HER SULTANA BİR BEHLÜL GEREK – Tokat Gibi Saray Cevabı

Kardeşlerim biz bu dünyada nefeslerimiz bile bize ait değilken dünyanın tamamına hükmetme iddialı çıkışlar, kabadayılıklar, görkemli görkemli edebiyatlar, nasıl yaparız? Allah’ın mülkünde Allah’ın kullarıyız. Hayat onun, Her şey onun. Yanlış anladık! Yanlış anladık! Kulluktan sıyrılmaya çalıştık. Üç asırdır insanlığa hastalık olarak bulaşan ve insanı tanrılaştırma hastalığı olan humanizm bize de sirayet etti. Fani dünyada, ebedi kalacağımızı zannettik. Behlüldane denen zât bir gün Harun Reşid’in huzuruna çıkmış. Büyük halife. Asya’nın en büyük devlet adamı. Bu da elinde odun, meczub tipli biri çıkmış kimsin nesin derken, sen kimsin demiş. Behlül, Harun Reşid’e halifeye sen kimsin demiş. Ben, mü’minlerin emiri, bu sarayın sahibiyim demiş. Bu saray sana nereden kaldı demiş. Benden öncekinden kaldı demiş. Tarihi cevap veriyor; Be Harun! diyor.. Madem o birisinin oluyordu, sana nasıl kaldı diyor. Sen başkasına bırakacağın şeyi, benim niye diyorsun? diyor. Çekip gidiyor sonra. Hayat budur. Kesinlikle toprağın üstünde yürüyeceğiz. Kesinlikle tuttuğum güçlü olacak, ama Allah’ın mülkündeyiz. Bunu unutmayacağız. Allah’ın mülkünde olduğunu unuttuğumuz gün, başkasına bırakacağımız şeyi, benim diye nasıl söyleriz sorusu kulağımıza yansısın. Madem bu birisinin oluyor, niye sana bıraktılar bunu? Sorusunun cevabını bulmaya çalışalım.

Tebliğ et

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir