de bununla inmiştir. Allah’ın kitabı. Ve peygamberimizin sünneti. Kitabı ve sünneti yaşayan bir adamda takva kendini ortaya çıkartır. O adamın görünüşü, duruşu nur saçar. Tesiri çok fazla olur. İbadetten çok lezzet alır. Ve etrafındaki insanların kalbinde ona karşı bir güven ortaya çıkar. Takvanın işaretleridir bunlar. Etrafındaki insanlar anasına, babasına, kardeşine açıklayamadığı sırları söyleyemediği sırları o takvalı olarak gördüğü adama söylerler. Bu konuda İslam’ın görüşü nedir? Bak sana anlatıyorum bu durumu. Bu günahtan kurtulmam lazım ama akrabamdan kimseye söyleyemiyorum. Senin Allah’a benden daha yakın olduğunu düşündüğüm için ilmi olarak da benden daha ilerde olduğuna hüsnü zan ettiğim için Bu meselemi sana açtım. Bana ne yapmam lazım İslam’a göre bildir der ve ondan yardım isterler. Bu adam takva elbisesini giymeye başlamış demektir. Diğer gelen insan ne yapıyor? Ben de bu elbiseyi giymek istiyorum diyor. Sabah ezanı okunduğu zaman ben yatakta fosur fosur uyuyorum. Ama sen, sanki bir askerin koğuş kalk emrini alması gibi, fişek gibi havaya kalkıyorsun. İkimiz de insanız, ikimizin de aklı başında. İkimizin de gözleri çalışıyor, kafası çalışıyor, elleri var. Ama ben kalkamıyorum. Üstümdeki o yorganı, pikeyi atamıyorum. Ama sen bıçak gibi kalkıyorsun. Bende bir şeyler eksik. Benim, benim bedenim çıplak. Dışarıya çıktığım zaman senin gibi, elbise giymiş gibi görünebiliyorum, görünebilirim. Ama hakikatte iç alemim çıplak. çıplak.. Dünya elbisesi, insanları hayvanlar alemine katılmaktan korur. Bizim hayvanlar ile aramızdaki fark nedir kardeşler? Elbise giymek. Hayvanlar elbise giymez. İnsanlarsa, beden azaları görünmesin diye elbise giyerler. Bu bizi hayvanlardan ayırır, dünya elbisesi. Bir de takva elbisesi vardır ki, takva elbisesi ise bizi meleklerin derecesine çıkartır. Mesele bu elbiseyi giyebilmektir. Allah bize bunu nasip etsin kardeşler. Amin!

İçki bırakma seansına giden sofi! ???? – Gülmekten kırılacaksın!

Allah’ın Resulü Aleyhiselam şöyle buyurdu; “Hayra sebep olan, hayrı işleyen gibidir.” Diğer hadiste ne buyurmuştu? “Şerre sebep olan şerri işleyen gibidir.” “Hayra sebep olan da hayrı işleyen gibidir”, buyuruyor Allah’ın peygamberi Aleyhisselam. Kardeşlerimizden bir tanesi bu hadisi öğrenmiş ya. Sabah namazını kılıyor, tam yatacağı sırada aklına şöyle geliyor; Ya neden ben annemle babamı kaldırmıyorum? Allah’ın Resulü Aleyhisselam böyle buyurdu Onları da sabah namazına kaldırırsam, onlar da sabah namazını kılarlarsa, onların kıldığı namazlardan bir misli sevap da bana yazılacak. Sadece onları kaldırdığım için. Niye kaldırmıyorum? Hemen koştura koştura anne babasının yatak odasına tak kapıyı açıyor içeri giriyor. “Anne baba kalkın sabah namazına, haydi! Babası kalkıyor patlak gözlerle, “ne oluyor kardeşim ya, ne oluyor” diyor. “Ne yapıyorsun sen” diyor. Bu derviş hadisi anlıyor mu? Anlamış Gerçekten hadis böyledir. Her hayırlı işimizi bu insanlara öğretmemiz gerekiyor ve insanları hayra teşvik etmemiz gerekiyor ama bu kardeşin yaptığı yanlış. Neden? Çünkü bir anne ve babanın odasına girmeden önce kapıyı tıklatacaksınız. “İçerdekiler namaz uykudan hayırlıdır, sizi Allah’ın davetiyle davet ediyorum! Kalkın ve namaz kılın!” Baban Arnavut değilse dayak yemezsin korkma, ama Arnavutsa bu daveti yapma. Sen sadece şunu yap; Namaz! Başka bir şey deme Allah’ ın daveti falan deme sen buraya girme. Arnavut’sa tehlikeli tepkilerle karşılaşabilirsin. Çünkü Arnavutların özelliğidir, beysbol sopasıyla yatarlar. Herhangi bir hırsız gelebilir, şu olabilir falan filan diye kapıları açık bırakırlar. Gün içerisinde yaşadıkları stresi, Allah vere de hırsız gele bacaklarını kırayım diye beysbol sopasıyla yatarlar. Daveti yaparken yumuşakça davet yapmak lazım. Babamızın kim olduğuna dikkat etmemiz lazım. Arnavutlardan girdim mi ben duramıyorum kusura bakmayın. Derviş kardeşlerimizden bir tanesi ehliyetini kaptırıyor. Nasıl kaptırıyor. Bu derviş kardeşimizin kardeşi biraz kopuk bir tip, free bir tip. Kafasına göre takılan, namaz niyaz yok sohbet falan yok. Abisi koyu derviş, kardeşi alemci. Abisine şöyle diyor; “abi benim ehliyetim yok biliyorsun, sen bana ehliyetini ver nasılsa kardeşiz kemik hatlarımız falan birbirine uyuyor polisler bizi görünce meseleyi çakamazlar. Ya olur mu böyle şey, bunun adı sahtekarlıktır, olmaz öyle şey caiz değil, şu, bu, derviş başlıyor İslam’dan konuşmaya ama kardeş baskın çıkıyor. Abisinin ehliyetini alıyor. Arabayı kullanırken polis çeviriyor. Üç gün görmedi, beş gün görmedi, bir gün bu polis denk gelecek. Polis bunu çeviriyor kenara. Şimdi polis geçiyor şoför mahfilinin sol tarafına. “Ehliyet ruhsat kardeşim” diyor. Bu kardeş tak çıkartıyor ehliyeti ve polise veriyor ve şöyle yapıyor; Şirin gözükmeye çalışıyor polise, ehliyeti veriyor. Şimdi polis ehliyetteki resme bakıyor. Eğer adama bakarsa olayı kesin çözecek. Bu içinden dua ediyor, bana bakma, bana bakma, bana bakma. Polis önce resme bakıyor, sonra çocuğun suratına bakıyor, sonra bir daha resme bakıyor ve şöyle diyor kardeşim bu sen değilsin. Çocuğun tepkisi şu: “Olur mu öyle şey ya?” Sen biliyorsun bu sen değilsin ama önüne bir zırh koymaya çalışıyor. Olur mu öyle şey ya diyor. Polis diyor ki kardeşim ben bu işin eğitimini gördüm yıllarca, ben bu işi biliyorum, beni kandırmazsın, diyor. Bu sen değilsin, kemik yapın uymuyor, yüz hatların kemik yapın uymuyor, diyor. Sen gel bakayım buraya, bir üfle bakayım şu alete. Alete bir üflüyor bu dervişin kardeşi, içkili. Şimdi ceza kime yazılacak? Ceza ehliyet sahibine yazılıyor. Adam diyor ki ehliyetine el koydum. Ne kadar? Bir sene! Dervişin ehliyeti içki içmekten bir sene polisin elinde duruyor. Şimdi hocam ne olur? Bir sen araba kullanmaz bir sene sonra ehliyeti geri alır onlardan. Öyle değil. O bir yılın sonunda, iki ay kala, on ay sonra bu dervişi neye çağırıyorlar. Psikolojik tedaviye. İçki bıraktırma kurslarına. Hayatında ağzına bir damla içki sürmemiş adam nereye gidiyor? içki bırakma kursuna gidiyor. İmtihan var, imtihan var kardeşim. Allah her şeyle imtihan edebilir. Böyle bir kardeşle de imtihan olabilirisin. Dikkat et. Abi diyor gittik içki bırakma kursuna, tutuştuk otuz kişiyle el ele. Aynı o Amerikan filmlerindeki gibi. Sandalyelerin içinde otuz tane adam el ele tutuşuyor ve şöyle dedik diyor; “İçki kötü bişe, içki kötü bişe” Bu kelimeyi diyor otuz defa kullandık diyor. Bak “bir şey” değil “bişe”. Aşağılamaya çalışıyorlar. İçki içen adamları aşağılamaya çalışıyorlar. Bitti mi diyorum abi işkence, bitmedi diyor. Benden kompozisyon istediler diyor. Konu nedir? Bahset kuşlardan, çiçeklerden, araba kullanma, iş yapma onlardan… Hayır konuyu onlar seçiyor diyor. Konu nedir? Neden içki içiyorum? Efendiler kendinizi bu adamın yerine koyun on saniyede. Hayatınızda içki içmemişsiniz ve bir kompozisyon yazmanız gerekiyor. Neden içki içiyorum? Hadi bakayım hayal gücünü kullan. Çeşitli fanteziler üret. İçki içmedin ki sen nerden bileceksin bunu. Ama ben bunu şuna bağlıyorum. Bu kardeş Dexter’i çok seven bir adam olduğu için olmadığı bir adam rolüne soktu Allah Teala bunu. Devamlı Dexter’i seyrediyor. O da olmadığı bir adam rolüne girdiği için bu da olmadığı bir adam rolünde. İçki içmeyen bir adam ama içki içtiğini söylüyor. Bu Arnavutlar çok tehlikeli. Bu yüzden Allah Teala’ya devamlı dua etmek lazım; Allah’ım bizim gücümüzün yetmeyeceği yükü bize yükleme diye dua etmemiz lazım. Yine Arnavutlardan gideyim. Ramazan vakti… Ramazanda biz ne yaparız? Kur’an okuruz. Otuz kırk tane Kur’an’ı bir tane kardeşimiz arabasına alır evine götürür. Üç tane derviş, Arnavut bunlar. Gece vakti saat 12’de Kur’an’ları arabaya koyuyorlar, çıkıyorlar. Üçünün de kafasında takke var. Zikirli ilahileri açmışlar. Kafalar böyle gidiyor… Bir bakıyorlar ilerde çevirme var, polis. Arabayı kullanan şöyle diyor “Eyvah polis!” Sanki kaçakçılık yapıyor. “Eyvah polis!” diyor adam. Sağdaki şöyle diyor; “Takkeleri çıkartın!” Arkadaki şöyle diyor. “Kur’an’ları ne yapayım?” Ya Allah’ın Kur’an’ı bu ya, sana bir şey yapmazlar be kardeşim korkma ya. Ama bunu şuna bağlıyorum. O zamanlar başta İslam’a karış olan hükümetler vardı. Belki ondan korkmuşlardır. “Kur’an’ları ne yapayım” diyor. Şoför de şöyle diyor; “Koltuğun altına koy.” Ya bunlar nasıl insanlar kardeşim ya. Siz neyden korkuyorsunuz kardeşim ya? Polis bir açıyor camı, nerden gençler diyor. Abi gezmekten diyor. Ne gezmesi kardeşim, sen sohbetten geliyorsun. Polis diyor ki niye sizin gözleriniz parlıyor. Sizin gözleriniz parlıyor diyor. Yemiş burada nuru, yemiş burada nuru. Gözler parlıyor. Polisin aklına direkt olarak bir şey mi içti acaba geliyor. Yeni gelen kardeşler bunlar dört tane Arnavut yine sabah namazına gidiyorlar. Son model bir arabayla sabahın beşinde yollardalar. Polis çeviriyor. İnin bakalım aşağıya diyor. Şimdi bir adam son model bir arabayla sabahın 5’inde bir yerden çıkıyorsa bu ya Laila’dan çıkmıştır ya Reina’dan. Bir yerden çıktı bu. Son model araba görünce hemen çekiyor inin bakayım aşağıya diyor. Bu dört tane derviş aşağıya iniyorlar. Polis başlıyor aramaya. Bir elini cebine atıyor, bakıyor takke. Allah’ım ya! Arabanın torpidosuna gidiyor. İlk olarak nereye bakar? Torpidoya bakarlar. Torpidoyu açıyor bir bakıyor elifba cüzü. Yan tarafa bir bakıyor seccade. “Kardeşim siz hayırdır ne yapıyorsunuz?” “Abi sabah namazına gidiyoruz.” Tamam diyor kardeşim hadi gidin. Nereden nereye? Önceki dervişler nerede, bak bunlara nerede? Şimdi bu dervişler diyor ki hocam artık sabah namazına arabayla giderken muhakkak takkeler başımızda gidiyoruz. Polisler bakınca başımızda takke var haydi geç diyor. Devam diyor. Efendiler insanın ibret alması lazım. Her şey ibrettir bu derviş kardeşlerden ibret alın. Edebe mugayir işler yapmalım inşallah.

