ASIL MÜSLÜMANLAR DEPRESYONA GİRER ! – Serkan Aktaş

Abiler Güneş var. Gözlük taksam çok garip oluyor mu? Yok yok sıkıntı yok abi Sıkıntı yok di mi? İyi mi böyle? İlk defa bir gözlüklü videom olacak. Şimdi bugün neyi konuşacağız aslında? Depresyonu konuşacağız. Depresif haller… İşte kişinin ruhsal bunalıma girmesi, Ruhsal sıkıntılara giriftar (yakalanmış) olması en kısa tanımıyla bu. Şimdi bu depresif haller öyle birşey ki, insanın ruhsal sıkıntı yaşaması iş hayatını, aile hayatını, arkadaş hayatını veya kendi iç dünyasını etkiliyor. Çok değişik bir halete (durum) girebiliyor bir insan. Toplumda şöyle bir algı var. “Ya müslüman adam depresyona girmez.” Şimdi, böyle oluncada işte o depresif halleri yaşayan birisi diyorki; Ya ben nasıl, diyor depresyona girerim, ben müslümanım. Müslüman bir insan değresyona girmez. Demek ki o zaman benim imanımda sıkıntı var diyor adam. Bu sefer kendi içinde çelişmeye başlıyor. Bu adam o şüphelerle beraber derdini kimseye anlatamıyor. Niye derdini anlatamıyor? Çünkü, toplumda böyle bir baskı görmüş. İşte müslüman bir adam depresyona giremez. O zaman sen Allah’a (cc) güvenmiyorsun gibi bir mana çıkarıyor insanlar. Halbuki olayın iç yüzüne baktığın zaman, ” Asıl depresyona müslümanlar girer.” Depresif haller aslında şöyle birşey. İnsanı kendi iç dünyasına yönelttiği için dünyadan sıyrılıp, Rabbine yönelmesi daha kolay oluyor bu adamın. Çünkü niye, sebepler bu adamın hayatından çıkmaya başlıyor. O sebeplerde şöyle; Biz sürekli, Kelime-i Tevhid’i ne diyoruz? “La ilahe illallah” Di mi? İşte insan, depresif hallere girdiği zaman, dünyadan bir şekilde kendini soyutladığı zaman, bak, dikkat et, ilk önce “La ilahe” diyoruz. Yani ilah yoktur, Allah’tan (cc) başka. İlk önce Cenab-ı Hakk diyorki Sen Ben’den başka kendine ilah edindiklerini bir elinin tersiyle it! At onları! Yalnızca beni bul! Benimle muhatab ol! İşte depresif haller, insanın ruhsal bunalım yaşaması, dünyadan kendini soyutlaması, yalnız kalma isteği kendi tarafına çevrilse, hayır tarafına çevrilse aslında çok büyük bir nimet. Depresyon aslında bir ibadet vesilesi oluyor insana. Ama; işte toplumdaki yanlış baskıdan dolayı öyle birşey oluyorki Adam bu sefer, bu haletin kendini Allah’a (cc) yaklaştıracak bir vesile değil, Allah’tan (cc) uzaklaştıracak bir vesile olarak görüyor. O vesilede bu sefer sıkıntıların, ruhsal boyutta ileri dereceye taşındığında ne yapıyor biliyor musun? Gaflete dalmaya başlıyor. Çünkü o halden kurtulmak istiyor. Aklı ona meşum (kötü) bir alet oluyor, azap aleti olduğu için , o halden kurtulmak için içkiye başlayabiliyor, uyuşturucuya başlayabiliyor, arkadaş ortamını değiştirme ihtiyacı görebiliyor. Günahların içine , ve zihnini böyle oyalayabilecek olan oyunların içine dalabiliyor. İşte bu hal oluncada “sıkıntı sefahatin muallimidir” diyoruz. Sıkıntı sefahatin, yani, yasak, zevk ve eğlencelerin bir eğiticisi oluyor, yönlendiricisi oluyor işte. Ama, halbuki adam anlasa, evet ya, bu dünyada kimsenin eli benim kalbime yetişmiyor! Eli kalbime zihnime ilişmiyor. Bana bir medet vermiyor. O zaman ne yapacağım ben? Herşeyin sahibi olan, herşeye gücü yeten, benim kalbimi, o iniltiyi duyan bilen birisine yönelmem lazım diyor işte. İşte depresif haller insanı hayır tarafıyla ne yapıyor kardeşim Allah’a (cc) yönlendiriyor mu? Yönlendiriyor. İşte burada çıkan olay da şu oluyor. Bazen insan bu hale girdiği zaman ben şöyle diyorum genelde Mehmet; Yani şu dünyada insanlardan sıyrıldığın zaman, o hallere girdiğinde, dünya ona bir mağara oluyor, kalabalıklar içinde inzivaya çekildiği bir mekan olmaya başlıyor. Ne kadar güzel birşey aslında, değil mi? Yani insan anlıyor