MASKE TAKMAYI EMREDEN ALLAH’TIR!

Mü’min kardeşlerim, bugün belalara karşı bütün insanlardan daha fazla tedbir almakla yükümlü olan Müslümandır. Bir virüs endişesi varsa, bunu ilk defa müslüman tedbir alarak önlemek için uğraşan insandır. Çünkü bilir ki Müslüman, virüs denen şeyi de yaratan Allah’tır, benimle virüsü karşılaştıracak olan da Allah’tır, tedbir almamı isteyen de Allah’tır, ben de Allah’a itaat sözü vermiş olan kulum, tedbir alıyorum der. Ve böylece Mü’min, üzerine düşeni yapar. Mü’min’e, temiz olun, virüs sana bulaşmasın, demeye gerek yok. Tedbirli ol, virüs sana bulaşmasın demeye, hacet yok. Mü’min zaten öyle insandır. Mü’min’e bir sağlık kuralı öğretildiğinde, ona itaat eder. Doktorun sözünü, müftünün sözü gibi dinler. Mü’minlik böyledir. Buna rağmen kardeşlerim, Allah’tan afiyet istiyoruz. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Allah’tan afiyet isteyin buyuruyor. Allâhümme innî es-elükel âfiyete fiddünyâ vel âhirah Allahümme innî es’elüke’l ‘afve ve’l âfiyete fî dînî ve dünyaye ve ehlî ve mâlî böyle dua ederiz. Allah’ım dünya ve ahirette senden afiyet isterim. Ne demek afiyet? Dertsizlik demek, sıkıntısızlık demek. Allah’ım dünyam, dînim, çocuklarım, evim konusunda, senden afiyet isterim. Duamız böyle bizim. Dua budur. Bunu isteriz Allah’tan. Ama, Ebu Ubeyde İbnu’l-Cerrah radıyallahu anh şu toprakların üzerinde yürürken daha, Allah, Cebrail’i vasıtasıyla, ona, sen cennete gireceksin diye söz verdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e, etten, kemikten duvar gibi oldular. dünyada Allah’ın rızasını kazanıp, öyle yaşadılar. Ama Amvas taununda, şehit oldu. Bir taunda, vebada, Rabbine kavuştu. Demek ki, bu musibetler, belalar, kafirler içindir, bizde ne işi var? diyemeyiz. Allah, onları helak etmek için yok etmeyi murad etmiş olabilir, Mü’min’i de, tertemiz yapıp huzuruna almak için yok etmeyi murad etmiş olabilir. Allah’ın işine, kul karışmaz. Kul tedbirini alır, ağlar sızlar belki, dualar eder, ilaçlar kullanır, işine karışmaz Allah’ın. Buna biz tevekkül deriz. Teslimiyet deriz. Bugün, bu işleri, çok fazla karıştırarak burnumuzu yanlış yerlere sokuyoruz. Oradan virüs kapacak burnumuz da, bir daha ıslah olmayacağız. Birileri kalkıp diyor ki, bu, Allah’ın azabıdır gâvurlara. Öbürü de diyor ki, bu Allah’ın azabıdır sözü yanlış. E Allah’ın rahmeti midir diyeceğiz? Azabı değilse rahmetidir o zaman diyelim. Olur mu öyle? Bu nesidir Allah’ın? Şimdi onu konuşma zamanında değiliz. Bu azab olduğu kesin. Çünkü Müslim’de Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz Aişe anamıza buyuruyor ki, bu vebaları, taunları, Allah eski milletlere azab olarak gönderiyordu, Allah’ın kaderinde vardı bunlar. Dünya onun. Virüsü de o yaratıyor, Everest Tepesi’ni de o yaratıyor, okyanusu da o yaratıyor. Suyu da yaratıyor, mikrobu da yaratıyor. Allah bu, Celle Celâlühü. Eski ümmetlere, azab için bunu koydu Allah kaderine. İimdi Mü’min’e geldiğinde, Mü’min için mağfiret olur, günahlardan kurtulmak olur, cennet kazanmasına vesile olur, buyuruyor. Artık bu dünyada olmayacak buyurmuyor ama! sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz.

Yaşlandırma Uygulamasında Büyük TEHLİKE – FaceApp

Yaşlılığımızı gösteren FaceApp göstermediği yüzünde neler var? Yaklaşık 2,5 yıl önce çıkan FaceApp yaşlandırma uygulaması nasıl yeniden gündeme oturdu? Arkasında kim var? Yaşlılığımızı göreceğiz diye bizden hangilerimizi alıyor? Aldığı bu verilerle ne yapıyor? Ten years channel akımı ile bağlantısı ne? İşte FaceApp uygulamasının görünmeyen yüzü. Sosyal medya özellikle son bir kaç gündür kullanıcıların paylaştığı yaşlandırılmış fotoğraflardan geçilmiyor. Mobil cihazlar için geliştirilen FaceApp adlı bu uygulama ile yapılan bu uygulamalar. Sporcusundan siyasetcisine, ünlüsünden ünsüzüne değim yerindeyse tüm kesimleri etkisine almış durumda. Peki nedir bu FaceApp uygulaması? Tam olarak ne yapıyor? Arkasında kim var? Ve daha da çarpıcı olanı 2,5 önce çıkmasına karşı neden Türkiye başta olmak üzere çoğu ülke de bir kaç gündür adından en çok söz ettiren uygulama oldu? Sosyal medyanın yeni akımı haline gelen FaceApp uygulamasına yakından bir göz atalım dedik. Karşımıza şunlar çıktı. FaceApp uygulamasının aslında ilk çıkış tarihi 2017 yılının başı. Merkezi Petersburg kurucusu Gonçarov. FaceApp kullanıcıları fotoğrafları üzerinden yaşlandırırken yapay zeka teknolojilerinden yararlanılıyor. Kulllanıcının uygulama üzerinden elde ettiği yaşlı hallerini gösteren fotoğrafların gerçekci yönünün arkasında bu teknoloji yatıyor. Herhangi bir fotoğraftaki yüz yapay sinir ağları kullanılarak değiştiriliyor, yaşlandırılıyor. Yaşlandırma için telefonunuzun ön kamerası ile fotoğraf çekebileceğiniz gibi cihazın galerisinde yer alan fotoğrafları da kullanabiliyorsunuz. FaceApp uygulamasında bu iki seçeneğe ek olarak bir de ünlüler sekmesi bulunuyor. Burada kullanıcıların, en çok kullandığı popüler kişilerin fotoğrafları yer alıyor. Buraya kadar her şey normal gelebilir ancak bundan sonrası biraz ilginç gitdikçe tartışmalı hale geliyor. Yüzümüzü alıyor büyük veriye veriyor. Nasıl oldu da FaceApp 2 yıl aradan sonra tekrar milyonların elinden düşmeyen uygulama oluverdi? İşte sırrı yüz tanıma ekosisteminin ihtiyaç duyduğu büyük veride gizli. Malum yüz tanıma teknolojileri hızla gelişiyor. Ve bu teknolojinin gelişmesi için en duyduğu şey de daha büyük devasa veri tabanları. İşte FaceApp gibi uygulamalarda tam bu noktada devreye giriyor. Arkadaşlarıyla eğlenceli paylaşımlar yapmak isteyen milyonlarca kullanıcı gönüllü olarak yüz fotoğraflarını sisteme yüklüyor. Büyük veri de ihtiyaç duyduğunu bedava ve hızlıca topluyor. FaceApp ve benzeri girişimlerin işletme modeli de buna dayanıyor. Özellikle FaceApp uygulamasını indirirken herkesin kabul ettiği etmezse uygulamayı kullanamadığı bir gizlilik sözleşmesi ve kullanım şartları bulunuyor. Uygulamanın ara yüzünde bu sözleşme yok ama merak edenler FaceApp.com adreslerinden bunları inceleyebilir. Ki biz biraz inceledik. En çarpıcı olanları da sizin için derledik. O yaşlılık fotoğraflarınız artık sizin değil. Kullanıcı içeriği yayınladığında veya başka şekilde paylaştığında içeriği ve ilgili tüm bilgilerin herkese görünür olacağını kabul eder. Yani bilgileriniz elden çıktı. Yani FaceApp o yaşlılık fotoğrafını istediği gibi kullanabilir. Uygulamayı telefonunuzdan kaldırıp, silseniz de verileriniz bizde kalır. Biz kaldırırsakta erişmek isterseniz bizi suçluyamazsınız. ”Benim fotoğraflarımı alıp ne yapacak ki?” diyerek konuyu hafife alanlara da şunu hatırlatmakta fayda var. Yakın geleceğin parolası yüzünüz olacak. Hatta günümüzde akıllı telefonların ekran kilidini açmaktan internet bankacılığı uygulamalarına kadar yüz tanıma oldukça yaygınlaşmış durumda. Bu yüzden bir uygulamada karşılaşılabilecek bir açık birden fazla uygulamayı etkileyip dijital güvenliğinizi tehdit edebilir cinsten olacak. Bundan sonrasın da sözü FaceApp’e bırakalım ve kullanıcıların hangi verileri aldığını özetleyelim. Hizmet aracılığıyla gönderdiğiniz kullanıcı içeriği örneğin fotoğraflar FaceApp ile aranızdaki iletişim e-posta gibi bize doğrudan verdiğiniz bilgileri topluyoruz. Bu bilgileri diğer kullanıcılardan gelen analitik bilgilerle toplar ve kullanırız. Hizmetimizi kullandığınızda sunucularımız IP adresinizi, tarayıcı türünüzü, yönlendiren çıkan sayfaları ve URL leri ve tıklama sayı bilgilerini otomatik olarak kaydeder. Ve şimdi FaceApp hakkında buraya kadar anlattıklarımızı unutun ve şu gerçeği dinleyin. İnsanın yüzünde kullanılan malzeme son derece basit ve sadedir. Tek bir deri, bir çift göz ve biraz da kıl. Buna rağmen o yüzde muhteşem bir güzellik vardır. Acaba 2 aylık bir bebeğin yüzünde o sadelik ve o basitlik içinde öyle güzel bir yüzün yaratılabileceğini eğer görmeseydiniz ihtimal verebilir miydiniz? Bir insan için bir yüz çizdikten sonra ikincisi için başka bir yüz çizmek en azından ilki kadar imkansızdır. Hepsinde aynı unsurları kullanıp her birine ayrı bir sima çizmenin zorluğunu meşhur fransız ressam Henri Matisse şöyle anlatıyor; Bir ressam için gül resmi çizmek kadar zor bir iş yoktur. Çünkü daha evvel çizilmiş bütün gül resimlerini bir yana bırakıp öylece çizmesi gerekir. Hem insanın yüzü basit bir portreden ibaret değildir. Oraya yerleştirilen her bir azanın sınırsız bir sanat kadar sınırsız bir bilgiye ihtiyaç gösteren fonksiyonları da vardır. Bütün bu fonksiyonları bir kenara bıraksak bile bu yüzde tebessüm, endişe, sevinç, korku, kahkaha gibi yüzlerce manayı dile getirmek yüzü yaratmak kadar imkansız değil midir? Okyanusu bir bardağa doldurmak ne kadar zor ise insanın ruhunu simada temsil etmekte o kadar zordur. Bir heykeltıraşın basit bir heykele o simetriği verebilmesi için bazen yıllarca çalışması gerekiyor. Buna mukabil saniyede 4 insan ve her gün 350 bin insan son derece kolaylıkla yaratılıyor. Her birine farklı bir yüz veriliyor. Şimdi soruyoruz. Birbirinden farklı bu yüzlerin yaratıcısı kim? En basit maddelerden bir sanat harikası yapıp sanatında akılları hayrete düşüren bu sanatkar kim? Kim o yüzde sayısız manayı ifade eden? Kim her ferde farklı bir yüz veren? Kim o yüzdeki cihazlara mükemmel işler yaptıran? Göze görmeyi, burna koklamayı, dile tatmayı ve kulağa işitmeyi öğreten kimdir? Bütün bu kimlerin tek bir cevabı var. Evet insan yüzü gibi yağmur damlasından kar tanesine papatyalardan karanfile parmak içinden göz bebeğine karıncalardan semanın yıldızlarına ve zerrelerden galaksilere kadar her bir mevcut kendine mahsus ve şekille yaratılmaktadır. İşte her mahluka farklı bir suretin verilmesi ve o mahlukun kendi cinsinin hiçbir ferdine benzememesi ispat eder ki Cenab-ı Hak vardır ve birdir. ilmi nihayetsiz, kudreti sonsuz, iradesi kayıtsızdır.

Ateist Sordu: Allah’ı Kim Yarattı?

