FETÖ’den ayrılan ablanın itirafları!

Öyle ya bu dinin bir ana delil kaynağı var. Ana delil kaynağı budur. Her sohbetine bununla başlayacaksın. Bu olmadan başladın mı o evin temeli sağlam değil demektir, çürüktür. Şaşmayan bir temelden yani ayetlerden başlayacaksın. Bir tane ayet oku sonra onu genişlet. İçine hadisten delil al, içine âlimlerin sözünden delil al, içine sahabeden delil al. İçine velilerin sözlerinden delil al. Ama temelin ne olacak? Allah’ın kelimesi olacak. Temel bu! Allah’ın kitabı bize gelmeseydi bu din burada olmazdı. Peygamberimiz olmazdı. Kim bilir hangi batıl dine mensuptuk? Rabb’ime hamdolsun bize kitabını gönderdi, bizi muhatap aldı. İnşallah gereği gibi yaşayacağız, Allah da bize cennetini verecek. (İnşallah) İnşallah. Abla diyor ki: ”Ayrılmak istedim, sohbetlerine gitmemeye başladım. Sonra bana, bana sohbet yapan ablalar geldiler. Dediler ki: ‘Aramızdan ayrılırsan senin hakkında iyi şeyler olmaz.’ ‘Nasıl yani iyi şeyler olmaz?’ ‘Derslerin iyi gitmez.’ ‘Ben çalışkan bir öğrenciyim, sizle ne alakası var derslerimin? Çalışırım dersimi geçerim.’ ‘Hayır! Hocalar da bizim cemaatten.’ Üniversite hocalarının, akademisyenlerinin büyük çoğunluğu bunun örgütünden, bunların örgütten. Ablalar kızı ikna edemeyince bir üst abla geliyor. Bir üst abla… Şimdi bunların abileri var, bir de onun bir üst abisi var. Abi, abi üste doğru gidiyor. Ama o kadar garip bir sistem ki, hücre tipi yapılanma denir buna, abinin abisini kimse tanımıyor. Bir mesaj geldi bana. ”On yıl boyunca evimde sohbet veren abinin isminin Nedim değil, İsmet olduğunu yeni öğrendim.” Kardeşler on sene boyunca bir adamı evinize alıyorsunuz. Ve o adam size Gülen’in, örgüt başının kitaplarını okuyor. Kur’an falan okumuyorlar bunlar. Onun kitaplarını okuyor ve dini bir sohbet yaptığını söylüyor. Ve sen o adama ne diyorsun on sene boyunca? Nedim abi… Nedim abi… On sene sonra bir patlak veriyor, adamın ismi İsmet’miş. Bir adam ismini niye değiştirir kardeşler? Ne gereği var? Senin niyetin kötü, sen kötü bir şey yapıyorsun! Sosyal medyada gezerken Vehhabi Selefilere bakın. Hepsinin yüzü gizlidir, hepsinin adı gizlidir. İsimlerini ve yüzlerini gizlerler. Neden? Sen kötü bir plan peşindesin. Neden bizim her şeyimiz açık? Sohbet verdiğimiz yer belli, surat belli, yaptığımız iş belli, ticaretimiz belli, ismimiz belli, izimiz belli, yolumuz belli. Her şey belli, açık.. Şeffaf. Neden bunlar hep gizli kapaklı? Kötü bir şey yapıyorsun. Sen kötü bir şey yapmasan her şeyin açık olur. Demek ki planın kötü. On sene sonra adamın adının İsmet olduğunu öğrenmiş. Şimdi, bizim hakkımızda bu paralelciler darbeyi yapsaydı, bir soruşturma yapsalardı. Bunlar başa gelseydi Ehl-i sünnet hocaları toplarlardı. Hemen peşinden yalan haberler ortaya çıkmaya başlardı. Bir haber duysaydınız bizim hakkımızda. Kerem Önder, meğer gerçek adı Çağatay’mış. Şaşırmaz mısınız kardeşler? Aaa, hocaya bak ya meğer ismi Çağatay’mış ya! Deist ismi, ateist ismi Çağatay… Tunç, Taş, Demir, Çelik, bunlar ateist isimleridir. Garipsemez misiniz kardeşler? Bu adama karşı bir güvensizlik olmaz mı ya? Sen neden kardeşim benden ismini gizliyorsun ya? Nedir problem? Kötü bir niyetin var senin. Hücre tipi yapılanmayla bütün hücre evlerini birbirinden bağımsız hale getireceksin. Bir ev yakalansa bile diğer evi ihbar edemeyecek. Çünkü tanımıyor. İsmini İsmet biliyor abisinin ama adamın ismi Recai. Plan kötü, münafık erkekler, münafık kadınlar… Allah söylüyor. Bakın! Kız diyor ki: ”Ondan sonra üniversitenin akademisyeni, hocam beni çağırdı.” Dedi ki: ‘Eğer ablalarla beraber sohbetlere gitmeye devam etmezsen ders notların konusunda iyi şeyler olmaz.’ Anladım ki bunlar notlarla oynuyor.” diyor. Kendi cemaatinde olanlara, iyi çalışma yapmasa bile notlarını yükseltiyor. Cemaatten ayrılanlara direkt cephe alıyorlar. Ve aşağı indirmeye çalışıyorlar. “Dedim ki: ‘Hocam, siz beni tanıyorsunuz. Ben bu ablaların sohbetlerine gitmeden de çok çalışkan bir kızdım ve ders notlarım çok iyiydi. Şimdi bana tavır alıyorsunuz.’ deyince bu sefer işi bir adım ileriye götürdü.” diyor. Bakın bunlar hep itiraflarda. Ben bir iki tanesine denk geldim. “Bana dedi ki: ‘Eğer ablaların sohbetine gitmezsen ailene telefon açarım. Ve senin hakkında iyi şeyler söylemem.’ ‘Ne söylersiniz hocam?’ diyor. ‘Senin erkeklerle gezip tozduğunu, ders çalışmadığını ve zina ettiğini söylerim.’ Dini bir cemaat bu kardeşler, dikkat edin! Biz dini bir cemaatiz diyor. Şimdi, o kız diyor ki kızcağız: “Ailem inanmaz ki!” diyor. “Ailem benim nasıl bir insan olduğumu çok iyi biliyor.” diyor. Kızım biz dini bir cemaatiz, diyor. Ayetten girerim, hadisten çıkarım ikna ederim ben, diyor. Allah’ın kitabını iftira etmek için kullanıyor. Kardeşler, İslamiyet’te Rasulullah Aleyhisselam yedi tane büyük günah sayar. Yedi büyük günah! Bir, Allah’a şirk koşmak. Allah’ta olan vasıfları ve gücü kudreti başka bir zata daha vermek. Buna şirk koşmak denir. İkinci günah nedir? Masum bir insanı öldürmek. Bütün insanlığı öldürmek gibidir. Üçüncü günah nedir? En büyük üçüncü günah… Namuslu bir kadına zina iftirası. Bunlar bu iftirayı bu kıza niye atıyor? Cemaatimden ayrılma, ayrılırsan bizim açıklarımızı etrafta anlatırsın. Propaganda yaparsın. Başka insanlar cemaatimize gelmeye çalışırsa onları da engellersin. Dolayısıyla benim sana iftira atmam helal, diyor. İftiranın helal olduğu bir zaman var mı kardeşler? Ama işte bunlar böyle diyor. Zaten bunların cemaatte yalan helal, iftira helal, muta nikahı helal, soruları çalmak helal, sivil halkı katletmek helal, darbe yapmak helal… Her şey helal! Yıllardan beri ev sohbetleri yapıyorlar. Ayetten, hadisten hiç mi bir şey okumadınız kardeşim ya? Biraz ayet hadis okusaydın bu insanlara bunları kandıramazdın. Derdi ki: ”Hop! Sen bu adama iftira atmak helal diyorsun ama Allah böyle diyor, Rasulullah böyle diyor.” Der miydi, demez miydi? Derdi. Ama cemaati, ayet ve hadisle bilinçlendirmek yerine kendi hocalarının şahsi kanaatleri ile bilinçlendirdiler. Hocamız böyle diyor, doğru budur. O insandır, sıradan bir insandır. Senin benim gibi tuvalete gider, yemek yer, uyumak zorunda olan bir insandır. Hata yapar, hepimiz gibi hata yapar. Ama Allah’ın kitabı hata yapmaz. Allah’ın Peygamberi hata yapar. Allah ikaz eder, düzeltir. Nasıl olur da hocanı Allah ve Peygamber ile yan yana koyabilirsin? Profesörlerini hatırlayın. Darbeden bir hafta önce bunların televizyona çıkıyor. Bütün televizyonlara kayyum atandı. Bir televizyonları varmış, internet üzerinden yayın yapıyormuş, ben bilmiyorum. İnternetten videosunu gördüm. Profesör bir hafta önce çıkıyor. Şimdi hâlâ o profesörü arıyorlar. Diyor ki: ”Önümüzdeki günlerde çok güzel şeyler olacak. Keşke şu yoğun dönemde bir profesör olmasaydım da bir albay olsaydım. Hizmet hareketine daha aktif bir şekilde hizmet edebilseydim.” Ne demek bu? Profesör olmasaydım da albay olsaydım. Yani o anda en çok koşturacak olanlar kimler? Askerler. Albay, yarbay, general, amiral… Bunlar koşturacak, darbe yapacaklar, Müslümanları kesecekler. “Keşke ben de onlarla beraber olsaydım.” diyor. Profesör bir söz söylüyor: ”Hocamız, hoca efendi bize şah damarımızdan daha yakındır.” Kardeşler, bu sözün manası nedir? Şirktir, açık şirktir! Şah damarımızdan daha yakın olduğunu söyleyen bir tek zat vardır. Bakın, bizim Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam bile bu kelimeyi söyleyemez. Çünkü Muhammed Aleyhisselam evinde oturuyorken Ebu Bekir Sıddık mescittedir. Efendimiz Aleyhisselam yanında mı? Değil. Her an bizimle beraber olan, hazır ve nazır olan tek zat vardır: Allah Teâlâ. Dolayısıyla “Kullarım beni senden sorarlar.” (Bakara, 186) “De ki: Ben onlara şah damarından daha yakınım.” (Kâf, 16) Ayettir. Bunu söyleyebilecek olan tek zat Allah Teâlâ’dır. Bunlar ne diyor? Hocamız bize şah damarımızdan daha yakındır. Bu sapıklık… Açık sapıklık! Uçmuş. İşte kardeşler, dini kullanıyor, dini kendisine bir zırh ediniyor, karşı tarafa kendisini dindar gibi gösteriyor. Ve kendi fikirlerini, kendi ideolojisini dayatıyor. Ve insanları kandırıyor. Allah Teala bu ümmeti, bu rezil insanlardan kurtarsın. (Amin) Amin. “Elmunâfikûne velmunâfikâtu…” (Tevbe, 67) Münafık erkekler, münafık kadınlar. “…ba’duhum min ba’d.” (Tevbe, 67) Onlar sizden değildir. Onlar birbirlerindendir. Asla sizi tutmazlar, asla sizi kayırmazlar. Onlar hep birbirlerini kayırırlar, birbirlerini kollarlar. Bu gruba bakın! Fetö örgütüne… Kendilerinin dışındaki bütün cemaatlerin batıl olduğunu söylediler mi, söylemediler mi? Bizim cemaatimiz dışındaki bütün cemaatler yok olacaklardır. Zaten onların hepsi batıldır. Kendi elemanları mesajlar attılar bize. “Tek hak cemaat bizim cemaattir.” dediler. Bakın, bu gün kim derse ki İslam’a tek hizmet eden hak cemaat, bizim cemaattir. Vallahi onlar da bunlar gibi sapıtmıştır.

Fethullah Gülen hareketi neden helak oldu?