ya, diyorki Elhamdülillah! Yani yalnız kaldım, şu an kimsenin eli kalbime yetişmiyor, o zaman herşeye eli yetişeni bulmam lazım. İşte o yüzden sakın ha sakın, ya bir müslüman depresyona girer mi, evet girer! Çünkü, depresif hallere girmek ruhsal boyuttaki değişimlerle alakalı. Bugün, on dakika önceki halinle yarım saat sonraki halin bir mi? Bugün evden mutlu bir şekilde çıkıyorsun, e sonra eve vardığın zaman, hatta ev ile işyeri arasında işe vardığın zaman dahi değişik bir halete girebiliyorsun. İşte bu olaylar, bunu gösteriyor. Yani insanın elinde olmadan da o depresif haller yaşaması aslında bir sevk-i ilahi. Cenab-ı Hakk’ın insanın kendisini, özünü bulması için giriftar ettiği haller. Şimdi kainat değişiyor. Hani “hayatım yolunda gitmiyor” videosunu yapmıştık ya. Aslında bu ders, bu yaptığımız video o iki videonun özeti… Birincisi ruhsal sıkıntılardan nasıl kurtulurum? Ruhum daralıyor. Bundan nasıl kurtulurum, bu video. Bunu verirsin bu tarafta. Diğeride huzurum neden devam etmiyor? Orada da hatırlayın, demiştik ya hani insan kainat gibidir. Kainat nasılki durmuyor, sürekli değişiyor. Bak şimdi, az önce güneş yoktu, değil mi? Kamerada ayarlarımızı yaptık, herşeyi düzenledik. Sonra birden bir güneş geldi yaptığımız ayarlar çöp! Güneş gözlüğü takmak zorunda kaldık bak. Alem değiştiği gibi, insanın bedeni dahi değiştiği gibi hücreler dahi değil mi, saniyede elli milyon hücre ölüyor, elli milyon hücre yerine geliyor. Bunların dahi değişimi sana diyorki, sen kainat gibisin. Kainat değiştiği gibi sen de değişirsin, ruh halin aynı kalmaz. Mevsimlerde dahi bunu gösteriyor. Dört mevsim dahi bunu göstermiyor mu kardeşim, ruhsal değişimlerimizi… O yüzden insan bu hallere düştüğü zaman Rabbini bulması lazım. Eğerki senin o depresif hallerin seni Allah’a (cc) yönlendiriyorsa bu bir ibadet vesilesi, amma ve lakin seni Allah’tan (cc) uzaklaştırıyorsa sana da bir azap aleti oluyor. Olaya böyle bakmak lazım. Yani sen depresyona girmiyor musun Mehmet? Giriyorsun. Ne yapıyorsun? İnsanlardan soyutluyorsun kendini, Rabbine yöneliyorsun, değil mi? Yalnız o vardır diyorsun. İşte insanın bu taraftan bakması lazım. Abi peki biz depresyona girdiğimiz zaman, o depresif halleri yaşadığımız zaman, neden senin gibi düşünemiyoruz? Ya ben ilaçlara kendimi vuruyorum, doktora gitme ihtiyacı hissediyorum, psikologlardan işte randevu almaya koşuyorum… Neden bu halde oluyorum ben diyor? Aslında bu olayın en başına dönmek lazım. Kalp ve ruhun vazifesizliğinden ve gıdasızlığından neş’et eden, ortaya çıkan sıkıntılardır diyor. Sen o gelecek evreye yani o depresif hallere gelme evresine kadarki dönemde ciddi manada ruhunun gıdasını ve kalbinin vazifesini yerine getirdin mi? Eğer sen ruhu gıdasız bıraktıysan, yani ibadetlerden mahrum bıraktıysan, veyahut kalbi vazifesiz bıraktıysan, Allah’ı (cc) zikretmekten alıkoyduysan, Allah’ı tanımaktan, Allah’ı bilmekten, Allah’a olan muhabbetten mahrum bıraktıysan ve ondan sonra o sıkıntının ileri boyutunda, tedavi edilemeyecek boyuta kadar gelebiliyor işte. Allah (cc) korusun! O yüzden bu olayı işte dinleyen kardeşim, keşfeden kardeşim, haaa demekki bu depresif haller bir şükür vesilesi. Eski güzel günlerimi hatırlamalıyım ben demesi lazım. Çünkü eski güzel günlerinde sen şükrediyor muydun? Şimdi sıkıntıya düştüğün zaman Allah’tan (cc) şikayet ediyorsun? Di mi Mehmet? Bir yer okumak istiyorum, tam bunula alakalı. Kitap yanımızda olmadığı için telefon uygulamasından onu okuyacağım. Hastalar Risalesi 25. lemada diyorki ; Ey tahammülsüz hasta! Sonuçta bu depresif hallerde insanı bir nevi hasta ediyor değil mi kardeşim. Yani bunun mahiyetini bilmediğin zaman, yani tahammül