Romantik bir sabah namazı uyandırma yöntemi! – Eşinize muhakkak bunu yapın!

Şimdi bir hadisi şerif okuyacağım Efendimiz aleyhisselamdan. Evli kardeşlerim ve yakında evlenecek olacak kardeşlerim lütfen beni çok iyi dinleyin! Allah’ın peygamberi ne buyuruyor? Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatıyor, Rasulullah buyurdu sallallahu aleyhi ve sellem: “Allah, geceleyin kalkıp namaz kılan ve hanımını da uyandıran…” Bir, geceleyin kalkacak namaz kılacak; iki, hanımını da uyandıracak. “…hanımı imtina ettiği taktirde yüzüne su döken kula rahmetini bol kılsın.” Bak şimdi, Allah’ın peygamberinin tarifine bak! Geceleyin teheccüde kalkıyor musun kardeşim? Gece teheccüde kalktığın anda namazını kıldın, “ya hatun kalkmasın” falan deme. Sen hanımını kaldırmaya çalış. Rasulullah buyuruyor ki: “…hanımı imtina ettiği takdirde…” Ne demek imtina etti? Şimdi adam namazı kıldı sonra tekrar yatağa geçiyor. Yatağa geçtiği anda hanımını dürtmeye başlıyor. “Hatun, hatun kalk!” Şimdi hanım da dürtülüyor ya, imtina eden kadın ne yapar? “Bırak beni!” Kadınların şu anda %99’u bana hikaye anlatmasın kimse. %99’u imtina eden kadınlardan. “Bütün gün yerleri sildim bırak beni!” diyor. Bak şimdi, Efendimiz aleyhisselam diyor ki bazı kadınlar size bunu söyleyecek. Şimdi kadınlarda takva olayı çok bozuldu. Eskiden kadınlar hep teheccüd namazı, sabah namazı falan kalkardı. Şimdi, siz bu hadisi şerifi teheccüd namazı için algılamayın, sabah namazı için algılayın. Teheccüd namazı sünnettir, sabah namazı farzdır. Sabah namazına kalktığınız zaman kardeşler, hatunu dürteceksiniz. Yumruklarınızın sert kısmı ile, şu kısımlar özellikle daha etkili daha tesirli. “Hatun, kalk.” Vurmak yok he! Dürtmek, böyle dürteceksiniz. Kemiklerin sert kısmı ile, “hatun, sabah namazı.” Hatun da imtina ederse şöyle yapar: “Bırak beni! Git yat zıbar.” Hatunun inancı zayıfsa, geceleyin bire kadar dizi seyretti ise, “dur şunu kaçırmayayım, dur şu sahne neydi?” falan diyorsa; o, sabah namazına kalkamaz. Hatunun inancı kuvvetliyse erkek kaldırmaz. Kadın erkeği kaldırır. Şu anda bizim dervişlerden bazıları şikayetçi. Şikayeti neymiş? “Hanım beni sabah namazına kaldırıyor fakat çok sert kaldırıyor hocam.” Bu imtinalara karşı sert yumruk tabiri… Biz dervişlerin hanımları da bizim sohbetleri seyrediyor. Bütün taktikleri öğrendiler hamdolsun. Kocalarını sabah namazına nasıl kaldırıyorlar? Sert yumruklarla. Dokunuyor fakat dokunurken kemiklerle dokunuyor. Hani bir el içiyle dokunmak vardır, “kalkar mısın bey?” Bir de el dışı ile çiğ vuruşu, “kalkar mısın?” Böyle kaldırdığı bir erkek rahatsız oluyor tabii ki. İmtina ettiği zaman ne yapacaksın diyor? Bir, dürteceksin. “Hatun kalkar mısın?” İki, bu biraz tehlikeli, bu biraz tehlikeli. “…imtina ettiği takdirde, kalkmadığı takdirde yüzüne su döken kula rahmetini bol kılsın.” İşte burada sağlığınızı garanti edemiyorum. Bak! Hatunu kaldırmaya çalıştın ya onu biraz dürttün ya. Hatun da kalkmadı. Peşinden ne yapacaksın diyor Efendimiz aleyhisselam? Bu bir taktiktir. Bir bardak suyu alacaksın böyle. Parmağının içi ile bandıracaksın sonra kaldıracaksın. Suyu hatunun yüzüne boca etmeyin ha! Boşanma sebebidir. Sakın! Sadece parmaklarını suyun içine daldırıcaksın sonra hatunun yüzüne serpiştireceksin. “Hatun!” tık tık tık… Böyle yüzüne damlalar geliyor. Yağmur damlacıkları. Çok romantik be. Yağmur damlacıkları geliyor yüzüne ondan sonra, “hatun kalkar mısın hadi gece namazını kılalım.” Ya da takvada zayıfsan, “hadi hatun kalk sabah namazını kılalım beraber. Sana imamlık yapayım ister misin?” Hatun da biraz imanlı bir kadınsa, “Allah razı olsun bey be, sağ ol.” Şu andakilerin çoğunda bunun olacağını pek düşünmüyorum. Hatun genelde zayıf oluyor şu anda hatunlar. Hep dünyalık istedikleri için, dünyevi baktıkları için olaylara kendilerine iyilik yapmak isteyen kocalarına sert davranıyorlar. “Beni sabah namazına kaldırma.” diyen derviş karısı da var. Bunu da biliyorum. Şikayetler geliyor. “Sabah namazına kaldırma.” Ben kaldırmayacağım da seni kim kaldıracak? Melekler mi kaldıracak? Cinler mi kaldırsın? Kim kaldırsın seni? Ben senin kocanım. Senden ben mesulüm. Sen kalkmazsan cehenneme gideceksin. Hurilerle beni baş başa mı bırakmak istiyorsun cennette? Sen cehennemde ben cennette ne yapacağım ben orada? Sıkılırım sensiz. Tamam 100 tane huri var ama ben seni isterim hatun, diyeceksin. Huyuna gitmen lazım kardeşim. Huyuna git. Kıskandır biraz, hatunu kıskandır namaza kalksın yoksa kalkmıyor. Politik davranın biraz kardeşler. Efendimiz aleyhisselam hadisin ilk kısmında bunu söylüyor. “…Allah ona rahmet etsin, hanımının yüzüne su serpiştirene Allah rahmet etsin.” diyor. Peşinden, “Allah, geceleyin kalkıp namaz kılan, kocasını da uyandıran, kocası imtina edince yüzüne su döken kadına da rahmetini bol kılsın.” Bak ikisine de dua ediyor. Kim çalışıyorsa, geceleyin saati hangisi daha erkene kuruyorsa… O telefonlarda kuruyoruz ya… Hanımın saatinden bir dakika önce kurarsan senin saatini paçayı sen kurtarırsın. İki kişinin sevabını da sen götürürsün. Taktik veriyorum ya. Taktik veriyorum Allah aşkına biraz dinleyin beni ya. O senden önce kalkarsa sevabı o götürür. Bu yüzden sen ne yapacaksın? Bir yarış hâlinde olacaksın. Hanımla yarış hâlinde. O haberi yokken, yemek falan yapıyorken telefonunu aç, alarm saati kaçta? 5:46. Sen ne yapacaksın? 5:45. Bir dakika önce. Her zaman erkek kadından bir adım önde olmak zorundadır. Komutana itaat eden asker orduyu kurtarır. Kocasına itaat eden kadın yuvayı kurtarır. Kadın kocaya itaat etmek zorundadır. Kur’an, bizim mükellefiyetimizi kadından bir adım öne koymuştur. Allah böyle buyurmuş. İstediğin kadar gururlan, kibirlen. Bu kitabı okuduğun zaman, Muhammed aleyhisselamın hadislerini okuduğun zaman erkeğin sorumluluğunun kadından bir adım fazla olduğunu görürsün. Kibir, gurur yapacak bir şey yok. Ayetler, hadisler ortadadır. Şu hâlde hanımlar, hadi bu kocalar bazen tembellik yapabiliyor bazen çalışıyor falan şu, bu yoruluyorlar. Siz bu kocaları kaldırın. Kaldırıken de imtina ediyorlarsa, “dur 5 dakika, 10 dakika, yok kalkamam” falan diyorlarsa, şu su olayını muhakkak yerine getirin. Su serpiştirme. Kocanın yüzüne 3, 5 damla. Yastığa falan gelmesin. Sadece yüzüne böyle romantik bir su serpiştir. Fazla yapma! Fazla yaptığın zaman ciddi tehlikeler ortaya çıkabilir. Kardeşler, bu taktiği öğrendiniz mi? Öğrendiniz. Şimdi sabah namazına kalkma konusunda hiçbirinizin bahanesi yoktur. Herkes sabah namazına kalkacak. Sabah namazı şahitlidir. Melekler dönüşüm yaparlar. Hesapları, dönüşüm yaparak kaydederler. Sabah namazına kim kalktı kim kalkmadı? Hepsi belirgindir. Sabah namazına kalkan kul Allah’ın emanındadır. Allah’ın emanı ne demek? Onun koruyucusu benim! Onu bizzat ben koruyorum. Bak meleklerine falan bırakmaz Allah Teala. Şu hâlde sen ne yapacaksın? Senin bu dünyadaki en önemli namazın sabah namazıdır. Bu sabah namazını kılacaksın. Hele ki cemaat ile kılarsan İslam ordusu demektir. Bütün dünyaya hâkim olacak bir İslam ordusu nereden geçer? Sabah namazı.

