Sizce Erkeğe Huri Verilen Cennet’te Kadın Ne Alabilir?

puff(üfledi) azını yüzünü , lan ben böyle bıçak sokamıyorum nası ısırdın beni (ıslık çalıyor) Karıncaa mıydı ? acaba İşitme engelli kardeşlerime hediyem olsun Kur’an ayetlerinde erkekler için çoook güzel eşlerden bahsediyor PEKİ YA HANIMLAR İÇİN NE VAR ? Olaya biraz parça parça bakalım , öncelikle genç erkek kardeşler sürekli teşhire(gösterme-sergileme) maruz kalıyor bir şeyleri , yani öyle bir ortam var maalesef 🙁 görmek zorunda kalıyor şimdi teşhire maruz kaldığından dolayı süreçleri biraz zor geçebiliyo ve yoğun geçen bu durumlardan çok ürpertici bir şey var erkeklerin bu geçen zorlu durumlardan sonra ahlaksızda olabilme durumu var teşhire maruz kalıyor dayanamıyor ve ahlaksız oluyor bu silsile(birbirine yakın ilişki) böyle devam ederse çok ahlaksız bir kitle olabiliyor erkeklerde, İSLAM ise bu durumlarda olabildiğince korumacı HEM BAYANI MUHAFAZA EDİYOR HEMDE ERKEĞİN, Bu teşhire maruz kalmaması sağlıyor mesela, Evinize biri geldiğinde bile hanımınızın durumuna kadar , O kadar olgun dersturlar içeriyor ki İSLAM Kişilerin böyle şeylere maaruz kalması engelleyici bir durum oluyor Sonra erkekler için bir bakıyorsun, bunların tam tersi erkekler için cennette bahsediliyor ”GENÇ ADAMLARIN SINIRLARI YOK VE OLDUKÇA GÜZEL EŞLERİ VAR CENNETTE” Şimdi ahirte imanı kuvvetli bir gence Hayal etmenizi rica ediyorum, ;Tabiki ne olucak ahiret var, kısa bir süre sonra gidilecek bir mecra var hesap verilecek bir sahneler var gözlerini ciddi manada sakınır ahirete bunun hesabıyla gitmekten korkar Düşünsene o erkek kardeşimiz gözlerine tesettür çekmiş şekilde yürürken, giyinmiş olan anlaşılmayacak bir şekilde giyinmiş olan (açık giyinmiş) birisi usulca yanına yanaşıyor , birden yanına yanaşıyor Ya baksan olmaz bakmasan olmaz,yani bakmasan olmaz derken bakma 😀 şey manada diyorum güzelsin dikkatini çekiyor , ilgilini çekiyor yani o gencin bir şekilde motive edip o arkadaşa bakmamasını kendinde oluşturması lazım PEKİ,sizce bu motive cümlesi ne olabilir ? Bence kesinlikle gözü yerdeyken şu cümleyi kalbiyle inanarak söyleyebilir ”Bakma be mehmedim… ee nihayetinde Allah sana daha güzelini vaadetti” Yani bir düşün hormonları BAK BAK ! diye yalvarıyor Abiii ne olur bak bir kere bak. Arkadaşıda günahı benım gurban olayım,hormonlar yalvarıyor orda Hayaller sınırlarından taşıp zihninde flim çekiyor Bunların hepsi bir bayanın yanına yaklaşmayı yani. giyinimiş mi giyinmemiş mi belli olmayan bir bayanın yaklaşması bunlar Hüme şeytan-i yen löp löp atıyor Şeytan ordan bağırıyor bir kereden ne olacak sadece bir kere bak ! Sonuçta zina etmiş olmayacaksın ya değil mi diyor Bütün arkadaşları ona vebalı gibi bakıyor ! Böyle bir durumda kız arkadaşın mı yok ? kızlara mı bak mı yorsun ? Yoksa senin tercihinde sorun mu var dostum diyorlar Böyle bir durumda neye güveneceksin biliyor musun ? ”Kendini koruduğun bütün günler için haydi şimdi serbestsin” vaadine güveneceksin !! şimdi böyle tasfir edince insan şey diyor biraz abartıyomusun Estağfurullah bütün erkekler hayvan mı ? böyle anlatılır mı felan Lütfen biraz piskolojide bakın sosyal hayatınıza bakın Bir tane bayan geçerken etrafınızdaki esnaf abilere bakın Bak kafaları gönyeli gibi nasıl oynuyor ya maalesef böyle sistem bu şekilde gidiyor O yüzden , Yani Şuuru yerinde erkek kardeşlerimizin kendini koruyacak belli başlı noktalara tutunması lazım Mesala şu ayet gibi; ”KADINLAR OĞULLAR YÜK YÜK ALTIN VE GÜMÜŞ SALMAHATLAR,DAVALAR VE EKİNLER GİBİ, NEFSİN ŞİDDETLE ARZULADIĞI ŞEYLER İNSANA SÜSLÜ GÖSTERİLDİ” Bunlar dunya hayatının geçimliğidir ”OYSA VARILACAK EN GÜZEL YER ANCAK ALLAH’IN KATIDIR!! Şimdi erkek kısmını anladık ödülleri var bunlara tutunsunlar mı ? TAMAM Mehmet kardeş haklısın da yani bayanlara niye haksızlık var, Şimdi Onlar alıyor Bayanlara ne var arkadaş ahirette ? Bir erkeğe bir çok eş veriliyor mu ? Evet veriliyor , E bende istiyorum bende bayanım bana neden verilmiyor Hadi bakalım anlat hikmetle Hadi bakalım şimdi sen dinle bir beni şimdi yüzer tane egen kız ve erkegi bulun ve diyinki LÜTFEN benden bir şey arzula Sana hemen vereceğim Erkeklerde tarihte savaşlarda bile görülmeyen muazzam bir ağız birliği olacaktır Çünkü hepsinin ne istediği belli 😀 Anlıyosun umarum belli 😀 Sadece onların istedikleri şeylerde telaffuzları farklı olacaktır Yani bazıları abi ben kadın istiyorum deken diğeri ahüahğüahgü diyecektir 😀 ama anla yani aynı şeyi istiyorlar Yani %100 aynı şeyi isteyecektir Mesala kadın kardeşlerimizde ortak bir şey göremeyeceksiniz bir çoğunun cevabının konuya göre değişilebilir açık kapılı cevaplar oldugunu göreceksiniz Mesela kariyer isitiyorum diyen olucak anne istiyorum diyen olucak mesala, ben pembe bir atla sahilde gezmek istiyorum diyen olacak kanış köpeğim olsun bana yeter diğen olucak yani daha neler neler o kadar muhtelif şeyler arzu edeceklerki,ikisinin uyuştuğunu çok az göreceksiniz bayanlarda Zihinleri biraz böyle çalışıyor 😀 Yani anlaşığın şu_ Erkekler tek çeşit kitapları kadınlardan daha fazla seven erkek çok fazla tanımayabilirsiniz tanırsınızda (gülüşme) 😀 Ama kadınlar öyle değil ciddi manada zihinleri müdakkik derecede çalışıyor Duruma göre farklı şeyler istiyebiliyorlar Şimdi şurası bize son derece ayırım olacakatır erkelere ne verileceği söylenmiş mi ? kur’an’da EVET söylenmiş bayanlara söylenmiş mi hayır, ve bence bazen sessizlik konuşulan birşeyden daha kiymetlidir yani ALLAH azza ve celleh erkekler için neler vereceğini söylemiş ama hanımlarınkini mahfus(saklı) tutmuş Bu bayanlara ödül yok demek değil; VERİLECEK OLAN ÖDÜL KELİMELERİN DE ÖTESİNDE DEMEK Bakın Kur’an’da dikkat edin bazı ammellerin karşılığı betimlenirken bazılarınki karşılığı ancak ALLAH tandır diyor Yani dunyada bunu algılayamassın,hayale çıkıyım,işte bunun gibi mi ? diye düşünemessin Bir parçasını yakalayıp tüme varamassın O YÜZDEN ANCAK ALLAH TAN İNAN SABRET VE GÖR MANASINI VERİYOR demek Dünya tasviriyle algısı mümkün olmayan zevkler ve lezzetler gelecek Yatlar,katlar,eğlenceler,hamaklar bunlar değil tasfirleri yok Ne göz görmüş ne kulak duymuş İşte bayanların tam da o mahfus kalmış kelimelerin ötesinde olan ödüldür. Erkeklerin ki bu şekilde söyleniyor bayanların ki saklı kalmış diye erkekler, ahiret cihetiyle sizden üstün diye asla algılayamassınız Hatta düz mantık bakarsak Sizin saklı kalmışların madem tasfiri yok bizim söylenmişlerden üstün bile olabilme ihtimali vardır Ya bu düşüncülere sahip bir bayan bunu takıntı ederse, Hatta şunu bile düşünebiliyor Allah herkeze Allah erkeklere nasıl bir cennet vericeğini söylemiş Ama benimki saklı kalmış şimdi ben Estağfirullah haşa gittiğim cenneti beğenmessem Endişe etme ! Kesin beğeneceksin Çünkü; Senin beğenmeni yaratan beğeneceğin cenneti yaratanla AYNI ! RAHAT OL Sıkıntı yok ”bizde baboş” Tamam mı ? Allah rızası için işitme engellilere yardım edebildiysem Şükürler olsun…


İngilizce

how did you bite me? Was it an ant? let this be a gift to my sisters and brothers with a hearing loss The are verses in the Quran for men Which is about the beautiful partners(wives) but what do women get? We need to break it down. First, the young male brothers are constantly being a subject to their own desires They have the need to see because of their desires. Which can make this period a difficult time as a result of these difficult situation very disturbing results can arise young males going through these difficult periods of time can become impure and immoral Because of his desires he might not be able to hold himself back and become immoral. If this trend goes on, a large crowd of young males can become a part of this ongoing cycle Islam is very cautious when it comes to these type of situations The woman AND the man have to take measures to not be a victim of their desires. For example from someone visiting your home to…your wife´s status that much is being taken care of in Islam this prevents being a subject to desires so then what happens is, is that the exact opposite is mentioned(granted) in heaven(Jannah) young adults will not have any restrictions and have beautiful wives in heaven(Jannah) so someone who strongly believes in the Hereafter, imagine that for a moment what will happen to that young adult? there is the Hereafter, a place there will be a time when people will be questioned He will refrain himself from looking, fearing the moment he will be questioned from this sin in the Hereafter Think about it, that young adult who walks around being cautious, refrains himself from looking and someone who is dressed in a revealing way slowly approaches him you know, not looking is not the solution but at the same time looking also isn´t the solution but don´t look though;) but it does catch your attention… So something should motivate this young adult not to look So what exactly should be the reason, the motivation that will make him refrain himself? In my opinion it should be this exact sentence that one should believe with his whole heart; Don´t look, because at the end ALLAH will grant you with so much more(beautiful wives) Think about it, these hormones telling you to look, begging you to look. pleassee just once, your friend also telling you to look imagination going wild, fantasizing about it as if it is an ongoing movie. And all of this just because a women is approaching and coming closer to him A woman who is or is not dressed in a revealing way. All of this is happening just because a woman is approaching him. The devil doing its job The devil screaming begging you to look, just look once, just this one time This won´t be you comitting adultery right?! All his friends thinking that he is crazy for not looking saying things like: Oh you dont have a girlfriend? so you don´t look at girls?! Or is there something wrong with your preference? You know what you need to belive in while being in these type of situations? ´for refraining yourself from all those moment you are now free to do what you want to do´ (think about the promise that has been given to you) When thinking about it, one might think that I am overreacting. As if men are animal-like, is this the way you describe men etc.. Please try to think about your social life, how you react to it. Or how other men react when a woman walks by Sadly enough this is how the system goes. So in order for these young adults to protect themselves from looking, they need to find ways to hold themselves on to something. Like this verse for example Beautified for people is the love of that which they desire – of women and sons, heaped-up sums of gold and silver, fine branded horses, and cattle and tilled land. That is the enjoyment of worldly life, but Allah has with Him the best return. Beautified for people is the love of that which they desire – of women and sons, heaped-up sums of gold and silver, fine branded horses, and cattle and tilled land. That is the enjoyment of worldly life, but Allah has with Him the best return.Ali´Imran 3:14 This is the livelihood of life Whereas the most beautiful place will be in the presence of Allah Now we get the men’s part and their rewards. Okay you are right but there is injustice against women The men get what they want but what to women get in the Hereafter? ¨So a guy will get a lot of beautiful good looking women, but I want that too. I am a women. An why do I not get that too? Try explaining that in a profound way Okay listen. Find a hundred boys and girls. And ask them to choose one thing that they wish for And tell them that you will give them that what they want right away All men throughout history, up until today will have have a never seen like-mindedness Because what they want is very clear… Do you get me? Just their way of saying what they want will be different Some will say that they just want women while others may be real and upfront about it like akdfdf, but in the end they all want the same thing A 100% exactly the same thing But the women do not want all the same exact one thing, and it won´t be as clear as the men´s answers. Some might want a career, become a mother others might want walking on the beach with a pink horse, or a poodle There will be various answers, no two answers will be the same That is how their minds work This is what you need to understand Men are actually equal-minded. You won´t meet many men who will like books more than women You might but… Women aren´t like that. Their minds work in very complicated ways Their wantings might change depending on their current situation so this will be the clear difference between the two What men will get is being made clear in the Quran, but what women will get is not made clear in my opinion there are times when silence speaks louder than words, and is a lot more valuable ALLAH has made clear about what men will get but has kept it a secret about what the women will get. This does not mean the the women won´t get their rewards.. The rewards that will be given are not being able to be expressed with words The rewards of some deeds are being described in the Quran while some deeds and their rewards will given by Allah You won´t be able to comprehend this. or even close to understand what this means You wont be able to connect all the information and find out what it is This is why this promise is only coming from Allah this only means one thing. Wait and see! Something that is beyond our perception in this world. Beyond the earthly pleasures Yachts, amusements This is not it Never seen, never heard before The women´s rewards that is kept a secret, will be beyond of all of that what we know. Indescribable with words.. Just because it it made clear about what the men will get and the women´s rewards is being kept hidden, Does not mean that the men are superior in this aspect If we think about it logically, If that what is being kept a secret is beyond the things from what we know, something that cannot be expressed with words might even be more superior than the men´s rewards A woman who has these thoughts and obsesses about it Can even have these type of thoughts like Allah made clear to everyone What kind of Hereafter(Jannah) he will grant men What if the rewards that are hidden from me What if I won´t like the Jannah I will go to? Dont worry! You will absolutely love it. Because: The One who has shaped your likings and the One who has made Jannah is the same! Don´t fear, be at peace No worries, It´s all on me. Alright? I am greatly thankful if i could have provided support for the hearing impaired for the sake of Allah

Kıyamet Ne Zaman Kopacak? (Kur’an Ayetleriyle)

İşitme engelli kardeşlerimiz için bir faydamız olsun diye altyazı eklenmiştir. Osman nasılsın kardeşim? Elhamdülillah sağol sen nasılsın? – Hoşgelmişsin Mersin’e Hoşbulduk Allah razı olsun. Tantuniler nasıl dostum? Güzeldi. Efsane. İnşAllah çok yedirmedik. Sıkıştırmadık diyaframını. Evet. Bu gece biraz spor yapacağım ama idare eder. – Şu an için iyi değil mi? – İyiyiz. Bugün bir 5-6 saat çekim yapabiliriz Osman. İnşAllah hazırız. – İnşAllah. Şimdi kardeşim bir tane ince bir mesele var Osman. Şöyle bir şey bahsedeyim sana. Şimdi Osman sen Mersin’e gelmiş olsan Bende sana desem ki ”hişt lan Osman bak bana oradan su ver yoksa 30 yıl sonra seni öldürürüm” desem. Hiç sallamazsın iplemezsin lan ne vereceğim sana suyu dersin. Öyle değil mi? – Evet Şimdi ikinci filmi çekelim Osman. Aynı adam tam sen geldiğin anda silahını çıkarıyor. Çat şunun kafasına bir tane sıkıyor. Çat sıkıyor. Çat çat çat çat buradaki 40 tane adamı öldürüyor. Sonra sana aynı şekilde diyor ki ”lan Osman bana bir su ver diyor.” Su değil baraj dikersin adam için. Niye çünkü adam 40 kişi orada doğramış, kesmiş, biçmiş. 40 kişiye bunu yapan adam bana ne yapar diye sen o adamlara istediğini verirsin. Su da verirsin. Baraj da dikersin. Dere de akıtırsın. Irmakta geçer oradan. Çünkü cezası anlık oldu. Bizim kainattaki bir çok vakada çok rahat bir şekilde günaha girebilme sebebimiz Cenab-ı Allah vadette bulunmuş. Bak ben 30 yıl sonra ceza vereceğim. Yani Osman şimdi ceza anlık olunca adam su da veriyor, baraj da dikiyor. İstediğini yapıyor. Ama 30 yıl sonra yaparım deyince ”adam ya bana ne yapabilir ki 30 yıl sonra” diyor. Kim öle kim kala. – Aynen öyle. Şimdi ayetlere baktığında Müntakim olan Allah’ın bir vadi var ayetlerde. O gün geldiğinde yaparım. O gün geldiğinde karşılaşırsınız. Ben o gün deyince en çok yüreğime böyle kıyamet günü saplanıyor Osman. Yani o vadettiği, mehir verdiği ”bak bu zamana kadar kendinizi düzeltin” dediği o gün kıyamet gibi geliyor. Senin de gözlerin aynı şeyi anladığını söylüyor Osman. Dilin ne diyor peki? Yani öyleyse o dehşetli günden ismini alan sureyle giriş yapalım mı abi? – Çok güzel olur. Çok güzel olur. Peki Tekvir suresinden de o kısmı geçelim abi. Geçmeden olmaz. Yürekleri yeterse geçelim Osman. Peki o kıyamette, kıyamet gününde Allah’ın beni en çok etkileyen o merhametli sözünü müsaadenle. – Lütfen lütfen. Kardeş ciğer bırakmadın bizde. – Estağfurullah. Allah razı olsun.


Almanca

Mehmet: Osman wie geht es dir mein Bruder? Osman: Alhamdulillah ( Allah sei Dank), danke wie geht es dir? Mehmet: Willkommen in Mersin (Name der Stadt in der sie sich befinden) Osman: Danke, Allah segne dich. Mehmet: Wie waren die Tantunis (Ein bekanntes Gericht aus Mersin)? Osman: Sehr schön. Legänder Mehmet: Ich hoffe wir haben dich nicht zu voll gefüttert :). Osman: Ja, ich glaube ich mache heute Abend etwas Sport. Mehmet: Aber jetzt gerade gehts oder? Mehmet: Wir könnten heute 5-6 Stunden drehen Osman. Osman: InsaAllah ( So ALLAH will) sind wir bereit. Mehmet: InshaAllah ( So ALLAH will). M: Nun mein Bruder, es gibt eine wichtige Angelegenheit Osman. Ich sag mal so Wenn du jetzt zum Beispiel nach Mersin kommen würdest. Und ich dir sagen würde” Hey Osman gib mir das Wasser dort, sonst bringe ich dich nach 30 Jahren um” Dann würde dich das überhaupt nicht interessieren. Nun kommt eine Abwandlung dieser Geschichte. Der gleiche Mann erscheint gerade zum selben Zeitpunkt wie du, holt seine Waffe raus und erschießt plötzlich einen Menschen. Dann einen anderen. PENGPENGPENG und weitere 40 Männer, die sich gerade dort befinden. Und danach sagt er wieder zu dir ” Osman gib mir Wasser”. Du würdest ihm direkt einen Damm bauen. Weil er vor dir 40 Männer erschossen hat. Jemand der 40 anderen sowas getan hat, kann wer weiß was mit mir anstellen deshalb gebe ich ihm was er will würdest du denken. Du würdest dir denken, dass ein Mann, der vorhin 40 Personen erschossen hat, auch dir das Gleiche antun könnte und würdest deshalb aus Angst seinem Befehl sofort nachgehen. Weil dieser Mann mit einer sofortigen Der Grund, warum es uns Menschen auf dieser Erde bei vielen Angelegenheiten leicht fällt zu sündigen ist der, dass Allah uns etwas versprochen hat. Er sagt, dass Er uns erst nach 30 Jahren bestrafen wird( dies ist beispielhaft gemeint). Also Osman, wenn die Strafe im selben Moment folgt, macht der Mann alles. Er gibt ihm Wasser und baut ihm sogar einen Damm. Aber wenn der Mann sagt, ich töte dich nach 30 Jahren, denkt sich der betroffene, “Ach was will er mir schon nach 30 Jahren anhaben können”. Osman: Wer weiß, was bis dahin passiert? Wenn wir uns die Koranverse angucken, verspricht uns Allah der Rechende (Müntekim aus Asma ul Husna 99 Namen von Allah) „ Wenn der Tag kommt, dann werde Ich dies und jenes tun“ oder „Wenn der Tag kommt, dann werdet ihr mit euren Taten konfrontiert werden“. Wenn Er von „diesem Tag“ spricht, dann fühle ich den Schmerz des Tages der Auferstehung in meinem Herzen Osman. Wenn also in einem Vers davon die Rede ist:„ Ich gebe euch Zeit bis zu diesem Tag“ oder „Versucht eure Taten zu verbessern“ dann meint Er hiermit stets den Tag der Auferstehung. Ich sehe von deinen Blicken, dass du auch das Gleiche denkst. Was sagt deine Zunge 🙂 ? Osman: Osman: (Zustimmend) Wenn es so ist, wollen wir dann mit der Sure (Ausschnitt aus dem Koran) beginnen, die ihren Namen von diesem entsetzlichen Tage verliehen bekam? Mehmet: Das wäre sehr schön. Osman beginnt diese Sure des Korans zu rezitieren ( ve Osman o sureyi okumaya baslar) Im Namen Allahs, des Allerbarmers, des Barmherzigen Ich schwöre beim Tag der Auferstehung und Ich schwöre bei jeder reumütigen Seele. Meint der Mensch etwa, daß Wir seine Gebeine nicht sammeln werden? Aber ja, Wir sind imstande, seine Finger gleichmäßig zu formen Doch der Mensch wünscht sich, Sündhaftigkeit vorauszuschicken. Er fragt: “Wann wird der Tag der Auferstehung sein?” Dann, wenn das Auge geblendet ist und der Mond sich verfinstert und die Sonne und der Mond miteinander vereinigt werden. An jenem Tage wird der Mensch sagen: “Wohin (könnte ich) nun fliehen?” Nein! Es gibt keine Zuflucht! (Nur) bei deinem Herrn wird an jenem Tage die Endstation sein. Verkündet wird dem Menschen an jenem Tage, was er vorausgeschickt und was er zurückgelassen hat. Nein, der Mensch ist Zeuge gegen sich selber , auch wenn er seine Entschuldigungen vorbringt. Osman: Dann lass uns auch die Stelle in der 81 Sure Takwir durchgehen. Mehmet: Wenn die Herzen es aushalten, dann ja Osman. Im Namen Allahs, des Allerbarmers, des Barmherzigen Wenn die Sonne eingerollt ist , und wenn die Sterne trübe sind , und wenn die Berge fortbewegt werden , und wenn die trächtigen Kamelstuten vernachlässigt werden, und wenn wildes Getier versammelt wird, und wenn die Meere zu einem Flammenmeer werden, und wenn die Seelen (mit ihren Leibern) gepaart werden , und wenn das lebendig begrabene Mädchen gefragt wird: “Für welch ein Verbrechen wurdest du getötet?” Und wenn Schriften weithin aufgerollt werden , und wenn der Himmel weggezogen wird, und wenn die Dschahim (das Höllenfeuer) angefacht wird , und wenn das Paradies nahegerückt wird ; dann wird jede Seele wissen, was sie mitgebracht hat. Osman: Nun möchte ich den barmherzigsten Vers rezitieren, welcher mich am meisten beeindruckt, wenn du erlaubst. Mehmet: Bitte, bitte… Im Namen Allahs, des Allerbarmers, des Barmherzigen O du Mensch! Was hat dich hinsichtlich deines Ehrwürdigen Herrn betört Der dich erschuf und dich dann ebenmäßig geformt, und in einer geraden Gestalt gemacht hat? In solchem Bild, das Er immer wollte, hat Er dich zusammengesetzt. Allah der Erhabene hat die Wahrheit gesprochen. Bruder du hast uns das Herz zerrissen. Allah möge es dir lohnen!

Sapık Bir Erkeğin En Belirgin Özellikleri

şşt ufaklık kıvırcık şşt naber gel gel ders yapalım gel gel hadi, senin adın ne? Az önce şşt gel buraya gel gel azcık neyse hadi tamam uslu dur ozaman, gelmeyeceksen uslu dur bak gel gel 🙂 Valla çocuğum olsa böyle bişey olabilir ha dimi? Dersimizin konusu abazanlık, abazanlıkla ilgili ders yapcaz Aramızda bazı arkadaşların el kitapçığını yazmışlığı bile olabilir yani bunla ilgili Yani şimdi bi derste filan özel kendi aramızda filan yapıyoruz dersi herkes bi yorum katıyor, herkesin bilgisi var arkadaş, herkesin bir yorumu tabi bi geçmişi var. e hepimizin bi dönem hormonlarının ayağa kalktığı, yürüyüp şahlandığı günler olmuştur yani illaki ama şimdi abazanlık diyince şöyle kelime anlamı çıkıyor karşı cinsten hoşlanmak abazanlık mı? değil Bu Allah ın koydugu bişey bizim içimize, bizim bahsettiğimiz şey bu karşı cinsten hoşlanmayı kontrol edememek problem, problemi ilk önce tanımlayalım. Ve bu gerçekten ciddi bir problem mesela bize gelen mesajardan biliyorum, toplumun bir çoğunda böyle bir problemin olduğunu nerden biliyosun; bize gelen birçok mesajda insanlar böyle ümitsizlik içinde Mehmet, yani abi çok özür dileyerek söylüyorum abi ben mastürbasyon hastalığından kurtulamıyorum ne bileyim abi ben o kötü videoları pis videoları izlemeden duramıyorum. Yani irade edemiyorum diyor Mehmet ya bak irade edememesi nasıl bisey biliyor musun ya burda kötürüm bi kardeşimiz olduğunu düşün şurdan şuraya gitmek istiyor, arkadaşın yanına gitmek istiyor, gidemiyor ama yani. irade edemiyor, veya eroin bağımlısı birisini düşün, evet yapmaması gerektiğini biliyor sonunun ölüme doğru gideceğini biliyor ama yinede içmek zorunda kalıyor, kafayı çekmek zorunda kalıyor doğru muyum Maalesef ki Öyle, demek ki ilim yetmiyor bırakmak için, demek ki iradeyi güçlendirmek lazım veya başka şeyler lazım. Ve nasıl bir ortamda yaşıyoruz.. abi bundan 500 yıl önce, Caner, sence böyle problemler var mıydı? Böyle rezillikleri düşünen insanlar var mıydı? Bence yoktu abi. Neden? Çünkü insanlar 15 -16 sında zaten evleniyor yani. E düşünsene zamanında evlenmiş olsaydım o zamanlarda yaşasaydım Furkan yaşında böyle az önceki kardeş gibi kıvırcık kıvırcık çocuklarım olurdu yani. şöyle birşey var helâl dairede bu yaşamamız gereken şeyleri yaşayabilirdik. Ve helâl dairesi var yani bunun. Evet şimdi islamdan bahsederken “şunu yasaklıyor“ “bunu yasaklıyor şöyle oluyor böyle oluyor“ diyoruz ya, yok abi; yasakladığı yerde bi sınır koyuyor sadece Sana onun helâl dairesini vermiş, sen o helâl dairesinde kalmanı istiyor senden. Mevzu orda yani Eger o helâl dairesinde keyfe kâfi olan o helal dairede hayatını sürdürürsen hiç bir sıkıntı yok hatta hayatın daha düzenli daha iyi ilerliyor Günümüze geldiğimizde, 500 yıl önce evet helâl bi dairede insanlar evleniyordu, ama günümüze geldiğimizde bir evlilik yaşı nerelere geldi Mehmet? 24, 25, 30 yaşına kadar sürüyor di mi, neden? iyi bir kariyeri olsun çocuğun, arabası olsun, evi olsun, şöyle olsun böyle olsun derken 30 yaşı buluyor. şimdi bu istekler arzular bizi ergenlik döneminden itibaren başlıyor 15 yıllık, bi cinselliğe aç bir topluluk oluşuyor. 15 yıl boyunca evlenene kadar cinselliğe aç bir topluluk oluşturursan, cinselliği rahatça pazarlayabilirsin Ne oluyor abi, gazetede, billboardlarda, televizyonda, internette instagram da, ya fotoğrafım beğenilsin diye bile cinsellik pazarlanıyor Böyle bir asırda yaşıyoruz yani, maalesef böyle bir asırda yaşadıgın zamanda bu kardeşler düşünüyor ve şeytan bu kardeşlerin kulağına fısıldıyor. diyor ki “ya böyle bir ortamda böyle işler dönerken sen nasıl bırakabilirsin ki böye birşeyi?“ ve ümitsizligi damarlarına kadar hissediyor çocuk ve bunu bırakamayacağını falan düşünüyor. Yok Mehmet öyle birşey, yok yani. Yapılıyor abi Gerçekten hayâ sahibi, terbiye sahibi helâl dairede yaşayan insanlar olunabiliyor abi Bundan şimdi örnekler sunacaz inşallah. Bismillahirrahmanirrahim “55 sene evvel, ben 20 yaşlarındayken, üstad Bediüzzaman hz. kendisinin bir hatırasından bahsediyor yani bu makaleyi yazdıktan 50 – 55 sene önce üstad Bediüzzaman hz. kim? Bir molla, hakiki bir molla Yani 7 fen ilimini biliyor aynı zamanda kuran ilimlerinede vâkıf ve gece ibadetler, şunlar bunlar, gerçekten evliya yani şimdi böyle bir insan kendi hatırasından bahsediyor. “55 sene evvel ben 20 yaşlarındayken Bitliste merhum vâli Ömer paşa hanesinde iki sene onun ısrarıyla ve ilme ziyade hürmetiyle kaldım“ şimdi Caner üstad burda neden bahsediyor? üstad, ilim aldığı dönemde 20 li yaşlarında hepimiz 20 li yaşlarındayız hemen hemen. Zıpkın gibi olduğumuz çağdayız, doğru muyum. Kuvvetliyiz yani, böyle bir çağda, Ömer paşa hanesinde ilime çalışıyor demek ki orda imkanlar daha el verişli olduğundan orda ilim tahsil ediyor Ömer paşa hanesinde iki sene onun ısrarıyla ve ilme ziyade hürmetiyle kaldım. Onun altı adet kızları vardı, üçü küçük, üç büyük kızı varmış Ömer paşanın Ben üç büyükleri, yani üç büyük kızı iki sene beraber bir hanede kaldığımız halde, birbirinden tefrik edip tanımıyordum” Ne demek istiyor biliyor musun Caner, Ömer paşanın kızları var üç büyük. Ayşe, Fatma Hayriye olsun, hangisi büyük, hangisi Fatma hangisi Hayriye bilmiyor. Bir kere bile bakmamış Mehmet. Kaldırıp kafasını bakmamış, birbirinden ayıramıyor yani; hatta olayın devamında âlim bir arkadaşım geldi iki günde onu tanıdı diyor, öyle bahsediyor şimdi Mehmet biz bi kendimize soralım ya, lise de aynı sınıfta yaşadığımız insanların herşeyini biliyorduk, özellikle kız arkadaşlarımızın yani. Güldün bak, sen biliyon kesin. Bak yav kardeş böyle bişey olama yaz, hangi renkten hoşlanır, hangi yemekleri yer, hangi diziyi izler hangi muziği dinler bu kadar iyi biliyoruz bırak birbirinden ayırt etmeyi, hangisinin hangisi olduğunu bırak herşeyini biliyoruz ya. Bizim dönemde öyle bir arkadaş vardı ya sınıfın muhtarı gibiydi yani Kaç tane abisi var onu biliyor anladın mı, o kadar iyi yani Yav kardeş üstad böyle bir âlim, molla, böyle bir islam âlim’i olduğu halde nefsine güvenip bakmıyor üstad. Biz bakıyoruz ama “ ne olcak ki arkadaşım ya, ne var ki bunda?” “ ne var ki bu diziyi izlememde, bişey yok ki. Bir öpüşme sahnesi yani ne var?” doğru değil mi Caner? Biz işte kendimize dikkat etmiyoruz üstad kendi nefsine güvenmiyor, bakmıyor, meyil edebilirim diye, burası da çok önemli Mehmet, Furkan bak burası çok önemli, meyil edebilmek. Bizim fiillerimiz, yaptığımız işler meyillerimizden oluşur. Meyiller neden oluşur biliyor musun abi, sen duyu organlarını neyle besliyorsan onla oluşur. Yani sen gözünü kulağını ağzını dilini neyle meşgul ediyorsan hangi ortamda tutuyorsan onunla meyillerin oluşur. Mesela biz Hayalhanem’e gelen arkadaşlara, gelen kardeşlere deli gibi namaz dersi filan yapmıyoruz yani. Ya kardeş otur kalk nolursun namaza başla şöyle yap böyle yap, baskı falan yok. Çocuk buraya geliyor gidiyor bu ortamda nefes alıyor, bu ortamdaki arkadaşlarla arkadaş oluyor, bir bakmış namaza başlamış. Yani ekstra bi mücadele gerekmiyor. Peki ya abi aynı şekilde kuşimato sokağı var şurada alkollerin rahatça içildiği, barların olduğu bir sokak. Oraya takılsa, “ya abi ben bişey yapmıyom ki, içmiyom ki, yani masada oturuyom sadece“ dese sadece o ortamda bulunduğu için zamanla evine yatağına yanlız gitmemeye başlar bu çocuk, çünkü orayla besliyor kendini Gözünü kulağını dilini, ve meyilleri bu şekilde oluşuyor. Meyilleri oluşunca, fiilleride hareketleri de bu şekilde oluşuyor. Bizim meyil etmememiz için kendimize dikkat etmemiz gerekiyor abi, bakmamamız gerekiyor kendi nefsimize güvenmicez abi, bu kadar net. Ve kendimizle savaşacağız. Fakat bugün kendi nefisleriyle aslanlar gibi savaşanların hikayelerini anlatacağız islam kahramanlarının hayâ kahramanlarının hikayelerini anlatacağız Birisi üstad Bediüzzaman Said Nursî hazretleriydi. Diğer bir örnek Kuran’nın en güzel örneklerinden biri olan Yusuf as.’ ın kıssası. Yusuf as. Bulunduğu evin sahibesi tarafından inanılmaz bir şekilde ilgi Alanı olmaya başlıyor daha doğrusu aşık olunuyor yani Yusuf as bilindiği üzere herkesin bildiği gibi güzelliğiyle yakışıklılığıyla bilinen bir peygamberimiz, dolayısıyla ona olan ilgisi evin sahibesinin, yani Züleyha’nın ona olan ilgisin artık sınırı aşıyor ve onu elde etmeye çalışıyor Bir gün sarayın kapılarının sıkı sıkı kapandığı bir anda, pencerelerinin sıkı sıkı kapandığı bir anda, yani kimsenin dışarda görmeyeceği bir anda, öyle bir zamanda Yusuf as.’ ı elde etmeye çalışıyor Züleyha Kuran bu olayı şu şekilde bahsediyor: Bismillahirrahmanirrahim “Doğrusu, hanım ona sahip olmayı iyice aklına koymuş ve buna yeltenmişti de. Eğer Rabbinin bürhanını, yani Rabbinin delilini, görmeseydi o da kadına meyledecekti. Biz ondan kötülügü ve fuhuşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık çünkü o ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.” Gerçekten bu çok sert bi imtihan yani gerçekten zor. Neden biliyor musun, mesela şundan bahsedeceğim Züleyha yaşlı veya çirkin bi kadın olsa bu kolay bi imtihan olur doğru muyum veya Yusuf as. genç olmasa, yaşlı bir dede olsa veya 50-60 yaşlarda olsa bu daha kolay bi imtihan olur di mi? Ikisininde gençlik dönemi, ve çok soylu bir kadın karşı taraftaki ve böyle bir imtihanda Allah Yusuf as.’a seçenek sunuyor kendi arzularına karşı koyup orda hayır diyebiliyor anladın mı kendi arzularına hayır demek kolay bişey değil. Bizde buralarda yeniliyoruz zaten kendi arzularımıza hayır diyemediğimizden yeniliyoruz arkadaşlara dönelim reele dönelim şimdi de günümüzde şöyle bi durum oluyor, arkadaşlara diyoruz ki ya tamamda abi yani reelde ben napmam lazım bu illetlerden bu hastalıklardan kurtulmam için yani o videonun başına geçmek istemiyorum ama irademi nasıl koruyacağım? Bunu zaten Resûlullah as. 1400 yıl önce zaten söylemiş bize tavsiye etmis, demiş ki oruç tutun, ama bizde ne oluyor biliyor musun ya oruç tutuyozda yani işte o gün keyifsiz geçiyor, o gün sınavım oluyor, o gün işim oluyor şu oluyor bu oluyor bir sürü şeyle bahane edip kendimizi nefsimizi terbiye edecek şeyden kaçıyoruz abi. diyoruz ki “ben zorlanıyorum” bak çok acayip bişey bu, çok kötü bi kelime bu “zorlanıyorum” ne demek biliyor musun bu Mehmet, ya kardeş bu zamana kadar neler neler için zorlandın ya yani şu okulu kazanmak için zorlandın, ne bilim ailen güzel bi işin olsun dedi zorlandın işe girmek için 5 takla attın patronun gözüne girmek için ya zorlandında zorlandın ömrün boyunca herşey için. Bi kızı tavlamak için haftalarca peşinden koştun, herşey için zorlandın da Allah için zorlanmaya gelince neden böyle birşey çıkıyor şimdi? Mükafaatı mı az geliyor abi? Hem sana kolay olacağını kim söyledi? kolay olsa mükafaat cennet olur mu? abi biz Allah için zorlanmayı kalbimize koyamıyoruz yani bizim burda problemimiz var Yusuf as. ihlasa erdirilmiş kullarımızdandır diyor değil mi Kur’anı Azimü’ş-Şan şundan bahsedicem; Yusuf as. zindana düşüyor abi, zindana düştüğünde ellerini açıyor ve Rabbine şükrediyor “Allahım senin beni koyduğun bu zindan, bana onların tekliflerinden daha şirin daha sevimli gözükür” diyor daha dünyadayken zindana râzı bi gönül yapmış bi iman bulmuş yani Yusuf as. daha dünyadayken zindana girecek gönlün var mı? öyle bi imanın var mı Allah için zindana girecek kadar? biz zindana girsek binbir türlü isyan çekeriz ya peki ya abi senin gün içinde bi oruç tutman dünyanı zindan ediyorsa, sende bu zindana râzı degilsen tabii ki kurtulamazsın evet senin için oruç bi zindansa, tabii ki oruç kötü bişey değil bundan bahsetmiyorum ama “benim günümü kötü geçiriyor, benim günümü zindan ediyor” diyorsan senin bu zindana râzı olman lazım bu şehvetini dizginlemen için işte liseden örnek verdik az önce, lisede ki bi çocuk kızlarla arkadaşlık etmeyi keserse arkasından ne derler abi muhtemelen gay derler, öyle bi zamanda yaşıyoruz maalesef Arkadaşlarının gıybet zindanına girmeye râzı olcak bi gönlün varsa sende bunlardan uzak durabilirsin kardeşim Veya açık saçık bir düğün olduğunda, arkabalarının gıybet zindanına girmeyi göze alacak bir gönlün varsa sen ordada inşallah ihlâsa erdirilmiş kulllarından olabilirsin iç arzuların seni bastırdığında da Allahı hatırlayabiliyorsan sen orda kul olabiliyorsun böyle ihlâsa erdiliyor. Efendimiz as. bir hadisle bütün dersi özetliyor: “dünya müminin zindanıdır” bize dünyayı cennet yapmayı öğrettiler, oysa bizim dünyamızı gerekirse zindan etmemiz lazım ki ahirette Resûlullah’a komşu olabilelim. Allah rızası için el-Fatiha


Almanca

Könnt ihr bitte dieses Video liken und teilen ? Hey Kleiner! Wie geht’s dir? Komm her, wir machen zusammen Unterricht! Na komm doch her. Wie heißt du eigentlich? Komm ruhig her. Naja egal, dann nicht. Wenn du nicht kommen möchtest, dann bleib aber brav. OK? Dann komm also doch. (Gelächter) Wenn ich ein Kind hätte, dann könnte es wirklich so in der Art aussehen. (Gelächter) (Musik) Das Thema unseres heutigen Unterrichts ist die Perversion im ugendlichen alter und Allgemein. im jugendlichen Alter und Allgemein. Es könnte sogar sein, dass einige Freunde unter uns darüber ein Handbuch geschrieben haben darüber, Wir machen den Unterricht speziell unter uns und jeder gibt einen Kommentar ab, jeder hat Ahnung, jeder hat eine Vergangenheit. von allen von uns haben die Hormone eine Zeit lang rebelliert, eine Zeit, in der sie am Höhepunkt waren. Aber wenn man jetzt Perversion sagt, bekommt man folgende Definition, Ist es pervers, wenn man das andere Geschlecht mag? Ist es nicht, das ist etwas, was Allah uns gegeben hat, das, was wir meinen, ist dieses Mögen nicht unter Kontrolle zu haben, das ist ein Problem, lasst uns das Problem erst mal definieren. Und das ist wirklich ein ernstes Problem, ich weiß es z.B. von den Nachrichten, die wir bekommen, woher wisst ihr, dass dieses Problem beim Großteil der Gesellschaft auftaucht; von vielen Nachrichten, die wir bekommen, die Menschen sind in Hoffnungslosigkeit, Mehmet, Bruder ich sage es mich sehr entschuldigend, ich werde die Masturbations-Krankheit nicht los, was weiß ich.. ich halte es nicht aus ohne schlechte dreckige Videos zu gucken sagen sie, Mehmet weißt du wie es ist, dass er sich nicht kontrollieren kann, stell dir vor, hier ist ein gelähmter bruder, der von hier nach da gehen will, er will zu seinem Freund, er kann aber nicht gehen, er kann es nicht, oder denke an einen Heroin-süchtigen, ja, er weiß, was er nicht machen sollte, er weiß, dass er am Ende sterben wird. Aber er muss es trotzdem weiter nehmen, stimmt’s? Leider ist es so, das heißt, das Wissen reicht nicht, man muss den Willen stärken, oder es ist etwas anderes nötig. Und in was für einer Umgebung leben wir? Caner, vor 500 Jahren, meinst du, es gab damals solche Probleme? Menschen, die an solche Niederträchtigkeiten dachten? Ich denke nicht, Bruder. Warum? Weil die Menschen mit 15 16 Jahren eh geheiratet haben. Stell dir mal vor, wenn ich jung geheiratet hätte, wenn ich zu der Zeit gelebt hätte, hätte ich so wie der Bruder von vorhin lockige kleine Kinder. Wir hätten diese Dinge, die wir erleben sollten, auf erlaubter Weise erleben können. Es gibt eine Halal Art davon. Ja, wenn wir vom Islam reden, sagen wir “er verbietet dies” “er verbietet das”. Nein, Bruder; er verbietet nicht, er setzt nur Grenzen. Er hat dir die erlaubte Art davon gegeben, er will, dass du in diesem halal-Kreis bleibst. Das ist die Sache, wenn du dein Leben in dieser erlaubten Art führst, gibt es keinerlei Probleme, dein Leben verläuft sogar besser. Wenn wir zur heutigen Zeit kommen, ja, 500 Jahre vorher haben die Menschen halal geheiratet, aber wo liegt das Heiratsalter heutzutage, Mehmet? 24, 25, 30 Jahre dauert es, oder? Warum? Er soll eine gute Karriere haben, ein Auto, ein Haus, dies haben, das haben und so kommt man zu 30 Jahren. Nun, diese Wünsche und Begehren fangen mit der Pubertät an, Und es entsteht eine Gesellschaft, die 15 Jahre lang diese Wünsche nicht befriedigt hat Wenn du 15 Jahre lang bis zur Heirat eine Gesellschaft bildest, die an Sexualität verarmt ist, kannst du die Sexualität einfach vermarkten. Was passiert, Bruder, in der Zeitung, auf Tafeln, im TV, im Internet, auf Instagram, selbst damit dein Bild geliked wird, wird die Sexualität vermarktet. Wir leben in so einem Jahrhundert, und weil wir leider in so einem Jahrhundert leben, denken diese Brüder und der Teufel flüstert zu. Er sagt: “Wie willst du in so einem Milieu, während solche Sachen abgehen, mit so etwas aufhören?” Und der Junge fühlt die Hoffnungslosigkeit bis zu seinen Adern, und er denkt, dass er es nicht schaffen wird, aufzuhören. Mehmet, so etwas gibt es nicht. Man kann es schaffen, Bruder Man kann ein Mensch werden, der wirklich Schamgefühl besitzt, sich benimmt und im erlaubten Umkreis lebt, Jetzt werden wir, so Gott will, einige Beispiele darstellen. Im Namen Gottes, es Allerbarmers des Barmherzigen, “Vor 55 Jahren, als ich in meinen Zwanzigern war-” Der Meister Bediüzzaman spricht hier von einer seiner Erinnerungen, also 50-55 Jahre bevor er diesen Aufsatz verfasst hat. Wer ist der Meister Bediüzzaman? Ein Theologiestudent, ein wahrhaftiger Theologiestudent, er kennt die 7 Naturwissenschaften und gleichzeitig beherrscht er die Wissenschaft des Korans. Nachts betet er, dies und das, er ist also wirklich ein Gerechter, Nun redet so ein Mensch von seinen eigenen Erinnerungen: “Vor 55 Jahren als ich in meinen Zwanzigern war, bin ich in Bitlis im Haus des verstorbenen Provinzgoverneur Ömer General durch sein Bestehen und seine Hochachtung für die Wissenschaft zwei Jahre lang geblieben.” Also Caner, wovon redet der Meister hier? Er ist in seinen Zwanzigern zu der Zeit, in der er Wissen aneignet, wir sind alle so in unseren Zwanzigern. Wir sind im Lebensalter, in dem wir stark sind, stimmt’s? Wir sind kräftig, er arbeitet in so einem Lebensalter im Haus des Ömer General an der Wissenschaft, wahrscheinlich sind die Möglichkeiten dort noch geeigneter, weshalb er dort Wissen aneignet. Durch sein Bestehen und seine Hochachtung für die Wissenschaft bin ich zwei Jahre lang im Hau des Ömer General geblieben. Er hatte sechs Töchter”, drei kleine, drei große Töchter hatte Ömer General, “Ich kannte dir drei Großen nicht” -also die drei großen Töchter- “obwohl wir zwei Jahre lang in einem Haus geblieben sind, konnte ich sie nicht voneinander unterscheiden” Weißt du, was er sagen will, Caner? General Ömer hat drei große Töchter. Sagen wir mal, sie heißen Ayse, Fatma und Hayriye; er weiß nicht, wer die älteste ist, wer Fatma oder wer davon Hayriye ist. Er hat sie nicht ein Mal angeguckt, Mehmet. Er hat seinen Kopf nicht gehoben und geguckt, er kann sie also nicht differenzieren; Er sagt sogar im weiteren Verlauf der Geschichte, dass ein gelehrter Freund kam und sie in zwei Tagen kannte, so spricht er davon. Nun Mehmet, lasst uns uns selbst hinterfragen, wir wussten alles über unsere Mitschüler in der Oberstufe, vor allem bei unseren weiblichen Mitschülern. Du lachst, du weißt bestimmt alles über sie. Bruder, das darf nicht sein, Wir wissen, welche Farbe sie mögen, was sie gerne essen, welche Serien sie gucken, was für Musik sie hört, so gut kennen wir sie. Lass das voneinander unterscheiden, wir wissen alles über sie. In unserem Jahrgang gab es so einen Bruder, er war so etwas wie der Gemeindevorsteher der Klasse Er weiß, wie viele Brüder sie hat, verstehst du, so gut also, Bruder, obwohl der Meister so ein Gelehrter, Theologiestudent, so ein Gelehrter des Islams ist, guckt er nicht, indem er auf seine Triebe vertraut. Aber wir gucken. “Was soll schon passieren man, was ist denn dabei?” “Was ist denn dabei, dass ich diese Serie gucke, ist doch nichts. Es ist nur eine Kuss-Szene, was ist denn daran?” Stimmt’s Caner? Wir passen nicht auf unsere Handlungen auf, der Meister vertraut nicht auf seine Triebe und guckt deshalb nicht, weil er dazu neigen könnte, das ist auch sehr wichtig, Mehmet. Furkan, guck das hier ist sehr wichtig, dazu neigen. Unsere Handlungen, die Taten, die wir begehen, entstehen aus unseren Neigungen. Weißt du, woraus unsere Neigungen bestehen, Bruder? Aus den Nahrungen, mit denen du deine Sinnesorgane fütterst. Also mit dem, womit du deine Augen, Ohren, Mund, Zunge beschäftigst, wo du sie aufhältst, damit entstehen deine Neigungen. Wir machen zum Beispiel mit den Freunden, die zu uns zu Hayalhanem kommen, nicht Gebets-Unterricht wie verrückt, Ey Bruder, sitze bitte, bitte fange mit dem Gebet an, mach dies, mach das, bei uns gibt es keinen Druck. Der Junge kommt, geht, atmet hier in dieser Umgebung, freundet sich mit den Freunden hier an, und siehe da, er hat mit dem Beten angefangen. Also ist ein zusätzlicher Kampf gar nicht nötig. Und Bruder, auf gleicher Art und Weise gibt es hier die “…”-Straße, in der gemütlich Alkohol getrunken werden kann, wo Bars sind. Wenn jemand sich dort aufhält, und sagt: “Bruder, ich mache doch gar nichts, ich trinke nicht, ich sitze nur am Tisch” Wird dieser Junge, nur weil er sich in diesem Milieu aufhält, mit der Zeit anfangen, nach Hause und in sein Bett nicht mehr alleine zu gehen, weil er sich damit füttert. Seine Augen, Ohren, Zunge, und seine Neigungen entstehen auf diese Art. Wenn seine Neigungen entstehen, entstehen seine Handlungen und Aktionen auf der selben Weise. Wir müssen, damit wir nicht dazu neigen, auf uns selbst aufpassen, Bruder, wir dürfen nicht gucken, wir dürfen uns nicht auf unsere Triebe verlassen, das ist so deutlich. Und wir werden mit uns selbst kämpfen. Aber heute werden wir die Geschichte derer erzählen, die mit ihren eigenen Trieben wie Löwen gekämpft haben, Wir werden die Geschichten der Islam Helden, der Schamgefühl Helden erzählen. Einer war der Meister Bediüzzaman Said Nursî. Ein anderes Beispiel ist eines der schönsten Beispiele im Koran, die Geschichte des Yusuf (Josef) aleyhisselam. Yusuf alehyisselam fängt auf unglaublicher Weise an, das Interessengebiet der Besitzerin des Hauses zu werden, in dem er sich befindet, um genauer zu sein, verliebt sie sich in ihn also, Yusuf aleyhisselam ist bekannterweise ein Prophet, der für seine Schönheit und sein gutes Aussehen bekannt war, daher überschreitet ihr Interesse an ihm, von der Hausbesitzerin, also Züleyhas Interesse an ihm die Grenze und sie versucht, ihn für sich zu gewinnen, An einem Tag, an dem die Türe des Palastes fest geschlossen werden, die Fenster fest verschlossen werden, also in einem Moment, an dem niemand draußen etwas sehen könnte, in so einer Zeit versucht Züleyha, ihn für sich zu gewinnen. Der Koran spricht von diesem Geschehen folgendermaßen: im Namen Allahs des Allerbarmers des Barmherzigen “Und sie begehrte ihn, (und) auch er hätte sie begehrt, wenn er nicht ein deutliches Zeichen von seinem Herrn gesehen hätte. Das geschah, um Schlechtigkeit und Unsittlichkeit von ihm abzuwenden. Wahrlich, er war einer Unserer auserwählten Diener.” Das ist wirklich eine sehr harte Prüfung, also wirklich schwierig. Weißt du warum? Wenn Züleyha zum Beispiel eine alte oder hässliche Frau wäre, wäre es eine einfache Prüfung, oder wenn Yusuf aleyhisselam nicht jung, sondern ein alter Opa oder 50-60 Jahre als wäre, wäre es eine einfache Prüfung stimmt’s ? Es ist das Jugendalter beider, und die ihm gegenüberstehende ist eine sehr edle Frau, und in so einer Prüfung bietet Allah Yusuf alyhisselam Alternartiven an. Er kann sich seinen eigenen Wünschen widersetzen und dort nein sagen, seinen eigenen Wünschen nein zu sagen ist nichts leichtes. Und wir werden eh hier besiegt, Wir werden besiegt, weil wir unseren Wünschen nicht widerstehen können, Freunde, lasst uns nun zur Realität zurückkehren, Heutzutage gibt es so eine Situation, “Ja, ist ja okay Bruder, aber was muss ich nun tun, damit ich von diesem Leiden, von diesen Krankheiten befreit werde, also ich will mich nicht vor dieses Video setzen aber wie soll ich meinen Willen bewahren? Das hat der Prophet bereits vor 1400 Jahren beantwortet, er hat uns empfohlen, dass wir fasten, aber wisst ihr, was bei uns passiert? wir fasten, aber dieser Tag verläuft missmutig, an diesem Tag schreibe ich eine Klausur, ich habe zu tun… wir finden Vorwände und fliehen vor dem, was unsere eigenen Triebe erzieht, Bruder. Wir sagen: “Mir fällt es schwer”, das ist etwas sehr merkwürdiges, ein sehr schlechter Ausdruck, dieses “Mir fällt es schwer” Weißt du, was das heißt, Mehmet? Bruder, mit was hatten wir bis jetzt Schwierigkeiten? Du hattest Schwierigkeiten, um in der Schule angenommen zu werden; deine Familie hat gesagt, dass du einen guten Job haben sollst, dafür hattest du Schwierigkeiten, du hast fünf Purzelbäume geschlagen, um den Job zu bekommen und die Zuneigung deines Chefs zu erlangen, du hattest Schwierigkeiten über Schwierigkeiten, dein ganzes Leben lang für alles. Du bist einem Mädchen wochenlang hinterher gerannt, um sie herumzukriegen, du hattest für alles Schwierigkeiten. Warum ist es anders, wenn du für Allah Schwierigkeiten hast? Ist die Belohnung nicht ausreichend, Bruder? Und wer hat dir gesagt, dass es einfach wird? Wäre die Belohnung das Paradies, wenn es einfach wäre? Wir können also nicht vom Herzen für Allah Schwierigkeiten haben, hier haben wir ein Problem. Der Koran sagt, dass Yusuf a.s. einer Unserer auserwählten Diener war, oder? Ich möchte hiervon sprechen; Yusuf wird in den Kerker geworfen, Bruder, als er in den Kerker geworfen wird, öffnet er seine Hände und bedankt sich bei seinem Herren. “Allah, dieser Kerker, in den du mich geworfen hast, erscheint mir lieber und niedlicher als ihre Vorschläge”, sagt er, noch auf der Welt ist sein Herz einverstanden mit dem Kerker Yusuf a.s. hat also den Glauben gefunden. Hast du ein Herz, dass noch auf der Welt in den Kerker gehen könnte? Hast du so einen Glauben, dass du sogar für Allah in den Kerker gehen würdest? Wenn wir in den Kerker gehen würden, würden wir uns in jeder möglichen Art empören, nun Bruder, wenn dein eintägiges Fasten dir die Welt zum Kerker macht, und du mit diesem Kerker nicht einverstanden bist, wirst du natürlich nicht befreit- Wenn für dich das Fasten ein Kerker ist, natürlich ist das Fasten nichts schlechtes, davon rede ich nicht; aber wenn du “Es lässt meinen Tag schlecht verlaufen, es macht mir den Tag zum Kerker”, sagst, dann musst du mit diesem Kerker einverstanden sein, damit du diese Begehrlichkeit zügelst. wir haben gerade ein Beispiel von der Oberstufe gegeben, wenn ein Junge damit aufhört, sich mit Mädchen anzufreunden, werden sie ihn wahrscheinlich hinter seinem Rücken schwul nennen, wir leben leider in so einer Zeit. Wenn du ein Herz hast, dass damit einverstanden ist, in den Läster-Kerker deiner Freunde zu gehen, kannst auch du von diesen Dingen fernbleiben, mein Bruder. Oder wenn du, während eine halbnackte Hochzeit stattfindet, ein Herz hast, das wagt, in den Läster-Kerker deiner Verwandten zu gehen kannst du dort – so Gott will – einer Unserer auserwählten Diener werden. Wenn du, wenn deine inneren Wünsche dich bezwingen, dich immer noch an Gott erinnern kannst, dann kannst du dort Diener werden, so wird man auserwählt. Unser Prophet fasst mit einem Hadith den ganzen Unterricht zusammen: “Die Welt ist ein Gefängnis für den Gläubigen” Sie haben uns gelehrt, die Welt ein Paradies zu machen, dabei müssen wir, wenn es nötig ist, unsere Welt zu einem Kerker machen, damit wir im Jenseits der Nachbar unseres Propheten sein können.

ALLAH’INI SEVİYORSAN HADDİNİ BİL!

Tarık suresinin, 5. ve 10. ayetleri, bütün insanlığı haddini bilmeye davet ediyor. Bütün insanlığa, gerçeği hatırlatıyor. İnsan, neden yaratıldığına bir baksın. O atılan bir sudan yaratıldı. O su bel ve göğüs kafesi arasından çıkar. Şüphesiz Allah, onu öldükten sonra, tekrar yaratmaya elbette Kadir’dir. Bütün sırların, ortaya dökülüp de insanın ne bir gücü, ne de yardımcısının bulunacağı gün, her şey ortaya çıkacak. يَوْمَ تُبْلَى السَّرَٓائِرُۙ O gün, yardıma çağırabileceği hiçbir acil ekip olmayacak insan için. Ama bugünkü dik başlılığı, bugünkü ayak sürtmesi, bugünkü Allah’a şu bu noktada, ortak koşma hastalıkları, başının belası olacak insanın. Mü’min insan, Allah’ın kuludur. Allah’ın kulu, iki sağlam bağla bağlıdır. Bir, yüzde yüz Allah’ın önünde, boynu büküktür ve sınırsız bir şekilde Allah’ı sevmektedir. Hem Allah’ı sever, hem Allah’ın sevdiğini sever. Allah, Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i seviyordu diye onu sever. Kur’an Allah’ın sözüdür diye Kur’an’ı sever. Salih kulları, Allah seviyor diye onları sever. Çünkü o, Allah’ın kuludur. Kul, boynu büküktür ve aşıktır. Aşkı da, sözle değildir. Tavırlarıyladır, umuduyladır. Allah’ın sevgisinin doldurduğu bir yürekte, cennet umudu vardır. Peygamber Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem’in şefaatinin umudu vardır. Allah’ın affına dair, büyük bir umut vardır. Bir Mü’min’e, Allah’ın seni affetme ihtimali ne kadardır? dendiğinde, yüzde yüzdür der. Peki senin, cezanı çekmen günahlarının cezasını çekme ihtimalin ne kadardır? O da yüzde yüzdür der. Neden? Çünkü Mü’min, sevgisi ile bağlandığı Allah’a, o sevgiye layık olmayan bir iş yapma korkusuyla da bakar. Ortadaki denge de onu Allah’ın izni ve lutfu ile cennete koyar. Kardeşlerim, bunun için gerçekten Allah’ı seven, Allah’a kulluktan lezzet alan bir Mü’min, Allah’ı zikreden Mü’min’dir diyoruz. Hatalarından istiğfar eden mü’min’dir diyoruz. Haline şükreden Mü’min’dir diyoruz. Ve Mü’min iyi bilir ki, biz muhtaç olduğumuz için Allah’a kulluk ediyoruz. O haşa, bize muhtaç değil. Bütün insanlar, Allah’a asi olsalar, hiç kimse Allah’a, secde etmemiş olsa, Allah’ın bundan bir zararı yok ki. Bütün mahlukat, secdeye kapansa, insanlar hep secdede kalsalar, Allah’ın bundan bir kazancı, kârı yok ki. Biz bizim için secde ediyoruz, biz bizim için haramlardan, günahlardan kaçıyoruz. Çünkü biliyoruz ki, günaha bulaştığımız kadar imanımız sallanmaya başlayacak. Ve günahlar bir gün mazallah, bizim imanımızı kökten giderebilecektir. O sebeple, haramlardan kaçıyoruz.

KUR’AN DA KABİR AZABI VAR MI ? – GERÇEĞİ DUYUNCA ŞOK OLACAKSINIZ

Yıllardır İslam’ı tahrip etmeye çalışan oryantalistlerin anladığı ve sürekli üstüne düştüğü bir konu var. ‘Bu millet İslam’ı anlatan din adamlarını dinler biz en iyisi milleti ve İslam’ı yozlaştırmaya tam da buradan başlayalım.’ Bu mantilite ile biraz insanların aklını karıştırmayı seven bir modernist bakış açısı türüyor ve bu modernist bakış açısının insanların aklını karıştırmayı çok sevdiği konulardan bir tanesi de Kur’an’da kabir azabı var mıdır konusu. Bu bakış açısına sahip kişiler malesef Kur’an’ı Sünnetten kopararak bu meseleyi anlatmaya çalıştığından dolayı gün ve gün bu ve bunun gibi meselerle ilgili deformasyon ciddi seviyede artıyor. Bakara Suresinde ayetle sabittir mesela. E madem ölü hayvanın etini yemek haramsa biz pazardan balık alırken diri diri mi alıyoruz? Yoo, ölmüş bir balık alıp yiyoruz. Bu ve bunun gibi bir doğruyu anlamak ancak ve ancak sünnet ile mümkündür. Çünkü her doğrunun Peygamber aleyhisselam’ın hayatında bir vahiyle kıyası mutlaka mevcuttur. İnsan hayatının en zor şartlarından bir tanesi yetimliktir. Cenab-ı Allah Efendimiz aleyhisselamı yetimlikle başlattı ve O’na en sonunda devlet reisliği vardı. Efendimiz as bu ikisi arasındaki bütün evrelerde mükemmel bir şekilde tatbik edilebilecek örnek bir hayat sergiledi. Allah azze ve celle Kur’an’ı koruduğu gibi Efendimiz’in hayat-ı seniyyelerini de koruyarak mükemmel bir örnek teşkil edecek bir misali bizlerin gözünün önüne sundu. Örneğin Nietzsche mükemmel insan diye bir model çizer. Ama bu muhayyer bir varlıktır. Yani böyle onun çizdiği betimlemenin ”Aa bu adam da o hayatı yaşıyor.” diye gösterebileceğiniz bir örnek mevcut değildir. Hayatta Nietzsche’nin çizdiği o adamın davranışlarının emsali yok. Ama Efendimiz’in yemeğe ne ile başladığının bile müşahhas misaller hep önümüzde mecvuttur. Hadislerde mâna Allah’tan, lafız Peygamber aleyhissam’dandır. Kur’an’da mâna da lafız da Allah azze ve celle’dendir. Siz bu ve buna benzer meseleleri ele alırken bu manaları birbirinden koparmaya, bu manaları küstürmeye tecezzi etmeye çalışırsanız eğer o manalar nâkıs kalır ve elinize yapışır hale gelir. Başa çekeyim konuyu. Kur’an’da kabir azabı var mıdır gibi bir soruyu Efendimiz’in hayatını Kur’an’dan kopararak anlamaya çalışmak divaneliktir. Mümtehine 13’te şöyle beyan eder: Konuştuğumuz ayette kabirdeki kafirlerin Allah’tan ümit kestiğini anlatıyor ve onların ümit kesme halinin nasıl olduğunu bahsediyor. Madem ümit gibi bir konu söz konusu, demek kabirde yaşayanların kendilerine mahsus bir hayat seviyeleri, bir hayat mertebeleri var ki ümit gibi bir kavramdan bahsedilebiliyor. Hadi kabir azabını ve kabrin belki varlığını ordaki bir yaşantıyı inkar edenler birçok alimin sözüne gözünü kapatıyor. Bari ayet-i kerimelerden gözlerimizi kapamayalım ki açıkça kabir hayatını beyan eden ayetleri gönlümüz, aklımız idrak edebilsin. Tevbe 101’de şöyle söylüyor: Farkındaysanız ayette üç çeşit azaptan bahsediliyor. Birinci azap dünya, ikinci azap kabir, üçüncü son ve en büyük olan azap ise tabi ki cehennem azabıdır. İmam Taberi şöyle der. Madem son azap cehennem azabıdır, ondan önceki iki azaptan bir tanesi mutlaka kabir azabı olması gerekir. İbni Abbas, İmam Azam, İmam Katade Hasan-ı Basri, Ebu Malik hadislere dayanaraktan mutlaka bu iki azaptan bir tanesinin kabir azabı olduğunu bahsederken bir insan aklını kaybetmemişse eğer Kur’an’da kabir azabı nerde geçiyor diye bir soruyu soramaması lazım. Mü’min 46’da; (ekrandakini okur) Şimdi burada bahsedilen azap konusunu şöyle bir ayıracak olursak cehennem azabı konusundan ayetin en sonunda açıkça bahsedilmiştir. Öyleyse madem ayetin sonundaki azap, cehennem azabıysa o cehennem azabı gelmeden önce sabah akşam sokuldukları azap ne azabıdır? Kabir azabını inkar edenlere soralım: Eğer bu ayette bahsedilen bu sabah akşam sokuldukları azap kabir azabı değilse, sizce ne azabıdır? Bütün cumhur, yani İslam alimleri bunun da kabir azabı olduğu noktasında ittifak etmişken acaba bunun zıttını savunan bir modernist bakış açısı neye dayanarak savunuyor… Enteresan. Âl-i İmran 169: Ayette bahsedilen şehitlerdir ve İmam Şafi hükmeder ki onlara ölüm gelmediğinden dolayı onlar defnedilirken yıkanmaz ve cenaze namazları da kılınmaz. Şehidin ölü olmaması ve hali hazırda rızıklandırılması ispat eder ki demek ki onların yaşadığı, yaşantısına devam ettiği bir kabir, bir berzah alemi olmak zorunda. Zira şu anda kıyamet kopmamıştır. Cennet ve cehennem sakinlerini içine almamıştır. Peki şehitler şu anda cennette olmadıklarına göre nerededirler ve nerede rızıklandırılmaktadırlar? Tabi ki de cennet bahçesinin bir misali hükmünde olan kabir ve berzah hayatında. Üstad Bediüzzaman Hazretleri onlar için şöyle der: Mü’min 99-100’de şöyle söyler: Hz. Aişe validemiz bu ayetin tefsirinde şöyle söyler: ”Kabir ehlinden günahkar olanlara yazıklar olsun. Kabirlerinde onların yanına simsiyah yılanlar girer. Bir yılan baş ucunda, bir yılan ayak ucundadır. Ortasında bir araya gelinceye kadar onu kemirirler. İşte, Allah’ın tekrar dirilteceği güne kadar önlerinde dönmelerini engelleyen bir berzah vardır. ayetinde buyurduğu berzahtaki azap tam olarak budur.” Bu ayette yine kabirde hayat yoktur ve azap yoktur diyenlerin bu sözlerini çürütmeye delillerden başka biridir. Şimdi kabir hayatını ayan beyan ortaya koyan hadisleri izah etmeden önce bir şeye değinmek isterim. Zira bu hadisler kısmı çok önemli. Çünkü bu kabir azabı Kur’an’da geçmiyor meselesiyle insanların zihnini ifsad etmeye çalışanların yapmaya çalıştığı en büyük olay Kur’an ile Efendimizin hayatını tamamen koparacak ve Efendimizin hayatı, sahabelerin hayatı, mukarrebinin hayatı, evliyanın hayatının dereceleri çok çok çok kıymetsiz bir hale gelmesi lazım. Onların bu görüşleri için böyle olmalı. Onların hayatlarını çok değersizleştirmek istiyorlar. Şurayı tekrar tekrar vurgulatmak istiyorum. Tekrar tekrar. Kabir azabını ve kabir hayatını inkar eden arkadaşların bir ortak özelliği var mıdır? Vardır. O arkadaşlar hadisleri de inkar ederler. Bir Hadis-i Şerif’te şöyle söyler: Şimdi soralım. Ayrılanların ayak seslerini işitmek için dünya cihetiyle vefat eden insanın kabirde bir hayat mertebesine sahip olması gerekir mi gerekmez mi? Biz de işiteceğiz ha. Muhtemelen birbirimizinkileri duyacağız. Mesela ben sizden önce gidersem, inşaAllah sizler koyduğunuzda ayak seslerinizden, ‘Aman Ya Rabbi, kundura sesi geliyor. Kesin Fatih Star’dır.” falan diye, onların hepsini ayırt edebileceğimi düşünüyorum. Böyle peltek peltek bir yürüme varsa da, fıçık fıçık ‘Aa Sinan geliyor.’ fıçık fıçık Yorulmuş yine. Gece hale gitmiş çalışmaya. Bir hadiste der ki, Efendimiz aleyhisselam kabirleri ziyaret ettiğinde şöyle der: Şimdi kabir hayatını ve kabir azabını inkar edenlere tekrar sormak istiyoruz. Kabirde hayat yoksa Efendimiz as acaba kime sesleniyor? Çok da temiz yani örnekler, duru yani. Benim bir şüphem yoktu ama estağfirullah, çok kabirle ilgili meseleleri dinlemek insanın hoşuna da gidiyor yani. Ölüm bir cihetle çok lezzet verici bir şey yani. Dünyadaki dertlerin geçiciliğini kabir, ölüm sürekli vurguladığı için. Tabi bu Hz. Aişe validemizin rivayet ettiği hadisteki kabre girersek o kabir biraz… İki yılan bir- O biraz sıkıntılı bir kabir olabilir. Ciyo, senin bilek güreşinden elde ettiğin kaslar bile orada dayanmayabilir Ciyo baba. Risale’de bir cümle geçiyor. Diyor ki: …diyor. Çok güzel bir vurgu. Biz kamillikten değil de, kaytarmaktan hemen ölüm- Hadiste Hz. Peygamber bir mezarlıktan geçerken mezarlıkta yatan iki tane ölünün kabirde ufak şeylerden dolayı azap çektiğini gördü. (ekrandakini okuyor.) Koğuculuk yani nemmamlık, di mi? Laf taşıyıcılık. Bugün koğuculuğun en büyük örneği elindeki olayları tahkik etmeden insanlara sunan medya, gazete ve insanlar. Koğuculuk, laf taşıyıcılık, nemmamlık. En büyük örneği bu. Bak kabir azabının iki hikmetinin birinin vurgusu koğuculuğa geliyor. Diğeri ise idrardan sakınmıyordu. (ekrandakini dile getiriyor.) …umulur diye bir cevap veriyor. Başka bir hadiste… diye bahsediliyor. Bu hadisleri bizlere nakledenlerden birkaçını anlatmak istiyorum sizlere. Enes bin Malik, Ebu Hureyre, Hz. Aişe, İbni Mesud, Zeyd bin Sabit, Hz. Ebu Bekir’in kızı Hz. Esma Efendimizin hanımı Hz. Meymune, Cabir ibni Abdullah, Hz. Osman, Amr bin As, Zeyd bin Erkam, Ebu Katade, Hz. Ali, Ebu Musa El Eşari, Sahabenin büyük müfessirlerinden İbni Abbas, Abdullah ibni Ömer ve daha nice büyükler… Kabir azabı yoktur demenin altında işte bunca sahabenin, tabiinin, evliyanın bahsettiklerini günümüze kadar getirdiği bu silsileyi inkar etme gibi bir densizlik var. Bu hadisleri inkar etmek bu sahabeler Efendimiz hakkında yalan uydurmuş demekle aynı şeydir ve bu müfterilerin bu hadisler yalan demesi bunları nakleden 25 sahabe değil, günümüze kadar nakleden bunca insanı da içinde kapsadığından dolayı ortaya inanılmaz bir cinayet çıkıyor. Bu hadisleri sahabe efendilerimizden tabiin ile başlayan nesil nakletmiştir. İmam Buhariler, İmam Müslimler, İbni Maceler ve diğer birçok hadis alimi bu hadisleri eserlerinde cem etmiştir. Eğer bu hadisler uydurma ise bu alimlerden hiçbirisi gerçek alim değil demek haşa. Yani hadis alimlerinin bir bakışta anlattıkları uydurma hadisleri onlar yıllarca kucaklarında taşımışlar da hiç fark edememişler demek, haşa. Bir fende veyahut sanatta söz söylemek o alanın ancak mütehassısına düşer. Eğer çocuğunuz bir gün hasta olsa tıp ilmine hakim bir pratisyene mi götürürsünüz yoksa fizik alanında profesörlük hatta ordinaryuslük seviyesine ulaşmış birine mi götürürsünüz? Tabi pratisyen dahi olsa doktora götürürsünüz. Neden? Çünkü çocuğunuzun hastalığıyla ancak o alanda mütehassıs olmuş biri insan ilgilenebilir. Aynen öyle de bu alanda da söz söylemek bu alanın alim, müçtehid ve mütehassıslarına düşmektedir. Kabirle ilgili her birinin, İmam Azam’ın, Ahmed ibni Hanbel’in ve daha nicelerinin o kadar çok ispat niteliğinde sözleri var ki şimdi burada yer versek bu konuyu bitiremeyiz. Ya hu ben bunlara nasıl inanayım iyi de be adam derseniz de ben sizlere şunu sorayım. Şimdi siz acaba varlığına inandığınız yerlerin birçoğuna hatta tamamını gidip kendiniz gözlerinizle gördünüz mü? Astronomi alanında mütehassıs birisi bilmem kaç milyon ışık yılı uzaklıktaki bir yıldızın, bir gezegenin varlığını size sunuyor ve siz buna inanıyorsunuz. Başkalarına bunca ciddi güveniniz varken evliyaullah, mukarrebin ve sahabelere bu güvensizliğiniz acaba neredendir? Onların bir yalanına mı şahit oldunuz? Ah keşke onların hayatlarına birazcık göz gezdirebilseydiniz onların ittifak ettikleri konuların doğruluğunu bir nebze daha anlayacaktınız. Kabir azabı yok diyenlerin iddialarının birkaç tanesi şunlardır: Birincisi Kur’an’da kabir azabı geçmiyor demektedirler. Biz biraz önce sanki bunları çözdük ve ispatladık gibi. Kabirde azap yok diyenlerin iddialarından bir diğeri de şöyle komiktir. ”Kabirde yargılama olmadan ceza olur mu hiç, bu ne kadar komik bir şeydir.” derler. Bunu duydunuz mu hiç? Sen duydun mu hiç? Yargılama nerede var? (Hesap günü) Yani mahşer günü. Kabirde var mı yargılama? Sorgu? Sorgu var di mi? Evet, yargılama diyelim o zaman. Yargılama yok- Yargılama olmadan nasıl azap olur diyorlar. Sorgulama var. Evet.. Nasıl olur diyorlar? Var mı bir cevabınız? Anlatalım mı? Kur’an şöyle beyan eder: Hz. Nuh’un kavmi denizde boğulmuştur. Hz. Hud’un kavmi bir rüzgar ile helak edilmiştir. Hz. Salih’in kavmi şiddetli bir gürültü ile helak edilmiştir. —- Karun anlatılır, onu ve kavmini yerin dibine geçirdik diye. Firavun anlatılır, denizde boğduk diye. Nemrut anlatılır, hüsrana uğrattık diye. Görüyoruz ki Allah’ın sadece ahirette değil, dünyada da cezalandırdığı kişi ve kavimler vardır. Tüm bunlar kulun durumunu kişinin kendisine göstermek içindir. Yoksa Allah nihayetsiz ve ezeli ilmiyle kulun akıbetini zaten bilmektedir. Velev bunları da anlatmadık diyelim. Allah kimin zalim kimin salih olduğunu, kimin cennet kimin cehennem ehli olduğunu bilmiyor da bu bilgiye hesap gününden sonra mı vakıf olacak? Ne kadar komik di mi? Yargılama olmadan nasıl ceza verilir demek Cenab-ı Allah’ın ezeli ilmine bir iftiradır. Diyorlar ki bir kulun cezası bir kez verilir. Kulu tekrar tekrar cezalandırmak Allah’ın şanına yakışmaz. Bu yüzden hem cehennemde hem kabirde ceza verilmez derler. Öncelikle bizim Allah’a karşı bir hak iddiamız olamaz. Çünkü bizler de içinde olmakla birlikte bütün mülk umumen O’nundur. İster yüz kez ister iki yüz kez aynı cezayı verebilir mi? Evet, verebilir çünkü bu yetki O’nun selahiyetindedir. Şimdi insanları 3’e ayıralım. Bir: Direkt cennete gidecek olan ehli iman. İki: Direkt cehenneme gidecek olan Allah’ı inkar eden güruh. Üç: Önce cehenneme, ondan sonra cennete girecek olan günahkar müslümanlar. Kabir azabı aslında bu noktadan bakıldığında bir rahmettir. Çünkü onların daha ileride daha şiddetli bir şekilde göreceği birçok azaba öncesinde bir kefaret hükmü taşır. Duhan 56’da şöyle der: Onlar da buna binaen demek başka bir ölüm yoktur. Yani demek kabir hayatı da yoktur derler. Kişi dünyada ölür, kabirde diriltilir, sonra berzah hayatı yaşar ve tekrar ölmeden berzahtan cennet veya cehenneme geçer. Bu görüş İbni Mesud, İbni Abbas, İmam Katade ve Ebu Malik gibi alimlerin görüşüdür. Aynı düşünceyi taşıyan müfteriler ”Fatiha’da Allah din gününün sahibidir. Fatiha’da kabir azabından bahsetmez. Hatta kabirden de bahsetmez. Demek ki böyle bir mesele yoktur.” diye çok ilginç bir önerme ortaya koyarlar. Bunu duydunuz mu? Fatiha’da Allah azze ve celle için dünyanın sahibi de yazmaz. Fatiha’da yazmadığından dolayı -haşa- Allah dünyanın sahibi değildir mi diyeceğiz… Maalesef çok komik meseleler. Bu meselelerle birilerinin gündemini değiştirip aklını karıştırmaya çalışan insanların çok sevdiği özellikler meseleyle ilgisi olmayan ayetleri gösterir, ‘Bak burada kabirden bahsetmiyor.’ der. Dinleyen de ‘Üf be, adama baksana. Hep Kur’an’dan konuşuyor. Kesin doğrudur.’ der. Maalesef Cenab-ı Allah’ın sana verdiği irade ile, akıl ile sen bu noktalarda araştırmak, bu noktaların doğruluğuna vâkıf olmak zorundasın. Nasıl gördüğün rüyanın yatakla bir alakası yoksa inan bana kabirdeki azabın da mezarla hiç alakası yok. Selametle.

DUHA SURESİ DİNLE (ARAPÇA VE TÜRKÇE MEAL)

İngilizce

Surah Ad-Duha In the name of Allah, the Most Gracious, the Most Merciful Swear by the time before noon, Swear on the night when darkness has settled Your Lord has neither forsaken you nor hated you And indeed the life Hereafter is better for you than the life on Earth And indeed, your Lord will provide you all the goods so you’ll be pleased Did He not find you (Muhammad S.A.V) as an orphan and gave you shelter? And did He not found you lost (in both meanings) and guided you to the right path? And did He not found you poor and enriched you with wealth? Therefore never abuse the orphans! And never reprimand (verbal disapproval) the beggars And when it comes to your Lord’s blessings, share that with everyone (both verbally and physically) God is the greatest! God Almighty has told the truth!

KIYAMETİN EN BÜYÜK ALAMETİ GELDİ (Soru-Cevap)

Bütün dünya sizin cümlelerinizi, kelimelerinizi duymasını isteseydiniz ne söylerdiniz? “La İlahe İllallah Muhammedür Rasulullah” derdim Bütün dünyanın buna şahit olması ne demek biliyor musun sen? Senin adın ne? Tekin? Pek Tekin biriymişsin sen, güzel. Sen de öyle yap. ‘Muhammedür Rasulullah’ de gökler bile duysun. Taşlar duysun, denizde balıklar duysun Onlar da sana şahit olsun. Kur’an-ı Kerim’imiz gençler ne diyor? Firavun boğulup gittiğinde, Rabbimiz buyuruyor ki; “Fema beket aleyhissemaü vel ard” (Ne gökler ne yerler ağlamadı onun için) diyor (Duhan 29) Zaten gök kime ağlar ki diyemiyorsun. Toprak ağlar mı? Meğerki mesele şuymuş Bir mü’min bir yerde secde ettiyse o toprak kıyamet günü o mü’mini arar şahit olurmuş. O mü’min bir daha gelmediği anlaşılınca toprak aleminde, gökteki hava cisimlerinde “o mü’min öldü, benim üzerimde namaz kılacak, Allah diyecek insan kayboldu” diye toprak ağlarmış Firavun böyle bir şey yapmadığı için kimse ağlamamış Ben isterim ki sesim bütün dünyada duyulsun da peşimden dağlar ağlasın isterim ben. Sen de öyle yap Tekin. Bu güzeldi ya başka güzel sorusu olan yok mu? Günümüzde 2000’li yıllar dedik, müslümanların gidişatını nasıl görüyorsunuz? Ben uzaydan bakmıyorum dünyaya. Dolayısıyla sen ne görüyorsan ben de onu görüyorum Benim kuşbakışı görüşüm yok. Amma… Gençler, Rasulullah (sav)’in hadisi şeriflerini okuyanlar bugünü film izler gibi izlerler. Bugün sizin sıkıntı gördüğünüz şeyler hadislerde uyarı olarak var. Dolayısıyla çok şaşmıyorum. Bundan daha beterini de bekliyorum. Bu görüntünün daha beterini de bekliyorum. Ama umudum da artıyor bu arada. Neden artıyor? Çünkü ne olursa olsun, durum ne kadar kötü olursa olsun Allah, O’na koşanı geri göndermiyor. Beni de gerisi ilgilendirmiyor zaten. – Şimdi hocam ahir zamandayız dedik, – hani 2000’li yıllardayız dedik… – Genelde bu yılları ahir zaman olarak kullanıyoruz. – Sizin gerçekleştiğini düşündüğünüz kıyamet alametleri var mı? En büyüğü, bir numaralı kıyamet alameti Peygamber Efendimizin (s.a.v.) gönderilmesidir. Kıyamet Peygamberi Ve buyuruyor ki Peygamberimiz (s.a.v.) “Benim gönderildiğim zamanla kıyamet arasındaki mesafe, ikindi vakti ile akşam namazı arasındaki mesafe kadardır.” diyor. Rakam vermiyor ama 24 saatlik günde ikindi ile akşam arasında ne kadar vakit var? Yaz aylarında üç saat var. Üç, üç buçuk saat 24 saatin hadi dört saat diyelim. Yirmisi geçmiş dördü kalmış Efendimiz (s.a.v.) geldiğinde. Onun üzerinden de 1400 sene geçmiş Kıyamete yirmi sene var diyenin aklına şaşarım. Ne karışıyorsun Allah’ın işine Ama on bin sene var diyende de akıl yok. Gayba ait bir konu Ama kıyametin, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kadar net bir alameti yoktur. Onun dışında o düzeyde olmayan alametler var. Mesela; kadınların iş yeri açmaları, kocalarının parasına karışmaları kıyamet alametleri olarak Buhari’de hadis diye geçiyor. Bunun gibi pek çok alametler ne yazık ki gözümüzün önünde olduğu halde ibret alamıyoruz. Arkadaşlar alametinden çok benim ona hazırlığım önemli Hiçbir alameti de olmasa ben hazır olmalıyım çünkü en büyük kıyamet benim ölümümdür Benden sonra banane kıyametten Diye düşünmemiz lazım – Hocam şimdi hane içinde eşlerin birbiriyle olan tartışmaları illaki her evde oluyordur Bu kadar bekarın sorusu mu bu? Gençleri ürkütme sen ona göre dikkatli sor. – İşte ben onun çözümü için bir soru sormak istedim. Bu garibanların tezgahı yok nesini soruyorsun – Ona göre önlem alırlar hocam onlar da Zenginin malı züğürdün tesellisi olurmuş neyse sor sor hadi. Söz sende kaldı – Hocam bu öfke problemini nasıl çözebiliriz? – En ufak bir şeyden tartışma çıktığında bunu büyütüyoruz – Evet bunla alakalı durumlar var – Hani yok mekanı terk edin, susun vs. ama; bunu da beceremiyorsak ne yapabiliriz bununla ilgili? Arkadaşlar bekarlar beni dinlesin. Evliler laf dinlemez. Bunlar her şeyi bildiğini düşünüyorlar. Bekar var mı, parmaklarını bir göreyim bekarların Aman Allah’ım ya Aman aman aman Hiç sormadım kabul edin Bekar kardeşlerim bu ağabeyiniz İnşallah uzun yıllar yaşar, sizin evinize bir çorba içmeye gelir. Ama görünen köy kılavuz istemez Fatihadan unutmayın bu ağabeyinizi Şu sözümü hatırlayın o gün Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyuruyor ki; “Saliha bir kadınla yani Allah’tan korkarak yaşayan bir kadınla evlenen, dininin %50’sini tamamlamıştır.” diyor Gerisinde de Allah’tan korksun cennete girsin diyor. Arkadaşlar Bana bir İslamiyetin emirlerini sayın desem Namaz, oruç, haç, zekat, anaya babaya itaat Kur’an okumak, kurban kesmek, sadaka vermek, fitre vermek, itikafa girmek, Teravih kılmak, cuma namazı kılmak, tesettüre girmek… Yav sayıyorsun sayıyorsun kaç tane emir var. Kadın %50’sini oluşturuyor bunların. Ben o zaman diyorum ki sana Ey bekar Başka kimse yok da burada, hey hepiniz İslamiyet adına yapacağın her ne varsa onların toplamı kadar aile seni yoracak. Buna hazır değilsen evlenme. Namazdan, oruçtan ne biliyorsan İslam olarak, yaz bir kenara. Onların toplamının psikolojik veya biyolojik ağırlığını ölç, fiziksel ağırlığını ölç. Evlilik o kadardır. Neden? Allah buna Cennet veriyor. Ucuz değil ki cennet, boşuna da değil bedava da değil. Cehennem de boşuna değil tabi. Dolayısıyla evlenenler “Ey Allah’ım! Bu kadından bu erkekten yani karı koca kimse, ben bir şey istemiyorum. Ben senin adına nikahlandım. Senden isterim ben.” derse karşısındaki kim olursa olsun Allah’ın izniyle o yuva dağılmaz. Şimdi çok önemli olarak bir sorunumuz var bizim. Cep telefonu diye bir şey icat oldu. Yemeği oradan sipariş veriyorsun, okul puanını oradan öğreniyorsun, üniversite sonuçları oradan çıkıyor, hesabı oradan yapıyorsun, dııınk karşına çıkıyor. Kadını da öyle zannediyor erkekler. Kıyamete kadar öyle bir kadın olmayacak, Cennette huriler öyle olacak. Beklenti yanılgısı bu. Bundan tövbe et sen. Kardeşlerim, Peygamber Efendimiz (sav) kainatın efendisi, ama hanımlarıyla sıkıntıları oldu. Hatice anamızla olmadı sadece. Kapıya atmadı onları Bir şeyi unutmayın. Kur’an-ı Kerim insanlığın en kötüsü olarak iki kişiyi gösteriyor. En kötü insan onlar diyor: Nuh(a.s)’ın karısı, Lut(a.s)’ın karısı Allah 25 insanı örnek gösteriyor bize. Nuh (a.s) bu 25’in ilk beşinde. Asırlarca karısı baş belası olmuş. Lut (a.s)’ın karısı en kötü kadın, zalimlikte. Ahlakta değil ama. Bir Peygamberin karısı için öyle aklınıza gelen kötü kadın rolü olmaz. Ama boşarım seni sözünü duymamış bu kadınlar kocalarından. Nuh (a.s) boşamak kelimesini kullanmadı hiç. Düşünmeye değmez mi bu? Kafirlere sabrettiği gibi karısına da sabretti. Müslümanlar olarak israil ve amerika ile boğuşmaya hazır, evdeki kadınla sabırda boğuşmaya hazır değilsen bir çelişki yaşıyorsun demektir. İşte buna ben beklenti yanılgısı diyorum. Öyle bir evlilik yok. Öyle bir evliliği Peygamberler yapamadı ki sen yapacaksın. Bir şeyi size anlatayım Nikah yapılırken hiç bulundunuz mu, dini nikah kıyılırken? Nasıl dua ettiklerini gördünüz mü hiç? İman mısınız? (Evet) Nikah kıydın mı hocam hiç? (Yani) Duanda; “Yarabbi, Ali ile Fatıma arasındaki mutluluğu bunlara nasip et diyor musun? (Diyorum) Duyuyor musunuz? Ali’ye Ebu Turab deniyor mu? Ne demek Ebu Turab? Topraklı adam demek. Niye öyle demişler ona? Çünkü gelmiş mescitte yüz üstü yatmış toprağın üstüne, sinirden patlıyor kafası Efendimiz (s.a.v) gelmiş; “Ey toprak baba, burada ne yatıyorsun.” demiş. Niye? Fatıma ile kavga etmiş, camiye kaçmış. Hoca da dua ediyor, “Ya Rabbi Ali ile Fatıma arasındaki mutluluğu nasip eyle.” Doğru, mutluluk vardı ama öyle olmadı hep. Mescide kaçtı Ali. Bunu da nereden öğrendi Efendimiz? Kızını ziyarete gitti. ‘Damadım nerede?’ dedi, “Camiye gitti.” dedi. Hayat bu çünkü, hayat. Medine’de de hayat yaşandı. Ali de olsan hayatı yaşayacaksın. Hangisi haklıydı hangisi haksızdı, onu boşver sen Fırtına koparmadılar buna. Efendimiz onu orada uyardı, gitti evine. Selamünaleyküm. Kapandı o iş. Biz bunun mücadelesini, yoğunlaştırıyoruz ki böyle şeytan bayram etsin diye. Bu beklentiden vazgeçen en sevimsiz, geçimsiz kadınla ve kocayla yaşar Allah’ın izniyle. Ama işte telefondan, internetten her şeyi sipariş verir gibi mutluluk sipariş vereceğine inanıyorsan sen bekle biraz. Biraz şöyle bekle; İsrafil (a.s) bir üfürecek dünya yıkılacak. Sonra bir daha üfürecek insanlar mezardan kalkacak. Ondan sonra mahşer kurulacak. Milyonlarca sene sıraya girilecek. İnşaallah imanla öldüğün için cennete gideceksin. Huriler öyle tam aradığın gibi. Biraz bekleteceğim ama sabır. Kardeşler, Allah sizden razı olsun Dilerim Rabbimden Cennette de böyle buluşalım (İnşallah) Orada Allah’ın dostlarını gidelim, görelim, Onlar bizi davet etsinler, Ali’yi görelim, Fatıma’yı görelim… Orada mahremiyet olmayacak, değil mi? Fatıma annemizin elini öpebilecek miyiz mesela? Ne demek ”Bilmiyoruz”? Gençler, şeriat burada var orada yok Orada yok Allah’a emanet olun. Selamünaleyküm.


Almanca

Wenn sie wollen würden, dass die ganze Welt ihre Sätze, Wörter hört, was würden sie sagen? Ich würde: “La İlahe İllallah Muhammedür Rasulullah” sagen (“Ich bezeuge, dass es keinen anderen Gott gibt außer Allah, und dass Mohamed sein Diener und Gesandter ist.”) Weißt du, was es heißt, dass die ganze Welt das hört? Was ist dein Name? Tekin? Du bist wohl ein sehr Ruhiger (tekin = ruhig), schön. Mach du es auch so. Sag “Muhammedür Rasulullah” (Mohamed ist sein Diener und Gesandter), das soll der Himmel hören. Das sollen die Steine, die Fische im Meer hören, und die sollen Zeuge für dich sein. Was sagt unser Koran? Als der Pharao ertrank, sagt unser Herr: “Fema beket aleyhissemaü vel ard” (Weder Himmel noch Erde weinte über sie”; Duhan 29) Du kannst nicht sagen: “Für wen würde der Himmel denn schon weinen? Kann die Erde weinen? Indessen ist die Sache aber eigentlich folgende: Wenn ein Gläubiger auf einem Boden gebetet hat, wird dieser Boden am Tag des Jüngsten Gerichts diesen Gläubigen suchen und Zeuge für dich sein. Wenn bei der Welt der Erde und bei der Materie im Himmel gemerkt wird, dass ein Gläubiger nicht mehr kommt, wird die Erde “Der Gläubige ist gestorben, der Mensch, der auf mir sein Gebet verrichtet und Allah sagt, ist verschwunden”, sagen und weinen, Weil der Pharao solche Sachen nicht getan hat, hat niemand geweint, Ich würde wollen, dass meine Stimme von der ganzen Welt gehört wird und Berge mir hinterher weinen. Mach du es genau so, Tekin. Das war schön, hat niemand noch eine schöne Frage? Heutzutage, wir haben die 2000er erwähnt, wie sehen sie die Entwicklung der Muslime? Ich gucke nicht vom Weltall aus auf die Welt. Daher sehe ich genau das, was du auch siehst, ich habe keine Vogelsicht. Aber… Die Leute, die die Hadithe des Gesandten lesen, schauen dem Heute wie ein Film zu. Das, was ihr heute als Mangel seht, gibt es als Warnung in den Hadithen. Deswegen wundere ich mich nicht sehr. Ich erwarte auch Schlimmeres als das. Ich erwarte eine noch schlimmere Aussicht. Aber gleichzeitig steigt auch meine Hoffnung. Warum steigt sie? Weil, Egal was passiert, wie schlimm die Lage auch ist, schickt Allah denjenigen, der zu ihm rennt, nicht zurück. Der Rest interessiert mich eh nicht. – Nun, wir haben das Ende der Welt erwähnt, – wir haben eben die 2000er gesagt… -allgemein nutzen wir diese Jahre als das Ende der Welt. – Gibt es Zeichen für den Jüngsten Tag, bei denen Sie denken, dass diese sich bereits bewahrheiten? Das größte, das erste Zeichen für de Jüngsten Tag ist, dass unser Prophet (s.a.v) weggeschickt wurde. Der Prophet des Jüngsten Tages, und unser Prophet (s.a.v) sagt: “Der Abstand zwischen der Zeit, zu der ich geschickt wurde und dem Jüngsten Gericht, ist wie der zwischen dem Nachmittagsgebet und dem Abendgebet.” Er erwähnt keine Zahl, aber wie viel Zeit ist an einem 24-stündigen Tag zwischen Nachmittag und Abend? In den Sommermonaten sind es drei Stunden. Drei, dreieinhalb Stunden, von 24 Stunden, sagen wir mal es sind vier Stunden. 20 davon sind die Vergangenheit und vier sind übrig geblieben, als unser Prophet gegangen ist. Das ist 1400 Jahre her, Ich wäre überrascht über die Intelligenz jener, die sagen, dass der jüngste Tag in 20 Jahren ist. Was mischst du dich in die Arbeit Allahs ein, aber auch die, die sagen, es sind noch 10 000 Jahre, haben keinen Verstand. Es ist ein Thema, das dem Ungesehenen zugehörig ist, aber der jüngste Tag hat kein so deutliches Zeichen wie unseren Propheten. Abgesehen davon gibt es Zeichen, die nicht auf demselben Niveau sind. Zum Beispiel: dass Frauen Arbeitsstellen öffnen und sich in Geldangelegenheiten ihrer Männer einmischen, steht in den Buhari Hadithen. Obwohl in solcher Art sehr viele Zeichen vor unseren Augen sind, können wir leider keine Lehre daraus ziehen. Freunde, wichtiger als die Zeichen sind die Vorbereitungen, die man dafür trifft, selbst, wenn es keine Zeichen gibt, die zu sehen sind, muss ich vorbereitet sein, denn der größte jüngste Tag ist mein Tod, was juckt mich der Tag des jüngsten Gerichts nach meinem Tod, so müssen wir denken, – Nun gibt es im Haus sicherlich Streitereien zwischen Ehepartnern, Ist das die Frage von so vielen Singles hier? Erschrecke die Jugendlichen nicht, frage demnach vorsichtig. – Ja ich wollte etwas für die Lösung davon fragen. Diese Armen haben keine Theke (im Sinne von sie sind nicht mal verheiratet), was fragst du darüber – Sie können sich ja dementsprechend darauf vorbereiten Die Ware der Reichen ist wohl der schwache Trost, wie auch immer los frag. Das Wort ist bei dir, – Wie kann man das Wut-Problem lösen? – Bei der kleinsten Streiterei komplizieren wir es, – Ja es gibt solche Situationen – Man kann zum Beispiel den Ort verlassen usw., aber wenn wir auch das nicht hinkriegen, was können wir dann machen? Freunde, die Singles sollen mir zuhören. Die Verheirateten hören nie zu. Sie denken, dass sie alles schon wissen. Gibt es hier Singles, zeigt auf, Oh mein Gott, oh man Nehmen wir an ich hab das erst gar nicht gefragt, Meine ledigen Brüder, ich als euer Bruder werde – so Allah will -lange Jahre leben, und zu euch nach Hause kommen, um bei euch Suppe zu essen. Aber was man von Weitem erkennt, bedarf keiner Erklärung, Vergisst bei euren Fatihas nicht diese Bruder, und erinnert euch an dem Tag an folgenden Satz: Unser Prophet (s.a.v) sagt; “Wer mit einer gerechten Frau, also einer Frau, die ihr Leben mit Gottesfurcht lebt, heiratet, hat 50% seiner Religion vervollständigt.” Und für den Rest soll er gottesfürchtig sein und ins Paradies eintreten. Freunde wenn ich sagen würde, dass ihr mir die Befehle des Islams aufzählen sollt Das Gebet, Fasten, Pilgern, Spenden, Gehorsam gegenüber Mutter und Vater, den Koran lesen, opfern, Almosen geben, in die Itikaf gehen, Teravih beten, das Freitagsgebet verrichten, sich bedecken… Du zählst und zählst, man wie viele Befehle es gibt. Die Frau bildet 50% von diesen. Und ich sage dir demnach, Oh du Lediger, hier gibt es niemand anderen, Oh ihr alle so viel es im Namen des Islams gibt, das du machen kannst, so viel wie die Summe all dieser, so sehr wird deine Familie dich ermüden. Was du vom Gebet, vom Fasten weißt, schreibe es auf. Messe die Summe der psychologischen und biologischen Last, die physische Last dieser. Die Ehe ist so viel. Warum? Allah gibt für sie das Paradies. Das Paradies ist doch nicht günstig, sie ist auch nicht umsonst und gratis. Die Hölle ist natürlich auch nicht umsonst. Wenn diejenigen, die geheiratet haben also “Oh Allah! Ich möchte von dieser Frau, diesem Mann – Je nach dem, wer Mann oder Frau ist – nichts haben. Ich habe in deinem Namen geheiratet. Ich möchte von dir.” sagt wird, egal wer ihm gegenüber steht, mit der Erlaubnis Allahs dieses Nest sich nicht auflösen- Nun haben wir ein sehr wichtiges Problem. Es wurde etwas namens Handy erfunden. Du bestellst dein Essen von dort, erfährst deine Punkte in der Schule von da, die Ergebnisse in der Universität werden dort veröffentlicht, du siehst alles sofort. Männer denken, dass auch Frauen so sind. Bis zum Jüngsten Tag wird es nicht so eine Frau geben, Die Jungfrauen im Paradies werden so sein. Das sind Fehleinschätzungen der Erwartungen. Bereue dies. Meine Brüder, unser Prophet (sav), ist der Gebieter aller Welt, aber er hatte Probleme mit seinen Frauen. Nicht nur mit unserer Mutter Hatice. Er hat sie nicht vor die Tür geschmissen, vergisst eines nicht. Der Koran zeigt als das Schlimmste der Menschheit zwei Menschen auf. Er sagt, dass sind die schlechtesten Menschen. Die Frau von Noah (a.s) und die Frau von Lot (a.s), Allah zeigt uns 25 Menschen als Vorbild. Noah (a.s) ist von diesen 25 in den Top Fünf. Seine Frau war Jahrhunderte lang ein Unglück. Lots Frau ist die schlimmste Frau bezüglich Grausamkeit. Aber nicht bezüglich Moral. Zu einer Frau eines Propheten passt nicht die Rolle einer bösen Frau, die euch mal so einfallen würde. Aber diese Frauen haben von ihren Männern nicht den Satz “Ich werde mich von dir scheiden” gehört. Noah (a.s) hat das Wort scheiden nie benutzt. Ist das nicht Wert, darüber nachzudenken? Er hat genau so wie er die Ungläubigen ertragen, seine Frau ertragen. Wenn du als Muslim dazu bereit bist, dich mit Israel und Amerika zu raufen, aber nicht dazu bereit bist mit deiner Frau zu Hause mit der Geduld zu raufen, dann heißt das, dass du in Widerspruch gerätst. Und das nenne ich auch Fehleinschätzung der Erwartungen. So eine Ehe gibt es nicht. So eine Ehe haben nicht mal die Propheten geführt, wie sollst du sie führen. Ich werde euch etwas erzählen, Wart ihr schon mal dabei, als eine Ehe geschlossen wurde, als eine islamische Eheschließung stattgefunden hat? Habt ihr schon mal gesehen, wie sie beten? Sind Sie ein Imam? (Ja) Hast du schon mal eine Ehe geschlossen (Ja) Sagst du in deinem Gebet “Allah, lasse ihnen das Glück, das Ali und Fatma unter sich hatten, zuteil werden”? (Ja, sage ich) Hört ihr das? Wird Ali nicht Ebu Turab genannt? Was heißt Ebu Turab? Es heißt Mann mit Erde. Warum haben sie ihn so genannt? Weil er in den Gebetsraum gegangen ist, sich auf die Erde mit dem Gesicht nach unten gelegt hat, sein Kopf platzt vor Wut, Unser Prophet (s.a.v) kommt; “Oh Vater der Erde, warum liegst du hier”, sagt er. Warum? Er hat mit Fatima gestritten, ist in die Moschee geflüchtet. Und der Hoca betet “Allah, lasse ihnen das Glück, das Ali und Fatma unter sich hatten, zuteil werden” Stimmt, da gab es Glück, aber es war nicht immer so. Ali ist in den Gebetsraum geflüchtet. Und wie hat es unser Prophet erfahren? Er ist seine Tochter besuchen gegangen. “Wo ist mein Schwiegersohn?”, hat er gesagt, Sie hat “Er ist in die Moschee gegangen”, gesagt. Das ist nämlich das Leben. Auch in Medina wurde das Leben gelebt. Selbst wenn du Ali bist, wirst du dein Leben leben. Wer Recht hatte und wer nicht, mach dir nichts draus, sie haben dafür kein Skandal gemacht. Unser Prophet hat ihn dort ermahnt, er ist nach Hause gegangen. Selamünaleyküm. Die Sache war gegessen. Wir erschweren uns die Auseinandersetzung dafür, damit der Teufel feiert. Wer diese Erwartung aufgibt, kann auch mit der unfreundlichsten und ungeselligsten Person leben, so Allah will. Aber wenn du daran glaubst, dass du genau so wie du vom Handy im Internet alles bestellst, auch Glück bestellen wirst, dann warte du noch ein bisschen. Dann warte noch; Israfil (a.s) wird einmal pusten und die Welt wird untergehen. Und dann wird er noch einmal pusten und die Menschen werde von ihren Gräbern auferstehen. Dann wird der Ort des jüngsten Gerichts aufgebaut. Millionen von Jahren werden sich anstellen. So Allah will, wirst du, weil du im Glauben gestorben bist, ins Paradies gehen. Die Jungfrauen im Paradies sind genau so, wie du willst. Ich werde euch warten lassen, aber Geduld. Brüder, möge Allah mit euch zufrieden sein, Ich wünsche mir von meinem Herren, dass wir uns im Paradies auch so versammeln werden (so Allah will) Lasst uns dort zu den Gesandten Allahs gehen, lasst uns sie sehen, sie sollen uns einladen, lasst uns Ali sehen, Fatima sehen… Dort wird es keine Geheimhaltung geben, stimmt’s? Können wir zum Beispiel die Hand unserer Mutter Fatima küssen? Was soll das heißen “Wir wissen es nicht”? Die Scharia gibt es hier, dort nicht dort gibt es sie nicht Allah segne euch. Selamunaleyküm.


Azerice

Bütün dünyadakı ifadələrinizi və sözlərinizi eşitmək istəsəydiniz nə deyərdiniz? “La Ilahe Ilalallah Muhammadur Rasulullah” deyərdim Bütün dünyaya bunun şahidi olmağın nə demək olduğunu bilirsinizmi? Adın nədir Tekin? Sən çoxlarından, gözəlisən. Sən də bunu edirsən. Hətta Məhəmmədur Rəsulallahın səmaları da eşidilməlidir. Daşları eşit, dənizdəki balıqları eşit Qoy sənə də şahid olsunlar. Quranımız gənclərə nə deyir? Firon boğulanda Rəbbimiz buyurur: “Fema beket aleyhissemaü vel ard” (Nə göylər, nə də yerlər onun üçün ağlamadı) deyir (Duha 29) Göy kimin ağladığını deyə bilməzsən? Torpaq ağlayacaqmı? Görünən budur Mömin bir yerə səcdə edərsə o torpaq qiyamət günü möminini axtaracaqdı. Möminin yenidən gəlmədiyi, yer aləmində, göydəki hava cisimlərində olmadığı başa düşüldükdə Torpaq “bu mömin öldü, mənim üçün dua edəcək insan, Allah yox olar” deyərək ağlayardı. Firon belə bir iş görmədiyi üçün heç kim ağlamadı Səsimin bütün dünyada eşidilməsini istəyirəm, amma məndən sonra dağların ağlamağını istəyirəm. Sən bunu et, Təkin. Gözəl idi, yoxsa başqa yaxşı suallarınız var? Bu gün 2000-ci illər dedik, müsəlmanların tərəqqisini necə görürsən? Mən dünyaya kosmosdan baxmıram. Beləliklə, gördükləriniz mənim gördüyüm şeydir Quşun gözü yoxdur. Amma … Gənclər, Rəsulallahın (s.ə.v) hədis şeriflərini oxuyanlar bu gün sanki bir filmə baxırlar. Bu gün çətinlik içində gördüyünüz şeylər hədislərdə bir xəbərdarlıq olaraq var. Buna görə çox təəccüblənmirəm. Bundan daha çox şey gözləyirəm. Bu görüntünün daha pis olacağını gözləyirəm. Ancaq ümidim, getdikcə artır. Niyə artır? Çünki vəziyyət nə qədər pis olsa da Allah Ona tərəf qaçanları geri qaytarmaz. Qalan hər halda mənə aid deyil. – İndi müəllim, axır vaxtlar dedik, – 2000-ci illərdə olduğumuzu dedik … – Biz ümumiyyətlə bu illəri son dövrlər kimi istifadə edirik. – Düşündüyünüz apokalipsis əlamətləri varmı? Ən böyük, bir nömrəli apokalipsis Peyğəmbərimizin (s.ə.v) göndərilməsidir. Qiyamət Peyğəmbəri Və buyurur ki, Peyğəmbərimiz (s.ə.v) “Göndərilən vaxtla apokalipsis arasındakı məsafə günorta vaxtı və axşam namazı arasındakı məsafədir.” deyir. Bu rəqəm vermir, amma 24 saatlıq bir günorta və axşam arasındakı müddət necədir? Yazda üç saat var. Üç, üç yarım saat 24 saatınız dörd saat deyək. Ustadımız (s.ə.v) gələndə onlardan iyirmi dördü qalır. 1400 il keçdi İyirmi il əzab var deyənlərin ağlına heyranam. Allahın işinə nə ilə qarışırsan Ancaq on min il var deyənlərdə ağıl yoxdur. naməlum bir mövzu Lakin apokalipsisdə Peyğəmbərimiz (s.ə.v) qədər açıq bir qüsur yoxdur. Bundan başqa, o səviyyədə olmayan əlamətlər var. Məsələn; Qadınların iş yerlərinə və ərlərinin pullarına açılması Buxaridə apokalipsis əlaməti olaraq hədis adlanır. Təəssüf ki, bu kimi əlamətlər gözlərimizin önündədir, amma imza ala bilmirik. Ona hazırlaşmağım dostlardan daha vacibdir Heç bir işarə olmasa da hazır olmalıyam çünki ən böyük apokalipsis mənim ölümümdür Məndən sonra apokalipsisdən banan Düşünməliyik – Xoca, indi ev təsərrüfatındakı həyat yoldaşlarının mübahisələri hər ailədə baş verir. Bu qədər təkbaşına sual? Gəncləri qorxutma, diqqətlə soruş. Burada onun həlli üçün bir sual vermək istədim. Bu baqotlarda sayğac yoxdur, nə istəyirsən – Ona görə tədbir görürlər. Varlıların varlılarının təsəllisi olduğunuzu soruşun. Söz sənindir – Xoca, bu qəzəb problemini necə həll edək? – Mübahisə bir şeydən çıxanda bunu böyüdürük – Bəli, bununla bağlı vəziyyətlər var – Yer yoxdur, yeri tərk et, bağla və s. amma; Bunu da edə bilmiriksə nə edə bilərik? Dostlar məni dinləyir. Evlidir qulaq asma. Hər şeyi bildiklərini düşünürlər. Tək var, qoy barmaqlarını görüm Ey allahım Vallah Heç vaxt soruşmadım, qəbul et Qardaşlarım sənin qardaşındır Ümid edirəm uzun illər yaşayır, sənin evinə bir şorba üçün gəlir. Ancaq görünən kənd bələdçi istəmir Unutma bu qardaş O gün sözümü xatırla Peyğəmbərimiz (s.ə.v) buyurur; “Saliha, bir qadınla, yəni Allahdan qorxan bir qadınla evlənərək, dininin 50% -ni tamamladı.” deyir Allahdan qorxaraq arxasındakı cənnətə girməli olduğunu söyləyir. Dostlar Mənə İslamın əmrlərini desəm Namaz, oruc, çarmıx, zəkat, ana və ataya itaət Quran oxumaq, qurban vermək, sədəqə vermək, fitrə vermək, qeydiyyatdan keçmək, Təravih qılmaq, cümə namazı qılmaq, hicaba girmək … Neçə sifarişiniz olduğunu hesablayır. Qadınlar bunların 50% -ni təşkil edir. Sonra sənə deyirəm Ey subay Burada başqa heç kim yoxdur, hamınız İslam adı ilə nə edə bilərsən Ailəni cəmi qədər yorursunuz. Buna hazır deyilsinizsə, evlənməyin. İslam olaraq, namazdan və orucdan nə bilirsənsə, yayı bir kənara qoy. Onların cəminin psixoloji və ya bioloji çəkisini ölçün, fiziki ağırlığını ölçün. Evlilik bu qədərdir. Niyə? Allah bunu Cənnətə verir. Cənnət ucuz deyil, heç bir şey üçün deyil, pulsuz da deyil. Əlbəttə, cəhənnəm boş yerə deyil. Beləliklə, evlənənlər “Allahım! Mən bu qadından, bu kişidən, ər-arvaddan bir şey istəmirəm. Heç bir şey istəmirəm. Mən sizin üçün evliyəm. Səndən istəyərdim. ” desə kim olursa olsun Allahın izni ilə o yuva dağılmır. İndi çox vacib bir problemimiz var. Cib telefonu kimi bir şey icad edildi. Oradan yeməyi sifariş edirsən, oradakı məktəb hesabını öyrənirsən, universitet nəticələri oradan gəlir, hesablamanı oradan, xaricdən edirsiniz. Kişilər də qadınları belə düşünürlər. Qiyamət gününə qədər belə bir qadın olmaz. Cənnətdəki Huris belə olacaq. Bu gözləmə səhvidir. Tövbə etdin. Qardaşlarım, Peyğəmbərimiz (s.ə.v) kainatın sahibi, ancaq xanımları ilə problem yaşadı. Xədicə yalnız anamızla baş vermədi. Onları qapıya atmadı Bir şeyi xatırla. Quran iki insanı bəşəriyyətin ən pis tərəfi olaraq göstərir. Ən pis insan deyir: Nuhun (ə) arvadı, Lutun (ə) arvadı Allah bizə 25 nəfəri nümunə göstərir. Nuh (ə.s) həmin 25 nəfərin ilk beşliyindədir. Əsrlər boyu həyat yoldaşı narahatlıq keçirib. Lutun (ə) həyat yoldaşı ən pis qadın, qəddardır. Əxlaqda deyil. Bir Peyğəmbərin həyat yoldaşı üçün ağlınıza gələn pis qadın rolu yoxdur. Ancaq səndən eşitməmiş bu qadınları ərlərindən boşam. Nuh (ə.s) heç vaxt boşanma sözünü işlətməmişdir. Düşünməyə dəyər deyilmi? Həyat yoldaşına səbri ilə yanaşı səbir edir. Müsəlman olaraq, İsrail və Amerika ilə vuruşmağa hazır deyilsinizsə, evdə olan qadınla səbirlə mübarizə etməyə hazır deyilsinizsə bir ziddiyyət yaşayırsınız. Gözləmə xətası dediyim budur. Belə evlilik yoxdur. Peyğəmbərlər belə bir evlilik edə bilmədilər ki, sənin edəcəksən. Sizə bir şey deyim Heç toyda olmusunuz, Dini toy doğranarkən? Onların necə dua etdiyini görmüsən? İnanırsınız? (Bəli) Heç toyun olubmu, müəllim? (Yəni) duanda; “Vallah, sən onlara Əli ilə Fatıma arasındakı xoşbəxtliyi deyirsən? (Diyorum) Eşidirsən? Əli Əbu Turab adlanır? Əbu Turab nə deməkdir? Yerə düşmüş adam deməkdir. Niyə ona dedilər? Məscid yerdə üz-üzə gəldiyi üçün baş əsəbdən qopdu Ustadımız (s.ə.v) gəldi; “Ey yer atası, burada nə yatırsan?” demiş. Niyə? Fatimə ilə vuruşub məscidə qaçdı. Xoca, “Rəbbi Əli ilə Fatimə arasındakı xoşbəxtlik necə olur?” Düzdür, xoşbəxtlik var idi, amma həmişə deyil. Əli məscidə qaçdı. Ustadımız bunu haradan öyrəndi? Qızını ziyarətə getdi. ‘Mənim kürəkənim haradadır?’ dedi, “Məscidə getdi.” dedi. Bu həyatdır, çünki həyat. Mədinədə də həyat var idi. Əli olsan da həyatı yaşayacaqsan. Hansı doğru, hansının səhv olduğunu heç düşünməyin Fırtına ilə aparmadılar. Ustamız orada xəbərdarlıq etdi, evə getdi. Selamünaleyküm. Bağlanıb. Bunun mübarizəsini gücləndiririk ki, belə bir şeytan ziyafət versin. Bu gözləntini vermək Allahın izni ilə ən xoşagəlməz, uyğun olmayan qadın və ər ilə yaşayır. Ancaq xoşbəxtliyə əmr verəcəyinizə inansanız, sanki hər şeyi telefondan, internetdən sifariş verərsiniz biraz gözləyin. Bir az belə gözləyin; Bir İsrafil (əs) üfürəcək bir dünya məhv olacaq. Sonra yenidən üfürəcək insanlar qəbirdən qalxacaqlar. Bundan sonra xestelik qurulacaq. Milyonlarla il növbəyə qoyulacaq. Ümid edirəm cənnətə gedəcəksən, çünki imanla ölürsən. Huris sənin adını çəkdiyin kimi. Bir az gözləyirəm amma səbr edirəm. qardaşlar, Allah rəhmət eləsin Rəbbimdən diləyirəm Göydə belə görüşək (İnşallah) Artıq Gəlin Allahın dostlarını görək, Bizi dəvət etsinlər, Görək Əli, Görək Fatıma … Orada gizlilik olmayacaq, deyilmi? Məsələn, anamın əlindən öpə bilərikmi? “Bilmirik” nə demək istəyirsiniz? Gənclər, şəriət buradadır, yoxdur Orada yoxdur Allaha əmanət olun. Selamünaleyküm.

Ateist Bilim Adamına Deneyle Cevap Verdim

İngilizce

One year ago, one of the most famous atheist person of Turkey… …a proffesor. This Proffesor denies the Qur’an He says; “the science is against the Qur’an.” And as a proof, he shows the geology science as an answer i wanted to listen the science by the way i’m also geological engineer I’ve been educated with that kind of proffesors lots of time but when we don’t focus on the proffesors and get focus on the science how do we find the reality, the true way? We made an experiment about it In The Name of Allah, The Beneficent, The Merciful (Bismillahirrahmanirrahim) In Kastamonu some of the high school students came to me some of the high school students came to me They said; “introduce us our Creator” Our teachers don’t talk… …about the Allah to us Actually this is the problem of most of us in the past, now or in the future, its been always like this. The teachers that we have now… …they don’t introduce our Allah to us too much Look, this so important. They say; “They don’t introduce our Creator… … introduce us our Creator” Actually the real purpose of coming to the earth is “getting to know our Creator” When this is the situation,… …one year ago, one of the most famous atheist person of Turkey… …a proffesor. This Proffesor denies the Qur’an He says; “the science is against the Qur’an.” And as a proof, he shows the geology science The thing that he said is; In the Surah Nahl 16:15 “And He has cast into the earth firmly set mountains, lest it shift with you, and [made] rivers and roads, that you may be guided,” So it says; to block the jolts… …mountains have property of protecting, right? Now.. He is adding an interpratation and he shows his comments as the reality so we can say that; he is trying to fool us i mean, he’s trying to deny Qur’an with his own comments How can we solve this? How can be the solution? Look, what Master says; “All the sciences you study… …continuously speak of God and make known the Creator… each with its own particular tongue…” (So with its own language) So actually, the science that we read introduce the Creator. “…Do not listen to your teachers; listen to them.” that means, we have to focus on the science not to the teachers and now as an answer i wanted to listen the science by the way i’m also geological engineer I’ve been educated with that kind of proffesors lots of time but when we don’t focus on the proffesors and get focus to the science how do we find the reality, the true way. We made an experiment about it We made an experiment about it, let’s see it yeah, before our experiment we have to know our world a little bit The outermost layer of our world is called the lithosphere. so, outer shell. Firstly, there is the thinnest lithosphere layer under the ocean… … the shell part. This is almost 8-10 km thick. In the land, its 35-40 km … … and also even in the mountains (just think like we made a mountain here) On our experiment , laundry thread will represent the thin layer and this rope will represent the mountains that make up the big mass. Actually we’re going to do a small physics experiment In this way we’ll be able to solve geophysics under the influence of a certain force I will apply a force here with my arm. and the energy which made up by this force how does it show impact to the thin rope? Let’s take a look How does it show impact on the thin layer and thick layer? We’ll talk about these. under the influence of a certain force with a certain energy a wave which goes in a certain direction when it comes across to a big mass it dissipates its energy into this mass… …and weakens and goes out. Let’s see now, if it’s goes out or not I’m applying the force from here, there goes an energy just like the wave in the see, right? So, the shaking which made up by the earthquakes are just like this Just like the wave i made up… ….and as a represent… … if we can say that the shaking that my arm made is the earthquake… …as you can see as a result of the transmission of the created energy… …the vibration is damped… …when it comes to the mountains. In the mountains, they have prevention effect of the earthquakes i mean the shakings So, our physics experiment says that Let’s see how the Qur’an explained this In The Name of Allah, The Beneficent, The Merciful (Bismillahirrahmanirrahim) “And He has cast into the earth firmly set mountains, lest it shift with you, and [made] rivers and roads, that you may be guided,” Anti-shaking effect is mentioned in the Qur’an So, as the Qur’an has nothing contradicting science… … it’s also a miracle of the Qur’an 1400 years ago when it’s a period that geology science didn’t develop yet and… …in a time when the searchers and knowledges are not intense Surah Nahl 16:15 explains the reliability of the mountains against jolts. Now, we’re going back to Sinan Yeah, first of all we understand it a little bit now … …we shouldn’t mix the science and the comments And also we learnt that science introduce us Allah Actually, we can think this universe, earth like a book For example the medical science wrote lots of books about… …the humanity until today Actually this is the book of the universe I mean there are lots of information in your body And you didn’t create these informations on your own This is actually a proof which shows the Creator So when you search the medical science with your own wisdom Actually you are getting to know the Allah Master says: Through the science we are getting to know the Allah Let’s take a look what did master give as an scientific example; “For example a well-equipped pharmacy….” Now we’ll think about a pharmacy… … and talk about the pills that has in it… that the pills get formed through the chemical experiments “For example a well-equipped pharmacy with life-givin potions and cures in every jar… …weighed out in precise and wondrous measures doubtless….” So when a medicine gets form, two pinches are taken from it, three pinches are from that. We need a very precision scales to get form the consistency … …like 2 mg, maybe for 0,001 mg, am i right? Just to make the pills useful If you can’t do the precise measurement… …you may make suicide drug instead of the headache pill You may make a… …poison that can kill you. Or maybe you wanted to make a pill which… …may be usefull for your cold, you may poison yourself So the amount is very important for it and the heat of the amount is also very important… …. e.g. t is also very important to be exposed to heat. Let’s continue; “For example a well-equipped pharmacy with life-givin potions and … …cures in every jar weighed out in precise and wondrous measures doubtless shows… …an extremely skilful, practised, and wise pharmacist…” Now Master talked about here; … …how difficult to make a medicine but we can’t understand it if we don’t involve in it for example, brother Turgay when somebody see you with their own perspective they may say ;… “how easy his job, he’s just repairing Tv and computers etc.” right? but if he works with you as your pupil… …, you’ll probably be angry with him, beause of he’ll do lots of mistakes Then he will understand how precious is that job Now, we tried to do a soup like a pharmacist… …to make it a healing soup. We want to show you our experiment… we called it “Curative soup”. Let’s see it, what will it be ‘cure or poison’? Yeah, now we are going to try to make… … a panacea soup We took our usefull ingredients i’m also a little bit flu i will try to make healing soup Firstly, we’re going to start with the whipped cream yeah i’m aware that it’s a little bit strange we are starting with the whipped cream yeah after our whipped cream, let’s continue with tomato paste we are putting everthing to much to make it more healing To make it panacea, there must be linden 🙂 we’ll add our linden. I made it wait in the water to make… … appear its exact vitamins and minerals I’m also pouring it now we’ll add a little bit protein also, as the protein i found sausage If there’s no protein, it may not be the consistence that we wanted that’ why sausage is important In the history of kitchen, this could be the only one soup like this the unique flavor which made by the scientist from Urfa (he’s kidding) ;… …isot and chilli pepper at the same time… … but this is atom isot, they say this is very usefull for lots of things… …but i did’nt search yet… …but i will search it has lots of benefit and also there is isot with it So because of those two things are very healthy we will use them too much The consistency is super İdris, you could want it to eat, if you were the one who watch Lemon salt, there are lots of uncountable benefits of lemon salt It’s good for tartar, it has benefit for hair Lemon salt cleans the bowel , the kidney and the liver please, get your attention on it because of it’s panacea, we’re adding it also yes! we added it too let’s continue to stir it pickle as you know, we love it so much Now, i think we have some deficiency on the protein part We’ll complete the protein part with the eggs We’re stirring We’ll add Omega-3. It started to boil a little bit That’s why, i need to hurry up a little bit more We’re stirring it also Yes, we added our ingredients … …which is usefull for lots of things. There is nothing left… …to add more Yes, after a little bit cooking… …we’ll invite one of our firends to taste it It should be one of our friends who is hungry for 3 days… … so that he can eat this First, we’ll ask him; what kind of problem that he has? Whatever problem he has, inshallah it will be the cure for him Because as you see, we add everthing Vedat, we have to do something immediately, can you come? Who? Me? Yes We want you to taste something. It’s just a little bit hot, wait for it to be cold Is it chilli pepper? We made food bud, just try it Are you sure? Try, try! You didnt explode anything, did you? Buddy, we did’nt explode anything How is it like? It’s like a kind of sause just keep to eat it I’m scared to continue. It’s taste like hot Eat, eat bro! You will see what’s inside it when you watch the video By the way our experiment doesn’t finish here Continue By the way do you have any problem like disease or anything? Rheumatism You have rheumatism. InshaAllah you will find the cure because we added lots of things. My tongue burned a little bit. Actually, our panacea soup experiment didn’t finish yet Will Vedat die or not until the conversation that we have tomorrow? This is also a question Now, let’s go to the second part Let’s take a look, how do the foods get prepare in the nature? Now, we are here by the kumquat tree, so tiny orange Let’s see what explains it? This tiny orange appears in the winter season and gets well for our cold. It’s balance our body wtih its C vitamin It gives us energy. Just think about it, the photosynthesis of this leaf and… …the energy of the sun stored as nutrients and … comes to our table So, the energy that we spend with our arm, it’s actually the energy of the sun This energy of the sun gets into the shape of orange And actually the things that we eat and called proteins… …food of animal origin products such as milk and meat Actually they’re coming out as result of the photosynthesis When we look at the basic… …the foods that we eat as proteins and fat… …gets energy through photosynthesis it’s actually sun’s energy The food that beneficial that much and its packing is organic Even if i eat it with its packing It’s too delicious. So if we say this tree made this food i mean “this event of photosynthesis” this tree made this Don’t we have to we claim to… …it’s a very good chemist, pharmacist and a cook? Let’s give the same products to a scientist They still don’t know the exact formula Just think like the number of Pi, they still search about it The formula of photosynthesis is couldn’t find yet But they know some basic substance Now, if we say; this tree made this tiny orange if we have to say to this tree… …it’s a very good chemist, pharmacist and a cook? Isn’t it clear to see, it has made by a wise Creator who has… …force, infinite knowledge and willpower It cooked well. If we cook our soup a little bir more… …it’ll probably burn right? Instead of giving the cure, good taste it can be poison We had an opportunity to get poisoned from it that’s why we did’nt eat too much Therefore it can be only a very strong Creator to do this tree. And we’re calling Him “Allah (jalla jalaaluhu)” Now, i told lots of things until this time It’s time for you to talk Sinan. I explained all the events On this rainy day i explained everything. Talk little bit more… …Look, this is a conversation, talk with the people, read the book, do somethings! Okay? C’mon continue! I also got a scolding from myself. Let’s continue! “For example a well-equipped pharmacy with life-givin potions… …and cures in every jar weighed out in precise and …wondrous measures doubtless shows an extremely skilful, practised, and wise pharmacist. In the same way, to the extent that it is bigger … …and more perfect and better stocked than the pharmacy in the market-place, …the pharmacy of the globe of the earth with its living potions and medicaments… … in the jars which are the four hundred thousand species of plants and animals…” Brother, am i right? We just talked about here a small kumquat tree i mean, a tiny orange tree There are thousands of thousands plants like this, right? And as we know, they all have cures… …and benefits to our body. According to the plants… …that we don’t know, have cures to our body This shows only who knows everything… … and has infinite power, right? Actually the tree introduces us… … the names and the adjectives of Allah Or an atom in the air, actually the all sciences introduce us Allah “… and makes known to eyes that are blind even… … -by means of the measure or scale of the science of medicine… …that you study -the All- Wise One of Glory,… …Who is the Pharmacist of the mighty… pharmacy of the earth.” Actually in a form that even a blind eye can see it Photosynthesis also has a property like it’s residuum Brother, e.g. i built a fabric for you, what does do this fabric these residuums? It tries to destroy them in the nature Am i right? The residuum of the photosynthesis is oxygen so, it’s breath. Look brother, you may live… … without food for 1-2 weeks or maybe for 2-3 months You can live for a long time without food, without that orange But without oxygen, you can’t live even for 5 minutes Look at that residuums that it gives. Look at the balance of this reaction If we work in the fabric, for example my father is woodsman We are trying to destroy or sale the residuums It’s an extra work for us to clean it or throw out even though it’s a natural residuum, sawdust Actually when we contemplate the Qur’an, also its the method of the Qur’an, right? It says; “Don’t you ever think, ever mind?” So, It wants us to think but you know what are we doing intead of to think? Let someone tell and we believe them. I think even for this conversation, you should search it Because the science appears with the knowledge of the people I mean, we have to look at the complete knowledge not to what someone said We have to focus on the knowledge Okay bro, recently all the people and the scientists… …are trying to find a proof to make them believe… …when you said something More precisely, there was such a person in my last interview. He says; “why isn’t it that much clear to see? … …Why isn’t there a clear proof?” For example show me an Ayah (verse) from the Qur’an Akif They say “No matter where i speak about it, there must be a proof about it… … Qur’an has to make everyone silence, make no one to talk anymore, make no one to can assign a theory… through this everyone has to accept Allah’s existence unity” “Why there is no any proof like that?” he says. But actually there are examples like that The example that we just talked about, isn’t it very clear? Actually it’s a tree that we see everyday. We made proof with the tree. Actually it’s a miracle. We should see this miracle… …through contemplating and thinking. But there is still an answer… …to give an explaination to the people who say; “Why isn’t it clear more? Why can’t it be more clear?… …Why there is no proof such as… make them have to believe?” We’re going to explain these questions now “Since the Qur’an was revealed in this… …abode of examination… (so, the world of trial) … …for man to be perfected… ( so, for the people to mature)… …through trial in the arena of competition, … So, we’re here for an exam. What if there is only one question in the exam and the teacher gives the answer of the question Then what’s the meaning of the exam?? All the students in the classroom passed it. “…it will surely only allude to the hidden events of the future pertaining to this world which everyone will see, and will only open the door to the reason to a degree that proves its argument.” Look, the proofs in the Qur’an opens the doors of your mind but… …It doesn’t take your will. For example in the Surah Adh-Dhariyat 51:47 It says: “And the heaven We constructed with strength, and indeed, We are [its] expander.” and this is a sign. It said in the meaning of sign In Qur’an you can’t find anything that accepted by the science like … “The universe created with the big bang … and the space continues to expand” You can’t find any article like that in Qur’an, you can only see in the meaning of sign because it’ll open the doors of your mind. Does it show to you the proofs? You can’t know. Because… it’ll open the doors of your mind. The information that the people have no idea about it… This information (the theory of big bang, the theory of the expanding of the world, universe) appeared in the years of 1950s But Qur’an says it 1400 years ago from the unknown At that time there was no information like that, Qur’an says it from the unknown And an information like this from the unknown is a miracle, right? It’s a very good and clear proof. But there is always… … an open door who wants to deny it. The person who wants to deny it, he will probably find excuses and will deny it anyway Sometimes you don’t even need any proof Sometimes you’re getting into a conversation and try to explain to him you’re presenting some proofs. And he says “maybe we came out from the pasta” He doesn’t even need to your proofs He says “i don’t want to believe” So Master says; “shows and makes known to eyes that are blind” People say; “Nobody is blind as much as who doesn’t want to see” It’s exactly the same situation The Nur students in Ankara of Master Bediuzzaman Said Nursi writes a letter to him “Although The Nur fixes the darkness,… …it still needs eyes to see it and… …mind to understand” because … nobody is blind as much as who doesn’t want to see. So, inshaAllah may Allah open the door of our mind and the door of our eyes and introduce him to us For Allah’s sake Al-Fatiha

HZ.MUHAMMED (S.A.V) VEFAT EDELİ 40 DAKİKA OLDU !

Mearic suresinde geçen bir ayet var, çok ilginç ya Allah Allah! Bu sefer 4. ayette geçiyor: “Melekler ve ruh ona (Arş’a) miktarı 50.000 yıl olan bir günde yükselir.” Melekler, Arş’a ne kadar zamanda yükseliyor? 50.000 yıl. Kime göre miktarı 50.000 yıl? Bize göre 50.000 yıl. Şimdi bir baksak şöyle: hani bizim için 50.000 yıl denen olay melek için neye denk geliyor? Neye denk geliyor biliyo’ musun Sinan? 1 güne denk geliyormuş. Bizim dünyamızda (görünen alemde) 50.000 yıl geçirdiğimizde melekler için 1 gün geçiyor. Bu ne demek biliyo’ musun? Bir insan 100 yıl yaşasa, melekler aleminde 3 dakika geçmiş demek. Biliyorsunuz zaman izafi bir şey. En küçük zerratın harekatıyla zaman oluştuğundan dolayı, anlaması biraz rahat gibi. Tabi ki rahat derken hani: kavramı anlaması rahat ama nasıl bir şey anlayamıyorsun. Yani sen 100 yıl yaşıyorsun, Melekler aleminde “3” dakika geçmiş. Aynı mantıktan devam edersek eğer hani: Efendi’miz Aleyhisselam’ın hadisi vardı: “Ben ve kıyamet iki parmak gibi yakınız.” İnsanlar da soruyordu: “Nasıl yakınız ya? 1.400 yıl geçmiş daha kıyamet gelmemiş.” Şu hesaba göre: Efendi’mizin dünyadan vefatı daha 40 dakika olmuş. Bak yakınlığa bak! 40 dakika olmuş. Peki ortalama insan ömrü 50-60 yıl diye geçiyor değil mi? Aynı hesaba tekrar vuralım 50-60 yıla göre. Bizim 50-60 yıl yaşamamız demek, bu ayete göre melekler aleminde 2 dakika geçti demek! Hadi o gözlüğü takıp bakalım: “2” dakikalık ömrün var. “2” dakika! Ahireti, Sırat’ı ya Daru’n-Nedve’yi veyahut Darü’l-Erkam’ı -o kapılardan birini- geçmek için 2 dakikan var. Dünyanın küçüklüğüne bak ya! “2” dakika Nefis ve şeytan el ele “Tevehüm-ü ebediyet!” Sanki sonsuz yaşayacakmış gibi bir vehim (kuruntu) içerisine bizi sakladığından dolayı, hiç bitmeyecek gibi geliyor. Ama tam o sorgu anında Münker ve Nekir’in ayak izleri geldiğinde sanki dünyada bir kaç dakika kalmışız gibi hissedeceğiz. Şu hesaba göre insan kendisine sorsa, “2” dakikalık dünya için değer mi Allah ile ilişkilerini böyle bozmaya, onu sürekli geri plana atmaya? Çok güzel cevaplar alabilir diye düşünüyorum…..


İngilizce

There is an ayah in the sourat Al-Ma’arij. It is very interesting. Allah Allah! It is in the fourth verse (ayah) this time. “The angels and the Spirit will ascend to Him during a Day the extent of which is fifty thousand years.” (Al-Ma’arij, 70:4) “The angels and the Spirit will ascend to Him during a Day the extent of which is fifty thousand years.” (Al-Ma’arij, 70:4) The angels… How much does it take for them to ascend? 50.000 years. Whom is it relative to?… It is 50.000 years relative to us. The quantitiy is fifty thousand years. Now let’s look at this… in a way that … The action which takes 50.000 years for us… How much does it correspond for an angel? Sinan do you know how much is it? It happens to be corresponding to a single day. When we spend 50.000 years in our world,(realm of witnessing), same time passes for the angels as it is a single day. Do you know what does it mean? When we spend 50.000 years in our world,(realm of witnessing), same time passes for the angels as it is a single day. Do you know what does it mean? If a person lives for 100 years. It means that … the time passed in the realm of angles is 3 minutes. You know that time is relative. Due to the time is the movement of the tiniest particule, It is a bit like easy to understand, in that aspect. Of course while saying easy… It is easy to understand the concept but you can not understand what kind of a thing it is… That, you live for 100 years but it has only passed 3 minutes in the realm of angels. If we continue with the same logic; There is a hadith of our prophet(ﷺ) which is: “…The time of may Advent and the Hour (Doomsday) are like these two fingers. (very near)” (Sahih al-Bukhari, Vol. 6, Book 60, Hadith 458) Allah knows the best… And the people were asking… Like; how on earth we are near to it that much? It has passed 1400 years after him but still no doomsday. But according to that calculation, after our master’s (ﷺ) time, it has passed only forty minutes… Look at the closeness… Just 40 minutes. Well. Is not it the avarage life time of a person is 50-60 years…. Let’s apply the same calculation for 50-60 years Our life time of 50 or 60 years… According to that ayah (Al-Ma’arij, 70:4); in the wandering world of angels… is only two minutes… Let’s check this out with that aspect… You have got a two minute life. Two minutes… …to pick, al-ahirah (Afterlife), as-sirat (The bridge of yewm ad-din), either the Darun Nadwah (Assembly House of mushrics at the pre-islamic age of ignorance) or Darul Arqam (Assembly house of very first muslims in the age of ignorance) You have got only two minutes to enter one of those two doors. Look at the shortness of our time…. ..two minutes… And I strongly believe that, after we die at the end of our life exam… .. we will be astonished and say “Dear Lord, was it only few minutes that you have sent me to earth for?” Ego and Satan hand to hand… twahhum-u abadiyyah (presumption to live everlastingly) Because they keep us in an illusion which makes us think that we will live forever, it is like it will never end. But, right in that moment of interrogation (very first moments of death) by Munkar and Nakir (Angels)… at the time when you feel the footsteps of them, we will start to feel that we have been on earth only for few minutes. Based on this, if one asks to himself.. Is it worth it for this “two minute life”, to break the relationship with Allah in such way… to push Him into the background. I think, he/she could get very good answers.

Birçok İnsanın Dertlerinden Kurtulduğu İşte O Sohbet (İzafiyet-Kuantum)

Sizin köyün kuzuları gibi değil mi Fatih abi? Bu da özel gözlük. İnsanın içini gösteren gözlük 🙂 Abiler cümleten Selamunaleyküm. Hoş gelmişsiniz. İyisiniz inşaAllah. Keyifler iyi? Allah iyilik versin. Hacı Abi hoş geldin. Nasıl Adana’da durum? Güneşe devam mı sıkıyorsunuz? 🙂 Eyvallah. Muhammed saatler olsun baba. Kaymak gibi olmuşsun. Bir Suruçlu’dan ne kadar kaymak olabilir ama? 🙂 Kaymak gibi olmuşsun. Evliliğe şafak kaç? 27 Sayıyorsun ha 🙂 Ulan insan utanır, söylerken utanır ya. Böyle kendi topuğuna sıkar mı insan ya? Mesut hoş gelmişsin. Eczaneyi bırakabildin sonunda. Bu arada eczane ablamın eczanesi sıkıntı çıkarır duyarsa. Evet ne var ne yok? Vay Mustafa hoca nasılsın ya? Geçen İrfan’la kaza yapmışsınız. Arabalar çarpmış birbirine. Tahsilata? O yüzden İrfan’ı gönderdik başka şehire. Nasıl? Sıkıntı yok inşaAllah arabalarda? Ya Baki Entel Baki. Araba yok. Ne yaptın arabayı? Ciddi mi diyorsun? İrfan o kadar vurdu mu ya? Ha sen vurdun. Sonra okuttunuz mu arabayı? Rabbim yardımcın olsun inşaAllah. Sabri Bey nasılsınız? Hamdolsun. Yaramazlık yok, keyifler iyi. Bugün derste bir iki konuda yardım istesem yardımcı olur musun? Tamam eyvallah elinden gelir senin böyle işler. Elektronik, teknoloji konuşacağız. İzafiyet Teorisi, Kuantum falan sizin dükkanda sattığınız şeyler 🙂 Kamera, pil satmıyor musunuz işte benzer şeyler. Şimdi hamdolsun vay Resul ne yaptın oğlum saçına lan? vay vay kaç lira verdin o tıraşa? 20 daha verip kafayı aldırsaydın birader . Yazıktır yav Bir insan evladı bir insan evladına bunu yapabilir mi? Vay gardaşım benim. MaşaAllah Valla Resul şuan Allah için bakıyorum yüzüne ama yolda görsem çok zor. İbrahim Adana’da nasıl durumlar? Keyifler iyi koltuk piyasası, yastık piyasası. Geçen 4 katlı için Bursa İnegöl’e gittik. Oranın salon takımına baktık abi. Abi isim neydi? Veli abi İnegöl’ü duymuş muydun önceden? Koltuk piyasasını falan? Nasıl duydun İnegöl’ü? Köfte mi duydun? Koltuk piyasasında çok zirve Veli abi. inşaAlah dört katlıya geçince, siz daha rahat oturabilesiniz diye salon koltuklarına falan baktık Allah senden de razı olsun Veli abi eksik olmayasın İbrahim öyle bir yer gezdik ki, 250 bin metre kare koltukçu 250 bin metre kare yani dört katlıyı gezen varsa içinizde dört katlının 100 katı oluyor gezdik ya gezmez miyiz? Üstad dememiş mi: “”Men talebe ve cedde, vecede” Daldık, talep ettik elde ederiz dedik. 250 bin metre kare yani kirve, sizin Suruçlular onu denk getirse hipodrom yaparmış oraya. 250 bin merte kare bak şey olacak belki ayıp olmaz inşaAllah insan tuvalet hali sıkışıyor. Sıkıştım böyle baktım, mercekle yani ileride WC yazıyor. Dedim: “Ne gideceğim.” Bursa’ya döndüm orada yaptım. Ahahah Bak hakikaten 250 bin metre kare şaka gibi. Hakikaten ya. Halbuki kabrimiz ona göre ne kadar dar değil mi? Reis efkarlandın. Sohbet bu kadar. El Fati… Ahahah Şimdi hakikaten Hamdolsun Rabbime bazen inşaat nasıl gidiyor? Dört katlı falan diye soruyorlar. Diyorum ki: “Elhamdülillah huzurluyum, mutluyum.” Ama gerçekten çok zor gidiyor. Vayy Resül abi hoş geldin. Çok zor gidiyor. Gerçekten çok zahmetli gidiyor inşaat. Aaa Seyyidi Bey varya sohbeti böldüreceksin bana be kaç yıl oldu vicdansız gelmeyeli! Kaç yıl oldu? 1 yıl oldu mu? Ben futbol oynamayı bilmiyorum diye gelmiyorsun değil mi böyle? Vayy Seyyidi Bey vay… Ya böyle hakikaten çok efkarlı geçiyor. 250 bin merte kare Yani ben evlenirken o kadar bakmamışım. Evlenirken hanıma o kadar bakmamışım yani bırak koltuğu. Ama dört katlı olunca oradan oraya geziyorsun. Oradan oraya gidiyorsun. İnsan günlük gerçekten de dertleniyor. Böyle kabalık olmazsa şöyle bir cümle söyleyeceğim; bence dünyayı, dünya amacıyla yaşayan biraz ahmak oluyor hakikaten. Şu dünyada böyle hepsi geliyor, geçiyor eskiyor, koltuk için bile 250 bin metre karelik yerler yapıyorlar. Hakikaten dünya, dünya için yaşanabilecek bir yer değil. Yani ahiret için bir amaç, bir tarla olarak kullanılırsa ne ala, ne mutlu. Ama öteki cihette, hakikaten dünya, dünyada mutlu olayım diye yaşacak bir yer değil çünkü, mutlu etmiyor. Benim bir öğrenci kardeşim vardı burada içinizde, daha sonra işe girdi para kazanmaya başladı. Dedi ki: “Abi fark ettim ki param oldukça borcum da artıyor.” O bile huzurlu ve mutlu değil. Daha öncesinde “Bir abam var atarım nerede olsa yatarım” derler ya Turgay abi “O cihette geçiniyordum” diyor ” İş hayatına girdim, lüks artmaya başladı, yol masrafım arttı, ayakkabı masrafım arttı.” Hani bunları yapmayın diye anlatmıyorum. Bir arkadaşın derdini anlatıyorum. Dünya hakikaten bu cihetlerde bana özellikle çok boğucu geliyor. Hatta vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur’âniye olmazsa, dünya çöplük gibi geliyor. Yani böyle ev bile tat vermiyor hakikaten. Sürekli aklıma ölüm geliyor. Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şerifinde buyuruyor ki: “Ölüm müminin hediyesidir.” Şimdi ölüme böyle öcü öcü gibi bakanlar var ama, Hadiste ‘müminin hediyesi’ diye geçiyor. Başka bir hadis-i şerifte şöyle buyuruyor: “Lezzetleri acılaştıran ölümü sıkça zikrediniz.” Şimdi ölüm deyince Sabri abi, dünya sonsuz gibi gelmiyor. Dünya sonsuz gibi gelmeyince Ali Baba, dertlerde geçici geliyor. Yani düşünsene dünyanın bir sonu var, senin bir sonun var ihtiyarlığının bir sonu var, o zaman dertlerinin de bir sonunun olması lazım. O zaman dertlerin neden baki olsun ki? Diye, insanın kalbi gerçekten çok ciddi biçimde mutmain oluyor. Abi, ben yıllardır ölüme bu cihette iştiyak duyuyorum. Ama hani şehit olmanın ilk kuralı, vatanını, milletini, cepheni savunmak için ayakta kalmaya çalışırsın. Yani insan ölüme iştiyak duyuyor ama bu bizim elimizde değil, terhis tezkeresini Allah(c.c.) ne zaman nasip eder onu bilemiyoruz. Ama bugün derse ki: “Ey Mehmet günahlarını affettim. Açtım perdeyi, gaybı gelir misin?” Valla dönüp babamı tanımam. Hakikaten dünya bana o cihette biraz nalet geliyor. İnsanın da hakikaten günlük hayatını geçirme sebebinin en temel taşı bu dertlerine huzur aramak. Öyle değil mi kardeşim? Huzur ararken çoğu zaman insanlar dertleniyor. Anasına gidiyor, atasına gidiyor, babasına gidiyor, dedesine gidiyor, dayısına gidiyor, halasına gidiyor, amcasına gidiyor, onlar kesmiyor. Bu sefer nereye gidiyor? Bankaya gidiyor, içkiye gidiyor, zinaya gidiyor, kumara gidiyor, iddaaya gidiyor… Eski gayri meşru hayattan arkadaşlar vardı hamdolsun şimdi 5 vakit namazlı arkadaşlar. Geçen gece onların mahallesindeydim bir anlattılar bana dedi ki: ” Sen artık kumar anlatma! Yani kumar diye bir şey kalmadı. İddaa yoluyla tefeciler eline düşen kaç adam olduğunu bilsen, artık bu zamanın kumarı budur diye sadece bunu anlatırsın” dediler. Yani iddaa diye öyle bir bataklık çıkmış, Allah, özellikle genç kardeşlerimizi ondan ve onun vesilesiyle ellerine düştükleri tefeci heriflerden kurtarsın. Şimdi hakikaten dünyada her cihette dert var ve insan bu dertlerine çözüm arıyor. Urfa’dayız hacı abi Urfa’da şimdi adını vermeyim tanırsınız belki Amca dedikleri biri var. “Başın sıkışırsa dara …….(dıdıdıt) amcanı ara” derler Urfalılar bilir burada Muhammed bilirsin değil mi? Hah tamam yine de ismini zikretmeyelim. Şimdi bu amca Urfa’da köklü bir adam. Doğru mu? Böyle varlıklı, köklü, herkese yardım eden, sözü geçen bir amca. Neyse bu amca bir gün İbrahim sen de Urfalıydın değil mi? Neresindendin İbrahim? İsotçu musun? İsotçu mu Tırşikçi mi? İkisi de değil. Bu amcam ismini bildin değil mi? Uçağa biniyor. Şimdi Urfa’nın ağası. Yani ağar bir adam. Başlıyorlar uçakta çiğ köfte yoğurmaya. Haydi baba, haydi baba Şimdi Urfalı adamın gönlü de bol olur. Hani ben köşede yiyim demez ki. THY gibi “bir hamburger ikincisi yok” öyle değil yani. Zorla yedirir, tavana yapıştırır böyle “olmuş mu?” diye Uçağın tavanına 🙂 Neyse yoğuruyor yoğuruyor ” Yav benim babam sen hele yiyesin” diye herkese ikram ediyor. “Yav kurban olayım ye, cigerini yiyim ye!” Oradan da elit bir beyefendi çıkıyor. ” Ya çok teşekkür ederim ama kusura bakmayın benim hemoroidim var” diyor. ” Yav hele bunu ye onu da yerik.” Ahahahah Yani hemoroidi herhalde bir isot çeşidi zannetti. Aynı amca yine uçakta uçağın cam kenarında da bir tane ablamız oturuyor. Bu arada bunlar gerçek vakaymış bütün Urfalılar bilir. bunları bilmek Urfalı olmanın şiarı. Böyle yanında da cam kenarında bir abla oturuyor. Neyse abla demiş: “Amcacım bir müsaade eder misiniz? Geçmem lazım.” Neyse abla iniyor. Uçak havada bu arada. Tuvalete gidiyor. Geri geliyor bir bakıyor bizim amca cam kenarına oturmuş. Kadın diyor ki: “Beyefendi burası benim yerim” Amca : “Vallah ben seni indi sandıydım.” diyor Ahahahahah “Başın sıkışırsa dara bizim amcayı ara” diye de sloganı var. Hakikaten Urfalılar çok muhabbetle anlatıyorlar. Allah razı olsun. Buradaki Urfalı herkes bu anlattığımın hepsini biliyordur diye tahmin ediyorum. Şimdi şaka bir yana tüm dertler bu kadar tatlı olmuyor. Hani uçakta bir lavaboya gitmek kadar basit olmuyor. İnsanın hakikaten mahiyetine yerleşmiş, kurtulmak istediği, çözüm aradığı çok fazla derdi var. Bu dertlerine, insanlar çözüm ararken isterler ki yanlarında her şeyi bilebilen, her şeye vakıf olabilen birileri olsun, fikir danışayım isterler. Doğru mudur kardeşim? Şimdi bir dönem Hz. Ali Efendimiz bir hutbe ihraz etmek için minbere çıkıyor. Hz. Ali’yi bilirsiniz, hadislerde ‘ilmin kapısı’ diye geçer. Yani bilgi cihetiyle, ilim cihetiyle Hz. Ali çok zirve bir şahsiyettir. Hatta ‘Celcelutiye’ diye bir eseri vardır Hz. Ali’nin. Bir kısmı yanılmıyorsam Süryanice bir eser olması lazım. Risale-i Nur’da çok fazla bahsedilir Hz. Ali’nin bu ‘Celcelutiye’ isimli eserinden. Hatta Üstad bir yerde “Risale-ten Nur” Risale-i Nur’un Arapça isim tamlaması ‘Risale-ten Nur’ isminin Celcelutiye’de ilham olunduğu vs. gibi şeylerden bahseder. Şimdi Hz. Ali o dönemde bir iddia da bulunuyor. Yanına gelenlere diyor ki: “Bana her ne sual edebilirseniz edin, ben bunlara cevap verebilirim” diyor Hakikaten de boş çevirdiği yok. Bir gün tam hutbeyi ihraz ederken biri Hz. Ali’ye bir sual soruyor, ve Hz. Ali: “Ben bunun cevabını bilmiyorum” diyor ” Ey Ali (k.v.) madem bunun cevabını bilmiyorsan o mekanda ne işin var!” diyor. “Her şeyi bilen mekandan münezzeh olduğu için benim burada işim var” diyor Ya Allah Kimi kastediyor Veli abi? Allah Azze ve Celle. Nasıl cümle ama? Çok ince. Şimdi bakın abiler, her şey anlatılırken varlıkla anlatılır. Hani Cihat, desem ki: “Mehmet’i anlat” “Siyah saç, ela göz, boyu şu, kilosu bu” Değil mi abi? Şu masayı anlat desem. Ahşap dersin, kütük dersin ama Cenab-ı Allah, bunlardan gayrı bir şekilde yoklukla anlatılır. Allah’ı anlat? Olur, Allah zamandan münezzehtir; ayrıdır, ağrıdır, yoktur yani. Allah mekandan münezzehtir. Allah acizlikten münezzehtir, yani acizlik ona dokunamaz. Doğru mudur? Hatta çok ilginç bir şey söyleyim; Cenab-ı Allah’ın hazinesi de yoktur biliyor musun? Allah’ın hazinesi nerede? Yoktur. Yani Cenab-ı Allah yoktan var eder… Bugün bir inşaat yapmak istesen demir, beton, çimento topladın bunların dizilimi, kuruması için belirli bir zaman beklemen lazım neden Sinan? Çünkü, var olan bir şeyle inşaat yapmaya çalışıyorsun. Ama Cenab-ı Allah’ın hazinesi yok olduğundan, yoktan var edebildiğinden “Kün (ol)” fabrikasından çıkarması kafi geliyor Cenab-ı Allah için. Demek ki bugün asıl konu şu; dertlerimizin çözümü kimde? Bunu konuşacağız. Ama bunu konuşmadan önce, size müsaadeniz varsa biraz Rabbimizi tanıtmak istiyorum. Mülk Suresinde bir ayet geçiyor Mülk Suresi 14. Ayette “Yaradan bilmez mi hiç” diyor. Neyi bilmez mi? İçindekini, dışındakini, kalbindekini, aklındakini, ahiretini, kabrini, dünyanı, evvelini, ahirini… ” Yaradan bilmez mi hiç? O Latiftir, Habirdir” Habir demek; her şeyden haberdar olan demek. Latif ne demek? Bugün ana konumuz tam burası olacak. Size, konuya girmeden önce Risale-i Nur’dan bir paragraf açacağım. Bu arada Veli abi, ilk 3-5 dakika biraz anlaşamayabiliriz. Bana 3-5 dakika müsaade edin okurken, konuşurken. Ondan sonra çok basit bir şekilde anlaşacağız. Bediüzzaman Said Nursî şöyle bir cümle söylüyor: ” İ’lem eyyühe’l-aziz” İ’lem ne demek? İlim kökünden düşünün bilmek demek değil mi abi? eyyühe’l-aziz; ey aziz kardeşim. Bir mümine aziz vasfı çok kullanılır. Aziz; galebe edilemeyen demek. Yani bugün müminin en fazla canını alabilirsin. Müminin canını alsan, yine şehit oldu yine galebe edemedin. Doğru mu abi? Galip gelemezsin. Bu yüzden: “Dinle, bil ey aziz kardeşim” diyor. “İ’lem eyyühe’l-aziz” “Maddi olan bir şey…” Biz maddi şeylere bugün ‘kesif’ diyeceğiz. Daha önce duymuş muydunuz? “Maddi olan bir şey (kesif) ,kesafeti ne kadar fazla olursa (yani ne kadar katı olursa) o nisbette ince ve gizli şeyleri göremez” Ben şu an ruhunu görebilir miyim Koyuncu? Göremem neden? Madiliğim çok. Doğru mu? “… ve onları idraktan kasırdır (yoksundur, noksandır) Fakat nur ve nurani şeyler, ne kadar nuraniyette terakki ederse( incelirse, latifleşirse, hassaslaşırsa) o nisbette ince ve gizli şeylere nüfuzu tam ve keskin olur. Ve keza ne kadar latif (şeffaflaşırsa, incelirse) olursa, o derecede maddiyatın içlerini keşfeder.” Diye, Bediüzzaman Said Nursî’nin bir cümlesi var. Şimdi burada Latif yani letafet, Kesif yani kesafet diye iki kelime var. Ne demek bunlar? Şimdi Mesut Baba burada bir tane uzaktan kumandalı araba olsa, ben elimi böyle yaparak uzaktan kumandalı arabayı yönlendiremem doğru mu? Çünkü, benim elim kesif yani kesif deyince tesiri yok diyeceksin. Latif deyince de tesiri var diyeceksin. Tamam mı? kesif nedir? Tesiri yok. Latif nedir? Tesiri var. Bir daha tekrarlayalım. Kesif nedir Apo? Tesiri yok. Latif nedir? Tesiri var. Şimdi benim elim kesif olduğu için uzaktan kumandalı arabayı hareket ettiremem. Ama ben onun kumandasını alırsam kumandasının gönderdiği dalgalar latif olduğu için uzaktan kumandalı arabayı ne yapabilir? Hareket ettirebilir. Şimdi bakın Hacı Abiler. Şu Dinozor sizce latif mi kesif mi? Kesif. Neden kesif? Çünkü bunun bir tesiri yok. Şimdi benim elimde şöyle kibrit olsa Fatih abi bu Dinozor ile kibrit 1 trilyon yıl bakışsalar bu Dinozor bunun ateşini yakabilir mi? Yakamaz. Neden yakamaz? Beraber işleyelim hadi! Kesif çünkü. Kesifte tesir yok. Bunun ateşini yakmak için ne lazım ? Latif bir şey lazım. Çünkü latifin etkisi uzaklara ulaşır ve tesir vardır. Şimdi bir deneyelim. Bu elimdeki lazer latif midir abi? Latiftir. Şimdi bu latif lazeri tuttuğumda bunun ateşini yakabildi. Demek ki bir şey latif ise, bunun daha uzaklara tesiri oluyor mu? Oluyor. Ama bir şey kesif ise, tesiri olmuyor. Şimdi, Sabri abi be seni bir alıyım deneyim mi abi? Gelsene şöyle. Şu ateş deneyini birde seninle yapalım. Sabri abi gel şuraya. Bu tabure Sabri abiyi kaldırır mı ya? Sabri abi gel hele. Göbeğinide şu aşağıdan koyduk mu. Şimdi bak Sabri abi, senden bir ricam var abi. Şöyle sana 3 tane kibrit veriyim. Tamam mı abi. Şu 3 tane kibriti konuşarak yakar mısın? Sabri abi ver mikrofonu ben tutarım. -Yan. Ahahah -Yanmıyor abi. Yanmıyor. Başka bir şeyler dene. Bakışmayı dene. Ahahah Hakaret deneyebilirsin. Göbeği dener misin? O da yemedi. Elini dene abi, elimle yakabilir miyim diye. O da olmadı. Sabri abi neden yakamadın bir daha söyle. Çünkü sen kesifsin. Ya o başka konu kurban olduğum 🙂 “Ben olmamışım” diyor. Ahahah Şimdi Sabri abi sen nesin abi? -Kesif. Kesifin tesiri var mıydı Resul? Kesifte tesir yok. Bu yüzden yakamadın. Peki şu lazerle yakmanı rica edebilir miyim? Şu arkadan yanıyor reis. Birine tutma yakar. Şimdi Eyvallah -Gördünüz mükemmel. Ahahah Anlatmaya gerek yok 🙂 O zaman şunu diyebilir miyiz Sabri abi, lazeri bir tut abi Şimdi abi bu lazer latif, sen kesif miydin? Kesifsin. Bu lazer ney? Latif. Bu ışık ney? Bu da latif. Bunun da dalga boyu tesiri var mı? Var çünkü latif. Doğru mu? Peki bu elektrik ney abi? Bu elektrik ney? Ahahah Bu elektrik ney? Latif mi oluyor abi? Bu da latif neden? Çünkü Tesiri var. O zaman şöyle anladık -Fatih hocama tutsam? Yanar. İçinden geçer sizin dükkana gider. Yanar. Sıkıntı çıkar. Tehlikeli şeylerle oynuyorsun. Eyvallah. Seninle oynuyorum yani. Senden tehlikelisi mezarda Sabri abi. Eyvallah var mı arkadaşlara söylemek istediğin bir ilahi falan? Yoksa in de dersi yapalım 🙂 -Abi fazla takılma çok tehlikeli. Sabri abi Allah razı olsun. Eksik olmayasın. Onu da sizden almıştık bozuk çıktı 🙂 Şimdi latif ve kesif arasında bir sıkıntı yok değil mi? Kesif neydi? Katı bir şey ve tesiri yoktu. Latif neydi? Daha şeffaf bir şeydi ve tesiri vardı. Yakmam, saçları yakmam. Şimdi bak hacı abi; buraya kadar sıkıntı yok. Size latif ile kesifi ayırabilecek bir şey söyleyeyim. Bu aynaya kesif bir şeyi tuttuğunuzda, mesela bu aynaya bir tane alim tutalım. Koyuncu sen gözüküyorsun ha sanki 🙂 Bir alim tutarsak aynadaki de alim midir? Değildir, cahildir. Yani bu aynayı alime tutup sonra yanına götürüp aynada bir şeyler yapabilir misin? Bana bir fıkıh dersi ver diyemezsin. Peki bu aynaya şöyle bir parfüm olsa, parfümü aynanın karşısına koysak, normalde parfümü elinize aldığınızda güzel bir koku verir. Aynada parfümün timsali var doğru mu? Peki aynayı kokladığınızda kokar mı? Kokmaz. Çünkü parfüm nedir? Kesiftir. Doğru mu? Oturuyor değil mi böyle? Şimdi ben şu aynaya 100 bin doların resmini tutsam aynada da 100 bin dolar görünür mü? Görünür. Peki bu ayna 100 bin dolar değerinde olur mu? Olamaz. Neden? Çünkü para kesiftir. Kesifi anladık mı Caner? Kesifte bizim ayırıcımız ne olacak? Ayna olacak. Aynanın içinde görüntüsü var ama hiçbir işe yaramıyorsa kesiftir. Tesiri yoktur. Şimdi Hacı Abiler bakın; bu aynaya Güneş ışığını tuttuğunuzu düşünün bakın lazeri tuttum ve lazer şuan duvarda geziyor. Bunun bir Güneş ışığı olduğunu düşünürsek; ben bunu bu aynaya tutarsam Güneş’ten ısı verir değil mi? Peki bu aynayı tuttuğum yer ısınır mı? Evet ısınır değil mi? Hatta böyle çocukken deney yapardık değil mi? Güneşten tutar, kibriti öyle yakardık. Neden ısınıyor? Çünkü Güneş’in ısı verme şuaı nedir? Latiftir. Latif olduğu için aynadan tesiri var mıdır? Vardır. Hatta dikkat edin, bu elektrikli ısıtıcıların arka kısmını aynadan yaparlar, ısınınca aynayla odaya yansıyabilsin diye. Doğru mudur? Peki bir Güneş olarak bu aynaya bu sefer de ışık versek ben bu aynayı tuttuğumda bu ışığı sağa sola yansıtabilir miyim? Yansıtabilirim. Hatta kamera sistemlerinin bir çoğu böyle çalışıyor öyle değil mi? İçlerinde ayna var, görüntüyü birbirlerine timsal olarak aksettiriyorlar. Demek ki Güneş’teki ışık dediğimiz olay nedir? Latiftir. Latif ile kesif bir cihette oturdu mu? Sıkıntı var mı burada? Sıkıntı yok. Şimdi abiler biraz daha derinleşeceğim. Bana 5-10 dakika müsaade edin. Birazdan ‘Bu anlattıkların ne işimize yarayacak Mehmet?’ Sorusunun cevabını vereceğiz. Tamam mı baba? Bana biraz müsaade edin. Şimdi ‘Big Bang’ denilen bir olay var duymuşsunuzdur. Takriben 14 milyar yıl önce doğru mudur? 14 milyar yıl önce ‘Big Bang’ denilen yani ‘Büyük Patlama’ denilen olay oluyor. Bu ‘Büyük Patlama’ olayında, ortamda sıfır hacim ve sonsuz yoğunluk var. Bu ne demek biliyor musun Hacı Abi? Yani muazzam bir enerji var ortada ama bu enerjinin bir hacmi ve kütlesi var mı? Yok. Şimdi ben size su desem; su kesiftir doğru mu? Yarım kilo ver deseniz verebilirim. Doğru mu abi? Doğru. Şimdi az önceki elektrik elektrik bir enerji midir? Enerjidir. Bana deseniz: “Abi oradan 1 poşet elektrik ver.” Verebilir miyim? Bir hacmi, kütlesi var mı elektriğin? Yok. Neden? Çünkü elektrik latif bir enerjidir. Şimdi herkes dikkati iyi versin Mücahit. Kainatın ilk oluşumunda madde diye bir şey yok ortada abi. Tamamı enerji Fatih abi Tamamı enerji. Şimdi kainatta birden sıcaklık düşüyor ve bu enerji gitgide yoğuşmaya başlıyor. Hani köyde böyle su buharı olur hava birden soğur, katılaşır değil mi abi? Çiy olur hani böyle arabaların üzerlerinde görürüz. Aynı o şekilde sıcaklık düştükçe abi yoğuşmaya başlıyor. ‘Kuark’ dediğimiz parçacıkları oluşturuyor abi. Aradan 380 bin yıl geçiyor İbrahim. İşte bu kuarklar birleşiyor elektronlarla beraber atomu oluşturuyorlar. Genellikle hidrojen atomunu oluşturuyorlar ve atom dediğimiz, elektron dediğimiz vakalar ortaya çıkıyor. Buraya kadar sıkıntı var mı? Bazı enerji madde haline gelemiyor, hala Uzay’da. Buna da ‘Kozmik Geri Plan Radyasyonu’ diyorlar. Yani hala, elektrik gibi düşün poşete koyamıyorum yarım kilo veremiyorum. Bir hacim kaplamıyor, bir kütlesi yok. Ama hala enerji olarak bir vasfı var. Doğru değil mi? Mesela elektrik bazen bir kisveye giriyor abi, klimadan soğukluk veriyor bize. Doğru mu? Ama soğukluk elektriğin kendisi değildir. Bazen elektrik bir kisveye giriyor abi, bize sıcaklık veriyor ama sıcaklık elektrik demek değildir. Bazen bir kisveye giriyor bize aydınlık veriyor, ama aydınlık elektrik demek değildir. Yani ben taşla burdan bütün lambaları kırsam lambaya zarar veririm değil mi? Evet Elektriğe zarar verebilir miyim? Hayır. Allah’a da öyle zarar veremeyecekler işte. Çünkü kainatta gördüğümüz her şey Allah’ın bir aksi, timsali, esmasının bir tecellisi ama asla kendi değil… Konu nerelere gidiyor görüyor musunuz? Dikkat burada mı? Şimdi Hacı Abiler; yavaş yavaş konuya girmem lazım. Einstein diye bir abimiz var duydunuz mu? Bu arada tekrarlamak istiyorum. Kesif ne demek? -Katı, tesiri yok. Latif ne demek? -Şeffaf, tesiri var. Şu Dinozor’a ne demiştik? Kesif demiştik. Şu lazere ne demiştik? Latif, istediğimiz yere gönderebiliyoruz. Şimdi Einstein diye bir abimiz var. İzafiyet Teorisi’nde muazzam bir formül buluyor. Formülü: E=mc² Gözüküyor değil mi oradan? Şimdi bu ‘E’ dediği şey; enerji hani az önce elektriği söyledim ya, poşete koyamadım. Kütlesi yok, hacmi yok ama enerjisi var. ‘E’ dediğimiz şey aynı öyle bir enerji. ‘m’ dediğimiz bir kütle mesela; “Mehmet kaç kilo?” -75 kilo “Masa kaç kilo?” -Şu kadar kilo. Gibi bir kütlesi hacmi var. ‘c’ dediğimiz, ışık hızı. Yani formül şunu söylüyor abi, ışık hızı da 300.000 Km/Sn Şimdi ışık hızı sabit bir şeydir ve Einstein bu denkleme göre diyor ki: “Madem ışık hızı sabittir. Eğer bir şey ışık hızını geçebilirse enerji kütleye, kütle de enerjiye dönüşebilir” diyor yani böyle varsayımsal anlatıyorum. Yanlışlarım varsa kusuruma bakmayın. Mehmet, madde değil mi Kesif? Doğru mu abi? Mehmet ışık hızını geçerse enerjiye dönüşebilir ve bu duvarın arkasından geçebilir. Oturuyor mu biraz daha? Başta Mehmet’in kütlesi var, kesif halde doğru mu? Işık hızını geçince hangi hale döndüm; enerjiye yani latif hale. Latif hale dönünce de zaman ve mekan artık bana tesir edemez oldu. Şimdi biraz devam edeceğim. Bu Einstein’ın teorisinden anladık ki madde ve enerji birbirine dönüşebiliyor. Var mı buraya kadar sıkıntı? Şimdi Hacı Abiler, Kuantumda ‘Çift Yarık Deneyi’ diye bir şey yapıyorlar. Fatih abi konunun bağlandığı yere birazdan hayret edeceksin. Biraz sıkıyorum farkındayım, ama bana biraz tahammül edin, bakın çok güzel islami şeyler öğreneceğiz, inanın. Kuantumda ‘Çift Yarık Deneyi’ diye bir şey var. Genellikle atom üstü ve atom altı partiküllere izafiyet uyguluyorlar bunları da kuantum mekaniği ile ölçüyorlar. Şimdi kuantum mekaniğinin, ben size hikayesini anlatıyım. Öncelikle parçacık dediğim şey kesif şeylerdir. Tamam mı Ömer? Dalga dediğim şeylerde latif şeylerdir. Şimdi ben buradan, isim neydi kardeşim? Şeref buradan sana bunu atsam sadece sana gelir doğru mu? Çünkü bu parçacık, kesif. Değil mi kardeşim? Peki ışığı tutsam herkese gelir mi? Dalga olur çünkü bu latiftir. Anlaşılmayan bir şey var mı abi? Parçacıkta tek yere gider, latif olan dalgada da her yeri kapsar. Şimdi abi bu çift yarık deneyinde muazzam bir şey yapıyorlar. Şuraya bir duvar koyuyorlar. Herkes görebiliyor mu? Oradan görünüyor mu? Şimdi abiler buraya bir duvar koyuyorlar. Bu koydukları duvara önce bir tane yarık açıyorlar abi. Bak olayın ilginçliğine bak! Şuraya da yine duvar koyuyorlar, buraya bir tane yarık açıyorlar. Şimdi Fatih abi, şuradan 1 tane tabanca sıkıyorlar. Burada 1 tane yarık varsa karşıda 1 tane iz oluşur. Çünkü orada 1 delik var oradan sıkıyorsun, sıktığın yerin direk karşısına gider. Doğru mu? Tekrar söylüyorum. Kuantum mekaniğinde, çift yarık denen olayı anlatıyorum. Önce duvara bir yarık açıyorlar, karşıdan silahla sıkıyorlar, karşıda 1 yerde iz oluyor. Sıkıntı var mı buraya kadar? Daha sonra: “Abim benim ben sana iki yarık açıyım” diyorlar Yine tabancayla, hem bu yarıktan hem de bu yarıktan sıkıyorlar. Bu sefer karşıda iki tane bant oluşuyor. Normal değil mi bu da? Çünkü iki tane yarığımız var iki tane bant oluşur. Buraya kadar sıkıntı yok. Aynı deneyi bu sefer suyla yapıyorlar. Diyorlar ki: “İki yarık açıyım, suyu buradan veriyim.” Şimdi suyu verince su burada dalga dalga tepe noktasıyla çukur yerleri birbiriyle kesişir. Sadece iki yere gitmiyor, bir çok iz buluyorlar duvarda. Demek ki su hangi özelliği gösterdi? -Dalga Silah hangi özelliği gösterdi? -Parçacık. Bir daha soruyum: Silah hangi özelliği gösterdi? -Parçacık. Su hangi özelliği gösterdi? -Dalga. Şöyle düşünün Şeref, ben buradan el fenerinin tutsaydım eğer, yine duvarda iki yerde nokta göremezdin, böyle yayılmış görürdün. Çünkü dalga özelliği gösteriyor. Veli abi buraya kadar sorun yok değil mi? Şimdi abiler, adamlar “Ben aynı deneyi elektron tabancasıyla yapıyım” diyor. Eletron tabancası bulamadık bu fotoğrafı koyduk. Adamlar aynı deneyi elektron tabancasıyla yapıyor Veli abi bak birazdan olaylar kopacak. Bir tane yarık açıyorlar. Elektron tabancasıyla buraya 1 adet elektron gönderiyorlar. Karşıya gidiyor. Bir daha gönderiyorlar. Karşıya gidiyor. Bir daha gönderiyorlar. Karşıya gidiyor. Yani silahla sıkılanın aynı versiyonunu alıyorlar. Burada parçacık özelliği gösteriyor. Diyorlar ki: “Demek ki elektron parçacıktır.” Küçükken fizik dersinde böyle dönen bir şey görürdük değil mi? O dönen şeyi elinle tuttuğunu hayal et parçacık o değil mi? Dönüyor çünkü. Sonra aynı olayı çift yarıkla yapıyorlar. Bir elektron sıkıyorlar. Bir elektron burada aynı anda ayrılıp iki delikten birden geçiyor. Dalga özelliği göstermeye başlıyor. Az önce elektron kesifken, şimdi latif bir özellik gösteriyor. Bir elektronu atıyorlar, burada ayrışıyor iki delikten geçiyor, dalga oluşturuyor ve tekrar birleşiyor. Adamlar iki tane çizgi beklerken ikiden fazla bir dizi bant buluyorlar. Sıkıntı yok anlaşılıyor değil mi? Yani Yahya, birinci örnekte elektron parçacık özelliği gösterdi bildiğin kurşun gibi. Ama ikinci örnekte Şeref, elektronu bir tane atıyor, bir olan elektron burada aynı anda iki yerden geçiyor. Cümleye çok dikkat et! Aynı anda iki yerden geçerek dalga özelliği gösteriyor, latif bir hale giriyor! Diyorlar ki: “Lan bu elektron parçacık değil miydi? Normalde iki tane iz bırakması gerekirdi!” “Biz bu elektron tabancasının yanına bir ölçme cihazı koyalım, bu elektron neden böyle dalga özelliği gösterdi” diyorlar Ölçme cihazı konulduğunda sanki elektron bunu anlamış gibi iki yarık özelliği gösteriyor, tekrar parçacık halini alıyor. Bak çok ilginç bir şey anlatıyorum. Çok ilginç neden böyle olduğunu bulamamışlar ama bulamadıkları şeye İslamiyet bakın nasıl yaklaşacak şimdi! Şimdi baştan söyleyeyim Einstein diyordu ki: E=mc² Yani bir şey hem parçacığa dönüşebilir hem de enerjiye dönüşüp latif olabilir. Yani hem kesif olabilir, hem latif olabilir diyordu. Bu adamlar elektron tabancasıyla bunu denediler. Bir yarık açtılar baktılar ki bu kesif halde, “Haa bu elektron bizim gördüğümüz gibi demek ki dönen bir şey” dediler İki yarık açtılar dediler ki: “Bu parçacık değil dalga gibi hareket ediyor. O zaman bu elektron latif oldu” dediler Bak Şeref cümleye dikkat et! Bir tane elektron sıkıyorlar aynı anda ikisinden geçiyor! Bak cümleyi iyi anla! Bak çok ilginç! Ondan sonra ölçme cihazı koyuyorlar ölçme cihazı koyunca sanki elektron bunu anlamış gibi tekrar parçacık özelliği gösteriyor, iki tane delikten geçiyor. Şimdi buraya kadar sıkıntı var mı? Şimdi biz bu deneyde anladık ki; atom altı dünyasına inildikçe, kesif bir şey latif bir özellik gösterebiliyor mu? Gösterebiliyor. Şimdi bakın Hacı Abiler; insan bedeni nedir? Kesiftir. Allah razı olsun. Ruhum nedir Şeref? Latiftir. Mesela rüyadasın abi, bir bakıyorsun, normalde yatakta olman lazım ama ruhun misal alemine gitmiş. Büyümüşsün, küçülmüşsün. Yani ruh için zaman ve mekan var mı? Hayır yok. Bir örnek vereceğim, örneğim abes kaçarsa özür diliyorum. Rüya o kadar kuvvetli bir şeydir ki ergenlikteki bir kardeşin hormonu bile rüyada devreye girebilir. Bilmem anlatabildim mi? Örneğim için kusura bakmayın ama örnek olsun diye; hani “Rüya işte Mehmet” demeyin. Rüya ne kadar tesirliyse bir adamın uykudayken hormonunu bile devreye geçirebiliyor. Şimdi ben eğer Mehmet olarak, kul olarak, Allah’ın abdi olarak kesif olan bedenimi beslersem, semiz hale getirirsem imanla beslenmesi gereken ruhumu gıdasız, cılız bırakırsam Şeref, ben bildiğin maddeci bir adam olurum. Parayla, makamla, insanları aldatmakla huzur bulurum. Ruhum beden hapishanesinde mahkum gibi kalır. Ama eğer bedenimi cılız bırakıp ruhumu daha çok beslersem Bahtiyar, benim ruhum artık bedenime hükmeder, ve kesif olan bir Mehmet gitgide latif, letafetli bir özellik gösterir aynı az önce elektron tabancasındaki örnek gibi. Sual: Bursa Ulu Cami’de Somuncu Baba 3 kapıdan aynı anda nasıl çıktı? El-Cevap: Letafet ile çıktı… Nasıl oldu? Eyvallah. Az önce elektron kesifti, iki yarıktan tek bir elektron aynı anda geçip letafete erdi mi? Erdi. Şimdi İslam’da biz Velilerimizin, Evliyaullah’ın, bu tür halleri olduğuna iman ediyor muyuz? Ediyoruz. Cenab-ı Allah bunun nasıl olduğunu da yine fizik aleminde bırakmış, Somuncu Baba gibi zatlar, ruhunu bedeninden daha çok beslediğinden dolayı kesif olan bedenleri gitgide latif bir hale vardığından artık fizik kanunları o insanda geçmiyor. Zaman geçmiyor, mekan geçmiyor, yer çekimi geçmiyor kısıtlamalar geçmiyor ve Bursa Ulu Cami’nde Somuncu Baba fark edildiğinde aynı anda 3 kapıdan birden çıkıyor. Benim bu anlattığımı az önce kuantum da anlattı çift yarık deneyinde. Biz böyle söyleyince yobaz oluyoruz, kuantum söyleyince bilim oluyor. Burası üzücü işte! Anladın mı olayı? Sizden rica ediyorum makalelere, videolara bakın hani ben bu işin erbabı değilim eksiğim, kusurum varsa kusura bakmayın ama anlatmaya çalışıyoruz. Cibril (a.s), Efendimiz (s.a.v.) ile görüşürken abi Dıhye diye çok yakışıklı bir sahabenin kılığına giriyor. Duymuş muydunuz hiç? Dıhye diye bir sahabenin kılığına giriyor. Olaya bak şimdi; Cibril (a.s) normalde nuraniyet vasfına haiz doğru mu? Yani latifliği çok üst seviyede düşünün. Yani Estağfirullah bila teşbih, yanlış olabilirse kusura bakmayın benzetmelerim bir enerji gibi düşün. Ama Dünya’ya vazife için inmesi gerekirken, kesifleşmesi lazım bu gidişle Cibril (a.s) parçacık haline dönüşerek bu sefer Dıhye (r.a) kılığına giriyor. Yani latifken, kesif olup hem sahabelerin içinde bulunuyor, hem de Efendimiz(s.a.v)’e vahiy getiriyor. Nasıl olduğunu anladın mı? Çift yarık deneyinde elektron tabancasındaki olay, insanları şok etmezken, bizim İslam’ın içindeki olay genellikle algılara biraz uçucu geliyor. Neden? Çünkü İslam ile bilimi bağdaştırmıyoruz. Bir tanesi yani Kur’an’ı Kerim Cenab-ı Allah’ın Kelam sıfatından doğmuş bir kitap, şu Kainat Kitabına baktığında tekvini emirler mecmuasına baktığında Allah’ın başka isimlerinin tecellisi olan bir kitap görüyorsun. Demek ki iki kitabı birbiriyle birleştirdiğimizde muazzam bir idrak çıkıyor Şeref ortaya… Sıkıntı var mı burada? İsra Suresinin birinci ayetinde diyor ki: “Hz. Muhammed (s.a.v.) bir gecede Mekke’deki Mescid-i Harâm’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah’ın şanı yücedir.” Ne kadar zamanda Ali? Bir gecede. Şimdi insan bu nasıl oluyor diyor? Şimdi Mescid-i Haram yani Hicaz bölgesi, Mescid-i Aksa Kudüs bölgesi. Mesafesi ne kadar abi? Bir gecede nasıl oradan oraya çıkabiliyor? İşte bu şekilde… Kesif bir haldeyken Efendimiz (s.a.v.)’in ruhu o kadar ulvi, o kadar yüce ki birden Allah’ın izni ve inayetiyle istediği bir şekilde bu cihette latif bir hal alabiliyor. Var mı buraya kadar sıkıntı? Devam ediyorum Veli abi hazır mıyız? Şimdi okuduğum bazı makalelerde Ömer, ‘Karanlık Madde’ diye bir şeyden bahsediyor. Yani buna karanlık demelerinin sebebi göremediklerinden yoksa kötü bir şey olduğundan dolayı değil! Mesela şuan kainat gitgide büyüyor mu küçülüyor mu? Büyüyor değil mi? Peki Şeref, bir şey büyüyorsa enerji girişi olmak zorunda mı? Zorunda. Kainata bakıp diyorlar ki: “Bu enerji girişi nasıl oluyor?” “Demek ki karanlık madde diye bir şey var bu kainata sürekli enerji girişi yapıyor” diyorlar Bu söylediklerimi bir kabul olarak algılamayın, bir birikimi aktarmaya çalışıyorum. “Karanlık madde diye bir şey var” diyorlar Mesela; kainatta biliyorsunuz Galaksilerin yıldızların birbirleriyle bir çekim kuvveti vardır değil mi? Hani bahsederler; m1 x m2/d² kütlelerin çarpımı bölü uzaklığın karesi diye. Değil mi? Şimdi kainatta hesap yapıyorlar bakıyorlar ki bu çekim kuvveti için yeterli değil! Bunların; yıldızların, galaksilerin dengesini sağlayacak bir enerjinin daha olması lazım diyorlar. Bu enerjiye de kara enerji diyorlar. Buraya kadar sıkıntı var mı? Yani kara; kötü manasında değil henüz görünmeyen bir enerji manasındadır. Şimdi Hicr Suresinde bir ayet geçiyor: “Cinleri de, dumansız ateşten yarattık.” Hicr/27 Dumansız ateş demek, görünmeyen bir ateş demek. Az önce bahsettiğimiz ‘karanlık enerji’ görünüyor muydu? Görünmüyordu… Bir varsayıma göre deniliyor ki: “İşte bu cinlerin yaratıldığı dumansız ateş var ya, bu o karanlık enerjidir.” Yani karanlık enerji demek, letafeti çok yüksek bir enerji çeşidi demek. Az önce anlattık değil mi letafeti? Onun çok yüksek bir enerji çeşidi demek. Bu varsayım şöyle devam ediyor. Tekrar söylüyorum Seyyidi abi, bu söylediklerim kabul değil varsayımdır! Hani insan masada dostuyla hasbihal eder ya öyle alın yani. Bu direk doğrudur gibi almayın. “Cinleri de, dumansız ateşten yarattık.” Derken bu dumansız ateşi o karanlık madde, karanlık enerji olarak addediyorlar. İşte; cinler eğer dumansız ateşten yaratılmışsa ve bu dumansız ateş bu karanlık madde ise bilim ilerledikçe bu karanlık madde manipüle edilirse hüküm altına alınırsa, demek ki bir insan cinleri de artık yönetebilir demek! Cinleri de artık yönetebilir demek! Ben bazen duydum, hiç şahit olmadım ama belki sizde duymuşsunuzdur. Derler ki abi: “Bazı istihbarat servisleri cinleri elinde tutup onları yönetip bu şekilde istihbarat sağlayabiliyor.” Diye bir cümle söylerler. Bak tekrar söylüyorum bunlar kabul değil yani doğru demek değil. Siz nasıl duyduğunuzu anlatıyorsanız, ben de bu cihette duyduğumu anlatıyorum. Peki soralım: “Bu zamana kadar cinler hiç yönetilebilmiş mi?” Soralım mı abi? Cinleri bırak Şeytan bile yönetilebilmiş. Bak şimdi; Neml Suresinde hani Belkıs’ tahtı olayını bilir misiniz abi? Belkıs’ın tahtı birden bir yere götürülüyor. Şöle geçer ayet-i kerimede: “Cinlerden bir ifrit, sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm.” Neml/39 Onu derken? Tahtı. “Cinlerden bir ifrit: ‘Sen yerinden kalkmadan önce sana onu getiririm, buna karşı güvenilir bir güce sahibim’ dedi.” Neml/39 Demek ki cini kontrol edebilmişler mi Şeref? Peki Şeytan’ı kontrol edebilirler mi? Edebilirler, bak şimdi; Süleyman (a.s.)’ın cinleri ve şeytanları kontrol edebildiğini biliyorsunuzdur. Enbiya suresinde bir ayet geçiyor. Ayette diyor ki: “Denize dalarak, onun için cevherler çıkaran ve başka işlerde gören şeytanları yine onun emrine verdik.” Enbiya/82 (*”Onun için..” yani Süleyman a.s. için.) Kimin emrine? Süleyman (a.s)’ın. Demek ki az önceki tezimizde; desek ki: “Cinler ve İfrit dumansız ateşten yaratıldı, bu dumansız ateş dediğimiz karanlık enerjidir, demek ki Cenab-ı Allah bazı kullarına bu İfritleri yönetebilme yeteneği vermiş. Demek ki bu karanlık enerji denilen şey manipüle edilse, hüküm altına alınsa bir insanda cinleri yönetebilir.” Diye bir varsayım var. Yani bu doğru mu? Gördün mü? Öyle bir şey yok. Sadece bir varsayım bu. Yani %100 doğru olarak kabul etmeyin olur mu gardaşım? Bunlar varsayım ama, baktığınızda silsile silsile mantıklı gidiyor. Şimdi ben size Mülk suresindeki ayeti tekrar hatırlatarak, yavaş yavaş dersi bitiriyorum. Ayette diyordu ki: “Yaradan bilmez olur mu?” Neyi? İçindeki her şeyi. Neden? Çünkü Yaradan’ın esması kesif mi latif mi Veli abi? Latif. Eğer latifse Güneş’in ışığı gibi her yeri ihata eder mi? Kalbimi? Böğrümü? Yanımı? Ciğerimi? İşte Cenab-ı Allah her yeri ihata edebildiğinden dolayı şah damarımdan daha yakındır. “Biz ona şah damarından daha yakınız.” Kaf Suresi/16 Çünkü esması latiftir… Sana şah damarından yakın olan latif Allah dururken, kesif olan haram sevdalarda, haram yollarda medet ve umut arıyorsan da artık sana yazıklar olsun denir başka bir şey denmez… Şimdi bu ayeti tekrar okuyacağım: “Yaradan bilmez olur mu? O latiftir, habirdir.” Mülk/14 Habirdir, yani her şeyden haberdardır. “Latiftir”i herhalde anladık değil mi? Şimdi şöyle bir varsayım yapalım; Hacı Abi ben ismini unuttum ya? -Abdullah Şimdi Abdullah, evli misin? Çocuk var mı? -İki tane eyvallah Allah bağışlasın. Abdullah, o çocuğu kucağına alınca huzur buluyor musun? Buluyorsun. Abdullah, huzur latif bir şey midir kesif bir şey midir? Latif. Çocuğun latif mi kesif mi? Kesif. Kesif bir şey latif bir şey veremez. Demek ki sana o huzuru çocuğun veremez. Latif olan bir yaratıcı olmak zorunda! Yani Allah veriyor o huzuru kardeşim… Nasıl ağacın dallarıyla portakal veriyor, yoksa portakalın tadı o kuru dalda yoktur, senin çocuğunu da sebep kılarak kalbinde huzuru bizzat yaratan Allah’tır… O zaman huzurun kaynağı çocuğun mu Allah mı? Allah Abdullah böyle bazen insan mesela eski dönemlerde haram sevdalara düşer Murat. Bu haram sevdalara düştüğünde gerçekten bir ergen için çok zor bir durumdur, kendini mahveder abi yırtar, parçalar, deli eder kendini şimdi baktığında onun sevdiği haram sevda latif midir kesif midir? Kesiftir. Peki üzüntüsü kesif midir latif midir? Latiftir. Kesif bir şey latif bir şeyi haşa estağfirullah yaratamaz ki demek ki haram sevdası bile vesileyken, üzüntüyü de yaratan yalnız ve yalnız latif olan Allah’tır. Madem kainata böyle bakılırsa az önceki sorumuzu tekrarlayalım. Ben dertliyim arkadaş, derdimin dermanı kimde? Böyle bakılırsa derdinin dermanının çoluğunda çocuğunda, hanımında bulamazsın! Bunlar yalnız birer perdedir, esbaptır. Çünkü senin arzu ettiğin huzuru, üzüntünün gitmesini mutluluğunu an ve an yaratmak için letafet özelliğine sahip bir zat lazımdır. Yani Allah Azze ve Celle lazımdır. Son bir örnekle bitiriyorum. Çok sıktım mı? Abdullah yine seninle bir örnek yapsak olur mu? Abdullah, ben ağzı maskeli bir adamım. Elimde de çakıyı çıkardım. Örneğim abes olmaz inşaAllah. Hanımını da bu tarafa aldık Abdullah. Senin de önüne cam kapattık. Her yer karanlık sadece bizi görebiliyorsun Abdullah. Bak olayı bilmiyorsun ha. Ben neyim Abdullah? Ağzı maskeli, eli bıçaklı bir adam. Abdullah, birden 4 kişi geliyor hanımının elinden, ayağından tutup bir masaya yatırıyor kardeşim. Bak olayları bilmiyorsun. Ne hale gelirsin camın arka tarafında? Çıldırırsın değil mi? Camı kıracak gibi olursun. Camın arkasındasın ve 4 kişi birden hanımını masaya yatırıyor. Bir kişi de o esnada hanımının ağzını şöyle tutuyor, ve hanımının artık çırpınması da gidiyor. Ondan önce “Abdullah yardım et!” Diye bağıran hanımın artık bir şey de diyemiyor. Ve ben ağzı maskeli adam geliyorum Abdullah bıçağı çıkarıyorum, karının karnından bıçağı vuruyorum. Ne hissedersin camın arka tarafında? Öldürürsün kendini değil mi? Vura vura, beni böyle yaşatmayın diye yalvarırsın doğru mu? Abdullah birden ışıklar açıldı. Hanımının elini ayağını tutan 4 kişi hemşireymiş, ağzını tutan anestezi uzmanıymış, ben de cerrah doktorum. Karında kanser tümörü varmış, Karnını yarıp o kanseri alıp karını kurtaracağım. Şimdi senaryo nasıl oldu? Birincide karımı kesmeyin diye yalvardın doğru mu? İkincide ışık açıldı, karın kansermiş bu yüzden kesiyormuşum, “Doktor bey lütfen karımı kes sana 10 bin dolar vereceğim.” Der misin demez misin? Dersin değil mi? Demek ki olay ne burada? Bıçağı yemekte değil, bıçak kimin elinde! Kainatta başınızdan geçen her şey, yalnız ve yalnız latif olan Allah’ın elindeyse, ve sebepler bir perdeyse neye üzülüyorsunuz arkadaş siz? Allah rızası için El Fatiha…