de edemiyorsun, hemen ilaçlara koşmaya çalışıyorsun. O yüzden diyorki ” Ey tahammülsüz hasta! İnsan bu dünyaya keyif sürmek ve lezzet almak için gelmediğine, mütemadiyen yani sürekli gelenlerin gitmesi ve gençlerin ihtiyarlaşması; ve mütemadiyen zeval (yok olma) ve firakta (ayrılık) yuvarlanması şahittir. Öyle, gece, gündüz; mevsimlerin değişimi olduğu gibi gençliğin ihtiyarlığı ve ölümse olacak mı kardeşim? Gelenler gidiyor mu? Gelen eskiyor mu? Eskiyor değil mi? Firak ve zevale karışıyor mu? Hem insan, Zihayatın en mükemmeli, hayat sahibi olanların en mükemmeli, en yükseği, ve cihazatça en zengini… Belki zihayatların sultanı hükmündeyken geçmiş lezzetleri ve gelecek belaları düşünmek vasıtasıyla, hayvana nispeten en edna (aşağı seviyede) en düşük derecede ancak kederli, meşakkatli bir hayat geçiriyor. Bunu herkez kabul eder değil mi? Demek insan bu dünyaya yalnız güzel yaşamak için ve rahatla ve sefa ile ömür geçirmek için gelmemiştir. Belki azîm bir sermaye elinde bulunan insan, burada ticaret ile ebedi daimi bir hayatın saadetine çalışmak için gelmiştir. Onun eline verilen sermayede ömürdür. İşte o ömür, tekdüzeden kurtuluyor yani Cenab-ı Hakk bizi tekdüze bir yaşamdan kurtarıyor. Bu tekdüze yaşamdan kurtarmasının bir hikmetli tarafı ne biliyor musun? Kalbin atış ritimleri var değil mi? Birden böyle yukarı giden de öldürür, birden böyle tekdüze giden de öldürür mü? O kalp ritimleri dahi inişli çıkışlı mı? Bu yaşam belirtisi değil mi kardeşim? Aynı şekilde insanın hayatı sürekli sıhhatle, afiyetle, sağlıkla geçmez. O iniş çıkışlarla hayata bir lezzet gelir o yüzden de diyorki; eğer hastalık olmazsa, sıhhat ve afiyet gaflet verir. Dünyayı hoş gösterir insana ahireti unutturur. Kabri ve ölümü hatırına geitrmek istemiyor Ömür sermayesini bâd-i heva boş yere sarf ettiriyor. Hastalık ise birden gözünü açtırır ve vücuduna ve cesedine der ki: “Sen lâyemut değilsin, sen ölümsüz değilsin. Başıboş değilsin, bir vazifen var. Gururu bırak, seni yaratanı düşün. Kabre gideceğini bil, öyle hazırlan.” İşte insan bu cihetten baktığı zaman Bu olaya da bir hastalık neviinden bakar. Haa derki ben bir sonluyum, Benim düşünmem gereken ana meseleler var Cenab-ı Hakk beni dünyadan sıyırıp o depresif hallerle beni başbaşa bırakıyor Olaya böyle bakmak lazım. O yüzden de bu videodan sonra mutlaka ama mutlaka konunun tamamlanması için, ^^Huzurum neden devam etmiyor?^^ videosunu izlemeleri lazım. O videoyu izledikten sonra zaten devamı gelecek bunun. Yoksa çünkü çok konuyu açarsak bu sefer hem uzayacak. Ama işin ana mahiyetini oradan devam ettirebilirsiniz. Bu çok önemli. Birde ” Ceddidu imaneküm bi la ilahe illallah ” diyor hadis-i şerifte. İmanınızı la ilahe illallah ile ne yapın, tazeleyin, yenileyin. O yüzden, İnsanın bugünkü sıkıntılara karşılık verdiği, o mücadele verdiği imanı, başka bir sıkıntıya mukabil gelmeyebilir. O sıkıntıyı üzerimden atamayabilirim. O yüzden, nasıl ki biz elbisemiz eskiyor onu değiştiriyoruz, yeniliyoruz, imanımız da bazen dünyevi hadiselerden dolayı ne yapıyor kardeşim, eskiyebiliyor. O yüzden imanımızı da sürekli tazelememiz lazım, bu olaylardan kurtulabilmek için. Ayet-i kelimede ne diyor Cenab-ı Hakk? İşte, bu yüzden. Evet dostlar.Videoyu eğer faydalı, yararlı bulduysanız beğenmeyi ve yorum yapmayı ihmal etmeyin. Ama tekrar tekrar söylüyorum Bu videodan sonra mutlaka ^^Ruhum daralıyor, bunun çaresi nedir?^^ isimli videomuzu ve ^^ Huzurum neden devam etmiyor?^^ videosunu mutlaka izlemelisiniz. Ve içiniz rahat olsun müslüman da depresyona girer. Çünkü; depresyon mübarek bir hastalıktır.

Tebliğ et!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir