MUTLU İNSANLARIN UYGULADIĞI 4 VAZGEÇİLMEZ KURAL! (İMMEA)

Geçenlerde bir cafeye gittim.Tabi orada kardeşimle beraber çay içiyordum , muhabbet ediyordum. Bir tane abinin, bir bardak çay içiyor ve karşısında kimse yok, kendi kendine böyle; hee…heee deyip böyle şey yaptığını gördüm, çok mutlu olduğunu gördüm. Adamın karşısında kimse yok hal bu ki Ama o kadar mutlu ki! Dediğim gibi dünyanın en zengin insanını getir En varlıklı insanı yani Cristiano Ronaldo’yu mesela getir Bu abimizin güldüğü kadar güzel gülemez Çünkü abimizin gözlerinin içi gülüyordu.Yani burasıyla(Yüzü ile) gülmüyordu! Burasıyla (Kalbi ile).Sonradan baktım ki abimiz down sendromlu, bir abimiz Kendi kendime şunu sordum “Dedim ki; O kadar malımız var, mülkümüz var, arkadaşlarımız var, çevremiz var, aktivitelere katılıyoruz, sosyal bir hayatımız var ama bu abi kadar mutlu olamıyoruz” diye bunu sordum Bazı zengin insanlarda mesela bu kadar mutlu olamıyor Yani tabi Salih Abi bu fakir tesellisi değil. Cristiano Ronaldonun milyar dolarları var Ama benim yediğim makarna daha lezzetli.Bu manaya gelmiyor bu Hakikaten o abiyi gördüğümde dedim ki” Ben bu abi kadar neden mutlu olamıyorum” Dedim bir araştırma içerisine girdim İşte bu gün konuşaçağımız konu bunun ile alakalı 4 tane madde karşıma çıktı.Biz neden mutlu olamıyoruz? Malımız var, mülkümüz var, sosyal bir hayatımız var Ve bu abi kadar mutlu olmak için ne yapabiliriz. 4 Tane madde var.Bunları uygularsak İNŞALLAH bu abimiz kadar mutlu olabilir.Mutluluğun formulü çok açık 4 tane formülü var.Hemen bahsedelim. Girelim..! 1. Maddemiz “RIZÂ-İ İLAHΔ yani sade ve sadece amellerimiz de Allah’ın rızasını gözeterekten hareket etmek demek manasına geliyor Abdullah İbn-i Mesud (r.a) sahabelerle beraber oturur iken Şu ifadeyi dile getiriyor Diyor ki sahabelere” Sakın biriniz İMMEA olmasın” Orada bulunan sahabeler diyolar ki; “İmmea nedir?” Abdullah İbn-i Mesud (r.a) diyor ki :” İmmea uydum kalabalığa hastalığıdır” diyor. Bakın çok tehlikeli bir hastalık, uydum kalabalığa hastalığı Günümüze vuracak olur isek, el alem ne der hastalığı Malesef bizler el alem ne der diye hareket ettiğimiz için Hakiki mana da bulunduğumuz anın tadını çıkartamıyoruz Hakiki ömrümüzü bulunduğumuz gün bilemiyoruz Ve el alemin rızasına göre hareket ediyoruz Bu da toplumumuzu, bizleri bir çok günaha sevk edebiliyor Mesela bakıyoruz. Babası oğluna para veriyor. Neden para veriyor “Al oğlum bu parayı, bu parayı al ki git kız arkadaşınla bu parayı harca Çünkü benim arkadaşlarımın oğullarınında sevgilisi var Sende bu para ile beraber git sevgilinle ne yapıyor isen yap” Diye oğluna bu parayı veriyor.Ne kadar tehlikeli Neden çünkü diyor” Toplumumuz bunu yapıyor herkesin sevgilisi var benim oğlumunda olsun” diyor. E tabi oğluda Oğlununda tabi işine geliyor parayı alıyor,kız arkadaşı olucak, çünkü onunda arkadaşları öyle Kalabalıkları uydukları için Malesef Allah’ın rızasının dışına çıkıyorlar Faiz meseleside öyle Mesela diyorlar ki aileler Bizim koltuk takımımız eski Komşumuz koltuk takımını yeniledi Akrabalarımız koltuk takımını yeniledi Bey bizede “Al sana”diyo eşine mesela hanım ablalar Eşide ne yapıyor, parası olmadığı için o koltuk takımını karşılayamayacağı için Faize girerekten koltuk takımı alıyorlar , televizyon alıyorlar Vs .Ev alıyorlar faizle Bi tanıdığım var benim, ev aldılar yakında 30 Yıllık takside girdiler, hemen hemen yalan olmasın tabii 30 yıla yakın bi rakamdı 30 Yıllık takside girdiler Ve faizli bir ev aldılar Ve bu anlattığım kişilerin yaşları 30-35 arasında yaşları var Zaten 30 yıl sonra 65 yaşına gelecekler kullandıkları faiz de çabası Namaz meselesi de aynı, bi ortama giriyoruz. Ben mesela diyorum “Namaz kılacağım” Ya sen “Namaz mı kılıyorsun?”diye o ifadeleri mesela görebiliyoruz Şaşırıyorlar Hal bu ki benim şaşırmam lazım.” Yaa siz namaz kılmıyor musunuz? Allah Allah..! Bir müslüman olarak Allah’a karşımı geliyorsunuz” Diye benim tepki göstermem gerekir iken Malesef Onlar bana aynı tepkiyi gösteriyorlar Çünkü bunun kaynağı İnmea hastalığı Uydum kalabalığa hastalığı Kalabalıklar Namaz kılmadığı için, namaz kılmamak normal bir şeymiş gibi algılanıyor Hal bu ki namaz kılmamak bırak normal bir şeyi Bir Müslümanın ahirette cennete girmesini engelleyebilecek Çok sıkıntıya düşürebilecek bir mesele Bunun ile alakalı bir ayet var çok sevdiğim bir ayet onuda okuyayım Onlara “Allah’ın indirdiğine (Kur’ân’a) ve Resûl’e gelin.” denildiğinde;”Babalarımızı üzerinde bulduğumuz şey (dîn) bize yeter( kâfi)” derler. İşte toplumsal olarak düşülen sıkıntıda bu zaten Babalarımızı, Atalarımızı, akrabalarımızı, toplumumuzu üzerinde bulduğumuz din bize yeter Yaa faiz” Faiz haramdır kardeşim diyorum mesela” Yaa diyor ki” Herkes faize giriyor” Kardeşim namaz kıl..! “Tek benmiyim herkes namaz kılmıyor” Kur-ân’ı Kerim’de Cenab-î Allah “Herkesin sevgilisi varsa sizinde olabilir diye” buyur muyor ki HAŞA!” İşte bu İmmea hastalığından ötürü bizler Allah’ın rızasından uzaklaştık ve asıl mutluluğu kaçırdık..! 1. Maddemiz neymiş Hamit! “RIZÂ-İ İLAHΔ Yanlızca ve yanlızca Allah’ın rızasını gözeteceğiz Çünkü Bediüzzaman diyor ki; “O RAZI OLSA BÜTÜN DÜNYA KÜSSE EHEMNİYETİ YOK” “O razı olduktan ve kabul ettikten sonra Hikmeti iktiza ederse, halklara da kabul ettirir” buyuruyor. Ben bunu bizzat yaşadım etrafımda ki bazı kişiler benim bu durumundan, Çay Hause’ da bulunup bu hizmet içerisinde bulunmamdan rahatsızlardı Ben onları razı etmek için uğraşmadım. Allah’ı razı etmek için uğraştım ve Elhamdülillah etrafımda ki o kişilerde benim burada olmamdan gayette razılar Allah Onlarıda Razı Etti Önce Razı et el alem derdine düşmeden Hakkı, sen istemesende o kabul ettirendir halkı..! Şuan da ben burda gülüyorum, kendi kendime konuşuyorum Elalem bana ne der ve yahut elbiselerim şu an kötü olabilir, şu an para olmayabilir Ama dışarıda ki insanlar benim hakkımda ne der diye düşünmediği için O abimiz dünyanın en mutlu insanından bile daha mutlu bi hale girmiş Dedim gibi gözlerinin içi gülüyordu Vallahi biz böyle gülemiyoruz O abimiz gibi olmak için ne yapıyoruz Hamit? Tekrar edelim Rızâ-i İlâhî gözetiyoruz Elalemi bi kenara bırakıyoruz 2. Maddemiz nedir Hamit? Teslim olmak “Cenab-ı Allah’ teslim olmak demek” ne demek? Sebepleri bir araya getirdikten sonra İşi Allah’a bırakmak demek değil. Biz teslimiyeti yanlış anlamışız Teslimiyet sebepleri bir araya getirmeden önce Allah’a teslim olup, sonra sebepleri bir araya getirmek TEVEKKÜL etmek demektir Burada bir ayrım var! Yani işini hallediyor adam mesela Hamit Hallet hallet işini ondan sonra Allah’ım gerisi sende, yani ben yaptım yapacağımı Bu değil..! Sen en başta Allah’a sığınacaksın “Rabbim ben sana güveniyorum, birazdan gerçekleştireceğim işimde bana başarı nasip et, Hayırlısı ise” diyorsun Sonra sebepleri bir araya getiriyorsun Asıl tevekkül budur zaten Bu kafirlerde olmadığı için mesela onlar mutlu olamıyorlar İşte o Down sendromlu abimiz, inanılmaz bir teslimiyet içerisine girdiği için Yine böyle mutlu olabiliyor Yani ben yarın aç kalırmıyım Ondan sonra ki acaba evim olur mu?, arabam olur mu? İşte çoçuklarım aç kalır mı gibi bir derde bürünmemiş O yüzden mutlu Ama bakıyoruz bizim toplumumuza mesela dolar bir yükseldi, inanılmaz bir teslimiyetsizlik ortaya çıktı Aslında doların yükselmesi bir çok insana imtihan oldu Aç mı kalacağız? Çoçuklarımızı nasıl doyuracağız? Nasıl yapacağız? Evimiz olmuyacak mı? Arabaların benzinleri daha fazla zamlandı falan, filan derken İnsanlar Allah’a olan teslimiyeti unuttular Kardeşim hani biz müslümandık Hani biz Mümin idik Hani biz Allah’a teslim olucakdık Bu arada buraya not geçeyim de sonra buraya eleştiri gelmesin Doların yükselmesi ve onunla alakalı siyasi bir şey söylemiyorum.Burada biz Müslümanların nasıl bir duruş sergilemesi gerektiğinden bahsediyorum Mesela arabanın yanından geçerken “Ya bu araba keşke benim olsa, keşke paramı biriktirsem de bu arabayı alabilsem” Gibi bir dertde bürünmemiş Onda var olan şeylerine şükrediyor Neyi varsa o an Mesela 2 tane Tişörtü mü var, 1 tane pantalonu mu var ona şükrediyor abimiz Orada bir çay içiyor onunla mutlu oluyor Ama biz öyle değiliz.Asrımız bizi tamahkar hale getirmiş Hayatımıza o kadar çok madde sokmuşuz, madde perest olmuşuz ki Yetmiyor bize artık maddeler 3’ü alalım, 4’ü alalım, 5 gelsin veya arabamız daha iyi olsun Evimiz, çünkü akrabalarımızın evi 4 oda 1 salon, bizim ki 3 oda 1 salon Bizim ki de 4 oda 1 salon olsun Daha Fazlası olsun derken! Allah’a(c.c) olan teslimiyetimizi unutmuşuz Aldığımız maaş bize yetersiz bir hale gelmiş Aynı durumun daha kötüsü kafirlerde de geçerli Kafirler yerin kilometrelerce altına inip Kıyametten korunmanın yollarını arıyorlar veya işte Mars’a çıkıyorlar mesela Mars’a çıkmakta ki sebep ne Nedir? Kıyametten korunmak Dünyada yarın öbür gün bir sıkıntı olur Yani bizde salağız zaten, fakirler kalsın dünyada Çay House’de kiler kalsın, Türkiye kalsın Biz Amerika olarak hep beraber Mars’a taşınalım, oradan çekirdekle beraber dünyada kıyametin kopuşunu izleyelim Mars Cennet Mars Güzel, Mars’ta hayat var, Türkiye’de hayat yok Böyle saçmalık olabilir mi? Biz fakirler burada, kıyamet bize kopacak, siz orada rahat edeceksiniz ohh..! Yerler mi? Yemezler, Yer mi Anadolu çoçuğu Heyy Yavrum O yüzden teslim olamadıkları için, Benim burada kastettiğim şey, bilimsel araştırmalara girmeyelim değil! Elbette girelim Ama adamlar o kadar çok bu meseleden korkuyorlar ki! Yerin altına kaçmaya çalışıyorlar Yerin dibine inmeye çalışıyorlar Ama biz müslümanlar Ne yapmalıyız? Allah’a (c.c) öyle bir teslim olmalıyız ki! Kıyamet kopsa bile yani, kıyameti koparan kim Cenab-ı Allah Eee Bu musibetleri gönderen kim bana Cenab-ı Allah O zaman teslim olacağız kardeşim Allah’ın bir bildiği vardır. Hani İbrahim Hakkı’nın çok güzel bir sözü varya; “Mevla görelim ne eyler, Ne eylerse güzel eyler” Pencerelerden seyredip içlerine girmememiz lazım İşte o Down sendromlu abimiz Cenab-ı Allah’a böyle teslim olmuş gibi davrandığı için Mutlu 3. Maddemiz ve en önemlilerinden bir tanesi gündemi takip etmeği bırakacaksınız O abimiz gibi mutlu olmak istiyorsanız Kafaya bir şey takmamayı istiyorsanız, gündemi takip etmeyi bırakacaksınız Yaa kardeşim öyle şey mi olur? Haberleri izlemeyelim mi biz yani o zaman dünyadan nasıl haberimiz olacak? Diyenler olabilir Merak etme bir şekilde dünyadan haberin olur Haberlerde mesela çok büyük bir olay olduğunda, yakınında ki etrafında ki insanlardan olayların nasıl gerçekleştiğini duyabiliyorsun Ama sen gündemi ne kadar çok taki edersen Kalbin ve ahvalin ve imanın kadar çok bozuntuya uğruyor Bunun içine siyaset geçerli, futbol geçerli Gündemden kasıt sadece haberler değil Bazen akrabaları mı ziyaret ediyorum Haberler çıkıyor karşıma Ya o kadar çok içinde kalbi böyle ifsad edecek insanın moralini bozacak haberler geçiyor ki! O yüzden bir adamın ne yapması lazım mutlu olabilmesi için? Bu gündem takibini bırakıp Asıl gündemi olan ben imanımı nasıl kurtarabilirim Yani yarın öbür gün benim hayatım son bulacak, Ben bu dünyada geçiçiyim O zaman bu dünyadan ahirete imanlı göçebilmem için Nasıl imanımı kurtarabilirim Nasıl cennete girebilirim Allah’ın rızasını nasıl kazanabilirim diye Bunun derdine girip En önemli gündemine bunu taşıması lazım insanın ki! O down sendromlu abimiz gibi mutlu olsun Çünkü o down sendromlu abimiz gündem takip etmiyor, dolar ne olacakmış, Galasaray Fenerbahçe ne yapmış İşte şu dizilerde ne olmuş gibi bir derde düşmemiş Tek gündemi o içtiği çaydan almış olduğu lezzet ve o an ki mutluluğu Bedüizaman Hz. Diyor ki; “Hakiki ömrünü bulunduğun gün bil” diyor Bizler hakiki ömrümüzü bulunduğumuz gün, an bilemediğimiz için Yarını düşündüğümüz, gündemi düşündüğümüz için, yaşadığımız andan Şu anda bulunduğumuz andan lezzet alamaz hale gelmişiz O yüzden hakiki anlam da mutlu olamıyoruz Kafamız çünkü hep başka yerlerde Hep gündemde Bu arada gündemi takip etmeyin derken Demek istediğim şey şu; Elinizin yetişemediği şeyleri takip etmeyin, irdelemeyin Bi haberden haberin oldu mesela, dolar 7 olmuş öğrendin bitti Bunu oturup saatlerce konuşma abi Veya Gs-Fb maçını izledin bitti, bunu saatlerce konuşma Onun yerine konuş de ki ; Ben Allah’ı nasıl tanıyabilirim Marifetullah ilminde ilerle Allah’ı tanıma ilminde ilerle Senin tanıdığın, şu an tandığın Cenab-ı Allah acaba gerçekten tanıdığın gibi mi Maçtan sonra bakıyorum spor yorumcuları oturmuşlar saatlerce konuşuyorlar Talisca şunu yapmış, Sabri Sarıoğlu şunu yapmış falan filan konuşuyorlar böyle Abi bu topa girme ne gerek var İzle maçı bitir orada, ondan sonra Çay Hause gibi yerlere sohbete git veya kitap oku Kuran-ı Kerim oku, hadisleri araştır Kastetdiğim şey bu anlaşılmıştır, İnşAllah burası da Ve 4. Maddemiz en önemli maddemizde diyebiliriz NAMAZ KILMAK Hakiki manada mutlu olmak istiyorsak namaz kılacağız Namaz kılmayan bir insan hakiki manada mutluluğu yakalayamaz Bazen görüyoruz ama öyle diyorsun ama kardeşim adam namaz kılmıyor çok mutlu Mesela bana bunu annem demişti Demişti ki; “Bak şunlar çok mutlular” demişti Ben demiştim ki; -Anne, o mutlular dediğin kişiler, namaz kılıyorlar mı? -Yoo -Tesettürüne dikkat ediyorlar mı -Yoo -Çoçuklarına Ahlaki değerlerden bahsediyorlar mı? -Yoo -Ehli Dünya bir Hayat mı yaşıyorlar -Evet O zaman anne dedim kusura bakma, onların maddi durumları iyiler ama Onlar mutlu değiller, sadece yapmacık bir mutlulukları var Böyle burada gülüyorlar ama Kalpleri mutlu değil Çünkü yine Bedüizaman Hz. Diyor ki” Nasıl ki bizim bedeni olarak ihtiyaçlarımız var” Mesela su gibi, su olmazsa yaşayamayız İşte ekmek olmazsa yaşayamayız Hava olmazsa yaşayamayız Öyle değil mi bunlar bizim zaruri ihtiyaçlarımız Aynı şekilde Namazda bizim ruhumuzun gıdası Bu bedeni ihtiyaçlarımızın olduğu gibi Ruhumuzunda bir ihtiyaçı var O olmazsa Allah muhafaza bizler mutlu olamayız Ve iş intihara kadar gider Baktığımızdabazı zenginlerin çoçukları Mesela Henry Ford’un oğlu adam fabrikalar bırakıyor Ford’un oğlundan bahsediyorum Ama intihar ediyor İntihar etmesinde ki sebebi de diyor ki mektubunda; “Baba Sen bana ulaşabileceğin her şeyi bıraktın ben artık bunlardan ötürü mutlu olamıyorum” diyo O yüzden her şey maddeden ibaret değil Bide bizim ruhumuz var Ruhumuzu gıdalandırmamız lazım Ruhumzu gıdalandırmamızın da, en büyük bir yolu Namaz kılmaktan geçiyor Bazen ruhi bir sıkıntı içersine girebiliriz Psikolojik olarak, ruhi olarak böyle daralıyorum, içim sıkılıyor dediğimiz anlar olabilir İşte o anları sebebi bizim namazsızlığımız Ruhumuzun gıdasız kalması Ruh diyor ki ” Ben açım beni doyur, aç kaldım ” diyor Bedenimi doyuruyorsun diyo ruh, benide doyur diyor O zaman ne yapacağız Namazımızı kılacağız, ibadetimizi gerçekleştireceğiz İphone’u en iyi kim bilir (insanlar arasında) Onu tasarımcıları bilir değil mi? Bizi en iyi kim bilir? Cenab-ı Allah biliyor O zaman namazımızı kılıp inşAllah mutlu olacağız Ama ben namaz kıldığım halde mutlu olmuyorum diyenler olabilir Evet olamayabilirsin işte buda işin intihamı Demek ki sen ruhunu tam manasıyla doyuramadın ki mutlu olamıyorsun O zaman daha fazla namaz kılman lazım Marifetullah’ ta daha fazla derinleşmen lazım O zaman saydığımız diğer maddeleri Neydi diğer maddeler Rıza-i İlahi’yi gözetmen lazım Allah’a tevekkül etmen lazım Gündem takibini bırakman lazım Namaza sımsıkı sarılman lazım ki Hakiki mutluluğu yakalayabilesin Ve şunu da sormadan edemeyeceğim Acaba Tonlarca malı olduğu halde,sosyal hayatı, mülkü, arsası, arabası, parası, çevresi olduğu halde Gülmeyi beceremeyen bizler mi engelliyiz Yoksa hiç bir şeyi olmadan sadece 1,5 Liralık çay içerken mutlu olabilen o abimiz mi engellli? Yalvarıyorum Engellerimizi kaldıralım Vesselam

Yağmur ve kar, ölçüyle indirilir…

Rabbimiz şöyle buyurdu: “Ve-in min şey-in.” “Hiçbir şey yoktur ki” “illâ ‘indenâ ḣazâ-inuhu” “hazinesi bizim yanımızda olmamış olsun.” Sandıkları, kökü, menşei bizim yanımızda olmamış olsun. Ne varsa bizim dağıttığımız, ne varsa bizim kullara verdiğimiz gökten zemine, arza indirdiğimiz hiçbir şey yoktur ki hazinesi bizim yanımızda olmamış olsun. Arkadaşlar iki gün önce kar yağdı burada. Normalde, İstanbul’da biliyorsunuz mart ayında falan asla kar yağmaz. En çok ocakta yağar, en çok şubatta yağar. Martta falan olmaz. Allahü Teâlâ ol dedi mi oluyor mu kardeşler? Oluyor. Arabistan’da senede iki defa yağmur olur, üç defa yağmur olur. O da hep biz umreye gittiğimize denk gelir. Bu sene de umreye gittik, Arabistan’da yine şırk olduk. Müthiş bir yağmur yağdı. Allah ol dedi mi oluyor. Peki bu yağmurların miktarı, bu karların miktarı Allah’ın indinde belli midir? Bellidir. Bu ayeti tefsir eden Abdullah ibni Abbas, Allah ondan razı olsun (amin) ne diyor? “Allah’ın her sene yeryüzüne indireceği yağmur miktarı bellidir. Bu onun hazinesinde gizlenmiştir ve onun verdiği taktirden bir damla fazla ya da eksik bu yağmur inmez. Bu miktarı Allah belirlemiştir. Kulların ne kadara ihtiyacı varsa Allah o kadar indirir. Bazen de bazı beldesindeki kullar faizle uğraşır, kumarla uğraşır, içkiyle uğraşır, zinayla uğraşır, zekâtlarını vermezlerse Allah o beldeye indireceği yağmuru kısıtlar.” Buna halk arasında ne diyoruz? Kıtlık! Kıtlık! Yağmur olmadığı zaman ne olur? Ekinler bitmiyor. Ekinler bitmediği zaman iki kiloluk domatesi kaç liraya alıyorsun? Yedi liraya alıyorsun. İki kiloluk domatesi yedi liraya alıyorsun. “Bu sene domates çıkmadı abi.” diyor. Yağmuru kısar! Sen Allah’ın kullarına zekâtı kısarsan, Allah da yağmuru kısar. O karı, iki gün yağdırdı. İstanbul’a yirmi gün boyunca o karı yağdırdığını düşünün. Hayat durur mu durmaz mı kardeşler? Kitlenirsin. Yok işim vardı, yok gücüm vardı, yok ben Fener’in maçını seyretmeye gidecektim. Gidemezsin! Bir karla Allah bütün maçları tatil eder. İşini, gücünü iptal ettirir sadece bir karla. Teknolojimiz çok üstün hocam, bizim belediyeler çalışıyor bütün yolları açarız. Açamazsın! Açamazsın! Bir yağmur oluyor, seller götürüyor her tarafı, iki gün hiçbir tarafa çıkamıyorsun. Yağmur bu daha kar değil. Türkiye’nin birçok yerinde haftalar boyunca insanlar bakkala gidemiyor. Doğu bölgeleri, Güneydoğu bölgelerini biliyorsunuz. Kar bir yağıyor iki hafta, üç hafta durmaksızın! Evlerin kapıları kapanıyor kardan. Tabii hepsi tedariklerini ona göre yapmışlar. Bu Allah’ın hazinesindendir kardeşler! Çocuk! Herkes istiyor ki çocuk sahibi olayım. Kökü Allah’tadır. Kime çocuk vereceği onun hazinesinde saklıdır. Kime çocuk vermeyeceğine O karar vermiştir. Takdir bellidir. Sen istediğin kadar ben sağlıklıyım de, ben kuvvetliyim, ben güçlüyüm de. Allah sana kısır bir eş verir ve çocuk sahibi olamazsın. Tam tersi de olabilir. Kadın çok sağlıklıdır. Allah senin spermlerinin canlılığını bitirir ve çocuk sahibi olamazsın. Bunların tamamı Allah’ın indindedir, Allah’ın hazinelerindedir.

Erkekler, küpe, kolye, künye, bilezik takabilir mi?

Devam etti Allah’ımız: “…ve hullû esâvira min fıddah(fıddatin)…” “Ve onları, gümüş bileziklerle kollarını süsleyeceğiz.” Burada; erkek kardeşler, derviş kardeşler hayatında hiç bilezik takan var mı? Bilezik takan? Şimdi ben gençleri görüyorum. Dinden uzaklaşmış gençler, künye münye takıyor. İslamiyet’te bir erkek; bilezik, künye, kolye, küpe takabilir mi? Takamaz! Mümkün değil. Kadına benzeme laneti hadisinden dolayı haramdır. Tıpkı ipek giymek gibidir. İpek giymek nasıl haramsa, bilezik takmakta öyledir. Ama Allah’ımız burada diyor ki: “Siz dünyada iken beni dinlediniz. Ben de size şimdi cennette gümüşten bilezikler takacağım kollarınıza.” Erkeklerin kollarına gümüşten bilezik.. “Ya hocam, biraz garip durmaz mı?” İmam Fahrettin Razi’ye de bu soruyu soruyorlar. “Efendim, erkekte bilezik garip durmaz mı?” “Hayır hiç garip durmaz. Çünkü cennette bütün erkekler tüysüz olacaktır.” Bak burada o sakallarını bırakanlar var ya, evde hanımdan fırça yiyenler var ya. Kardeşim sakın taviz verme. Sakın! Dün bir Müslüman kardeşim, esnaf bana mesaj gönderdi. “Ya hocam,” diyor “hanım beni zorluyor faizli krediye gir, araba alalım diye. Benim de” diyor “gücüm yetmiyor, karşı koyamıyorum. Ne yapayım” diyor “hanımı dinleyeyim mi?” “Sen” dedim “kardeşim, o evin lideri hanım mı sen misin? Allah liderliği bu kitapta erkeğe vermiştir. Hanım seni cehenneme doğru sevk ediyor. Sen karşı koyamıyor musun Allah’ın ayeti burada, faiz ayetleri açıkken? “Faiz konusundaki ayetlerimize uymayanlar, kendilerine Allah ve Resulü tarafından savaş açıldığını bilsinler.” ayeti ortada dururken sen nasıl hanıma bir söz hakkı verirsin burada? Ne hanımın söz hakkı var ne de senin söz hakkın var. Allah’ın ayetine karşı gelinen bir noktada sizin söz hakkınız yok. Susacaksın ve tabi olacaksın. O krediye giremezsin. O paranı banka hesabında tutamazsın. Faizli, vadeli hesapta tutamazsın.” Şimdi, bu dünyada sakalından taviz vermezsen; bu sakalı bir tutam uzatamazsan bile, sünnet olan sakalı bırakamazsan bile kısa bırakacaksın. Ki harama girmeyesin. Kazımak, biliyorsunuz dört mezhepte de haramdır. Sakalı kazımayacaksın! “Ama hocam bizim hanım işte fırça atıyor falan, evde sopayla beklemesin.” Sen de geleceksin benden tekvando dersi alacaksın. İşin latifesi bir tarafa kardeşim, sopa mopa yok. Allah’ın sopası hanımın sopasından çok daha şidddetlidir. Hanım ne olur; iki gün surat yapar, iki gün yemeğine fazla tuz koyar, iki gün yemekten sonra çay koymaz. Dinden taviz vermeyeceksin çayını vermedi diye. Dinden taviz vermeyeceksin Müslüman kardeşim. Öyle bir şey yok. Bu sakallar kalacak hatun. Kalacak, az bile olsa bak senin hatırın için. Tamam şuanda sünneti yerine getiremiyorum ama az bile olsa kazımayacağım. Lütfen anlayış göster bana. Sonra bir hile yapacaksın. Milimler yavaş yavaş uzayacak. Her ay sakalın milimleri yavaş yavaş uzayacak ama hatun bunun farkına varmayacak. Göz aşinalığı olduğu için böyle bir anda tamamen uzatırsan şoka girmiş gibi olabilir. Sen ne yapacaksın? Hile-i şeriyye denir buna. Yavaş yavaş uzattın mı gözler aşina olur. Hem etrafındaki insanlar garipsemezler, “hacı mı oldun, sofu mu oldun ya?” falan demezler hem de hatuna garip gelmez.

Faiz neden haram kılındı?

Bakın! Faiz… Parasını faize yatırmış bir baba… Bir örnekle daha yakınlaştıracağım, çok iyi anlayacaksınız. Baba parasını faize yatırıyor. “Oğullarım ben öldükten sonra, şurada üç beş sene varım yokum… Bari paramla oğullarım rahat rahat geçinsin.” diyor. Bankaya, faize yatırıyor. Adam ölüyor. Çocukları bankadaki faizden gelen parayla gül gibi geçinmeye (!) devam ediyor. Günahlarının bir misli, faiz günahının bir misli, babaya da yazmaya devam ediyor. Bakın, İmam Caferi Sadık’tan bir nakil getirdim. Faizi Allah neden haram kıldı? İmam Caferi Sadık’a sordular: “Allah Teâlâ faizi niçin haram kıldı?” İmam buyurdu ki: “İnsanların birbirine iyilik yapmaları, ihsanda bulunmaları için, Allah onu haram etti. Faiz haram olmasaydı, birbirine karşılıksız iyilik yapan kalmazdı. Yapılan her iyiliğin karşılığı olarak dünyada menfaat bekleyen çok olurdu.” Bak, İslam neden yasaklıyor faizi? Borç denilen bir şey var İslam’da. Karz-ı hasen, borç… Ve İslamiyet’te borç, sadakadan daha üstündür. “Borcun sevabının on altı misli olduğunu gördüm. Sadakanın sevabının on katı olduğunu gördüm.” Bire on. “Ey Allah’ın Resulü sadaka veren hibe ediyor, borç veren tekrar alacak. Neden on altı katı sevap?” Muhammed Aleyhisselam buyuruyor ki: “Çok zaman sadaka isteyen ihtiyacı olmadığı hâlde sadaka ister. Ama borç isteyen yüzünü kızartır ve gerçekten ihtiyaç sahibi olduğu için ister.” Allah’ın Müslüman bir kulu, tam ihtiyaç sahibi bir adama bu yardımı yaparsa, Allah o kulu çok sever. Bundan dolayı sevabı diğerinden daha fazladır. Sadaka – borç ilişkisini bu hadisi şerifle anlayınız. Faiz neden haram? Çünkü insanların menfaatsiz bir şekilde birbirlerine hayır yapma durumu yok. Amerikan filmlerinden bir klişe… Johnny, Hans’a şöyle diyor. Johnny, Jason’a şöyle diyor, Hans Alman ismi. “Jason.” “Evet Johnny.” Bana bir iyilik yapar mısın? Aralarında geçen diyalog. Jason şöyle diyor: “Yaparım ama karşılığında ne alacağım?” Yani Allah rızası için iyilik yapmak diye bir şey yok. Ben sana bir iyilik yaparım ama karşılığında ne alacağım, diyor. Hemen peşinen karşılığında bir şey bekliyor. Gavurlarda, İslam’a inanmayanlarda karşılıksız iyilik yok. Muhakkak karşılığında bir şey beklemek zorundalar. Ama İslam böyle değil. İslamiyet’te bırak karşılıksız iyiliği, îsâr denilen bir şey vardır, îsâr! Ne demektir îsâr? Muhammed Aleyhisselam’ın en önemli hasletlerinden bir tanesi. Sen ihtiyaç sahibi iken bile, Müslüman kardeşin için yardımda bulunmak. Buna îsâr denir, îsâr…

KORONA’YI YENEMEYECEĞİZ! ALLAH LUTFEDECEK..

Kureyş müşrikleri, Mekkeliler Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem’i iyice bunalttıklarında Mü’minûn suresinin 76. ayeti de inmişti. Orada da Allâh-u Teâlâ benzer şeyi söylüyor. Ve bize taşıyor bunu. Buyuruyor ki; And olsun biz onları ağır sıkıntılara soktuk. Develerine verecek yem bile bulamadılar. yine Rabblerine boyun eğmediler. Hala da ona yalvarıp durmuyorlar. Demek ki kafir nasibi kilitlenmiş insandır. O koronayı da yener, kanseri de yener, o küçük bir tanrıcılık oyunu da oynar. Ötesi yok ki hayatının kimden korksun? Bizim kabirimiz var. Ahiretimiz var. Cennet umudumuz var. Cehennem korkumuz var. Allah’ın lütfu ve keremiyle O kainatı olduğu gibi havadan daha çok kuşatan rahmetiyle Rabbim lütfedip, ihsan edip başımızdaki belayı kaldırdıktan sonra, mü’min kardeşlerim yine faiz olacak mı acaba? Yine zinaya dokunulmaz bir hak olarak bakılacak mı? Çocuktur, gençtir, hürdür mü denecek yine? Yine Kur’an-ı Kerim, yani fakir çocukların medreselerde gidip okuduğu kitap mı olacak? Yine hırsızlığa kılıflar mı bulacağız? Yine yalan ağzımızdan çıkabilecek mi? Yine camiler şimdi kararname ile kapatıldı. O zaman da yalnızlıktan yine mahzun mu kalacak camiler? Bunu şimdiden düşünelim ki biz bunu dertlenirsek Rabbim! faizsiz bir dünya için uğraşacağız. Rabbim sabah namazı vaktinde biz ayakta olacağız. Rabbim! kitabın başımızda taç olacak diye heyecan güdersek yaptığımız “Şifa ver Ya Rabbi” duaları kabul olmaya daha yakın bir zeminde durur.

Kur’ân’ın insan sözü olmadığının delilleri! Edebiyatta zirve Kur’an’dır!

Şu halde bu ayetlerin gökten gelişi bir mucizedir. Allah’ın, Efendimiz Aleyhisselam’a verdiği mucize. Şimdi müşrikler bu mucizeyi okuma yazma bilmeyen bir insandan işitiyorlar. Nasıl işitiyorlar? Bir an için hatırlamaya çalışın: Peygamberimiz Aleyhisselam’a en çok itham ettikleri şey ne idi? Bir: “Sen sihirbazsın.” İki: “Sana cinler musallat olmuş.” Üç: “Sen bu söylediğin şeyleri daha öncekilerinin kitaplarından almışsın. Başka kitaplardan almışsın buraya getirmişsin.” Bunu diyorlar. Diyorlar ama okuma yazma bilmeyen bir insana bunu söyleyemezsin. Bir: Okuma yazma bilmiyor İki: Kitabın tamamını bir duyuşta nasıl ezberleyebilirsin? Efendimiz Aleyhisselam bu kitabı nasıl ezberledi? Bir tek duyma ile. Bir tek işitme ile. Şimdi ben size buradan bir sure okuyayım. Bir sureden üç dört ayet okuyayım. Bismillahirrahmanirrahim “İzeş şemsu kuvviret.” “Ve izen nucûmun kederet” “Ve izelcibâlu suyyiret.” “Ve izel ışâru uttılet.” “Ve izel vuhûşu huşiret.” Beş tane ayet okudum. Beş ayet okudum. Şimdi, bu beş ayeti kardeş aranızdan bir tanesine desem ki.. Burada komiser var. Burada doktor var. Bak bu komiser ile doktora söylesem: “Kardeş şimdi beş ayet okudum sana, şimdi” “Hemen bana bu beş ayet’i okur musun?“ desem. Okuyabilir mi? Ezbere bilmiyorsa, okuyamaz. Daha önceden ezberlemişse okuyabilir ancak. Yoksa okuyamaz. Kardeşler, beş ayetten bahsetmiyorum. Altı bin küsur ayet’i, Efendimiz Aleyhisselam peyderpey dinledi. Tek dinleme ile ezberledi. Ve bu ezberleyişi insanlara anlattı. Bu Kur’an böyle geldi. Yazı olarak gelmedi Metin olarak gelmedi. Rasulullah bunu yazmadı, çünkü yazması yok. Bilmiyor. Okuması yok, bilmiyor. Şifahi olarak söylüyor, sahabe hemen deri parçalarına yazıyor, kağıtlara yazıyor, kemiklere yazıyor. Kur’an böyle toplanıyor. Şimdi, müşrikler Rasulullah Aleyhisselam’dan bu hitabeti işittikleri anda büyüleniyorlar, şaşırıyorlar. “Bu hitap nasıl olabilir?“ “Kuşlar nasıl gelebilir?“ “Bu kelimeleri nasıl peşi peşine dizebilir?“ “Bu insan okuma yazma bilmiyor.” diyorlar. Hitabetten etkileniyorlar ama hatipten dolayı kabul etmiyorlar. Etrafınızda birçok insan vardır. Anlattığınız şeyler ne kadar doğru, güzel ve tesirli olursa olsun sadece ve sadece size olan hasetliğinden ve kininden dolayı sözlerinizi kabul etmez. Sadece sizi basit gördüğü için. “Bu adam bir taksici.” “Bu adam bir doktor.” “Ne bilir İslam’ı!?” “Bu adam bir şoför.” “Bu adam bir çantacı.” “Bu adam bir çiğköfteci.” “Ne anlar İslam’dan!?” “Bana nasıl İslam’ı anlatır!?” diye yaptığınız işe binaen sizi aşağılar, sizi hafife alır. Halbuki asıl olan benim yaptığım iş değildir. Asıl olan anlattığım şeydir. Sen benim, anlattığım şeye bakacaksın. Rasulullah’a böyle bakmadılar Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Bir gece üç tane müşrik Efendimiz Aleyhisselam’ın evinin önüne geldi, birbirinden habersiz. Peygamberimiz Aleyhisselam devamlı etrafındaki insanlara Allah’ın ayetlerini söylüyor ve ayetler etkiliyor. Ama kinlerinden, kibirlerinden dolayı kabul edemiyorlar. Üç tane müşrik kimdi? Bir: Ebu Süfyan İki: Ebu Cehil Üç: Ahnes ibni Şureym denilen bir adam. Üç adam birbirinden habersiz, Efendimiz Aleyhisselam’ın gece vakti evinin önünden geçiyor. Peygamberimiz’e farz olan amellerden bir tanesi nedir? Her gece Kur’an okumak zorunda. Her gece teheccüde kalkmak zorunda. Bize ne ibadet var, Peygamberimiz Aleyhisselam’a iki misli ibadet var. Peygamberler herkesten daha fazla ibadet yapar. Her gece Kur’an okuduğu için, ezberden. Bu müşrikler de oradan geçerken kapısının önünden işitiyorlar. Ama işitirken orada duruyor, kalıyor, kitleniyor. Birbirinden habersiz… Ebu Süfyan orada evinin köşesinde oturuyor Kur’an dinliyor. Rasulullah Aleyhisselam ayetler okuyor. (Ebu Süfyan) Bir bakıyor, Ebu Cehil geliyor. Onu bir görüyor, hemen ayağa kalkıyor. “Ben de buradan geçiyordum, evime gidiyordum ya” diyor. Birbirlerini aşağılamasınlar diye yalan söylüyorlar. Ebu Cehil diyor ki: “Ne yapıyorsun burada ya?” + “Evime gidiyorum.” – “Aldatma. Kandırma, yalan söyleme.” diyor. “Muhammed’i dinlemeye geldin değil mi?” diyor Sallallahu Aleyhi ve Sellem Bir bakıyorlar Ahnes orada, köşede. O da orada. Üçü birbirinden habersiz bir gece, iki gece, üç gece… Her gece birbirlerine söz veriyorlar: “Bir daha gelmeyeceğiz.” “İnandığımız putlara yemin olsun, bir daha bu sihirbazı dinlemeye gelmeyeceğiz. ” “Çünkü etkileniyoruz.” Diyorlar ama yine geliyorlar. Birkaç gün sonra Ahnes denilen müşrik Ebu Süfyan’a gidiyor. Meraklı, fikirli bir adam. Düşünceli bir adam. Dinlediği kelimelerin Muhammed Aleyhisselam’a ait olmadığına inandığı için Ebu Süfyan’a gidiyor. Diyor ki: “Ya Eba Süfyan, sen akıllı bir adamsın.” “Ne düşünüyorsun?” “Dinlediğin ayetler hakkında, Muhammed’in söylediği kelimeler hakkında, ne düşünüyorsun?” “Bunlar hakikat mi?” Ebu Süfyan diyor ki: “Hakikat” “Bunlar bir insan sözü olamaz.” Çünkü belagat noktasında Arapça’nın zirvesi nedir? Kur’an’dır. Belagat noktasında, edebiyat noktasında dünyadaki zirve Kur’an’dır. Hiçbir insan bu edebiyatı, kelimeleri böyle dizmeyi yapamaz. Mümkün değil. Hiç bir şair. Bende şairlik de vardır. Dünyadaki bütün şairleri toplayın. Çok şiir okumuşumdur, severim çünkü… Ama hiçbir şair böyle cümleleri peşi peşine dizemez. Edebiyatta zirve Kur’an’dır. Onlar da biliyorlar ki bu bir insanın sözü olamaz. “Bu kelimeleri, ben çok şair dinledim böyle peşi peşine getiremez” diyor Ebu Süfyan. “Hadi gidelim, Ebu Cehil ile konuşalım.” diyor. “Tamam. ” diyorlar. Gidiyorlar Ebu Cehil’e Diyorlar ki: “Ne diyorsun?” “Sen de dinledin, bu ayetleri sen de dinledin biz de dinledik.” “Senin görüşün nedir ya Eba Cehil?” Ebu Cehil diyor ki: “Ben doğru olduğunu düşünüyorum.“ “Çünkü ben çocukluğundan beri tanıyorum bu Muhammed’i “ Sallallahu Aleyhi ve Sellem “Bu böyle sözler söyleyemez.” “40 yaşına gelmiş, bu sözlerin yakınına yaklaşan sözler edememiş, 40 yaşından sonra bir anda mağaradan çıkıyor ve hiçbir şairin söyleyemediği sözler söylemeye başlıyor.” “Bu insan böyle sözler söyleyemez.” “Ben eminim ki bunlar vahiydir. “E tamam niçin kabul etmiyoruz?” diyor Ahnes. Ebu Cehil’in verdiği cevaba bakın, Allah aşkına! Herkes kendisini çek etsin. Ebu Cehil şöyle diyor: “Çünkü o Benî Hişam kabilesinden, biz Beni Amr kabilesindeniz.” “Eğer beni Hişam kabilesinden birisine peygamberliğin geldiğini kabul edersek, kıyamete kadar o kabile bizim kabileden üstün olur.” “Onun ırkı kıyamete kadar bizim ırktan üstün olur.” “Bundan dolayı kabul edemeyiz.” “Eğer bu ülkede Araplara bir peygamberlik verilmiş olursa bunun Benî Amr’a verilmesi lazımdı.” “Biz Muhammed’den daha üstünüz.“ Haşa ve kella. Ebu Cehil neden kafir gitti? Bu kafa yüzünden kafir gitti. Bugün kim varsa, ülkenizde kim varsa: “Bir Kürt bir Çerkez’den üstündür.” “Bir Arnavut bir Laz’dan üstündür.” “Bir Türk Dünya’dan üstündür.” Kim varsa bunu söyleyen bu adam ırkçıdır. Bu adamın İslam’la hiçbir işi yoktur, ırkçıdır. Ebu Cehil kafasının devamıdır. Kardeşler, “Ben Müslüman’ım” dedikten sonra ırkınızı bir tarafa attınız. Bu kitabı kabul ettikten sonra ırkınızın hiçbir hükmü kalmadı. En zayıf yerdeki müslüman kardeşiniz, fakir ülkelerdeki… Bir ülkeden bir tane müslüman kardeşiniz gelsin. Çerçöp topluyor. Şimdi bizim oralarda Endonezyalılar çok var. İnsanların yanlarına gidiyorlar. İşçilik yapıyorlar. Çalışıyorlar, fakir insanlar. Bu kadar zayıf insanlar, hepsinin boyu bir buçuk metre. Tenleri biraz siyahi gibi. Bu adamlar ve sen. Bu adamları gördüğün anda şunu diyeceksin: “Bu kardeş benim müslüman kardeşimdir.” “Irkının hiçbir önemi yoktur.” “Ben ne isem, o da odur.” Diyebileceğim tek şey bu. Çünkü sen bu kitabı kabul etmek ile ırkını çöpe attın kardeşim. “Size ırkçılığı yasaklıyorum” buyurmadı mı Efendimiz Aleyhisselam veda hutbesinde? “Faiz ayaklarımın altındadır, kan davası ayaklarımın altındadır, ırkçılık ayaklarımın altındadır.” Ama günümüzde “Ben Müslüman’ım.” diyen “Ben hacıyım.” diyen “Ben hocayım.” diyen bir sürü adam var. Kendi ırkını meth ediyor. Dininin, itikadının önüne geçirmiş ırkını artık. Meth ettiği için Ebu Cehil kafasında kötü bir yere gidiyor kardeşler. Kötü bir yere gidiyor. Allah bizi korusun. Amin Amin Ondan sonra Ebu Süfyan hariç diğer ikisi kafir gitti. Ebu Süfyan İslam’ı kabul etti. Ve şehit oldu. Savaş esnasında öldürüldü. Allah ona rahmet etsin. Amin Ama diğer ikisi müşrik gitti. Sebep: “O’nun ırkı böyle, bizim ırkımız böyle.” Bu nasıl bir kafa ya? Bu nasıl bir ahmaklık?

Nasuh tövbesi nasıl yapılır?

Tövbe-i nasuhu da anlatayım. Çünkü sabaha temiz çıkmamız lazım. Tövbe-i nasuhtan bahsetmem lazım. 2 saat içinde bitiriyorum İnşallah! Tövbe-i nasuhu tarif edeceğim kısaca. Ve bu işi bitireceğiz İnşallah Nasuh tövbesi vardır Kur’an’da, Nasuh tövbesi. Alllah Teala Hazretleri ne buyuruyor: “Ey İman edenler Allah’a nasuh tövbesi ile tövbe edin ki Allah günahlarımızı affetsin. Ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlerine koysun.” (Tahrîm Suresi 8. Ayet) (Amin) Allahımız bize bir tövbeyi tavsiye ediyor Nasuh tövbesi Ama ayetin sonunda bize bir mükafattan bahsediyor: Altlarından ırmaklar akan cennetler Bu ne ola ki? Bizi iştahlandırmak istiyor Mevla Teala hazretleri. Ben ne zaman bu ayeti okusam… Kardeşler beni bir gün bir çay bahçesine götürmüştü. Tahtadan yapılmış bir çay bahçesi altından ırmak akıyor. Ne zaman bu ayeti okusam bu çay bahçesi aklıma geliyor. Hayal gücüm ancak buraya kadar gidebiliyor. Daha ötesini hayal edemiyorum. Ama Allah Teala altlarından ırmaklar akan çay bahçesi demiyor. Cennetler diyor. Bir ev düşünün. Havada duruyor ve altından ırmaklar akıyor. Irmak… Şu kudrete bak. Güce bak. Ama aklım buraya erişemiyor. Bunu kazanmak için Mevla Teala bizden bir şey istiyor. Nasuh Tövbesi Yapın! Nesheden tövbe yapın. Nesh eden Kaldıran demektir. Neyi kaldıran? Geçmişini kaldıran tövbe Tarikatta buna biat tövbesi denir. Sünnetten gelir. Bütün sahabeler Resullah aleyhisselamın karşısına geçerler. Elini tutarlar ve şöyle derler: “Geçmişte yaptığım tüm günahlara tövbe ediyorum senin huzurunda Ey Allah’ın Resülü! Allah’ımın beni affetmesini diliyorum. Ve sana söz veriyorum. Bundan sonra içki içmeyeceğim zina yapmayacağım faiz yemeyeceğim günah işlemeyeceğim. Mümkün olduğu kadar haramlardan sakınmaya çalışacağım. Sana söz veriyorum.” Buna “nasuh tövbesi” denir. Sahabe bunu Efendimiz aleyhisselamın karşısında yaptı. Biz de karanlık bir gecede kıbleye döneceğiz. Allah’ımızın karşında yapacağız. Ama hayalimizde Efendimiz aleyhisselamı karşımıza alacağız. Hayal edeceğiz ki Efendimiz aleyhisselam karşımızda Dizlerini dizlerimize vurmuş. Ellerimizle onun ellerini tutmuşuz, kavramışız. Musafaha etmişiz. Bu musafahadır. Hayalimizde Efendimizle musafaha ettiğimizi düşüneceğiz o karanlık gecede. Ve Peygamberimize söz vereceğiz. Ve Allah’ımıza şöyle diyeceğiz: “Ya Rabbi Peygamberin hürmetine beni affet.” “Bu gece beni temize çıkar.” “Yeni bir hayata başlamam için bana güç ver.” Amin Buna “Nasuh tövbesi” denir. Bu tövbe nasıldır bilir misiniz? Geçmişi temizler. Geçmişi 0 yapar. Kişiyi yeni bir hayata başlatır.

Dinden çıkaran şarkı sözleri! Ne dinlediğinin farkında mısın?

Müzikte çok ciddi tehlikeler vardır. Özellikle günümüzdeki pop ve arabesk bu ikisini kafama taktım. Pop ve arabesk müzik. Küfür sözleri sakız gibi bu müziklerin içine sıkıştırmışlar. Hocam sen nereden biliyorsun bunları? Sen de az değilsin hocam ya! Kardeşim biz dağ başında evliyalık yapmıyoruz, biz insanların içindeyiz. Boyuna atölyeleri geziyorum ben, ticaretle uğraşıyorum elhamdülillah. Gezdiğim bütün atölyelerde son sen müzik çalıyor. İki tane müzik tarzı var Ya çok genç çalışanlar varsa pop müzik dinliyorlar ya hayattan bezmiş, karamsar, bitkin adamlarsa arabesk dinliyorlar. İki tane tarz gördüm ve kelimeleri dinliyorum ben kelimeler ne söylüyor bu adam, bu adam ne anlatıyor. Küfür kelimeleri sakız gibi uçuşuyor, sinek gibi uçuşuyor. Her tarafta sinekler olur ya yazın küfür kelimeleri şarkıların içine sokuşturmuşlar. Bilinç altımıza bizi kafir etmek için bazı kelimeler koymuşlar. Yani sevgiyi aşırı boyuta taşımak babında, öfkeyi aşırı boyuta taşımak babında. Ümitsizliği, karamsarlığı aşırıya götürmek babında küfür sözlerini bu müziklerin, bu şarkıların içine sıkıştırmışlar ve milleti kafir etmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. İnternetten araştırdım yine benim duyduğum, atölyelerde gezerken duyduğum birkaç tanesini birleştirdim. Buraya notlarımı aldım. Bu akşam bunları konuşacağız inşaallah. Evet, hikmetli sözler başlıyor. ”Seni sevmek ibadetim” Şarkıda duydum bunu ne demek bu? Bu şimdi namaz kılmıyor, zikir yok sohbet yok bir kızı sevmiş. Kız diyor ki buna ya diyor “yarın bir gün evleneceğiz sen namaz kılmıyorsun, cuma namazına gitmiyorsun” Ayşe be! ”Seni sevmek benim ibadetim.” Diyor. Kız da diyor ki tamam be beni çok seviyorsun namaz kılmasan da olur vardım sana Bu şarkı sözü bu. Adam bir kızı sevmeyi ibadet yapmış. Allah’ın var mı böyle bir ayeti. Peygamberimizin böyle bir sözü var mı? Resulullah aleyhisselam bütün hanımlarını severdi ama hiçbirine şöyle söylemedi. ”Ben namaz kılmıyorum ama seni sevmek ibadetimdir ya Aişe” böyle bir sözü var mı Efendimiz aleyhisselamın? ”Dertlerin kalkınca şaha bir sitem yolla Allah’a” vay bee! Şimdi şair, bu sözü yazan düşünüp düşünmüş, oturmuş düşünmüş düşünmüş çok hikmetli bir söz bulmuş. Dertleri bir ata benzetmiş. Muhtemel çok at yarışı oynuyor. Dertler böyle at gibi üstümüze üstümüze geliyor bazen aşırı geliyor üst üste biniyor ve şaha kalkıyor. Dertler şaha kalktığı zaman Allah’a sitem yollama hakkın vardır diyor. Devam et salla Allah’a Şarkı sözü, adam yazmış para kazanıyor bundan. Buyurun arabesk yine… ”kaderin böylesine yazıklar olsun” Kader nedir? Kader… Kader, Allah’ın olmuş ve olacak her şeyi bilmesi demektir. ”Allah’ın bilgisine yazıklar olsun” bu sözün manası budur. Ama bu cahil türkücü, şarkıcı yazmış oraya ”kaderin böylesine yazıklar olsun” başına gelmiş bir iki tane sıkıntı nohut gibi mevla bunu biraz pişirmiş Ama bu kafası çalışmayan nohutun içindeki taşlardan hâla tencerenin dibinde… Nohutlar yukarıda bunlar bana Allah’tan geldi diyor bu taşlardan taşlar yukarı çıkmaz. Tencerenin dibinde kalır. Çıkarttığı zaman bütün taşlar çöpe gider. Bu diyor ki ”böyle kader mi olur ya yazıklar olsun be” Yani ”Allah’ın bana verdiği sınavlara yazıklar olsun” hâşa ve kêlla ”Kadere küfreden bana küfretmiştir.” Kutsî hadisdir. Buyur buradan yak. ”Sevdim seni rabbim kadar” şarkı… Atölyede adam dikerken vay be ne yazmış adam be damardan be! Sanki uyuşturucu alıyor. Damardan, ”sevdim seni rabbim kadar” yani bir kızı bu kadar çok seversen bu sözleri söyleme hakkına sahipsin. Bunlar sana günah yazılmaz. Şarkının vermek istediği mânâ bu. Bizim sevgimiz çok berrak, çok masum, seni Rabbim kadar sevdim. (hâşa ve kêlla) Hah buyur devam ediyorum. Beterin beteri var. ”Sen gördüğüm en son ilahsın.” Yuh! Çüş! Yani o kadar çok ilah görmüş ki 8-10 tane ilah görmüş sonra bu kızı görmüş. Kıza diyor ki: ”Sen gördüğüm en son ilahsın.” Bundan para kazanıyor. Ben bir albüm yaptım ”en son ilahsın” albümü 200 bin sattı hocam. Öbür tarafta sana 200 bin’i gösterirler merak etme 200 bin tane melek sana gelecek 200 bin topuzla kafana kafana vuracaklar ”en son ilah gel bakalım en son ilah” iyiki var bu ilahların sonu var. 8 tanrı, 9 tanrı… hâşâ ve kellâ… Devam ediyor… ‘ ‘Off güzel Allah’ım, içimi ısıtan adam sanki senin aynandı.” Bu da kızın sapığı bu. Diğerleri erkek sapıktı, bu kız sapığı bak… Şimdi kız aşka gelmiş bir adamı çok beğenmiş, aşık olmuş, içini ısıtmış. Bu aşka düşmeden önce, bununla ilişkiye girmeden önce içi buz gibiymiş. ”Off güzel Allah’ım” bir de off ile başlıyor Allah’a hitap ediyor. ”İçimi ısıttı bu adam” sanki bu adam senin bir aynandı yani aynı sana benziyor be! Ehl-i Sünnet akaidinde Allah Teâlâ hazretlerini herhangi bir yarattığı şeye benzetene ne denir? Kafir denir. Buna Mücessime fırkası denir. Sapık fırkalardan birtanesidir. Ehl-i Sünnet içinde olmayan bir tarikat grubu vardır. 12 tarikatın dışındadır. Nedi bu? Kerramiyye… Bunlar mücessimedir. Nedir bunların özelliği nasıl inanıyorlar bunlar? Efendimiz (aleyhisselam) boşuna mı buyuruyor: ”Benim ve ashabımın yolunda gitmeyenlerin tamamı cehennemdedir.” Bak şimdi tarikat, bu da tarikat ama Ehl-i Sünnet dışı. Şöyle diyor: “Allahu Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de insandan bahsederken ‘biz insanı en güzel surette yarattık’ diyor.” Ayet bu, doğrudur. “Bu ayetten dolayı demek ki Allah insan suretindedir.” diyorlar. İnançları bu… Tarikat… Akaidi bilmediğin zaman, Allah’ın şeriatını bilmediğin zaman kayarsın, hemen kayıp düşersin. Buzlu bir havada dans yapan adam gibi. Lastik ayakkabı var dans yapıyor. Evladım yerler buzlu kafanı kırarsın. Ehl-i sünnet dışı bütün adamlar buzlu bir havada lastik ayakkabı ile dans yapan adam gibidir. Her an kayıp kafasını kırabilir. ”Sensiz ölürüm cennette” vay bee! Cennette ölüm var mı? Yok Bu ne diyor? Cennette ölürüm diyor. Yani cennete gittim kaza bela girdim içeriye bir baktım sen yoksun. Ben orada öldüm. Ben orada öldüm, benim işim bitti. Allah’ın cennetini hafife alıyor. Bak, Allah’ın ayetleri ile mi alay ediyorsunuz diyor zikrettiğim ayet-i kerimede. Bunlar Allah’ın ayetleri ile alay ediyorlar ve bunu şarkıların içine sıkıştırmışlar. Adam tramvayda dinliyor ben de yan taraftayım. Yan tarafta Felak ve Nas’ı okuyorum, karıştırıyorum. Yan tarafta adam diyor ki ”sensiz ne yapayım ben cenneti” duyuyorum adamın kulağından geliyor. Felak’ı okurken karıştırıyorum, Nas’ı okurken karıştırıyorum. Binlerce defa okuduğum sure. Ama öyle anormal kelimeler duyuyorum ki kafam karışıyor. Allah bunlara hidayet nasip etsin. Amin… Ya Rabbi sen kurtar bunları Amin… Buyurun bu da poptan… Bizi de boş sanmayın popu arabeski biliriz yani ha! Bakmayın poğaçacı gibi göründüğüme… Facebook’ta 150 tane arkadaşım var benim. ”Yaradanın boş vaktine gelmiş deli yosma” Hâşâ ve kella Yani Allahu Teâlâ kulları yaratırken hep iş başında ama bazen boş vaktine geliyor. Bazılarını yaratırken boş vaktinde yaratıyor. Bu da bir kıza aşık olmuş işte kız bununla beraber olmak istemediği zaman bunu aşağılayıcı kelimeler söyleyecek. Kelimeyi söylerken sapıtıyor. ”Sen onun boş vaktine gelmiş bir yosmasın” diyor kıza. Şarkı sözü… ”Cenneti değişmem saçının teline” ne kızmış bee! Bir göstersen bee! Kim bu kız çok merak ediyorum yaa. Bir adam nasıl oturup düşünüp böyle bir söz bulabilir yaa. Ben düşünüyorum, biz de şiir yazan bir adamız yani. Yüzlerce şiirimiz var elhamdülillah ama böyle sapıkça bir kelimeyi ben hayal edemem yaa. 10 sene otursam düşünsem böyle sapıkça bir kelime hayal edemem. Cennet o kadar basit bir yer ki senin saçının telinden, değişmem, istemiyorum ben cenneti yeter ki sen ol. Buyurun beterin beteri. ”Tapınacak kadınsın sen.” Bu da sevginin uç noktası. Kıza aşık olmuş, imandan o kadar uzaklaşmış ki ”sen tapılacak bir kadınsın” diyor. Allah’ın yanına başka bir ilah koyuyor, dişi tanrı. Hâşâ ve kellâ. ”Kızdım getirene beni dünyaya anama, Allah’ıma günahkar oldum.” Başına bazı sıkıntılar gelmiş, gerek dünyevî sıkıntılar, gerek psikolojik sıkıntılar bu sıkıntılara dayanamamış ağzını bozmuş. Dil nereye giderse kalp ona iman eder. Bak beni dünyaya getiren kim? Allah seni dünyaya getirdi. Bana bu kadar sıkıntı verdiğin için ben sana kızdım Allah’ım diyor. Hem anama günahkar oldum. Anasına da gitmiş saymış sövmüş. Hem de Allah’ıma günahkar oldum diyor. ”Allah’ına, Kitabına sövüp saydım.” Bu da aşık olmuş bir kıza, kız bundan kaçmış kıza küfür etmiyor. Ben sana o kadar aşığım ki gözümü kararttım, Allah’ına, kitapına sövüp saydım ben senin. Müslüman da makinada dikerken; “vay bee vay bee” Farkında değil gözü fermuarda kulağı şarkıda. İki dinliyor, üç dinliyor, dört dinliyor tak şarkı beyine giriyor. Farkında olmadan bu kelimeyi tekrar ediyor. Herhangi bir elfaz-ı küfrü farkında olmadan bile, kelimeyi düşünmeden bile zikrettiğin zaman ne olursun? Kafir olursun. Kafirlerin yeri Kur’an’da neresi geçiyor? ”fî nâri cehennem” ne demek bu? Cehennemdedir, onlar ateştedir. Bu da arabeskten: ”Kur’an’ıma kitabıma küstüm.” Bunun da başından bazı sıkıntılar geçmiş. Ya çocukken babası dondurma almadı, ya anası çok dövdü. ”Kur’an’ıma Kitabıma küstüm” diyor. Kur’an’a küserse bir adam ne olur? Allah’ın kitabına küsülür mü? Allah’ın hükümlerine küsülür mü? Ya Rabbi ben senin kitabına küstüm namaz kılmıyorum. Ramazan geliyor ama ben senin hükümlerine küstüm, Ramazan orucumu tutmayacağım Allah’ım. Olur mu böyle bir şey? Buyurun beterin beteri var geldi bir tane daha. ”Bir tanrıya taptım bir de sana taptım.” İlahı ne yaptı bu? İki yaptı, yanına koydu. 1- Allah’a, Tanrı diye hitap ediyor. 2- O Tanrı’nın yanına seni de koydum diyor. ”Ben ikinize de taptım. Benim böyle bir sevgim var, beni mâzur gör, sakın benden uzaklaşma, ben seninle evlenmek istiyorum, beraber olmak istiyorum.” diyor. ”Ben seni kendime ilah yapmıştım.” Bu da başka bir söz buyur buradan yak. Neresinden tutacaksın? Yine arabesk ”Yıkılsın minareler, açılsın meyhaneler” Gitti bu gitti. Sana minareyi gösterirler öbür tarafta gitti bu. Söze bak. Müslüman bir ülkede bir adamın yazabileceği bir söz mü bu? Gerçekten Allah’ın hükümlerinin yaşandığı bir yerde bu sözü edebilir misin? Adamın yüzüne tükürürler yaa sen ne yapıyorsun kardeşim? ”Yıkılsın minare” ”benim gözüme çok kötü görünüyor yüksek yüksek ne bu yaa” Onlar yıkılsın meyhaneler açılsın. Serbest, için, yiyin… Ateist sözüdür. Allah Allah… ”Hergün isyanım var benim kadere ne güldürdü ne öldürdü bir kere” Ben buna hergün isyan ediyorum diyor. Ne bir iyilik veriyor ne de öldürüyor. Canımı da alsa ona da razıyım diyor. Onu da vermiyor diyor. Boyuna sallıyor. Buyurun bu da türkü mürkü hava civası ”Bas bas paraları Leyla’ya, bir daha mı geleceğiz dünyaya” Ne kadar hikmetli değil mi? Bu, şu demek; ahiret diye bir şey yok. Yine ateist kafası. Allah, kitabında öldükten sonra bir yaşamdan bahsediyor mu? Yüzlerce ayet var. Peygamberimiz (aleyhisselam) hadislerinde ölümün hemen sonrasındaki ilk yaşamın kabir alemi olduğunu, daha sonra mahşer aleminin olduğunu, daha sonra cennet ve cehennem olduğunundan bahsediyor mu? Delil çok. Yüzlerce delil var. Bu ne diyor burada? Ya sen bas parayı zina mina ne yapıyorsan burda yap bu fırsat geçer gider öbür taraf diye bir şey yok. Ateistler aynen böyle düşünüyorlar şu anda. Burada eğlenebildiğin kadar eğlen nasılsa öbür taraf yok. Hah yine tasdikleyen bir söz. ”Aldanma öbür dünyaya sen bu hayatı yaşa.” Şarkı sözü. Bu daha masum diğerlerine göre daha masum ama kafir eder. Aldanma öbür dünyaya yani Allah ve peygamberi söylüyor ama yalan söylüyorlar sen aldanma, onlar yalancı hâşâ ve kellâ. Bunlar şarkılardaki sözler. Bir de halkın içindeki sözler var. Onlara da bir değineyim, kelimeleri söyleyeyim hem kapatalım. Halkın içinde çok zikredilen sözlerden. ”Allah baba” bunu duyuyor musunuz? O eski yeşilçam filmlerinde ben 25 sene önce hatırlıyorum. Bütün yeşilçam filmlerinde ”Sezercik Sezercik bir şey isteyeceğin zaman Allah babadan iste.” Size babayı gösterirler, babayı yediniz siz, siz babayı yediniz. O Türk filmlerinde boyuna Allah baba diye hitap ediyorlar, bizi hristiyanlaştırmaya çalışıyorlar. Kominist yönetmenler boyuna yeşilçam filmlerinin içine bu sözleri sıkıştırdı. Yeni neslin öncesindeki jenerasyon yaşlılar grubu ”Allah baba” tabirini öğrendi. Çok şükür şimdi insanlar pek bunu kullanmıyor. Allah’a baba diyen kim var dünyada şu anda? Hristiyanlar. Hristiyanlar bizimle nasıl alay ediyor şu anda? Siz Allah’ın kullarısınız. Kur’an’da, Allah’ın kulları diye hitap ediyor, siz de kendinize biz Allah’ın kuluyuz diye hitap ediyorsunuz ey müslümanlar. Biz ise Allah’ın çocuklarıyız. Hâşâ ve kellâ. Bunlar, Allah’a baba diyen adamlar. ”Yukarıda Allah var.” Bırak Hristiyanları, Müslümanım diyen adam da bunu söylüyor şimdi. Sapık fırkalardan kim var? Vehhabiler. İngiliz’in İslamı, Vehhabilik. Selefi diyorlar şimdi kendilerine. Ne diyor bunlar “Allah yukarıda, Muhammed aleyhisselam da hemen sağ tarafında… Reformistlerin atası İbn-i Teymiye… İki tane taht var diyor yukarıda. Bir yerde Allah oturuyor, hemen yanında da Muhammed aleyhisselam oturuyor. Hemen Hristiyan inancına getireyim. Madolyonu çevireyim. Hristiyan inancında Allah gökte tahtta oturuyor, yanında da İsa’ya yer açmış o da ufak bir tahtta oturuyor. Paralel. Paralel kelimesinden tiksiniyorum ama şimdi yolu geldi, üstüne geldi mecbur söylemem lazım. Vehhabilik ile Hristiyanlık paralel dindir. Birbirlerine çok benzerler. İkisi de Allah gökte der. Ehl-i Sünnet ne der? ”Allah mekandan münezzehtir.” Kim Allah’ı bir yere hapsetmeye çalışırsa bu diğer yerde olmadığı anlamına gelir. Kim Allah’ı bir yere oturtursa oturan varlık anlamına gelir. O bizim gibi demektir. Sapıkların atası İbn-i Teymiye ne dedi? Hutbeden inerken dedi ki: ”Allah, yedi kat göklerden yeryüzüne işte benim merdivenden indiğim gibi iner.” dedi. Cemaat ayağa kalktı, kitaplarımız anlatıyor. Sarığı düşünceye kadar İbn-i Teymiye’yi dövdü. Allah’a iniyor, yürüyor, benim merdivenden indiğim gibi bir de kendisinden örnek veriyor benim indiğim gibi o da iner diyor. Allah’ı yaratılmış bir kula benzetiyor. Bunu yapan adam kafir olur. Buna mücessime denir. Müşebbihe de denir. Benzetme, teşbih etme. İslamda böyle bir şey yoktur. Kim yaparsa bunu sapıktır. ”Kader utansın” yani sen ticarete atıldın başaramadın, öğrenciliğe atıldın başaramadın, polis olacaktın başaramadın sende suç yok kader utansın, Allah utansın. Kader utansın demek Allah utansın demektir. Küfür kelimelerdendir. Yine tiksindiğim bir söz: ”fala inanma falsız da kalma” bu kadar aptalca, bu kadar ahmakca bir sözü hayatımda duymadım. Hem fala inanma, hem de falsız da kalma. Şimdi o sosyal medya da boyuna fal sayfaları felan var insanlar günlük falınız deyip paylaşıyorlar. Ben de kimi görsem hemen ikaz ediyorum. Kardeşim bunlar adamı kafir eder. Hadis ile teyit edeyim. Allah’ın peygamberi aleyhisselam şöyle buyurdu: ”Her kim falcıya, büyücüye, kahine gider de söylediklerine iman ederse, ona inanırsa Muhammed (aleyhisselama) indirilen Kur’an’a inanmamış demektir.” Falcıya inanıyorsan Peygambere ve Kur’an’a inanmamışsın demektir. İnanmadığın zaman sana ne derler? Kafir derler. Dolayısıyla günlük falı hatırlatan hiçbir sayfaya hiçbir bağlılığımız olamaz, hiçbirisine itibar etmeyiz. Adamı kafir eder bu iş. Yine özellikle sohbetlerde bulunmayan Müslüman gruptan bu kelimeyi duyuyorum. ”Ne günah işledim ki tövbe edeyim.’ Benim hiç günahım yok.” Ya kardeşim sen peygamber misin? Günahı olmayan bir adam var mı bu dünyada? Allah bizi böyle yarattı. Dalacağız günah işleyeceğiz, unutacağız günah işleyeceğiz ama döneceğimiz ilahımızı bileceğiz. Allah’ım beni affet diyeceğiz. Biz günahkar kullarız, beşeriz. Ama bu adam ne diyor? Günahlarını gözünde ufaltıyor, küçültüyor, pasifize ediyor diyor ki benim bir günahım yok ki. Şeytanın büyük bir aldatmasıdır bu, büyük bir kandırmasıdır. Kulsan, insansan ve bir peygamber değilsen muhakkak hataların var, günahların var. Af dile kardeşim. Sünnetin yeri mi şimdi. Arkadaşlar gidiyorlar bir yere giderken bir tanesi diyor ki: ”Ya şimdi sünneti kılmayalım direk farza geçelim.” Böyle bir hakkımız var mı? Acelemiz varsa fıkıhda yeri vardır, böyle bir hakkımız vardır. Ama diğeri şöyle diyor: ”Sünnetin yeri mi şimdi.” Sünneti hafife alıyor. Efendimiz aleyhisselamın bir tek sünnetini hafife alan dinden çıkar. ”Misvak diye bir şey varmış ya ben itibar etmem böyle şeylere.” “Ne o ağaç dalını ağzımıza koyacağız falan diş fırçası var canım, ben onu kullanırım.” Ya kardeşim diş fırçasını kullan da misvağı araya karıştırma. Misvağı hafife aldığın zaman Peygamberimiz aleyhisselamın bir sünnetini hafife almış oluyorsun. Bu küfürdür, mürted olursun. İslam tarihinden bir örnek vereyim: İmam Şafii’nin bulunduğu bir mecliste bir alim ayağa kalktı. Şöyle dedi: Ulema toplanmış sofraya, kabak yemeği geldi. Alimlerden bir tanesi ayağa kalktı dedi ki: Kabak Resulullah aleyhisselamın en sevdiği yemektir. En çok kabağı severdi. Bu bizim arnavutların tatlı yaptığı kabak değil haa öbür kabak salatalığa benzeyen var ya o. Alimlerden biri ayağa kalkınca Resulullah aleyhisselamın en sevdiği yemek budur, sünnettir deyince başka birisi ayağa kalktı şöyle dedi: ”Ben de hiç sevmem.” Basit bir kelime. Bir adam kabağı sevmeyebilir. Böyle bir özgürlüğü var. Ama Resulullah’ın sünnetidir dedikten sonra, bu kelimeyi söylersen senin hükmün nedir? İmam Şafii ayağa kalktı bu sefer ilmin lideri dedi ki: Bu arkadaş şu anda mürted olmuştur. Dinden çıkmıştır. Tövbe etmezse öldürün. Adam hemen kalktı titreyerek tövbeler Rabbim beni affet dedi. Yanlış birşey yaptım dedi. Bazı kelimeler bazı yerlerde adamı öldürtür. Bazı yerlerde bir hiçtir. Ya ben kabağı hiç sevmem şu anda dersem hiçbir hükmü yok. Ama aranızdan bir kardeş dese ki hocam peygamberimiz kabağı çok severmiş, ben de şöyle desem: “Ben de hiç sevmem.” İşte bu küfürdür. Peygamberimiz aleyhisselama yapılmış bir hakarettir. Peygambere hakaret yapan Allah’a hakaret yapmış demektir. Allah bizi korusun. Amin… (Bismillahirrahmanirrahim) Yine bir başka söz. ”Yalansız iş mi var.” İnsanoğlu zayıfsa, sohbeti yoksa, ilmi yoksa bazı menfî durumlarda, menfaatine uyan durumlarda araya yalan sıkıştırıyor. Bir de bi kaplama yapıyor ona pembe yalan hocam pembe. Kırmızı varmış, beyaz varmış, pembe varmış. Bunlar kategorize edilmiş. Bu pembe yalan hocam yani zararı yok bunun, bunun faydası var. Yalanın faydası olur mu? Böyle birşey yok. Yalan yalandır. Ama bu adamın sığınma yeri ne? ”Yalansız iş mi var, yalan söylemeyen adam mı var.” Herkes söylüyorsa ben de söyleyebilirim. Böyle bir mazeret olabilir mi? Böyle bir günah işleme mazereti olabilir mi? ”Benim mahallemden 4 tane katil çıktı hocam. Demek ki ben de öldürebilirim.” Bu mazeret gibi bir mazeret olmuş olur yani. Böyle bir saçma mazeret yok. Yalan haramdır, kaçacaksın. Yine aynı. Esnaflar bunu çok yapıyor. ”Faiz yemeyen mi var hocam.” Faiz haramdır. Sen bunun haram olduğunu kabul edeceksin. Ama bunu meşrulaştırmak için insanları konuya atfetmeyeceksin. Çünkü insanların tamamı faiz yese faiz haramlıktan çıkmaz. Bu seni meşru kılmaz, haklı kılmaz. Faiz faizdir. Allah bana haram kılmıştır. Ben buna bulaşamam diyeceksin. Bunu meşrulaştırmak kaygısına düşmeyeceksin. Kafir olursun. Bir hacı amca geldi bana yıllar önce. Şöyle bir cümle kurdu. ”Bugünkü sistemdeki faiz olayının, faiz olduğuna ben inanmıyorum hocam.” dedi. Ya sen bunu sokaktaki esnaf arkadaşına söyleyebilirsin ama bir ilim adamının karşısında söylediğin zaman yüzüne tükürürler. Bugünkü sistemde ben inanmıyorum. Sen neye göre inanmıyorsun? Ayet mi var? Hadis mi var? Bundan bin yıl boyunca ben o faizi haram kıldım ey kullarım, bin yıl sonra serbest. Artık sistem değişecek. Böyle bir ayet var mı? Yok. E Kur’an’ın hükümleri kıyamete kadar geçerli olduğuna göre sen neye göre değiştirdin sen bunu. Uydurdun. Hevana göre ayet-i kerimeyi uydurdun ve dedin ki bugünkü bana göre faiz değil. İlahiyat hocası çıkmış televizyonda diyor ki bugünkü sistemde alınan para faiz değildir diyor. Eski Diyanet İşleri Başkanıymış. Yazıklar olsun kimlere kalmışız. ”Onda iman ne gezer.” Adam’ın bir tanesine kızıyor, öfkeleniyor, birtanesi de onu methedici konuşuyor. Bu da diyor ki ”Onda iman ne gezer yaa.” Kardeşim sen nereden biliyorsun, kalbini açıp baktın mı? Herkesin kalbinde ”La ilahe illallah, Muhammedün resulullah” diyorsa zerre kadar dâhi olsa iman vardır. Etrafındaki bir müslüman sû-i zan edip onda hiç iman yoktur derse, imanı varsa kafir olur. Bu başka bir müslümanın öbür müslümana kafir demesi hükmündedir. Onda iman yok demek kafir diyorsun. ”Kafir diyenin kendisi kafir olur.” Hadis-i şerif’ini ne yapacağız. Sahih hadis. ”İmalat hatası” Çok kullanılan bir kelime. Her mahallede muhakkak özürlü insanlar vardır. Allahu Teâlâ sağlamlara ibret olsun diye bir özürlü var eder. Şimdi etrafdaki cahil Müslümanlar ilmi yoksa şu cümleyi kuruyorlar. ”Bu imalat hatası” ”Allah hepimizi düzgün yarattı. Bunu yaparken karıştırdı.” Yani Allah âciz. Hâşâ ve kellâ. Adam kafir olur bu sözle. Ama maalesef halkımızın içinde bu kelimeler kullanılıyor. Allah’a âciz deniliyor. İmâl ederken yanlış yaptı deniliyor. Yahut da bazılar şöyle diyor: ”Melekler yaparken karıştırdı.” Karıştırdı. Bu tıpkı Yahudilerin; “Peygamberlik, Yakup aleyhisselama verilmeyecekti, abisine verilecekti Cebrail şaşırdı.” demesi gibi. ”Tabiat yarattı” Tabiat ana Üniversite gençlerinin çok kullandığı bir kelime. Ben tabiata, ben kozmoza inanıyorum. Kozmoz ne demek? Evren. Yani bu evren kendi kendine var olmuş. Bütün sistemi bu evren yapıyor, ortaya koyuyor. Rüzgarların esmesi, güneşin doğup batması evrenin işi bu. Bir ilah falan yok, her şey kendi kendine oluyor. Yaratılan bir hayvan varsa bunu tabiat yaratıyor. Ya tabiatın kafası yok, tabiatın aklı yok. Tabiat, bir yaratıcı tarafından programlanmıştır. Tıpkı bir windows programı gibi. Herhangibir adam dese ki, windows programı kendi kendine olmuştur. Bu adam mantıklı bir adam mıdır? Hayır kardeşim bunu Gates diye bir adam yaptı. Bill Gates, windows programını yaptı. Dünyadaki bilgisayarların %95’i şu anda windows ile çalışıyor. Hiçkimse şunu diyemez. Bu windows kendi kendine oluştu. Bu bilgisayar kendi kendine oluştu. Hayır, bu evreni, bu tabiatı, bu kanunları, bu rüzgarın esmesini, güneşin vaktinde doğmasını, vaktinde batmasını Allah programladı. Windows’u programlayan adam gibi. Allah’ın programı kıyamete kadar böyle gidecek. Kıyamette program değişecek. Güneş doğudan doğarken dünya tersine dönmeye başlayacak ve nereden doğacak? Batıdan doğacak. Bu son alamettir. Son söz. ”Ahirete gidip gelen mi var.” Bunu da özellikle yaşlılarımız çok kullanıyor. Esnafların içinde ben işitiyorum. Ya hocam boyuna hadis söylüyorsun, ayet söylüyorsun, ahirete gidip gelen var mı ya? Var. Vallahi var. Efendimiz (aleyhisselam) gidip geldi mi gelmedi mi? Gördüğünü bize anlattı mı anlatmadı mı? Miraçla alakalı onlarca hadis var, ayetler var. Cenneti cehennemi anlatıyor. İsrâ Suresi’nin ilk ayet-i kerimesi; ”Ayetlerimizden bir kısmını göstermek için kulumuz Muhammed’i getirdik Mescid-i Aksaya” diyor. (İsrâ Suresi 1. Ayet) İsrâ Suresi’nin hemen başında. Göstermek için. Neyi gösterecek Mevlamız? Cehennem demişti daha önce şimdi cehennemi Muhammed aleyhisselama gösterecek. Miraç gecesinde gösterdi. Rasulullah (aleyhisselam) gitti orada kalmadı geri geldi ve gördüklerini bize anlattı. Gidip gelen mi var? Var. Sen inanmıyorsun. Her şeyin bir karşılığı var. Elektrik faturasının bile bir karşılığı var. Ödemezsen kesiyorlar. Öbür tarafta gösterirler sana gidip geleni. Orada görürsün. Allah’ın kelimesiyle başladık onun kelimesiyle bitirelim. ”İnsanlardan öyleleri vardır ki hiçbir bilgiye dayanmaksızın Allah’ın yolundan saptırmak için sözün boş olanını satın almaktadırlar ve onu bir eğlence konusu edinmektedirler.” “İşte onlar için aşağılatıcı bir azap vardır.” (Lokman Suresi 6. Ayet) Allah’ım sen bizi koru. Amin… Dikkat buyurun ayette “satın almaktadırlar” diyor. Sözün boş olanını satın almaktadırlar. Boyuna bu şarkı sözlerini, bu boş kelimeleri ateist kitaplarındaki, komünist kitaplarındaki bu tabirleri Müslüman gençler gidip satın alıyorlar, para veriyorlar buna ve bu boş sözlerle iktifa ediyorlar. Zannediyorlar ki hayat bu. Hayır kardeşim. Burası bir bekleme salonudur. Az sonra dişini çekecekler, seni hesaba çekecekler. İçtiğin çayın keyfine aldanma çay bitecek. Şekeri çok güzel tutturmuşlar deme bitecek. Ne zevk yaşıyorsan burada o bitecek ve dişini çekmeye alacaklar seni. Beteri ondan sonra başlayacak. Uyuşturucunun saati bittiği anda gece vakti dişin zonklamaya başlayacak. Orası kabir alemidir. Melekler gelecekler ve topuzu kafana kafana vuracaklar. Hadisi şerifin deyimiyle; ”Asi olan kula Münker ve Nekir öyle bir topuz vurur ki insanlar ve cinler hariç bütün mahlukat o topuzdan ortaya çıkan şiddetten bağıran adamın sesini işitirler.” İki grup hariç diyor. İnsanlar ve cinler hariç. Melekler, şeytanlar, hayvanlar. Bunların tamamı o inlemeyi işitirler. Mesela yolda bir adam başka bir adama sopayla vurduğu zaman ne yapıyor? Gayri ihtiyari bir inleme yapıyor, ahh diye bağırıyor niye acı var acı. Bu vurulan şeyin bir topuz olduğunu düşünün. Vuran varlığın da insanlardan çok daha kuvvetli olan melekler olduğunu düşünün. Allah, azap vermek için o melekleri yaratmış. Münker ve Nekir. Nasıl canhıraş bir şekilde bağırır. Hesap edin. Bu bekleme salonu geçicidir. Allah Teâlâ dişimizi acısız bir şekilde çektirmeyi, hesabımızı kolay bir şekilde vermeyi bize nasip etsin. Amin… İmanla, selametle, güler yüzle ahirete gitmeyi bize nasip etsin. Resulullah aleyhisselatu vesselamı kabrimizde bize yoldaş etsin. Mahşer günü livâü’l-hamd sancağında buluşmayı bize nasip etsin.

Ölülere Kur’an Okunur mu?

ölülere yasin okumak hatim göndermek doğru mudur? ölü bunlardan haberdar olur mu? delik olmayan kova dolar ibadet olan herhangi bir şey Kur’an, namaz, oruç, her şey ibadet olarak yapıldığında ticari yapılmadığında para ile veya arkadaş hatırı için yapılmadığında Allah için ezan okununca namaz kılınır gibi yapıldığında her ibadet sahibine de hayırdır, kime ondan sevap rica ediyorsa Allah ona da gönderir ama Müslüman öldüyse ölmeden önce dede, çok yaşlandın bankadaki hesabı kapat istersen âhirete gitme bununla denildiğinde çocuklar bu zamanda da faiz kötü olmaz gibi bir küfürlü âhirete gittiyse ona 104 kitabı her gün hatmetsen bir faydası yok Kur’an, ibadet mü’min’e rahmet olur

Bankaların Promosyonu Caiz midir? – İhsan Şenocak

diğer bir kardeşimiz; ben kamu kurumunda çalışıyorum diyor yani promosyonu soruyor promosyonu almak caiz midir? diyor efendim şimdi bir kardeşimiz maaşını gidip defterdarlıktan almak istiyorum dese mal müdürlüğüne gitse benim banka ile muhatap etmeyin ben Müslümanım, benim hassasiyetlerim var bana bu parayı buradan verin dese vermiyorlar yani sistem bu şekilde işlemiyor artık ne yapıyorlar belli bankayla anlaşıyorlar müesseseler, kurumlar o bankalara aktarıyorlar oradan ne kadar buna maaş tahakkuk ettiyse gidiyor kendisi hesabından bu parayı alıyor dolayısıyla çalıştığı müesseseler de bankalarla anlaşma yapıyorlar bir müddet, bir miktar onlardan para alıyorlar promosyon diyorlar buna bu caiz midir? diye soruyor kardeşimiz tabi bu para faizdir bankadan alınıyor dolayısıyla böyle bir parayı almak gerekir alacak yani promosyon parasını alacak neden alacak? çünkü İslam faize sömürmek ve sömürülmemek için karşı çıkıyor yani birisi sömürmesin diğeri de sömürülmesin eğer sizin böyle bir zorunluluğunuz varsa, mutlaka bankadan para almanız gerekiyorsa, bankalar da bu parayı veriyorlarsa, ki aralarındaki rekabetten dolayı o zaman o parayı al o parayı almazsanız faiz sistemine daha fazla katkıda bulunmuş olursunuz onların o sömürü sistemini daha genişletmiş, ya da güçlendirmiş olursunuz o parayı alacaksınız ama faiz parası olduğundan dolayı kendi ihtiyaçlarınız için onu kullanamazsınız faiz parasıdır peki ne yapmak gerekir? kamu yararına olan yerlerde ancak bu promosyondan alınan paralar kullanılabilir ya da Allah yolunda mücadele eden kardeşlerimize gönderilebilir Suriye’ye gönderilebilir Arakan’a, Çeçenistan’daki oradaki Müslümanlara, mücahitlere bu para gönderilebilir fakirlere de verilmez promosyon fakirlere de verilmez ancak böyle yol gibi, köprü gibi kamuya açık yerlerde ya da işte camilerin o helaları gibi o tür yerlerde kullanılabilir