Bizler kelime-i şehadet getirdiğimizde demek istiyoruz ki şahidim ki Allah’ tan başka hiçbir illah yoktur ve yine şahidim ki Muhammed(a.s) onun hem kulu hem elçisidir. Bir gün yolda gezerken bir cinayete tanık olsam. Hakim beni görgü tanığı olarak yanına çağırsa.” Mehmet; Ali, Veli’ yi dün bıçaklamış. Sen buna şahit misin?” dese, bende “Evet Hakim Bey ben buna şahidim “desem Yani demek isterim ki evet ben bu olayı gördüm. Bu yüzden şahitlik ediyorum. Yani şahitlik edmem demek beş duyu organımla buna tanık olmam demek. Peki az önce şahitlik ettiğimiz kelime-i şehadet konusuna geri dönecek olursak Allah (a.c) bir olduğuna Muhammed (a.s) onun kulu ve elçisi olduğuna şahit misin desek sende evet şahidim desen peki ne gördün de şahitsin. Eğer bu şekilde Allah (a.c) varlığına ve birliğine şahitlik edemezsek biraz sonra gelecek olan soru kalıplarında sürekli vesveselerde boğulu bir hayat yaşarız. Allah tüm kainatı yarattıysa Allah’ı kim yarattı? Yaratılmak sonradan olmak demektir. Yani yaratılmadan önce o şeyin olmaması gerekir. Elimde gördüğünüz bardak altı yaratılmış bir şeyse yaratılmadan önce o şeyin olmaması gerekir. Ve yaratılmak o şeyin varlık alemine çıkacağı bir güce ihtiyaç duyması demektir. Şimdi şu masa lambasını güneş sayalım. Şu kumandanın ışığını da güneşten olduğunu biliriz. Birisi sorsa şu kumandadaki ışık nereden yansıyor. Tabi ki de güneşten yansıyor.Peki ya bu mouse deki ışık nerden yansıyor. Tabi ki de güneşten yansıyor. Ve sormaya devam etsinler. Yahu sana da ne sorsam bu ışık güneşten yansıyor diyorsun. Peki bu güneşteki ışık nereden yansıyor. Ve beyin orayı koşarak terk eder. Güneş ışığın kaynağıdır ve ondaki ışık kendisindendir. Güneşe ışık nasıl yansıyor? Güneşe ışık nereden yansıyor? Gibi bir soru sormak tamamen mantık hatasıdır. Aynı kişi tekrar sorsa Mehmet abi bu masandaki ıslaklık nedendir? Tabi ki sudan Peki Mehmet abi senin bu tişörtündeki ıslaklı nedendir? Tabi ki bu da sudandır. Sen de ne ıslak sorsam ıslaklığın sebebi sudandır diyorsun. Peki sudaki ıslaklık nedendir? Ve beyin oradan koşarak köyüne taşınır.Su ıslaklığın kaynağıdır. “Ondaki ıslaklık nedendir?” gibi bir soru tamamen mantık hatasıdır. Aynen öylede yaratıcıya “Seni kim yarattı?”gibi bir soru sorarsanız sizin beyninizde paraşütle sizi terk edebilir. İşi başka bir açıdan ele alacak olursak, matematikte normal sayılar sonsuz sayılar birbiriyle kıyaslanamaz çünkü sonsuz bir kavramdır. Bir sayı olarak kabul edilmez. Yani sonsuz artı yüz milyar gene sonsuz eder. Sonsuz eksi üç yüz on beş bu yine sonsuz eder. Sonsuzla sayı kavramı nasıl birbirinden farklıdır. Sen yaratıcı yani sanatkar ile yarattığı sanatları da birbirine benzeterek çok hata ediyorsun. Marangoz yaptığı bir masaya benzer mi? Hayır. Müteahhit yaptığı bir binaya benzer mi? Hayır. Demirci yaptığı bir dekora benzer mi? Hayır. Tabi ki Allah’ da yarattığı bizlere, mevcudata, mahlukata benzemeyecektir. Bu başlı başına bir mantık hatasıdır. Çünkü yaratıcı vasvına sahip olandan yaratılması beklenilemez. Şimdi konuya bir de şu açıdan bakmamız lazım merhum Said Nursi söyle söyler baharı icat etmeyen bir elmayı da icat edemez der. Bir bakalım bakalım bir elmanın var olabilmesi için neler lazım. Bir elmanın var olabilmesi için atom lazım,elementler lazım, mineraller lazım, karaciğerin korunabilsin diye elma asidi lazım. Sindirim kolaylaşsın diye dikarbonat iyonu lazım. Toprak lazım hemde elmanın tüm imalaatına lazım olan manevi fabrikalarla birlikte. Güneş lazım hemde kolumlu ve periyodik hareketlerini bozmadan bir güneş lazım. Dünya’ nın 1670 km kendi 108.000 km hızla Güneş etrafında dönmesi ve bu dönüş esnasında sadece Samanyolu galaksisideki 4.000.000 adet yıldızın da yörüngesini bozmaması lazım. Yani anlayacağınız bu hikaye çok uzar gider Bir elmanın yaratılması için bütün kainatın işleyişlerini bozmadan var olabilmesi lazım.Demek elma , elma olabilsin diye tüm kainat olmak zorunda. Bir armut içinde tüm kainatın yaratılması lazım. Bir orangutan içinde tüm kainatın yaratılması lazım. Bir Mehmet içinde tüm kainatın yaratılması lazım. Bir Mehmet kolay yetişmiyor dimi tüm kainat gerekiyor. Demek ki bir elma için bütün kainata ihtiyaç var mıdır? Vardır Demek ki bir şeye muhtaç olan bütün kainata da muhtaç demektir. Yani bir elmaya muhtaçsan, onsuz yapamıyorsan elmada bütün kainatsız yapamıyorsa bir elmaya muhtaçsan tüm mevcudata tüm kainata muhtaç demeksin. Eğer Mehmet’in bir yudum suya ihtiyacı varsa o bir yudum suyun var olabilmesi için de bütün kainat olmak zorundaysa bir şeye ihtiyacı olanın bütün kainata ihtiyacı olması şarttır. O zaman şöyle söylememiz gerek elmanın bütün kainata ihtiyacı varsa ve şu an bir elma varsa yani bütün ihtiyacı karşılanıyor demektir. O zaman her şeyin ihtiyacını gideremeyen yani tüm kainatın bir şeyinde ihtiyacını gideremez. Çünkü elmanın ihtiyacını giderebilmek için bütün kainatın ihtiyacını da karşılamak sorundadır. Peki soralım elmaya ve soralım Mehmet’e” bütün ihtiyaçlarımız karşılanıyor mu?” Evet karşılanıyor. Yine gözlerimizle şahitlik edebileceğimiz bütünkainata bakalım. Bütün canlılar; ceylanlar, tavşanlar, karıncasından piresine , hücresinden organına çiçekten yaprağa kadar tüm canlılar sürekli bir şekilde yiyecek itiyaçlarını bulababiliyorlar mi Evet bulabiliyorlar. Demek onların rızkını daimi karşılayan birisi var. Vücudundaki 1.000.000.000 hücre ve her hücrende 1.000.000.000 atom daimi bir şekilde nerdede ne yapacağını bilip orada vazifesini muazzam bir şekilde gerçekleştiriyor mu? Evet ve saniyede elli milyonu yıkılıp yeniden yapılandırılıyor. Çünkü benim buna ihtiyacım var. Demek anlıyorum ki sonsuz ihtiyacım karşılanıyorsa sonsuz ihtiyacımı bir karşılayan var.Kainattaki az önce saydıklarımın hepsi aklınız gelsin. Ne kadar aklınız gelen varsa sonsuz adet ihtiyaç sahibinin ceylanların, atomların, hücrelerin sonsuz adet ihtiyaçları karşılanıyorsa bu ihtiyaçları karşılayan her kimse onun hiçbir şeye ihtiyacı olmaması zorunludur. Ve biz bu zaata Allah(a.c) Peki şimdi gördüklerine şahit misin?


İngilizce

When we say shahadat (the testimony to faith) we’re trying to say: “I witness that there’s no deity but Allah and I bear witness that Muhammed (S.A.V) is his prophet and messenger” Let’s say one day as I walk, I witness a murder. If the judge chose me as a witness and asked: -“Ali has killed Veli with a knife, did you witness that? I respond: -“Yes, I did witness that” This implies that I’ve seen this event take place so I bear witness Witnessing means that you’ve experienced the event with 5 of your senses. So let’s go back to the shahadat (testimony of faith) If we asked -“Are you a witness that Allah is one and Muhammed (S.A.V) is his prophet and messenger?” If you respond -“Yes, I bear witness” But what’ve you seen to claim to be a witness? If we can not testify to Allah’s oneness and unity, then we will forever struggle with the questions that are coming up… -“If God has created all of the universe, then who created him?” Creation means appearing from non-existence. In order for something to be created, it has to be not existing in the first place If this cup coaster has been created, then at one point, it never existed. And creation means that it requires a power source for it to come into existence Let’s assume that this lamp is the Sun… Then we’ll know that the light on the remote is coming from the Sun. If someone asked-“Where is the light on the remote coming from?” You’d say: “From the Sun” -“What about the light on the mouse?” -“Of course from the Sun” -“Whatever I ask you, you always say it’s from the Sun, but where is the light on the sun coming from?” And your brain will flee the scene immediately Sun is the source of the light. The light is coming from itself. Asking questions like “How is light being reflected on the Sun?” is a complete logical fallacy. If same person asked: “Why is the table wet? -“Of course because of water… -“But why is your t-shirt wet?” “That’s also because of water” -“Every time I ask about anything wet, you say it’s water. Then why is water wet?” And the brain flees back to his hometown again… Water is the source of the wetness, asking a question about it being wet is a logical fallacy. Just like that, asking the Creator :”Who created you?”… Your brain may also flee your body with a parachute In mathematics, real numbers and the infinite are not directly compared because infinity is a concept its not a real number Infinity plus 100 billion is still infinity. Infinity minus 315 is still infinity Infinity and real numbers are separate things So you’re making a mistake by grouping the artist and its creation together… Is a carpenter similar to the table he constructed? “No” Is an architect similar to the building he built? “No” Is a designer similar to his own decoration? “No” Of course God is not similar to the universe and creatures that He created! This question on its own is a logical fallacy because a being with capability for creation can’t be expected to be created! Let’s look at it from this angle, The late Said Nursi (infamous religious scholar) says: “He who hasn’t invented the season of spring, can’t invent the apple” Let’s look at the things required for an apple to exist We need atoms, We need elements We need minerals, We need malic acid for the liver to be protected We need dicarbonate atom to ease digestion We need a soil that’s home to all the requirements needed for an apple We need the Sun It has to be perfect in its rotation and angle The world has to spin at 1670 km/hour around its own axis and 108000 km/hour around the Sun All while 4,000,000 stars in the galaxy should not lose their orbits/directions As you can see, there’s so much more to this… In order for an apple to be created, every detail in the universe has to function flawlessly So in order for a single apple to exist, it needs to entire universe… In order for a pear to exist, the whole universe has to be created. For one orangutan, whole universe is required. For one Mehmet like me, the whole universe has to be created. A Mehmet does not come along that often 🙂 So do we depend on the entire universe for a single apple? Yes, we do. Therefore we can conclude that: if one is dependent on a minor thing, one is also dependent on the entire universe If you need an apple, you can’t live without it and the apple is dependent upon the entire universe, then you’re dependent on the entire universe If Mehmet needs a drop of water and that drop of water needs the presence of the entire universe, we can say that a person who needs such small thing: is also dependent on the whole universe… If an apple that’s dependent on the whole universe exists, then it’s needs are fully met. So he who can’t fulfill the requirements of a small thing, can’t fulfill the requirements of the entire universe Because to fulfill the requirements of an apple, you need to fulfill the requirements of the universe Let’s ask the apple and Mehmet: -“Are all of our requirements/needs fulfilled?” -“Yes” Let’s examine the whole universe that our eyes can witness: All of the living creatures, the gazelles, the rabbits, The ants, the cells, The organs, the flowers and leaves “Can they find the foods that they require?” -“Yes they can” Then there’s someone who’s constantly providing their requirements Around 1 trillion cells in your body and the 1 trillion atoms in each cell, are they completing their duties and tasks? -“Yes” And each second 50 millions cells are apoptosed and new ones are made! So I conclude: If my infinite amounts of needs are being met each second, there’s someone who’s fulfilling these needs! Think of all the phenomena in the universe that I just discussed If all of the infinite amounts of needs that animals, atoms, cells depend on are constantly being fulfilled… Then it’s necessary that whoever is fulfilling all these needs should not depend on anything in order to exist! And we call that being: “Allah (Azza wa Jall) the Supreme and the Majestic” “Do you bear witness now?”


Almanca

Wenn wir die Schahada (Glaubensbekenntnis) aussprechen meinen wir, “Ich bezeuge, dass es keinen Gott gibt ausser Allah außer Allah und ich bezeuge, dass Muhammed der Gesandte Allahs ist. Wenn ich eines Tages einen Mord auf der Straße gesehen hätte. Wenn der Richter mich als Augenzeugen ruft. “Mehmet: Ali hat gestern Veli erstochen. Wenn er sagte: “Sind Sie ein Zeuge dafür?” und wenn ich sagte: “Ja Richter, ich bin ein Zeuge dafür.” Das heißt: Ja, ich habe dieses Ereignis gesehen. Deshalb bezeuge ich. Die Tatsache, dass ich Zeuge bin, bedeutet also, dass ich ein Zeuge mit meinen fünf Sinnen bin. Wenn wir auf das Wort Schahada zurückkommen, dass wir gerade bezeugt haben. Wenn wir sagen zu dir: “Allah ist eins und Muhammed der Gesandte Allah ist, bezeugen Sie? Wenn du sagst:”Ja, ich bin ein Zeuge dafür.” Was haben Sie gesehen? Und warum haben Sie bezeugt? Wenn wir die Einheit Allahs nicht zum Ausdruck bringen, werden wir für immer mit den aufkommenden Fragen kämpfen. Wenn Gott das Universum erschaffen hat, wer hat Gott geschaffen? Schöpfung bedeutet, aus der Nichtexistenz heraus zu erschienen. Es sollte also nicht sein, bevor es erstellt wird. Wenn diese Tasse Untersetzer erstellt wurde, dann an einem Punkt, es nie existiert. Und Schöpfung bedeutet, dass sie eine Macht benötigt, damit sie ins Entstehen kommt. Nehmen wir an, dass diese Lampe die Sonne ist. Dann werden wir wissen, dass das Licht auf der Fernbedienung von der Sonne kommt. Wenn jemand fragte: ” Wo ist das Licht auf der Fernbedienung, die kommt.” Du würdest sagen: ” von der Sonne.” Was ist mit dem Licht an der Maus? Natürlich von der Sonne. Was auch immer ich dich frage, du sagst immer, es ist von der Sonne, aber woher kommt das Licht auf der Sonne? Und ihr Gehirn wird sofort von der Szene fliehen. Die Sonne ist die Quelle des Lichts.Das Licht kommt von sich selbst. Fragen wie ” Wie wird Licht auf der Sonne reflektiert?” ist ein vollständiger logischer Irrtum. Wenn dieselbe Person fragte: “Warum ist der Tisch nass?” – “Natürlich wegen des Wassers.” -“Aber warum ist dein T-Shirt nass?” Das ist auch wegen des Wassers. Wann immer ich dich etwas Nasses frage, sagst du, es ist Wasser. Warum ist Wasser dann nass? Und das Gehirn flieht wieder zurück in seine Heimstadt. Wasser ist die Quelle der Nässe, eine Frage darüber zu erstellen, dass es nass ist, ist ein vollständiger logischer Irrtum. Genauso, den Schöpfer fragen: “Wer hat dich erschaffen?” Ihr Gehirn kann auch Ihren Körper mit einem Fallschirm verlassen. In der Mathematik werden reelle Zahlen und das Unendliche nicht direkt verglichen, weil Unendlichkeit ein Konzept ist, das keine reelle Zahl ist. Unendlichkeit plus 100 Milliarden ist immer noch unendlich. Unendlichkeit minus 315 ist immer noch unendlich. Unendlichkeit und reelle Zahlen sind getrennte Dinge. Sie machen also einen Fehler, indem Sie den Künstler und seine Kreation zusammengruppieren. Ist ein Zimmermann ähnlich wie tisch, den er gebaut hat? Nein. Ist ein Architekt dem Gebäude, das er gebaut hat, ähnlich? -Nein Sieht der Schmied aus wie sein Dekor? -Nein Natürlich ist Gott dem Universum und den Geschöpfen, die er erschaffen hat, nicht ähnlich. Diese Frage ist total unvernünftig. Denn es ist nicht zu erwarten, dass ein Wesen mit Erstellungsfähigkeit erstellt wird. Schauen wir uns das aus diesem Blickwinkel an. Der verstorbene Said Nursi (berühmter Religionsgelehrter) sagt:”Wer die Frühlingssaison nicht erfunden hat, kann den Apfel nicht erfinden.” Schauen wir uns die Dinge an, die für die Existenz eines Apfels erforderlich sind. Wir brauchen Atome, wir brauchen Elemente wie brauchen Mineralien, wir brauchen Apfelsäure, damit die Leber geschützt wird. Wir brauchen einen Boden, der alle Anforderungen für einen Apfel erfüllt. Wir brauchen die Sonne. Es muss in seiner Drehung und Winkel perfekt sein. Die Welt muss sich mit 1670 km/h um die eigene Achse und 108000 km/h um die Sonne drehen. Während 4.000.000 Sterne in der Galaxie ihre Umlaufbahnen/Richtungen nicht verlieren sollten. Wie Sie sehen können, gibt es so viel mehr zu diesem. Damit ein Apfel entsteht, muss jedes Detail im Universum einwandfrei funktionieren. Damit also ein einziger Apfel existiert, muss er das ganze Universum haben. Damit eine Birne existiert, muss das ganze Universum erschaffen werden. Für einen Orang-Utan is das ganze Universum erforderlich. Für einen Mehmet wie mich muss das ganze Universum erschaffen werden. Ein Mehmet kommt nicht so oft mit. 🙂 Sind wir also für einen einzigen Apfel auf das gesamte Universum angewiesen Ja, das tun wir. Daher können wir daraus schließen: Wenn man von einer Sache abhängig ist, ist man auch vom gesamten Universum abhängig. Wenn du einen Apfel brauchst, kannst du nicht ohne ihn leben und der Apfel ist vom gesamten Universum abhängig, dann bist du vom gesamten Universum abhängig. Wenn Mehmet einen Tropfen Wasser braucht und dieser Tropfen Wasser die Anwesenheit des gesamten Universums braucht, können wir sagen, dass eine Person, die so klein ist: auch vom ganzen Universum abhängig ist. Wenn ein Apfel existiert, der vom ganzen Universum abhängig ist, dann werden seine Bedürfnisse vollständig erfüllt. Wer also die Anforderungen einer kleinen Sache nicht erfüllen kann, kann die Anforderungen des gesamten Universums nicht erfüllen. Denn um die Anforderungen eines Apfels zu erfüllen, müssen Sie die Anforderungen des Universums erfüllen. Fragen wir den Apfel und Mehmet: “Sind alle unsere Anforderungen/Bedürfnisse erfüllt?” -“Ja” Schauen wir uns das Universum an, das wir mit unseren Augen sehen können. Alle Lebewesen, die Gazellen, die Kaninchen, die Ameisen, die Zellen, die Organe, die Blumen und Blätter “Können sie die Lebensmittel finden, die sie benötigen?” Ja, das können sie. Das heißt dann gibt es jemanden, der ständig seine Anforderungen zur Verfügung stellt. Ungefähr 1 Billion Zellen in ihrem Körper und die 1 Billion Atome in jeder Zelle, erfüllen sie ihre Aufgaben? “Ja.” Und jede Sekunde bekommen 50 Millionen Zellen Apoptose und es werden neue hergestellt. Wenn meine unendlichen Mengen an Bedürfnissen jede Sekunde erfüllt werden, gibt es einen, der diese Bedürfnisse erfüllt. Denken Sie an alles, was im Universum, die ich gerade diskutiert. Wenn all die unendlichen Mengen an Bedürfnissen, von denen Tiere, Atome, Zellen abhängig sind, ständig erfüllt werden. Es ist zwingend erforderlich, dass die Schöpfer, die die Bedürfnisse erfüllt, nichts braucht Und wir nennen diesen Schöpfer: “Allah” Bezeugen Sie jetzt?


Rusça

когда мы произносим Шахаду (Свидетельство веры) мы говорим: «я Свидетельствую, что нет божества кроме Аллаха, и Мухаммед — посланник Аллаха» мы говорим: «я Свидетельствую, что нет божества кроме Аллаха, и Мухаммед — посланник Аллаха» мы говорим: «я Свидетельствую, что нет божества кроме Аллаха, и Мухаммед — посланник Аллаха» допустим я был свидетелем убийства и судья вызвал меня на допрос и спросил: допустим я был свидетелем убийства и судья вызвал меня на допрос и спросил: Мехмет! (имя спикера в видео) вчера, этот парень убил человека ножом, ты был тому свидетелем? Мехмет! (имя спикера в видео) вчера, этот парень убил человека ножом, ты был тому свидетелем? если бы я ответил: «Да, я был свидетелем этого» это значит, что я видел, как произошло это преступление, поэтому я свидетельствую это значит, что я видел, как произошло это преступление, поэтому я свидетельствую так, свидетельствование означает, что вы свидетельствуете событие с помощью 5 органов чувств. Итак, вернемся к теме Шахады Итак, вернемся к теме Шахады Если мы тебя спрашиваем: «Свидетельствуешь ли ты, что нет божества кроме Аллаха, и Мухаммед — посланник Аллаха?» Если мы тебя спрашиваем: «Свидетельствуешь ли ты, что нет божества кроме Аллаха, и Мухаммед — посланник Аллаха?» И ты отвечаешь: «Да! я Свидетельствую!» Если так, что же ты на самом деле видел и свидетельствуешь? Если мы на самом деле не засвидетельствуем единство Аллаха тогда мы будем вечно бороться с таким вопросом, который я задаю сейчас … тогда мы будем вечно бороться с таким вопросом, который я задаю сейчас … ‘’Если Бог создал всю Вселенную, то кто создал Бога?’’ ‘’Если Бог создал всю Вселенную, то кто создал Бога?’’ Создание означает появление ранее несуществовавшего. Для того чтобы что-то было создано, оно должно быть не существующим до этого. Если эта подставка для чашек была создана, прежде чем создать подставку, она должна быть несуществующей Если эта подставка для чашек была создана, прежде чем создать подставку, она должна быть несуществующей Создание означает, что вещь, которая будет создана, требует источник энергии чтобы существовать. Создание означает, что вещь, которая будет создана, требует источник энергии чтобы существовать. Создание означает, что вещь, которая будет создана, требует источник энергии чтобы существовать. Предположим, что эта лампа является солнцем тогда мы знаем, что свет на пульте исходит от солнца. Если кто-то спросит: «Что освещает этот пульт?» вы ответите: «Солнечный свет А как насчет света на мышке? конечно же от солнца он продолжает спрашивать вас… и говорит: «Когда я спрашиваю тебя, ты всегда отвечаешь, что это от солнца,. он продолжает спрашивать вас… и говорит: «Когда я спрашиваю тебя, ты всегда отвечаешь, что это от солнца. но откуда исходит свет на солнце? И мозг немедленно покидает сцену ???? Солнце-это источник света, и свет исходит от него самого! Солнце-это источник света, и свет исходит от него самого! Такие вопросы как: «откуда исходит свет на солнце?» или «как свет отражается на солнце?» являются полностью логическим заблуждением. Такие вопросы как: «откуда исходит свет на солнце?» или «как свет отражается на солнце?» являются полностью логическим заблуждением. Если человек спросит: «Почему этот стол мокрый?» Конечно, ответ – из-за воды. «Почему твоя футболка мокрая?» Конечно, ответ – из-за воды. Когда я спрашиваю тебя о причине мокрых вещей, ты отвечаешь каждый раз из-за воды! Тогда почему вода мокрая? И мозг немедленно покидает сцену ???? Вода-это источник влажности. Вопрос «как вода становится влажной?» является логическим заблуждением. Вода-это источник влажности. Вопрос «как вода становится влажной?» является логическим заблуждением. именно так! Если вы спрашиваете Создателя «кто создал Тебя?» именно так! Если вы спрашиваете Создателя «кто создал Тебя?» Ваш мозг также может покинуть ваше тело с парашютом ???? Ваш мозг также может покинуть ваше тело с парашютом ???? В математике нельзя напрямую сравнивать число с бесконечностью, потому что бесконечность-это понятие, а не число В математике нельзя напрямую сравнивать число с бесконечностью, потому что бесконечность-это понятие, а не число В математике нельзя напрямую сравнивать число с бесконечностью, потому что бесконечность-это понятие, а не число В математике нельзя напрямую сравнивать число с бесконечностью, потому что бесконечность-это понятие, а не число Бесконечность плюс 100 миллиардов равна бесконечности Бесконечность минус 315 все ещё остаётся бесконечностью. Бесконечность минус 315 все ещё остаётся бесконечностью. бесконечность и числа-это разные вещи поэтому вы делаете большую ошибку, группируя художника и его работу вместе поэтому вы делаете большую ошибку, группируя художника и его работу вместе похож ли столяр на сделанный им стол? «нет» похож ли строитель на здание, которое он построил? «Нет» похож ли дизайнер на эту декорацию? «Нет» Конечно, Бог не похож на вселенную и его создания Конечно, Бог не похож на вселенную и его создания это полностью является логическим заблуждением потому что Бог обладает способностью создавать, и он не может быть созданным. потому что Бог обладает способностью создавать, и он не может быть созданным. Давайте посмотрим на эту тему с другой точки зрения покойный Саид Нурси, известный религиовед, говорил, что тот, кто не создал весеннее время года, не может изобрести даже яблоки покойный Саид Нурси, известный религиовед, говорил, что тот, кто не создал весеннее время года, не может изобрести даже яблоки покойный Саид Нурси, известный религиовед, говорил, что тот, кто не создал весеннее время года, не может изобрести даже яблоки давайте рассмотрим составные, необходимые для существования Яблока нам нужны атомы, нам нужны элементы нам нужны минералы, нам нужна яблочная кислота для защиты печени. нам нужен бикарбонат, для легкого пищеварения нам нужна почва, необходимая для выращивания яблок нам нужна почва, необходимая для выращивания яблок нам нужно солнце с его периодическими вращениями и положением нам нужно солнце с его периодическими вращениями и положением земля должна вращаться со скоростью 1670 км/час вокруг своей оси и 108.000 км / час вокруг Солнца. земля должна вращаться со скоростью 1670 км/час вокруг своей оси и 108.000 км / час вокруг Солнца. более того, при вращении земли 400 миллиардов звёзд не должны потерять свою орбиту более того, при вращении земли 400 миллиардов звёзд не должны потерять свою орбиту более того, при вращении земли 400 миллиардов звёзд не должны потерять свою орбиту Как вы понимаете, эта тема может продолжаться и дальше… для того чтобы создать Яблоко каждая деталь во Вселенной должна безупречно функционировать так что для того чтобы яблоко существовало ему нужна вся Вселенная так что для того чтобы яблоко существовало ему нужна вся Вселенная чтобы груша существовала, нужна вся вселенная чтобы орангутанг существовал, нам тоже нужна вся Вселенная Для создания Мехмета (имя спикера в видео) так же нужна вся Вселенная Человек (как я) не растет так легко???? нужна вся Вселенная понимаете, да? ???? так нужна ли вся вселенная чтобы яблоко существовало ? да, нужна! так нужна ли вся вселенная чтобы яблоко существовало ? да, нужна! в результате вещь, которая нуждается в незначительной вещи, также нуждается во всей Вселенной. в результате вещь, которая нуждается в незначительной вещи, также нуждается во всей Вселенной. Если вы нуждаетесь в яблоке и не можете жить без него, вы должны знать, что для того чтобы яблоко существовало ему нужна вся Вселенная, тогда вам также нужна вся Вселенная. Если вы нуждаетесь в яблоке и не можете жить без него, вы должны знать, что для того чтобы яблоко существовало ему нужна вся Вселенная, тогда вам также нужна вся Вселенная. Если вы нуждаетесь в яблоке и не можете жить без него, вы должны знать, что для того чтобы яблоко существовало ему нужна вся Вселенная, тогда вам также нужна вся Вселенная. Если вы нуждаетесь в яблоке и не можете жить без него, вы должны знать, что для того чтобы яблоко существовало ему нужна вся Вселенная, тогда вам также нужна вся Вселенная. Если Мехмету нужен глоток воды, ему нужна вся вселенная, для того чтобы эта вода существовала. Если Мехмету нужен глоток воды, ему нужна вся вселенная, для того чтобы эта вода существовала. Если Мехмету нужен глоток воды, ему нужна вся вселенная, для того чтобы эта вода существовала. Если Мехмету нужен глоток воды, ему нужна вся вселенная, для того чтобы эта вода существовала. мы можем сказать, что Нуждаясь в какой-то вещи, человек нуждается во всей Вселенной мы можем сказать, что Нуждаясь в какой-то вещи, человек нуждается во всей Вселенной если яблоку нужна вся Вселенная и яблоко существует сейчас, это значит, что для этого были удовлетворены все потребности если яблоку нужна вся Вселенная и яблоко существует сейчас, это значит, что для этого были удовлетворены все потребности если яблоку нужна вся Вселенная и яблоко существует сейчас, это значит, что для этого были удовлетворены все потребности Поэтому тот, кто не может удовлетворить даже потребности одной вещи, не сможет удовлетворить потребности всей Вселенной Поэтому тот, кто не может удовлетворить даже потребности одной вещи, не сможет удовлетворить потребности всей Вселенной Поэтому тот, кто не может удовлетворить даже потребности одной вещи, не сможет удовлетворить потребности всей Вселенной Потому что для удовлетворения потребностей яблока, одновременно нужно удовлетворить все потребности Вселенной Потому что для удовлетворения потребностей яблока, одновременно нужно удовлетворить все потребности Вселенной давайте спросим у яблока и Мехмета; все ваши потребности удовлетворяются? Да! давайте взглянем на видимые составляющие Вселенной. давайте взглянем на видимые составляющие Вселенной. давайте взглянем на видимые составляющие Вселенной. все живые существа, газели, кролики, муравьи, блохи, органы, цветы, листья и т. д. все живые существа, газели, кролики, муравьи, блохи, органы, цветы, листья и т. д. все живые существа, газели, кролики, муравьи, блохи, органы, цветы, листья и т. д. получают ли они постоянно ту пищу, которая им необходима? получают ли они постоянно ту пищу, которая им необходима? да! они получают! тогда есть кто-то, кто постоянно удовлетворяет их потребности Порядка один триллион клеток в вашем теле и один триллион атомов в каждой клетке… Порядка один триллион клеток в вашем теле и один триллион атомов в каждой клетке… они выполняют свои обязанности и задачи? они выполняют свои обязанности и задачи? они выполняют свои обязанности и задачи? да выполняют! и каждую секунду пятьдесят миллионов клеток делятся и появляются новые. и каждую секунду пятьдесят миллионов клеток делятся и появляются новые. Потому что наши тела нуждаются в этом. Понятно, что если мои бесконечные потребности удовлетворяются каждую секунду, есть кто-то, кто удовлетворяет их. Понятно, что если мои бесконечные потребности удовлетворяются каждую секунду, есть кто-то, кто удовлетворяет их. Понятно, что если мои бесконечные потребности удовлетворяются каждую секунду, есть кто-то, кто удовлетворяет их. вспомните все феномены во Вселенной, о которых говорилось ранее вспомните все феномены во Вселенной, о которых говорилось ранее Если бесконечное количество нужд животных, атомов, клеток постоянно удовлетворяются Если бесконечное количество нужд животных, атомов, клеток постоянно удовлетворяются Если бесконечное количество нужд животных, атомов, клеток постоянно удовлетворяются Тогда тот, кто удовлетворяет эти нужлы, должен существовать независимо ни от чего другого Тогда тот, кто удовлетворяет эти нужлы, должен существовать независимо ни от чего другого Тогда тот, кто удовлетворяет эти нужлы, должен существовать независимо ни от чего другого И мы называем его АЛЛАХ (Азза ва Джаль – Всемогущий и Великий) И мы называем его АЛЛАХ (Азза ва Джаль – Всемогущий и Великий) И мы называем его АЛЛАХ (Азза ва Джаль – Всемогущий и Великий) Итак, теперь ты свидетельствуешь?


Urduca

جب ہم کلمہ شہادت زبان پر لاتے ہیں۔ تو ہم یہ کہنا چاہتے ہیں کہ” میں گواہی دیتا ہوں کہ اللہ کے” ” علاوہ کوئی دوسرا معبود نہیں ہے اور۔” “میں گواہی دیتا ہوں کہ محمد صلی اللہ علیہ وسلم اللہ کے خادم ” اور رسول ہیں۔” ایک دن اگرمیں راستے میں جا تے ہو ئے قتل۔ ہوتا ہوا دیکھوں اور جج اگر مجھے گواہ کی حیثیت سے بلائے اور کہے : “مہمت ، علی نے ولی کو کل چھرا گھونپا۔ کیا تم اس کی گواہی دیتے ہو؟ ” تو میں یہ کہوں، “ہاں ، جج صاحب، میں اس بات کا گواہ ہوں۔” یعنی یہ کہنا چاہوں گا کہ ہاں جج صاحب، میں نے اس واقعہ کو ہوتے دیکھا اسی لئے میں گواہی دیتا ہوں۔ یعنی گواہی دینے کا مطلب ہے کہ میرا اپنے پانچوں حواسوں کے ساتھ اس بات کی گواہی دینا۔ اچھا تواب تھوڑی دیر پہلے جس کلمہِ شہادت کا ہم نے ذکرکیا ہم اس پر واپس آتے ہیں۔ اگر ہم کہیں کہ اللہ (عزَّوجَلََّّ) کے ایک ہونے پر اور محمد صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ کا اللہ کے بندے ہونے پر کیا تم شہادت لاتے ہو؟ اور تم کہو کہ ہاں میں گواہی دیتا ہوں۔ تو تم نے کیا دیکھا ہے جس پر گواہ ہو؟ اگر ہم اس طرح سے اللہ کے وجود کی اور اس کی وحدانیت کی گواہی نہ دیں تو۔ فوری بعد آنے والا مسئلہ یہ ہوگا کہ ہم مسلسل اس وسوسے سے بھری ہوئی زندگی جیئیں گے کہ اگر اللہ نے پوری کائنات کو پیدا کیا تو اللہ کو کس نے پیدا کیا ؟ تخلیق ہونے کا مطلب ہے کہ خود بعد میں پیدا ہونا ۔ مطلب یہ ہے کہ خود تخلیق ہونے سے پہلے اس چیز کا ہونا ضروری ہے جو تخلیق کر رہی ہے۔ میرے ہاتھ میں دیکھا جانے والا کپ اگر بعد میں وجود میں آیا ہے تواس کپ کی تخلیق سے پہلے، اس کو وجود میں لانے والی کوئی چیزخود موجود ہوگی۔ تواس کپ کے تخلیق ہونے کا مطلب ہے کہ اسے وجود میں آنے کے لیئے پیدہ کرنے والی چیز کی طاقت کی ضرورت ہے۔ اب اس ٹیبل لیمپ کو سورج فرض کر لیتے ہیں۔ اور اس ریموٹ پر پڑنے والی روشنی بھی۔ سورج سے ہے یہ ہم جانتے ہیں ۔ اگر کوئی پوچھے کہ ریموٹ پر روشنی کہاں سے آرہی ہے تو ظاہر ہے کہ سورج سے آرہی ہے۔ اچھا تو یہ ماوَس پر آنے والی روشنی کہاں سے آرہی ہے تو یقینا یہ سورج سے آرہی ہے۔ اور یہ پوچھنا جاری رکھے۔ بھئی میں جس چیز کا بھی پوچھوں تو تم کہو گے کہ یہ روشنی سورج سے جھلک رہی ہے۔ اچھا تو سورج کی روشنی کہاں سے آرہی ہے؟ اور دماغ وہاں ساتھ۔ دینا چھوڑ دیتا ہے۔ سورج کی روشنی خود ایک ذریعہ ہے اور اس پر پڑنے والی روشنی خود سورج سے ہے ۔ روشنی سورج پر کس طرح جھلک رہی ہے؟ روشنی سورج پر کہاں سے آ رہی ہے؟ اس طرح کا سوال پوچھنا مکمل طور پر منطقی غلطی ہے۔ اگر وہی شخص دوبارہ پوچھے کہ مہمت بھائی اس ڈیسک پر گیلا پن کیوں ہے؟ یقیناََ، پانی کی وجہ سے ہے تو پھر ، بھائی مہمت ، یہ آپ کی قمیض پر گیلا پن کیوں ہے؟ بے شک ، یہ پانی کی وجہ سے ہے۔ تم سےاگر میں ہر دفعہ پوچھوں کہ گیلا پن کی وجہ کیا ہے تو تم کہو گے پانی ہے۔ اچھا تو پانی میں گیلے پن کی وجہ کیا ہے ؟ اور دماغ وہاں سے بھاگتا ہوا آپ کو چھوڑ دے گا اور گاؤں میں رہنا شروع کر دے گا۔ اس طرح کے سوال منطقی غلطی ہوتے ہیں۔ بالکل اسی طرح، تخلیق کرنے والے سے یہ پوچھنا کہ، “تمہیں کس نے پیدا کیا؟ ” اس پر آپ کا دماغ پیراشوٹ لے کر آپ کو چھوڑ سکتا ہے۔ اس بات کو کسی اور زاویے سے دیکھیں تو، ریاضی میں نارمل نمبرز اور ان گنت نمبرز کا ایک دوسرے کے ساتھ موازنہ کرنا نہ ممکن ہے کیونکہ یہ ایک لامحدود تصور ہے ۔ اسے :قابل گنتی” تعداد کی طرح تصویر نہیں کیا جا سکتا۔ یعنی کسی لامحدود چیز کے ساتھ کوئی سَو ارب چیز مزید جمع کردیں پھر بھی لامحدود ہی رہے گی [یعنی اس کو گِن نہیں سکیں گے۔] کسی لامحدود چیز میں سے 315 کی تعداد کو نکال دیں پھر بھی وہ لامحدود ہی رہے گی۔ گنتی اور لامحدودیت کا تصور ایک دوسرے سے کتنا مختلف ہے۔ تم تخلیق کرنے والے کو، یعنی مصور کو اس کی تخلیق کی ہوئی مصوری سے ملا کر بہت غلطی کر رہے ہو۔ کیا کارپینٹر خود اپنی بنائی ہوئی میز سے مشابہت رکھتا ہے؟ کیا کنٹریکٹر بنائی ہوئی کسی عمارت سے مشابہت رکھتا ہے؟ نہیں۔ لوہارا اپنی کی ہوئی کسی سجاوٹ سے مشابہت رکھتا ہے؟ نہیں۔ یقینا اللہ بھی اپنی بنائی گئی چیزوں یعنی انسانوں سے، مخلوقوں سے مشابہت نہیں رکھتا۔ اس بات کو نہ سمجھنا اپنے آپ میں ایک منطقی غلطی ہے۔ کیونکہ یہ توقع نہیں کی جاسکتی ہے کہ جو تخلیقی کردار رکھتا ہو اس کوبھی تخلیق کیا جائے۔ اب ہمیں اس مسئلے کو اس زاویے سے دیکھنا ہے جیسے مرحوم سعید نورسی کہتے ہیں کہ، “جو موسمِ بہار کو ایجاد نہیں کر سکتا وہ ایک سیب کو بھی ایجاد نہیں کر سکتا۔” کو ایجاد نہیں کر سکتا وہ ایک سیب کو بھی ایجاد نہیں کر سکتا۔” آئیے ایک نظر ڈالتے ہیں کہ ایک سیب کی موجودگی کیے لئے کیا کیا ضروری ہوتا ہے۔ سیب کو پیدا ہونے کے لئے آئٹم کی ضرورت ہوتی ہے ، مزید کچھ عناصر ضروری ہوتے ہیں جیسے کہ معدنیات ۔ جگر کی حفاظت کے لئےسیب کا ایسڈ ضروری ہے۔ نظام ہضم کے عمل کو آسان بنانے کے لیے بائی کاربونیٹ آئن ضروری ہے۔ مٹی ضروری ہے اورساتھ میں ایسی افزائش بھی جو سیب کی تمام تر روحانی پیداوار کو پورا کرسکے۔ سورج کی ضرورت ہے وہ بھی ایسے سورج کی جس کی متواتر حرکت اور اس کے توازن میں کوئی خلل نہ ہو۔ دنیا کا 1,670 کلومیٹر کی رفتار سے اپنے اور سے ایک لاکھ 8 ہزار کلومیٹر کی تیزی سے سورج کے اطراف گردش کرنا اور اس گردش کے دوران صرف اس کہکشاں کے ہی چار ارب ستاروں کا کسی خلل کے بغیر اپنی مدار گھومنا بھی ضروری ہے۔ تو آپ سمجھ سکتے ہیں کہ یہ کہانی بہت لمبی جاسکتی ہے۔ ایک سیب کی تخلیق کے لئے اس پوری کائنات کے تمام مرحلوں کا کسی غلطی کے بغیر ہونا ضروری ہے۔ مطلب یہ ہے کہ سیب کو سیب بننے کےلئے پوری کائنات کا ہونا ضروری ہے۔ ایک ناشپاتی کے ہونےکے لیے بھی پوری کائنات کو تخلیق کرنے کی ضرورت ہے۔ ایک اورنگوٹان [بندر کی طرح کی نسل] کے ہونے کے لیے پوری دنیا کا تخلیق ہونا ضروری ہے۔ ایک مَحمَت کے لیئے(میرے لیئے) بھی پوری دنیا کا تخلیق ہونا ضروری ہے۔ ایک مہمت آسانی سے پرورش نہیں پاتا۔ ہے نہ؟، تمام کائنات کی ضرورت ہے۔ تومطلب یہ ہے کہ کیا سیب کے لئے تمام کائنات کی ضرورت ہے؟ ہاں ہے۔ اس کا مطلب ہے کہ کسی ایک چیز کا محتاج ہونے والا پوری کائنات کا محتاج ہے ۔ لہذا اگر تم ایک سیب کے محتاج ہو اس کے بغیر گزارا نہیں کرپارہے اور سیب خود بھی ایک پوری کائنات کا محتاج ہے، اس کے بغیر گزارا نہیں کر پاتا تو پھر ایک سیب کا محتاج ہونے کا مطلب یہ ہے کہ تم تمام تر مخلوق اور اس پوری کائنات کے محتاج ہو۔ اگر مَحمَت کو (مجھے) ایک گھونٹ پانی کی ضرورت ہے، اور ایک گھونٹ پانی کی ہونے کے لیے بھی پوری دنیا کا ہونا ضروری ہے تو پِھر جسے ایک چیز کی ضرورت ہے اسے یقیناََ پوری کائنات کی ضرورت ہے۔ تو پِھر ہمیں یہ کہنے کی ضرورت ہے کہ اگر سیب کے ہونے کے لیئے پوری کائنات کے موجود ہونے کی ضرورت ہے اور اگر اس وقت ایک سیب موجود ہے تو اس کا مطلب ہے کہ پوری دنیا کی ضرورتیں پوری ہو رہی ہیں۔ تو پھر جو ایک چیز کی ضرورت پوری نہیں کر سکتا وہ اس پوری کائنات کی کسی ایک بھی چیز کی ضرورت پوری نہیں کر سکتا۔ کیونکہ سیب کی ضرورت کو پورا کرنے کے لئے اس پوری کائنات کی ضرورت کو پورا کرنا ضروری ہے۔ اچھا چلو پوچھتے ہیں سیب سے، اور مَحمَت سے، کہ “کیا تمام ضرورتیں پوری ہو رہی ہیں؟” “ہاں پوری ہو رہی ہیں۔” تو پھرایک بار پھر اس پوری کائنات کی طرف دیکھتے ہیں جس کی ہم اپنی آنکھوں سے گواہی دے سکتے ہیں۔ تمام جاندار؛ گیزلز ، خرگوش ، چیونٹی سے پِسُّو تک ، خلیوں سے لے کر نامیاتی پھولوں کے پَتّوں تک۔ جاندارچیزیں، مسلسل، کسی طرح سے کھانے پینے کی ضرورتوں کو پورا کر پا رہی ہیں؟ ہاں کر پا رہی ہیں۔ کہنے کا مطلب یہ ہے کہ ان کے رزق کی ضرورتوں کو مسلسل پورا کرنے والی کوئی ذات موجود ہے۔ جسم کے 1 ملین خلیات اور ہر سیل میں 1 ملین ایٹم مستقل طور پر، یہ جانتے ہوئے کہ کہاں پر کیا کرنا ہے، زبردست طریقہ سے اپنا فرض انجام دے رہے ہیں نا؟ ہاں اور ایک سیکنڈ میں پچاس لاکھ خلیے ٹوٹ کر دوبارہ سے بنتے ہیں۔ کیونکہ مجھے اس کی ضرورت ہے۔ تومیں یہ سمجھتا ہوں کہ اگر لامحدود مدت کے لیئے میری ضرورت پوری ہو رہی ہے تو لامحدود مدت تک میری ضرورت کو پوری کرنے والا موجود ہے۔ کائنات کی ہروہ چیزجس کا ہم نے تھوڑی دیر پہلے ذکر کیا، اس کو ذہن میں لائیں۔ آپ کے ذہن میں جو کچھ بھی آرہا ہے اس کی لامحدود تعداد، جیسے کہ اگر گَیزَلز کے خلیات کی لامحدود اور لامتناہی تعداد تک تمام ضرورتوں کو پورا کیا جا رہا ہے تو تمام ضرورتوں کو پورے کرنے والا جو کوئی بھی ہے، اس ذات کو کسی بھی چیز کی ضرورت نہیں ہے۔ اور ہم اس ذات کو اللہ (عزوجل) کہتے ہیں۔ تو کیا اب تم گواہی دیتے ہو ہر اس چیز کی، جو تم نے ابھی دیکھی ؟

ATEİST SORDU: MÜKEMMEL YARATILDIYSAM NEDEN SÜNNET OLUYORUM?

Hayatımda ilk kez beyaz çorap giydim. Bir gaza geldim ama bakalım. Hep aynı aynı siyah çorabı giyince, hep aynısını giydiğimi zannediyorlar iki yıldır ama. Benim ayağım üşüyor. O yüzden üşütmeyen bir çorap buldum, aynısından 20 tane aldım. Beyaz çorabım çıkıyor mu Sinan? -Bakıyoruz abi hemen. (gülüşmeler) Gözüküyor mu? -Gözüktü abi. Ateizmin yani inançsızlığın en büyük zaaf ve problemlerinden bir tanesi de onlarda yaratıcının yokluğuna dair hiçbir delil ellerinde yoktur. Yani sürekli, bir inananla denk geldiklerinde sorular yöneltirler ama asla ‘Yahu bu da yaratıcının yokluğuna delildir.’ diye ellerinde bir ispat sunamazlar. Şimdi aslında onların içinde bulunduğu durum yaratıcının yokluğuna delil arama durumu değil, bir memnuniyetsizlik durumu. Mesela, siz koskocaman bir tane sultanın bulunduğu bir bölgede yaşayan bir kişi olsanız. Ve o padişahın belli başlı hükümleri olsa. Yani mesela ne diyelim, akşam 8’den sonra dışarı çıkmayı yasak koyuyor padişah. Ve sen bir gün arkadaşınla konuşuyorsun. ‘Kardeşim, bu padişah akşam 8’den sonra dışarı çıkmak yasak diyor mu?’ ‘Evet diyor.’ ‘Ya saçma değil mi kardeşim. Ben neden akşam 8’den sonra dışarı çıkamayayım ki?’ diye bir itirazda bulunuyorsun. Aynı padişah, başka bir hüküm daha ortaya koyuyor. Mesela ne diyelim, Artık cumartesi günleri somon balığı yemek yasaktır diyor. Sen de gidiyorsun, diyorsun ki, ‘Ya bu kadar proteini bol bir balığı, nasıl olur da padişah cumartesi günleri yasaklar? Yani neden pazar değil de cumartesi yasaklıyor? Kardeşim sence saçma değil mi?’ diyor. Dikkat ederseniz ortaya sunulan itirazların hiçbiri padişahın yokluğuna bir delil değil. Padişahın belli başlı hükümleri var ve bu kişiler bu hükümlerden memnuniyetsizce davranıyorlar. Şimdi ateizmin bize yönelttiği sorulara bakalım. Bu sorularda da Allah Azze ve Celle’nin yokluğuna karşı bir delil yok ki. Hep memnuniyetsizlik var. ‘Allah Azze ve Celle neden sakatları yaratıyor?’ Bakın dikkat edin, bu bir yokluk şeyi değil. Ortada bir hüküm var ve bu hükümden bir memnuniyetsizlik var. ‘Allah neden beni 100 yıl önce değil de şimdi yarattı? Gezegenler neden bu halde?’ Bakın dikkat edin yani bu soruların hiçbirinde yaratıcının yokluğuna dair bir ışık, bir emare, bir işaret mevcut değil. Bunların tamamında, az önceki verdiğimiz örnek gibi yani bir sultanın hükümlerinden memnuniyetsizlik nasılsa yaratıcının inkarı değil, ondan ve hükümlerinden memnuniyetsizliğin soruları bunlar yani. Asla inkara delil olamaz bunlar, asla. Yani maalesef dışarıdan öyle görünmese de, bu arkadaşlar inanın akıllarından ziyade hisleriyle hareket ediyorlar. Yani böyle mantıki çıkarımlarla ‘Evet yaratıcı var/yok’ değil, ‘Ya ben bunu sevmedim arkadaşım, benim nefsimin hoşuna gitmedi.’ Yani böyle, biraz da dikkat ederseniz şey oluyor hani. Ben, ben, ben.. ‘Ben niye köle olayım? Ben niye kul olayım? Bana niye bu yapılabilir?’ Yani sonuç olarak akli ve mantıki çıkarımlar değil, aslında hissi yaklaşımlar var. ‘Dünyaya sakat gelenlerin hakkı yenmiyor mu?’ diye bir soruyla birlikte başlayalım. Birinci olarak, şu cümleyi bir iyi öğrenmemiz lazım. ‘Eğer mülk sahibi Allah Azze ve Celle’yse, mülkünde de istediği gibi tasarruf eder.’ Bunu bir anlamamız lazım. Şimdi mesela, ben bir gün sizi evime yemeğe davet etsem, ardından sizden birisi gelip dese ki, ‘Ya Mehmet, senin bu duvarlarını artık biz pembeye boyamak istiyoruz. Işıklarını da sökelim yerden olsun. Duşakabini de tavana koyalım, sen artık tavanda duş al.’ falan dese, ‘Hayırdır lan?’ derim. Niye, çünkü mülk benim. Mülk benimse eğer, mülk sahibi mülkünde istediği gibi tasarruf eder. Yani diğeri ona karışamaz. Madem dünyanın ve evrenin mülkü Allah Azze ve Celle’ye aitse tabii ki de istediği gibi tasarruf edecektir. Şimdi sakat doğanların suçu nedir gibi bir soruda, mesela gözleri olmayan bir çocuğun hakkının yenebilmesi için o çocuğun yaratılmadan önce de gözlere sahip olması şarttır. Haksızlık, ödenmeyen bir haktan dolayı ileri gelir. İnsanın Rabb’ine karşı öne sürebileceği ne hakkı var ki onun karşılığını alamadığından dolayı bir memnuniyetsizlik, bir haksızlık var diyebilsin? Benim, ben diyebilmem için bile, önce beni bir ben yapması lazımken sen ne hak talep edebilirsin? Mesela şöyle hayal edelim, birisi kapıdan girdi. Biz de burada dört kişiyiz. Geldi hepimize 50’şer lira altın verdi. Sinan sana 50, Cio sana 50, Yunus sana 50 altın verdi. Bana da geldi 5 altın verdi. Bir sebebin karşılığında mı verdi bunu? Hayır, durduk yere verdi. Ben de memnuniyetsizlikte bulundum dedim ki, ‘Allah Allah ya, onlara 50’şer altın veriyorsun da bana niye 5 altın veriyorsun mübarek adam?’ dedim yani. Bak durduk yere altın veriyor. Bu adamdan benim böyle bir hak talep edebilme şansım var mı? Asla yok. O adam kafama vurur, ‘Ver lan memnun değilsen.’ der, 5 altını da alır, onu da alır sizlere dağıtır. E benim yaratılışımda benim bir hak talep edebilme şansım yok ki. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder. Ben de onun bir mülkü, bir memluküyüm. O zaman madem tasarruf hakkı O’nundur, ister bu gözü buraya koyar, ister koymaz. İster bu parmağı buraya koyar, ister koymaz. İster bu kolu buraya koyar, isterse de koymaz. Çünkü tasarruf mülk sahibine aittir. İkinci meseleye şöyle bir giriş yapalım. Cenabı Allah, bazen insanın bir ayağını alır ama onun karşılığında ona ahireti verir. Ama biz bu tür meselelerde ahiret yok gibi hayal ettiğimizden ‘Hayır ben her şeyi dünyada istiyorum, bir hak mı var dünyada istiyorum, adalet mi var, dünyada istiyorum.’ Bunların hepsini dünyada istediğimizden yani 60 yıllık, takribi diyelim, bir dünya var bir de sonsuz bir ahiret var. Bütün hesabını buraya göre yapıyorsun yani, bunları hiç yan yana düşünmüyorsun. E böyle nasıl mantıklı bir çıkarımda bulunabileceksin? Şimdi burası bana ait 1 milyon dolarlık bir kafe olsun. Mülk benim. Ondan sonra, çalışan bir çocuğa bir gün vicdanım depreşiyor ve diyorum ki, ‘Evlat gel buraya. Sen bu 10 bin m² büyüklüğünde 1 milyon dolarlık benim kafemi al, diş fırçasıyla 24 saat içerisinde temizle. Yerleri, tuvaletleri, klozetleri. Diş fırçasıyla bu kafeyi tamamen temizledikten sonra, tam bir gün sonra tam 24 saat sonra, ben zaten göçüp gidiciyim bu kafenin bütün mülkünü artık sana vermek istiyorum.’ diyorum. 24 saat içinde kafeye hangi müşteri gelirse gelsin o çocuğa çok acıyan gözlerle bakar. Der ki, ‘Aman Ya Rabbi ne vicdansız adam, sahibine bak sen. Diş fırçasıyla tuvaletlerine kadar, bardaklara kadar bir diş fırçasıyla bu çocuğa 10 bin m²lik alanı temizletiyor. Ama tam 24 saat sonra, tamı tamına 24 saat sonra o çocuğun üzünülecek bir hali kalabilir mi sizce? Kalmaz. Çektiği 24 saatlik bir zahmet sonucunda elde ettiğine bakabilir misiniz? Hiç kimse bu denklemdeki o çocuğa üzülmez, bilakis mutlu olur, hatta imrenir. ‘Ya keşke bana da yapsalardı da benim de böyle bir kafem olsaydı.’ diye. Aynı mantıkla, Allah Azze ve Celle dünyada kısa bir süre içerisinde kol, el, diz, göz, belli başlı şeyleri senden yoksun kılabilir. Ama bunun karşılığında az önceki kafe örneği gibi, sana hiçbir hakkın hakkın olmadığı halde sonsuz bir hayattan kasırlar, sevdiklerinle muhabbetler verecekse nasıl bir vicdansızlık, sen buna itiraz ediyorsun ha? Allah, ayağını almakla o kimseye zaafını, aczini, fakrını bildirir. Belki kulluğunu unutacaktı, kulluğunu hatırlatır. Kalbini kendisine yöneltip, bütün duygularını inkişaf ettirir. Yani çok az bir şey almakla, çok bir şey vermiş olur. Demek zahirde olmasa, biz anlayamasak bile hakikatte o alınan ufak parça, Allah’ın büyük bir lütfudur aslında. Çünkü bu oyunun bir amacı var; Rabb’ini tanı, O’nu bul, O’na itaat et. Ve bu, oyunun amacına onu sevkediyorsa, işte oyunu kazandıracak hamle belki burasıdır. Soruyu soran arkadaş şu soruyla devam ediyor. Devam ediyor derken, yani aynı soru geldi. Hani, zihinde varsayımsal olarak değil. ‘Tamam Mehmet abi, bunlarda problem yok. Peki Allah her şeyi mükemmel yaratmışsa, ben neden sünnet oluyorum ki?’ Şimdi burada bir tane problem var. Onu çözdük mü hepsini çözeceğiz. Mükemmellik kelimesinin onlardaki karşılığıyla gerçek karşılığı arasında hiçbir ilişki yok. Bütün problem burada. Mükemmellik ne demek? Onlar, kendilerine göre arıza ve sorun çıkarmayan her şeye mükemmel diyorlar. Ama mükemmel demek, bir şeyin yaratılış gayesine hizmet etmesi demektir. Peki ya gaye nedir? Marifetullah, yani Rabb’ini tanımak. Tekrarlamak istiyorum. Bir şeyin mükemmelliği onun sürekli varlıkta ve sorunsuz şekilde kalmasını gerektirmez. İnsan en mükemmel varlıktır ama ölüme mahkumdur. Mükemmellik kavramında, her varlığın kendisine mahsus yanlarına dikkat etmek zorunluluğu var. Bir devenin boynunu bir filin kuyruğuyla kıyaslayamazsın. Biri için uzunluk, diğeri içinse kısalık makbuldür. Bir karıncanın ince belini, Hacivat Karagöz oyunundaki kuklalar için kullanmak komiklik olur. Fakat karıncalar için o ince bel, tam bir mükemmelliktir. Tekrar hatırlatmak istiyorum. Mükemmellik demek, bir şeyin sorun çıkarmaması demek değil, amacına hizmet etmesi demektir. Senin gözünde sağlık mükemmelliktir, benim gözümdeyse hastalık kadar sağlık da mükemmelliktir. Neden? Çünkü yaratılış gayeme sağlık kadar hastalık da hizmet eder. Eğer ben hasta olmasaydım, biri de deseydi ki ‘Senin yaratıcın Şafi’dir, şifa vericidir.’ Hasta olmayan bir Mehmet, şifa vermek ne demek nasıl anlayacaktı? Demek ki hastalık mükemmel bir şey. Tokluk kadar açlık da mükemmelliktir. Eğer ben hiç acıkmasaydım, birisi de ‘Senin Rabb’in Rezzak’tır, rızık vericidir.’ deseydi acıkmayan bir Mehmet, rızık vermek ne demek nasıl anlayacaktı? Demek açlık, amacına hizmet edip Rabb’ini tanıttırdığından dolayı mükemmel bir şey. Kainatın her tarafında aynı mükemmelliği aramak yanlıştır. Her şey zıttıyla bilinir kaidesince ilahi hikmet, güzelliği, çirkinlikle bildirmeyi uygun görmüştür. Risalei Nur’da çok güzel bir cümle var, çok güzel. ‘Güzelin güzelliğini arttıran, çirkinin çirkinliğidir.’ der. Mesela bir araba almak için bir mağazaya gideriz. Bilirsiniz o satış yapan arkadaşlar da kabiliyetli arkadaşlardır. Böyle ‘Ya şu arabayı alsam mı? Ama kararlı mıyım, kararsız mıyım?’ muallakta kalırsın. Sana o arabadan daha kalitesiz üç tane modeli anlatır. Der ki, ‘Bu model şöyle, ama sizin seçtiğiniz arabanın frenleri daha böyle. Bu araba böyle ama sizin seçtiğiniz arabanın şanzımanı, rot balansı çok çok daha kaliteli. Bu araba böyle ama sizin arabanın camında hız göstergesi de mevcuttur.’ diye bir sunum yapar. Sizce neden o arabanın sunumunu yapmak yerine daha kalitesizlerin sunumunu yaparak sizi tatmin etmeye çalışır? Çünkü güzelin güzelliğini arttıran, çirkinin de çirkinliğidir. Söz gelimi, gecenin karanlığı, ayın mehtabını çok daha güzel gösterir. Bu yüzden mehtaplı geceler, aşıkların divanına geçmiştir. Şeyde de var değil mi? ‘Sessiz sessiz ağlar gibisin, vay aman Güneş doğar kaybolursun vay aman Yakamozsun sen’ Telif yer miyiz buradan? Bu kötü sesle yemeyiz lan. Cidden yer miyiz? Işığa güzel, geceye çirkin dersek, mehtabın güzel ışığının güzelliğini arttıran şey gecenin karanlığının çirkinliği olmuştur. Böyle olmasa nasıl kıyaslama yapacaksın, böyle olmasa mertebeler nasıl ortaya çıkacak? Demek ki senin soruda sünnet olmaya kusur diye sorduğun şey, hayır bir kusur değildir. Sen güzelliği ve mükemmelliği sadece fiziksel olaylara sıkıştırdığın için anlayamadığın bir şeydir. Kaldı ki sonradan kesilmesi istenen tek şey sünnet yeri de değildir. Tırnaklarımız, saçlarımız, koltuk altı gibi belli bölgedeki kıllarımız. Bunların hepsi sonradan uzar ve sonradan kesilir. Hatta bir bebeğin göbek kordonu da kesilenler listesindedir. İnsanın güzelliği ve mükemmelliği sadece biyolojik ve fiziksel olgularla sınırlı olmayıp, ruhi, kalbi, nesebi, ahlaki değerler gibi psikolojik, sosyal ve manevi boyutların da güzellik ve mükemmelliği vardır. Bu pencereden baktığımızda, senin kusur gibi gördüğün kesilme ve sair gibi faaliyetler Cenabı Allah’ı anlama ve tanıma noktasına bir basamak, bir merhale, bir pencere daha oluyorsa eğer işte o mükemmelliğin ta kendisidir, asla kusur değildir. Çünkü yaratılış gayesine hizmet etmektedir. İnanmayan arkadaşlarda bir diğer zaaf da şudur; Kafasında birçok soru vardır, hani başta konuşmuştuk bunu. Onlarda bir ispat değil, bir soru var. Bu soruları onlara geri yönelttiğinde onlardan da bir dayanak alamazsın. Mesela sultanın hüküm ve kurallarındaki memnuniyetsizlik örneği gibi, ‘Ya bu gezegenlerin dizilimi neden böyle? Neden ben oraya zıplayamıyorum? Neden böyle yapamıyorum?’ falan gibi bir soru yönelttiğinde sen de ona sorsan, ‘Peki tamam. Sence gezegenlerin dizilimi nasıl olsun ve neden böyle olsun?’ E sen de bir karşılık alamıyorsun. Yani bunu da bir düşünmek lazım. Bir çocukluk arkadaşım var. Ateist. Böyle yılda bir kez, iki yılda bir kez denk gelip görüşürüz onunla. Oturur bir çay içeriz. İstişare ederiz ortalıkta. Bir gün böyle bir mesele açtı yine konulardan. Tabii bu meseleleri konuşuyoruz sürekli. Bir gün şey demişti, ‘Memhmet seni 6 yıl önce tanımış olsaydım iman ederdim.’ demişti. O bana bir ümit ışığı oldu. Yani o yüzden, o daha nefes almaya devam ediyor. Bırakamadım onu o yüzden. Bir gün yine oturduğumuzda şöyle bir konu açtı. Dünyada zulüm var dedi, çocuklar ölüyor dedi, şöyle dedi böyle dedi. Allah niye buna müsaade ediyor dedi. ‘Kardeş bir dakika.’ dedim. ‘Bir dakika. Sen Allah’a inanıyor musun?’ dedim. ‘İnanmıyorsun. Hayır inanmıyorsun. (haşa) madem bir yaratıcıya inanmıyorsun, (haşa) o yaratıcı olgusunu dünyadan çıkaralım mı? Çıkardık tamam. Var mı şu an dünyada yaratıcı (haşa)? Hayır yok. Peki bu zulümleri kim yapıyor?’ ‘İnsanlar birbirine yapıyor.’ dedi. ‘Tamam yaratıcıyı geri koyalım.’ dedim (haşa). ‘Şimdi kim yapıyor? Gene insanlar birbirine yapıyor. Neden inanmadığın bir Allah’a suç atıp duruyorsun ki?’ dedim. İşte inanmayan arkadaşların diğer bir zaafı da ortaya çıkıyor. Şöyle ki, beğenmedikleri ve suçlayacakları hangi mesele varsa, inanmadığı bir yaratıcıya suç atıp duruyor. ‘Sizin Allah’ınız niye böyle yaptı?’ diye. Hani yoktu? Niye suçu ona atıp duruyorsun? (haşa)


İngilizce

It’s my first time wearing white socks I feel unstoppable… Been wearing black socks for 2 years so they think I never change them My feet are cold, I found socks that keep me warm and bought 20 pairs Capture my white socks -Let’s see Can you see them? -“Yes, we got ’em” One of the biggest problems and weaknesses with atheism is that, They’ve absolutely no proof that God doesn’t exist Every time they face a believer, they always ask questions but these are never proofs for God’s nonexistence. They never provide any evidence Their position is not to look for evidence for God’s nonexistence It’s a matter of dissatisfaction… For example, if you were a person who lived in the same town as a great leader And if this leader had certain rules, For example, -“It is forbidden to go out after 8pm” You discuss this with your friend -“Does our leader forbid going out after 8? -“Yes, he does”. “Isn’t this rule non-sense? -“Why should I be stopped from going out after 8? The same leader brings another restriction: For example; -“Eating salmon on Saturdays are prohibited”… You say to yourself -“How could he ban the consumption of a fish with so much protein on Saturdays? -“Why not Sunday or Monday?! You say -“Isn’t this weird!?” Be careful, none of these arguments are evidence for the non-existence of the leader There are certain laws that the people are rejecting and they’re dissatisfied Let’s look at the questions that Atheism brings forward? There’s no proof there for God’s non-existence! It’s just dissatisfaction… -“Why did God create the disabled?” Not a proof for non-existence There’s a law and people are dissatisfied with it -“Why didn’t God create me 100 years ago instead of today? -“Why are the planets aligned this way?” You see, none of these are circumstantial evidences for God’s non-existence All of these are examples of, Dissatisfaction upon the Creator’s laws. Not a rejection of the Creator’s existence These can not be evidences for rejection, never! Although it may not look like it, these people are reacting with their emotions and not with their logic These are not logical conclusions leading to the approval/disapproval of God’s presence More like -“I don’t like this, my inner desires don’t enjoy this Creator idea” Pay attention, it’s mostly -“Me, me,me” -“Why should I be a slave? -“Why should I obey?!” These are not conclusions derived by logic but more emotional approaches They asked me -“Is it not fair to be born disabled?” First of all, we have to learn this sentence: “If wealth/property is owned by God, then he can do so as he wishes with that property We’ve to grasp this For instance, If I invited you over for dinner and you told me that: -“We want to paint your walls pink in color!” -“Also, let’s remove those lightning fixtures” -“Let’s hang your bath from the ceiling so you shower in the air…” I’d say “What the heck dude?” Why? Because it’s my property, I should be able to do as I wish with my property You can’t interfere with my belongings If all of the property is owned by God, of course he’ll do as he wishes with that property! Coming to the question of unfairness for the disabled In order to say it’s unfair to be a blind kid, that kid should’ve had eyes prior to creation as well Injustice comes from personal rights not being served or given What right do we have against the Creator? How can we be entitled to these rights? How can we be dissatisfied against God for rights that we’re not even entitled to? Even for me to claim certain rights, I’ve to be initially created from non-existence How can you be entitled to these rights? Imagine this; someone walked through the door, there’s 4 of us here Imagine he gave each of us 50 gold coins Sinan 50 for you, Cio 50 for you, Yunus 50 for you, But when it comes to my turn, he gives me just 5 coins Was this given for a reason? -No, he gave it away without a cause I go -“Dude, you gave 50 coins to everyone but gave me just 5!” “Why’d you give me only 5 coins brother man?” Look, he’s giving away free coins. Can I be entitled to 50 coins? Did I deserve this? No, not at all. He can take these coins back any minute. He can take back my 5 coins and give it to others again. Similarly, I wasn’t entitled to be created, how can I ask for additional entitlements? God can do as he wishes with his property I’m also part of God’s property If he’s free to do as he wishes, if he wants he can put a functioning eye there If he wants, he can put a finger here or won’t put a finger here If he wants, he can place an arm here, or he won’t Because he’s free to make decisions with his property Let’s talk about the second issue; Sometimes almighty Allah can take away someone’s leg but will give the heaven in return But we discuss these issues as if life-after-death doesn’t exist We say “I want everything on Earth, give it to me now” Let’s see, there’s a roughly 60 year of life on Earth and then there is an infinite afterlife. You make all your calculations according to this world, never put the two together. How can you make a logical decision within that frame Imagine this place as a cafe worth 1 million dollars, owned by me. Then I pick one worker and I say “come here” I say -“You take this 10,000 square meter, million dollar worth cafe and clean it all up using a single toothbrush in 24 hours” “Clean the floors, bathrooms, the walls, clean it all in 24 hours and when you’re done… -“Exactly 24 hours later, this whole property will be all yours. I’ll give it away since I’m getting old and will retire. For the 24 hour period, people who visit will feel so bad for the poor worker They’ll say “oh Gosh, what a cruel man, torturing this kid with all this work. He’s making him clean 10,000 square meter place with a single toothbrush” But exactly 24 hours later, should we feel sorry for that kid anymore? Of course not. He was exhausted for 24 hours but look at his grand prize. No one would be sorry for the kid, some would even be jealous for him.They’d say “I wish I could work 24 hours and then own a million dollar cafe!” With the same logic, almighty Allah can take away your arm, leg, knee, eye or certain things away from you for temporarily. But in return, if God is giving you prizes from an infinite universe like palaces, beaches, getting back your loved ones etc., even though you don’t have any right to claim these… How can you claim that this is cruel? How can you reject these kind gestures? By taking away a leg, God helps him/her realize their helplessness and their weaknesses. Maybe he was going to be disobedient, this will be a reminder Maybe it’ll allow his/her heart to turn to God and develop all of their true sensations By taking away a little, God may be giving away a lot. It may not appear so, but in reality, small piece that was taken away can be such a great blessing Because this game has a purpose; find, understand and obey your own creator. If disability causes one to grasp the purpose of this game, this may be the missing piece for them to win the game. After answering this, another question comes to mind: -“Alright, I understand all that but if God has created everything perfectly, then why do I have to be circumcised?” There is a major problem here, if we can solve it, we can solve all these puzzles There is no relationship between the word “perfection” in their minds and “perfection” in reality… That’s the gist of the issue. What is “perfection”? They call things with no issues or problems “perfect” But “perfection” is something that serves and handles its exact purpose for creation… What is purpose then? Understanding God… Let me repeat, perfection doesn’t mean that object will be without issues or in existence forever Mankind is the most perfect creature but has to obey to death… In perfection, every creature has to stay consistent with their specific characteristics You can’t compare a camel’s neck to an elephant’s tail. Long length is optimal for one but short length is optimal for the other It’d be funny to use an ant’s thin thorax to make a puppet for a kid’s show But for ant’s that thin thorax is indeed “perfection” I want to remind you again; Perfection is not an object with no apparent issues, it’s that object in accordance with its true purpose In your eye, health can be perfection But for me, disease can be as much of a perfection as health Why? Because disease is in line with your purpose of creation as much as health If I never got sick and someone said: -“Your creator loves to care and give health” If I never got sick, how could I grasp what giving health/caring means? Then disease is indeed perfection Hunger is as much perfection as being full. If never got hungry, and someone said: -“Your creator is Rezzaq (The-all provider)” How could I grasp this great provider if I never got hungry? So hunger is perfection because it serves its purpose and makes you grasp our creator We shouldn’t look for the same perfection everywhere in the universe With the rule of “everything is recognized by their mere opposites”, divine wisdom lets us grasp beauty with the presence of the ugly There’s a great sentence in Risale-i Nur (Infamous Quran tafsir by Said Nursi) -“What increases the beauty of the beautiful is the ugliness of the ugly”… For ex., we go to dealers to buy a car. You know these salesman are darn good at their job… You won’t be able to decide between which car to purchase but then the dealer will show you 3 models worse than the car you like. He’ll say: Here’s this model but the one you chose has better brakes This car is good but your choice has much better road balance This car is good but yours has a digital speed indicator Why do you think instead of discussing your original choice, is he showing you the lesser models? Because -“What increases the beauty of the beautiful is the ugliness of the ugly”… Great quote: “The darkness of the night makes the moonshine even more magnificient” That’s why nights with the full moon are commonly featured in love poems There’s also… (Starts singing a famous Turkish song) -“You seem to cry quietly, oh dear, Sun will rise and you’ll be gone, oh dear -“You are the sea sparkle…” Will this be blocked by copyrights dude? With this voice of a serial killer, we shouldn’t 🙂 Really? Response: It will If we say light is beautiful and the night is ugly, then realize, what makes the moonshine beautiful is the ugliness of night’s darkness. If that’s not the case, how could you compare? How could you rank or order things? So circumcision is not a fault as the questioner claims… You can’t grasp this because you’re limiting beauty and perfection to physical phenomena Also, that’s not the only body part that we have to alter We’ve to cut our nails, hair, underarms etc. All of these get longer and we eventually cut them. We even have to cut the umbilical cord… Mankind’s beauty and perfection is not limited to biological and physical traits… Our perfection includes the heart, the soul, ethics, psychological and social traits. These all have a beauty and perfection of their own Looking at it from this window, actions that you see as faults such as circumcision If they’re getting you one step closer to understanding and recognizing God then this indeed is perfection itself. It’s not a fault whatsoever… Because it’s serving the purpose of its creation Non-believer friends have another frailty as well; They’ve many questions in their minds, like we discussed before None of these are evidences, just mere questions. When you reflect these questions back, you can’t get a solid response either Just like the example of the leader’s restrictions, -“Why are the planets aligned this way?” -“Why can’t I jump here? -“Why can’t I do such and such? If you return these questions back and say “Okay, how should the planets be aligned and why should it be like that?” You won’t be able to get a respond either, we should recognize that as well. I’ve a childhood friend who is an atheist Once in the blue moon we come together and chat Drink some tea together, discuss things One day, similar topic was discussed as we always do He said -“If I met you 6 years ago, I would’ve started worshiping” That was a glimpse of hope for me, that’s why I’m still in touch with him, there’s still a speck of life there He told me one day: -“There’s violence on Earth, kids are dying etc. etc. -“Why is God allowing this?” I said “One second, do you actually believe in God? No, you don’t. If you don’t believe in a creator… Let’s assume that there’s no God for a second (may God protect us) Assume that there’s no God as we speak… No God… Then who is committing this violence? He said -“Mankind is commiting this violence”… Now let’s put God back in, now who’s committing the violence? “Still mankind committing the violence” Why do you keep blaming a God that you don’t even believe in!? This is another weakness of the non-believer Any situation that they don’t like, they throw the blame onto the creator… In the form of -“Why did your God do this” Wasn’t God a fake idea? Then why are you scapegoating God?

İngilizce

This is how the story got started… China with a population of 1.4 billion Tortured our Uyghur friends in ways that are not even imaginable They force-married Uyghur Turkic women with Chinese men After seeing these events unfold… This is a country with a population of 1.4 billion, a huge economy and a tremendous growth, who’s going to stop them? How will this torture be stopped? Then I remembered… Allah, the one who stopped the pharaoh with an ant, the one who stopped King Antiochus with a fly, can sometimes shake the whole world with a small little microbe China can not export any products at the moment Most of the household products that we use today are produced in China All of their airports are shut down, all of their economy has to come halt, even Daud Kim who visited us last week, can’t go back to Korea because the borders are shut All of this was caused by a tiny little microbe named Coronavirus It’s suggested that there are many unreported cases and deaths worldwide And people who are exploiting these times are making money by selling at crazy high prices Let’s look at the things that have happened in 2020 thus far… Earthquakes in Elazig and Malatya cities resulting in deaths of 43 people… Avalanche in Van city resulting in 41 deaths 8 soldiers were martyred in Idlib/Syria An airplane crashed in a small airport in Istanbul resulting in 3 deaths and 180 casualties 34 soldiers were martyred in Idlib/Syria In Australian wildfires, 34 people died and 1 billion 250 million animals were killed In the same time, 5000 camels were killed in Australia There were 100,000 cases of the Coronavirus pandemic. In surah Al-Anfal it says… -“When fitnah comes upon you, it won’t only damage the tyrants among you!” When we further examine these catastrophies… The fact that these crazy events took place in under 3 months… Should wake us all up because they’re so meaningful. For example: You’re sitting at home one day and the door knocks… They’re knocking on the door loudly… You just keep living your normal life as if nothing happened But the knocking continues even faster You’re still sitting at home wondering where to noise is coming from.. The door is knocking even faster… Aren’t these noises trying to tell you something? When you hear this noise, you’ve to get up and answer the door! What if that earthquake is also trying to tell you something? If we just look at this from a theoretical, mathemetical viewpoint… -“The door knocked 3 times last minute… 2 more times 10 seconds ago -“The door was knocked 5 times with heavy hits” We’d respond by saying: “What’s wrong with you? There’s a purpose behind that knocking, get up and answer the door!” Don’t we do the same in an Earthquake… -“There was a 5.8 magnitude earthquake” We do the same in a virus… -“Thousands of people have been infected by a virus” We do the same in avalanches and other catastrophies -“There was an avalanche burying X number of people” -Is it possible that the one who caused the earthquake and the avalanche is trying to tell you something meaningful? -Yes, it’s possible -“I’m not happy with the direction of mankind, their sole purpose of creation is for them to recognize me but they’re so lazy in trying to understand my existence” In my personal opinion, this message is not only for the non-believers but also… These happen as a result of believers like us are acting lazy and complacent in creating projects to reach mankind And if you ask me, the fact that believers are behaving like the non-believers is going to attract more of these catastrophes in the future God’s wreckage is taking place and it’s saying: -“I’ve sent upon you earthquakes, avalanches, catastrophes and I knocked on the door Open the door… Why has the one with so much power and will has come all the way to your door? What message has it given you? What does it want from you? It wants you to finally understand it! 2nd of all… When you’re looking at the situations from the perspective of God, there’s a clear message Now let’s examine everything from the perspective of mankind What is my responsibility then? Submission to God… Appointing God as your sole attorney against all of the trials you’ve been put upto Let’s brake down submission to God 1st part, humans usually… Will not try/work their hardest… Will not take the necessary precautions… And will leave everything upto God This is a form of submission that God does not want For ex., if this virus is on our doorstep, Without taking such simple precautions such as washing hands properly and keeping contacts with other to a minimum.. Saying -“Wallahi I trust in God” Is not the submission to God that God is looking for! Let’s go to the 2nd part Humans will do everything they can but won’t leave the result to God This is not the form of submission that God wants A small microbe that my eyes can’t even see What can I do? I can wash my hands, be careful in public… I can try not to panic, try not to turn my life into a prison If after all of these steps, you’re still a little worried and you cry… -“God, what am I going to do? What will happen to me?” These cries are not how to submit to God either. God is not seeking this sort of a reaction This 2nd alternative can be understood easily by this example: You know how you study so much before a college final and stress immensely without having a true trust in God. That’s our 2nd example of submission and God does not want that The 3rd example: People will do the most they can with their abilities, take all the precautionary steps and leave the results to God They’ll say: -“Best thing that can happen to me is the final destination that you determined” This is how we should act After taking all of the precautionary steps that are necessary… We have to leave the rest to God and trust him Undoubtedly, this is the reality! Death that people are trying to run away from is the reality! We’re not running away because we’re scared of death… We’re scared of death because we’re running away from it Can you run away from God’s fate!?

Türkiye’nin Konuştuğu Hasan’ın Hikayesi

Doğma büyüme Ankaralıyım ama aslen Çankırı Ilgazlıyım. Ben 1.5 senedir dışarda kalıyorum. Sokakta yaşıyorum evet, ben Yani param olursa otelde kalıyorum ama param genelde olmuyor. Şey, haftada bir kere falan anca oluyor. Allah’a çok şükür ama oluyor yani haftada bir kere de olsa otelde kalabiliyorum, sıcak bir battaniye yorganın altında yatabiliyorum. Duşumu alıyorum, çorap, çamaşır alıyorum. Allah insanları sınar ve Allah bana taşıyamayacağım yükü vermiyor. Ben şu an şey, genelde metronun dibinde yatıyorum. Kepenkler kapandığı zaman, gece 1’de kapanıyor. Yere karton seriyorum, havalandırma sıcak üflediği için orda yatıyorum ben. Allah insanlara taşıyamayacağı yükü vermez Ve benim de bir yerde hayatım değişecek Benim de evim olacak, işim olacak, düzenli bir hayatım olacak. Ben buna çok inanıyorum. Çınaraltı logosu Bir iki gün önce sosyal medyada Hasan’ın videosunu görmüşsünüzdür Hasan, bizim kendi şehrimizde -Ankara’da- yaşayan ve sokaklarda kalan, metroda kalan bir kardeşimiz. Ama o hikayede aslında bir cesaret, bir inanç, bir şükredişin bir nimetlendirilişin hikayesini de aynı zamanda görmüştük. Güzel Hasan kardeşimizin o videoda söylemiş olduğu iki tane kelimeyi hatırlatmak istiyorum size. Bunlardan bir tanesi: “Allah insanları sınar.” Diğeri de: “Allah insanlara taşıyamayacağı yükü vermez.” Evet, Bediüzzaman hazretleri Risale-i Nurda: İman tevhidi tevhid teslimi teslim tevekkülü ve tevekkül de saadet-i dareyni (iki dünya mutluluğunu) iktiza eder(gerektirir) diyor. Yani ne demek istiyor? Hasan öyle bir Cenab-ı Hakk’a iman etmiş ki onun varlığından ve birliğinden öyle bir emin olmuş ki kardeşim. Bu emin oluşu onu tevhide ve o tevhid de, -yani Allah’ı birlemek de- onu teslime götürmüş. Evet tevekkül eden adamın kalbi, aklı, ruhu, kardeşim rahat olur, sakin olur. Bütün yüklerini Cenab-ı Hakk’a bırakmıştır. Hasan’da ne vardı? Bakıyorsunuz, sanki bizim giydiğimiz kıyafetler gibi şeyler giymiyor bizim yaşadığımız evlerde yaşamıyor hatta otelde haftada bir gün kalıyordu. Peki o videoda Hasan’da gördüğümüz şey, o sıcaklık neydi? İşte Cenab-ı Hakk’a olan iman, Cenab-ı Hakka olan teslimiyeti, tevekkülüydü. Bu yüzden de işte kardeşim saadet içindeydi, mutluydu. Çünkü kalbi huzurluydu. Tevekkül neydi? Tevekkül peygamber efendimiz (aleyhisselatu vesselamın) hadis-i şerifinde bahsetmiş olduğu “Eğer siz, Allah’ı hakkıyla tevekkül ederseniz sabahları karınları aç olarak gidip akşamları tok olarak dönen kuşların rızıklandırılması gibi rızıklanırsınız.” diyor peygamber efendimiz (aleyhisselatu vesselam). Kuş demişken: Hiçbir kuş yoktur ki, çırpınmadan gökyüzüne ulaşmış olsun. Evet kardeşim, bazen çırpınmamız gerekiyor, mücadele etmemiz gerekiyor ki; hürriyete, tevekküle ulaşabilelim. Cenab-ı Hakk ne diyor: “Fefirrû ila(A)llâh.” ( Zariyat suresi 50.ayet.) Yani Allah’ a firar edin. Allah’a uçun. Evet, yükleri olan bir kişi nasıl uçabilir ki? Tevekkül işte böyle bir şey kardeşim “Yüklerini yere bırakmak.” “Yüklerini Allah’a bırakmak.” Hangi yükün varsa fark etmez Allah’a teslim olup Allah’a tevekkül eden kişi İşte Hasan’ın yaşamış olduğu hakiki -böyle- saadeti, mutluluğu kazanmış olur. Hasan, hem tevekkülü hem ümidi hem de kanaati, yani bu üç tane ana manayı çok iyi bir şekilde denklemine oturtmuştu. Hasan biliyordu ki Cenab-ı Hakk’a ellerini açtığı zaman, dua ettiği zaman Allah onun duasına icabet edecek. Çünkü Hasan umutluydu hem de ümitliydi. Kanaat demişken, kanaate Üstad ne diyor: “En büyük hazine, en büyük zenginliktir.” diyor. O videoda bahsetmiş olduğu otel odasında bir gün kalması veya yatacak yerinin soğuk olması, hava üfleyen klimanın orda yatması, Aslında Hasan bunlara kanaat etmişti ve şu anda da bu kanaatinin neticesini görmüştü Hasan. Birisi ona yardım elini uzatmıştı, Allah onun duasına icabet etmişti. Tevekkül böyle sadece olumlu manada değil, yani her halde, her anlamda Allah’ı kendine vekil kılmak kanaat etmektir yani. Çünkü sen biliyorsun sonucunu Allah’a bırakmışsın tevekkül etmişsin. Olumlu veya olumsuz olarak fark etmez o duruma kanaat etmek gerekiyor, o duruma şükretmek gerekiyor. Hatırlıyorsanız videoda Hasan ne diyor: “Allah beni şu an sınıyor.” “Allah benim yüzüme bakacak bir yerde.” “İnşallah ben de güzel bir hayat yaşayacağım.” Evet kardeşim, Hasan umudunu hiçbir zaman kaybetmemişti. Her gün belki her an Allah’a dua ediyordu. Üstad hazretleri Risale-i Nur eserinde: “Dua eden adam anlar ki birisi var, onun hatırat-ı kalbini işitir. Her şeye eli yetişir, her arzusunu yerine getirebilir. Aczine merhamet eder, fakrına medet eder. İşte ey aciz insan ve ey fakir beşer! Dua gibi hazineyi rahmetin anahtarı ve tükenmez bir kuvvetin medarı olan bir vesileyi elden bırakma. Ona yapış, ala-yı illiyine çık.” diyor. Evet, işte mesele bu abi. İman ettiysek, tevhide ulaştıysak, teslim olduysak, tevekkül ettiysek işte neticesinde saadet-i dareyne (iki dünya mutluluğuna) ulaşmış oluyoruz. Hasan da biliyor ki Cenab’ı Hakk var ve onu işiyor. Onun kalbinin sesini işitiyor Onun ihtiyaçlarını -giyecek olsun, barınak olsun, yiyecek olsun fark etmez- onun ihtiyaçlarını biliyor ve ona yardımını ulaştırdı. Ona yardımcı olacak vesileleri ulaştırdı. İşte kardeşim, aynen bunun gibi Hasan sadece önümüzde bir temsil. Burdan bizim ne almamız gerekiyor? Aynı şekilde duayı hiçbir zaman elden bırakmamamız gerekiyor. Duaya devam etmemiz gerekiyor. -Ki belki böyle dualarımız her zaman kabul olmayabilir ama duanın kaza vakti de vardır kardeşim. Senin duaların da şu an kabul olmayabilir ama kaza vakti gelmemiştir belki de. Onun için duayı devamlı etmek gerekiyor. Neticede kardeşim şöyle bir check-up yapalım bir düşünelim Sahip olduklarına bir bak. Acaba Hasan gibi gecenin soğuğunda bir kaldırımda mı yatıyorsun? Yoksa sıcak bir yatakta rahat bir döşekte mi yatıyorsun? Hasan bir klimanın altında ısınmaya çalışıyor, sen ise her gün her an her saniye sıcak bir odada yatıyorsun. Hasan sadece haftada bir gün otel odasında kalıp rahat edebiliyor, sen ise her gün rahat ediyorsun Şimdi soruyorum kardeşim: “Hasan’ın şükrettiği şeylerden sen şikayet mi ediyorsun?” Çünkü ne diyor bir sözde biliyor musun: “Nimet şükrü görmezse gider.” Hasan elinde bulundurduğu nimetlere şükretti ve Cenab-ı Hakk ona daha güzel daha latif daha çok imkanı olan nimetleri gönderdi. “HARABAT EHLİNİ HOR GÖRME ZAKİR, DEFİNEYE MALİK VİRANELER VAR.” Çınaraltı logosu