Gece vakti karısına börek yaptırmakla övünen zalim koca! – Havan batsın!

Bu ayeti tefsir ederken diyor ki: “Nefsinin hevâsına tabi olanlar, onu bir başka ilah gibi, Allah’tan başka ilah gibi kabul etmiş olurlar. Allah’tan başka sözü reddedilmeyecek bir ilah gibi.” Nefis ne ister? Nefsin istediği şey, keyfe ne geliyorsa onu ister. O anda keyfine zevkine ne geliyor? Sadece onu ister. O işin sonucunda bir haram var mıdır, Allah’ın yasakladığı bir şey var mıdır? Asla buna bakmaz. O sadece keyfine bakar. İşte İbn-i Abbas (Radiyallahu anh) diyor ki: “Nefsinin keyfine tabi olanlar, artık nefsini kendine ilah etmiş olanlardır.” Şu hâlde sen kendine bakacaksın. Sabah ezanı okunduğu anda, evinde yatıyorsun ve mütemadiyen Allah Teala senin gözlerini bazen açıyor. Telefonunu kurmamış olsan bile. Müslümanların çoğunluğu şu anda telefonlarını kurmuyor sabah namazına. “Kalktığım zaman kılarım.” diyor. “Kaza maza boş ver.” diyor. Telefonunu kurmamış olsan da Allah bazen senin gözlerini açıyor, ezanı işitiyorsun. Ezanı işittiğin anda kalkıyor musun yoksa keyfine düşkün olan nefsine tabi olup da boş ver mi diyorsun? Boş ver dediğin anda sen artık nefsini ilah etmiş oldun. Allah sana diyor ki: “Hayye ale’s-salâh!” “Haydi namaza kalk!” “Hayye ale’l-felâh!” “Kurtuluş namazdadır!” Haydi felaha, kurtuluşa. Sen ne diyorsun? “Yok ben nefsimi dinleyeceğim, benim kurtuluşum yataktadır, yorgandadır.” Erkekliğinden bahseden adamlar, erkekliğini öve öve bitiremeyen adamlar, daha bir yorganı bile, sabah namazında yorganı bile üzerinden atamıyor. Sen nasıl erkeksin ya? Sorsan; “Ben kral erkeğim, hanıma böyle bağırırım, şöyle yaptırırım. Gecenin ikisinde kalkarım, kalk bana börek yap derim.” Sen zalimsin, erkek merkek değilsin sen. Gecenin ikisinde börek olur mu? Bir gün sonra yaptır. Ama yok erkekliğini ispat edecek ya! Sabahleyin işyerine gittiğinde bütün arkadaşlarına hava atacak. “Gece ikide canım börek istedi.” Ee? “Hanıma dedim ki: Kalk bana börek yap.” Utanmıyor musun? Bunu anlatırken utanmıyor musun? Esnaf kardeş! Hevâsına tabi olanı, hevâsını ilah edineni gördün mü? Allah bu insanlara izan versin, hidayet versin. (Amin) O kadının sende hakkı vardır, kul hakkı vardır. Bu köle değil ki! Bir de sen merhametli bir kadına denk gelmişsin. Elinde sopa olan bir kadına da denk gelebilirdin yani. O oklavayla kafana vurabilirdi gecenin ikisinde. Kadın merhametli değilse, “Ne istiyorsun sen börek mi? Al sana oklava!” diye vurabilir. Böyle kadın da olabilir. Said İbn-i Cübeyr. Sahabeden bir zat. Bu zat da ayetin bu kısmını tefsir ederken ne diyor? “Müşriklerden bazıları, bazı elleri ile yaptığı putlara karşı çok sevgi ve merhamet hissederlerdi, onları çok severlerdi. Fakat başka bir müşrik, daha güzel ve daha detaylı, çekici bir put yaptığı zaman da o putu alırlar, bu putu atarlardı.” Bak, birkaç hafta önce kendisine bir tane put yapmış. Put çok güzel görünüyor, çekici. Her gün gidiyor ona tapınıyor. Ama başka bir arkadaşı daha kaliteli, daha detaylı, daha güzel bir tahtadan put yaptığı zaman da kendi putunu atıyor, bunun devri bitti artık, diyor. Onun putunu satın alıyor parayla, köşeye koyuyor ve artık buna tapmaya başlıyor. Hevâsını ilah edinen… Putlar, ilahlar boyna değişiyor. Ya ilah değişir mi kardeşler? Biz Başbakanı değiştiririz, Belediye Başkanını değiştiririz, Cumhurbaşkanını değiştiririz. İlah değiştirebilir miyiz? “Ben bugüne kadar 30 yaşına geldim. Hep Allah’a iman ettim. Bundan sonra, bu kadar film seyrettim. Zeus, Zeus, Zeus… Benim de aklıma yattı. Şimşek tanrısı… Bundan sonra Zeus’a iman ediyorum ya!” diyebilir misin? Böyle bir şey olabilir mi? Olmaz! Bu bir çocuk oyuncağı gibi değildir. Bir tek ilah vardır. Yerleri ve gökleri yarattığını söyleyen ve sahiplenen tek bir ilah vardır. Bütün kutsal metinlere bakın. Başka bir çakma tanrı bunları sahiplenmiyor. Olmuş olan üzerine kurulmuş metinler var. Yerler gökler yaratılmış, gezegenler yaratılmış, onun üzerine metinler var. Ahlaklı olun, kimseyi kırmayın, üzmeyin, zina etmeyin, çalmayın, çırpmayın… Kutsal metinler böyle. İnsan tarafından uydurulmuş kutsal metinler böyle. “Güneşi ben yarattım.” diyen bir tane metin yok. Bu rüzgârı kokmamanız için size ben verdim diyen bir tane metin yok, o insan uydurması kutsal kitaplarda. Şu hâlde ne yapacaksın kardeşim? Nefsinin hevâsına tabi olmayacaksın!

Sabah namazı şahitlidir; sakın geç kalkma!

“Vel fecri”nin başka manası anlatıyor İmam Razi. Şu manayı da Allah vermiş olabilir. Sabah namazı… Namazların en üstü desem size, ne dersiniz kardeşler? Namazların en üstünü, cuma namazından hemen sonra hangisidir? Sabah namazıdır. Bakın! Öğle var, ikindi var, akşam var, yatsı var. Sabah namazından hemen sonra yatsı namazı gelir. Geç vakitte geldiği için yazın zor bir namazdır. Ama hiçbiri sabah namazı kadar zor değildir. Neden? Uykuyu bölüyor. Keyfimizi bölüyor, huzurumuzu bölüyor ve nefsin kafasına tokmaklar çalınıyor. Sabah namazının önemli olmasının sebeplerinden bir tanesi ayet-i kerimedir. Allah’ımız ayet-i kerimede peygamberimiz aleyhisselama buyuruyor ki: Ey Peygamberim! Ey Resulüm! Namazlarına dikkatli ol. Bilhassa sabah namazı çünkü sabah namazı şahitlidir. Şahitli… Ne demek şahitli? Sabah ve akşam 12 saatte bir dönüşüm yapan melekler vardır bizde. Allah her kuluna bu Melekleri vermiştir, facir de olsa fasık da olsa, mümin de olsa veli de olsa peygamber de olsa… Bunların vazifesi ne ? 12 saat içinde yaptığımız bütün amelleri kayda geçirmek nöbetleşe. Birbirlerine şu 12 saat boyunca böyle yaptılar demeleri. Sabah namazı esnasında her iki melek grubu da hazırda bulunur ve bize bakar. Sabah namazını güneş doğmadan önce kıldık mı kılmadık mı? Güneş doğmadan önce kıldıysak bize der ki: ”Allah’ın hayırlı kulu, Allah’ın selamı senin üstüne olsun.” Güneşi üzerimize doğurursak ve sabah namazını vaktinde kılamazsak, ”Ey Allah’ın gafil kulu! Kalk ve namazını kıl.” Bakın iki şekilde de bu melekler bize seleniyor. Ya dua alacağız ya da bir tahkir alacağız. Tahkir ne? ”Allahın gafil kulu”. Gafil ne demek? Allah’ı unutmuş kul demek. Biz Allah’ın nezdinde adımızın gafillerden mi konuşulmasını isteriz, gafillerden olarak yazılmasını mı isteriz? Yoksa Allah’ın salih kulu… Meleklerin sana nasıl hitapta bulunmasını istersin? Reis-i cumhurun ya da başbakanın sana nasıl hitap etmesini istersin? ”Çapulcu gel buraya!” İster misin böyle bir şey? Çapulcu hiç uygun bir şey değil. Biliyorsunuz o çapulcuları, gezide mezide çıktılar. Hükümeti yıkacaktılar tencereyle tavayla. Kendileri yıkıldı. TOMA’nın suyundan üşüttüler, çapulcular. Reis-i cumhurun sana çapulcu diye mi hitap etmesini istersin yoksa sevgili kardeşim diye mi hitap etmesini istersin? Ne istersin? Bu ise bir kuldur. Bugün reis-i cumhur, yarın senin gibi sıradan bir sivil. Bize hitap edecek olan meleklerdir. Kime hitap ediyor? Bizim adımızdan kime bahsediyor? Allah Teala’ya bahsediyor Şu halde sen sabah namazını vaktinde kılarsan Allah’ın melekleri senin hakkında Allah’a, ”Bu senin salih kulundur Allah’ım” diye hitap eder. Allah bizim nasıl olduğumuzu biliyor mu bilmiyor mu? Biliyor ama meleklerinden teyit istiyor. Neden teyir istiyor? Çünkü bizleri yarattığı anda bizim babamın Adem Nebi, Allah’ın selamı üstüne olsun, yarattığı zaman melekler ne dedi? – Ya Rabbi biz sana hakkı ile ibadet eden kullarınken yeryüzünde fesat çıkartacak ve kan dökecek olan kullar mı yaratıyorsun? Allah’ımız ne buyurdu? “Siz bilmezsiniz, ben bilirim.” Bunu teyit etmek için meleklerin yanlış gördüğünü ve geleceği bilmediğini onların yüzüne söylemek için kullarım ne yapıyor diye meleklerin ağzından teyit alıyor. Bu tıpkı neye benzer? Bir adamın kamera kaydında cinayeti sabittir, kamera kaydında cinayeti sabittir ama polisler yine de bunu sorguya alırlar. Savcı sorguya alır, emniyetten polisler bunu sorguya alırlar. Özel sorgu memurları vardır. Bu memurun tek gayesi ne? İtiraf, ağzından teyit almak. Ağzından teyit aldığı anda bu iş biter. Deliller ne kadar kuvvetli olursa olsun, bıçak o adamın yanında bulunmuş olsun, kendisinden çıkan kan DNA testinde kendisine ait olmuş olsun. Kendisinin içtiği sigara tükürük testinde kendisine ait olduğu belli olsun, Deliller ne kadar kuvvetli olursa olsun polisler ne isterler? Ağzından teyit edecek. ”Söyle, sen söyle itiraf et. Sen mi yaptın? Sen yapmadın mı?” Aynen bunun gibi Allah Teala meleklerinden bir itiraf istiyor. -Kullarım ne yapıyorlar? Bu itirafın aynısını nerede alacak? Mahşer günü alacak şeytandan. – Hani sen benim bütün kullarımı cehenneme sokacaktın? Ey İblis, Hani bu kullarım senden daha aşağılıktı, sen bunlardan daha üstündün? Ama sen ve askerlerinin tamamı ve saptırdığın kullar cehenneme gideceksiniz. Ama burada büyük bir grup da ebedi olarak cennette kalacak. Yanıldın, aldandın. Meleklere yaptığının aynısını mahşer günü Allah İblis’e de yapacak.