Gülenizm İmparatorluğu neden helak oldu? Birkaç madde yazdım, onu nakledeceğim. Neden helak oldu? Bakın, Dünya’nın her tarafında okullar açmış bir imparatorluk. Amerika’nın ve Mossad’ın (İsrail’in) desteğiyle, her tarafta okulları var. Her tarafta yönetim kadrosuna adam yetiştiriyor ve o ülkeleri içerden fethetmeye çalışıyor. Bizim burada yüzde 30’una, yüzde 40’ına kadar geldi fakat geri kalan yüzde 50’lik, 60’lık vatanseverler izin vermedi. Birliklerinden çıkmaya çalışan bir sürü vatan haini askeri, birliğin içindeki vatanseverler durdurdu. Helal süt emmiş çok insanımız var kardeşler. Bak onlarca birlik var, içerdeki vatanseverler karşı koyuyor. Ya aletleri bozuyor, ya emri dinlemiyor, ya baskın yapıyor. 20-30 tane kafa askeriyle baskın yapıyor, generalleri esir alıyor. Allah bize yardım etti, elhamdülillah. Tuzaklarını başlarına çevirdi. Yine bir video gördüm, sosyal medyada. Sanıyorum, Kayseri’den olacak. Bir birlik merkeze geliyor, yönetime el koyacak, valiliği ele geçirecek. Vali de emniyet müdürüne emir veriyor: ‘O birliğin geleceği nokta belli, oraya polislerinle beraber git ve yolu kes! Emniyet Müdürü sandalyeyi koymuş, bacak bacak üstüne atmış, polisler yanında; karşı tarafta askerler zırhlılarıyla beraber tanklarıyla beraber geliyorlar. Asker komutanı müdürün yanına geliyor, diyor ki: ‘Şehre inmem lazım Genelkurmay’ın emri var.’ Bu darbeci askerlerin ağzında tek bir tabir vardı? Ne diyorlardı? ‘Genelkurmay’ın emri var, sivillere sıkın.’ Var mı böyle bir emir? Yalan. Yalan, yok. Emniyet Müdürü ne diyor? ‘Valinin bana emri var, sizi buradan geçirmeyeceğim, gerekirse çatışırız.’ Bu videoyu seyredin. Asker ne yapıyor? Bunlar, tıpkı Yahudiler gibi korkaktır, korkaktır bunlar. Satan satana şimdi kardeşlerini, satan satana. Aman benim alacağım yirmi-otuz sene azalsın, on beş seneye düşsün, kardeşimi satayım. Hani dava arkadaşıydı, şimdi satan satana. Batıl bir dava olunca, satarsın. Bunlar korkak, tıpkı Yahudiler gibi ölümden çok korkuyorlar. Ne dedi Emniyet Müdürü böyle deyince? ‘Tamam, arkadaşlar geri dönüyoruz.’ Darbeci asker geri döndü. Ertesi gün paketlemişler, almışlar, şimdi hesap veriyor içeride. Bu imparatorluğu Allah neden helak etti? Bu başlıkları iyi anlamazsak, önümüzdeki yıllarda kurulmak istenicek olan yeni cemaatlere, yeni sahte dindarlara fırsat vermiş oluruz. Bunlara fırsat vermemek için neden helak olduklarını iyi anlamamız lazım kardeşler. Bir, Türkçe Olimpiyatları denilen rezalette 15 yaşındaki kızları dans ettirip, şarkı söylettiler ve ‘Resulullah bundan razıdır, o bizi ziyarete geldi.’ diyerek, rüyalarına yalan kattılar. Hatırlamıyor musunuz bundan dört-beş sene önce? İlk yaptığım reddiyelerdendir: Türkçe olimpiyatları… Devlet kademesinden bile insanlar katıldı buraya. Ve Müslüman kardeşim ne dedi? ‘Ne kadar güzel bir dine hizmet.’ Müslüman kardeşim, sarıklı, sakallı, cübbeli kardeşim, çarşaflı Müslüman karısını aldı, gitti bu stada bunları seyretmeye ve şöyle dedi: ‘Bu ne kadar güzel bir hizmet. Çıplak kızlar karşımızda şarkı söylüyor, Türkçe şarkı söylüyor.’ İster Türkçe söylesin, ister Arapça söylesin, 15 yaşında kız değil mi bu? Buluğa ermiş mi? Ermiş. Bunun şarkı söylemesi bir, haram. İki, bunu şarkı söylerken dinlemek haram. Ve sen Müslüman kardeşim, bu kadar sakal bırakmış, sarık cübbesi olan, yanında çarşaflı Müslüman karısı olan Müslüman kardeşim, sen buna nasıl güzel dersin? Bu küfür değil midir? Allah’ın haramlarından bir harama güzel diyene ne olur? Kafir olur, kafir olur. İşte Müslümanlar ne dediler buna? ‘Çok güzel bir şey.’ Ehl-i sünnet olan cemaatlerden, Kur’an’ı ve sünneti bilen cemaatlerden reddiyeler gelince ne dediler? Savunmaya geçtiler. ‘Bizim cemaatimizin ileri gelen kardeşleri rüyasında Resulullah’ı görmüş, o da bizim Türkçe Olimpiyatları’na gelmiş, bu kızları o da seyretmiş. Zaten memnun olmasaydı gelmezdi.’ Yuh, sizin yalanınıza be! Allah’ın peygamberi içki meydanına gelir mi? İçki meclisine gelir mi? Allah’ın peygamberi kızların şarkı söylediği, erkeklerle kucak kucağa dans ettiği yere gelir mi? Allah’tan korkmuyor musunuz siz? Bir de peygamber adına yalan uyduruyorsunuz. Resulullah buyurdu, sallallahu aleyhi ve sellem; ‘Yalancıların en büyüğü, rüyasına yalan katandır.’ Kimmiş en büyüğü? Rüyasına yalan katandır. Ben manevi bir işaret gördüm, sen bana bunu ver. Kendi menfaatine lazım olan bir şeyi istemek için karşı taraftakini aldatmak adına ne diyor? ‘Ben rüyamda bir Allah dostunu gördüm, bana dedi ki: ‘Şu kardeşinden git, iste o verecektir.” O da diyor ki: ‘Ya, öyle mi be! Al kardeşim şu 200 TL’ yi tamam ya! İşaret var burada.’ Yalan. Dini, kendi menfaatine alet ediyor. En büyük yalancı budur. Cemaatin, bu terör örgütünün, helak olmasının en büyük sebebi bu. Allah’ın haramına helal dediler ve Allah’ın peygamberinin adını kullandılar. 2- Faizle çalışan bankaları batmasın diye bankaların kapısında Kur’an okudular. Görmediniz mi o ablaları? Başörtülü kızlar cop yerken meydana çıkmayan ablalar, ‘Aman faizle çalışan bankamız batmasın!’ diye, Kur’an aldılar, cevşen aldılar, bankaların önünde Kur’an okudular. Poz yaptılar, poz. Allah adamı helak eder, daha Dünya’da iken rezil eder. Buyurun! 3- Sırf devlet içinde istedikleri noktalara atamalar yapılmadığı için ümmete faydası olan Müslüman liderlere beddua ettiler. Darbe tuzaklarının Allah tarafından bozulmasının bir sebebi olarak da üç milyon Suriyeli kardeşimize sahip çıkmaları ve dualarını almalarını vesile olarak görüyorum. Şimdi, hükümetten bazı isteklerde bulundular. ‘Bizim şu kilit noktalara, istediğimiz noktalara, bizim adamlarımızı koyacaksınız.’ Hükümet de dedi: ‘Hayır, devlet içinde ayrı bir devlet olmaz, koymam.’ Bunlar ne yaptı? Hemen, 17-25 Aralık Polis ve Yargı Darbesi, tutmadı. Bu kadar sistemli bir tuzak, Allah onu da bozdu. Tutmadı. Polisleri ve yargının bir kısmını içeriye aldılar. Bu tutmayınca asker darbesine girdi bu sefer, bu da tutmadı. Sırf kendi istekleri olmadığı için ümmete en büyük faydası dokunan şu hükümeti devirmek istediler. ‘Hocam delil verebilir misin? Ümmete en büyük faydası dokunan dedin.’ Delil? Üç milyon Suriyeli Müslümana şu anda kim bakıyor? Müslümanlar bakıyor, bu başımızdaki adamlar. Kimin parasıyla? Bizim paramızla, evet. Bundan razı mıyız? Köküne kadar razıyız, Allah bin kere razı olsun. Benden giden ne varsa feda olsun, helal olsun. Resûlullah Aleyhisselam buyurdu: ‘Az sadaka, çok belayı def eder.’ Ben ihtimal veriyorum ki Allah Teala bu hükümetin başındaki, bu darbe belasını bu ümmete verdiği sadakalar sebebiyle kaldırdı. Ben buraya ihtimal veriyorum. Üç milyon insanın bütün gıdasını karşılıyor, temizliğini karşılıyor, giyimini karşılıyor, sağlığını karşılıyor. Her hafta, 250-300 çocuk dünyaya geliyor Suriyelilerden. Kim bakıyor bunlara? Müslümanlar bakıyor. Allah, bu başımızdakilere zeval vermesin kardeşler! (Amin!) Sırf bu yaptıkları işlerden dolayı, bak üç milyon ümmete bakıyorlar ya, her gün ben bu adamlara dua ederim. Partiyle, pırtıyla benim asla işim olmaz. Siyasetle uğraşmam. Ben bakarım Müslümana kimin faydası var? Kim bu dine, bu ümmete fayda veriyor karınca kadar? Gece-gündüz o adama dua ederim. Ben şu anda, her gün bu adamlara dua ediyorum. Üç milyon Müslüman kardeşimin açlıktan ölmesine engel oldukları için. Peki, bu fetöcüler ne yapıyor? ‘Bunları sınır dışı edin, bunlara bakmak zorunda değilsiniz.’ Peki bu Kemalistler ne yapıyor? ‘Çıkartın bunları!’ ‘Birinci olursam, seçimi kazanırsam ilk yapacağım iş Suriyelileri memleketine yollamaktır.’ demedi mi o? O garip adam (!) Normal bir adam değil, garip bir adam. Demedi mi öyle? Seçimi kazanayım bana oy verin, dedi. Ey Türkiye’deki Müslümanlar oyu bana verin! dedi. ‘Birinci olursam hemen bu Suriyelileri ülkelerine yollayacağım.’ Ülkelerine yollayacağım ne demek? Bombalasın. O Yahudi’nin köpeği Esed, her gün bunları bombalasın, üç milyon günbegün günbegün soykırımla yok olsun, gitsin. -Ee Müslüman bu. -Umrumda değil. Ben Kemalist’im. Benim İslam’la alakam yok. Bu kafadaki adama oy veren Müslümana Allah hesap sormaz mı? Vallahi büyük hesap sorar, fena hesap sorar! Cemaatin helakının üçüncü sebebi budur. Dördüncü sebep, adam yerleştirme gayretine girdiler. Halbuki, cemaatlerin görevi adam yetiştirmektir, yerleştirmek değildir. Liyakatli olmayanı, sırf bizdendir, diye göreve sokarsan daha layık ve ehil olanın hakkına girmiş olursun. Ehl-i sünnet olan cemaatin görevi nedir? Devlet kademesine bizim adamlarımızı koyalım, değildir. Bu cemaat ehl-i sünnet değildir. Ehl-i sünnet ise gittiğin cemaat şöyle der: ‘Bizim iyi adamlar, samimi müslümanlar yetiştirmemiz lazım.’ ‘Devlet onu ya kullanır ya kullanmaz, bizi ilgilendirmez.’ Devlet kademelerine sokma gayretimiz yoktur. Çünkü Allah ahirette bize şunu sormayacak: ‘Sen neden devlet kademelerine, içişleri bakanlığına, emniyete, yargıya adamlarını sokmadın?’ Allah, Kerem Hoca’ya bunu sormayacak. Allah, bize şunu soracak: ‘Sana verdiğim ilimle güzel müslümanlar yetiştirdin mi?’ İşte, Allah bize bunu soracak. Sen iyi insan yetiştir, devlet ister bunu alsın ister almasın. Amaç, gaye bu olacak. Ama bunlar ne yaptılar? ‘Hayır, ehil olsa da olmasa da MİT’in başında benim adamım olacak.’ ‘Ehil olsa da olmasa da ordunun başında benim adamım olacak.’ Bu kul hakkına girmek oluyor. Ehil olmayan bir adamı başa getirdiğin zaman, bu kıyamet alametidir. Kıyametin en büyük alametlerinden bir tanesi nedir? Ehil olmayanlara, emanetin verilmesidir. Polis sınavlarından çakanlar, askerlik okullarından çakanlar… Adam okula gidiyor 90-95 puan almış. Fakat, sırf fetöcü olmadığı için, cemaat okullarından gelmediği için, CV’si belli. Ne yapıyorlar? Günde bir saat iki, saat uykuyla eğitim yaptırıyorlar. Adam çakıyor, bayılıyor eğitim yaparken. Bu, diyor arızalı, ordudan atıyor. Bu kul hakkı değil midir? Allah bunun hesabını burada sormaz mı? Daha burada adamı rezil etmez mi? İşte, rezil etti. Binlerce beddua aldılar bu öğrencilerden, bu talebelerden, seçilemeyenlerden, atılanlardan, ordudan atılanlardan binlerce beddua aldılar. Beş yüz tane balyoz davası gereği atılmış olan havacıyı devlet geri çağırmış. ‘Gelin, sizi tekrardan bir muayene edeceğiz, kontrol edeceğiz. Sağlığınız ne durumdadır? Çünkü şüpheli bir durum var.’ Eğer sağlığınız yerindeyse sizi tekrar hava grubuna alacağız, hava kuvvetlerine alacağız. İnşallah, birçoğunun sağlam çıkacağını düşünüyorum. Bunlarda din iman yok, Allah korkusu yok. Kul hakkına girmişim falan, bizim amaca giden yolumuzda kimi ezdik, kime bastık önemli değil. Nasıl harama girdik falan, bu önemli değil yeter ki amacımız yerine gelsin. Kafa bu, plan bu. Rahmetli Erbakan Hocamız otuz sene önce söyledi. Bakın, bir adam basiretli olduğu zaman farklı oluyor. ‘Çocuklarınızı imam hatiplerden alıp bu Fethullah’ın okullarına verirseniz, Yahudi’ye asker vermiş olursunuz.’ Daha ortada bir şey yok, bu kadar kuvvetli değil. Ama Erbakan Hoca basiretli bir adam olduğu için, kimler tarafından desteklendiğini gördüğü için anlıyor ki bu çocuklar Yahudi’ye asker olacak. Yahudi’ye asker oldu mu? Oldu. Mossad’dan emir aldı, CIA’den emir aldı, FBI’dan emir aldı. Hepsinin bağlantısı var. Üst akıl olmadan bunlar bu işi beceremezler. Üst akıl var; Mossad, CIA, İngiliz bu üçü var. Bütün ifadelerden bu çıkıyor. Erbakan Hoca, 25-30 sene önce söyledi. ‘Yahudi’ye asker vermeyin, çocuklarınızı İmam Hatip’e verin, bu adamın okullarına vermeyin.’ Ama aileler naptılar? ‘Bunlar çok gelişti, çok kuvvetlendi, geleceği de parlak görünüyor.’ ‘Devlet kademelerinde yer alıyorlar, iyi para getirir.’ dediler. İyi para getirir, he? Elli bin tane memur açığa alındı. Devlete kapağı atalım rızkımızı buluruz, diyenler, 50 bin memur açığa alındı. Ben kızımı memurdan başkasına vermem, diyen babalar… Noldu? Noldu senin memurlara? Şu anda bu ülkede hiçbir tanesi iş bulamaz. Çantacıya, çırak olur ancak. Yargıda adam, hakim, yargıda hakim, bundan sonra ancak çantacıya çırak olur. Başka bir şey olamaz, Allah böyle bir rezillik verir adama. Kul hakkına girdiniz, bunun hesabı ahirete kalmaz, burada ödenir, sonra ahiretteki başka onu da göreceksiniz, daha gelmedi o.

Darbe başarılı olsaydı, asılacak 4 Hoca?

Ne olacaktı peki? Binlerce, binlerce insan öldürülecekti. Kardeşim arabada gelirken bana diyor ki: “Hocam bundan daha ileri gidemezler herhâlde.” diyor. “Kardeşim bu ilk adım. Eğer başarılı olsalardı sen o zaman katliamı görecektin o zaman.” dedim. Hemen ne olacağını size söyleyeyim. Üç ayrı dalga hâlinde asılmalar başlayacak, asılmalar. Önce numaradan yargılamalar… İlk grupta kim yargılanacak? Reis-i cumhur, başbakan, bakanlar, milletvekilleri yargılanacak. Bazı üzerilerine polemikler uydurulacak. Hepsi şu kadar zengin, şu kadar parayı kaçırmaya çalışıyorlardı… Tıpkı Abdülhamid gibi, tıpkı Adnan Menderes gibi. Ne dediler Adnan Menderes’e? Bir uçak dolusu altınla beraber kaçarken yakalandı. Uçak dolusu altın… Yalan at, izi kalsın. İftirayı salla, izi kalsın. Astılar. Koca başbakanı astılar. Bu adamlar hakkında da ilk dalgada, bir sürü yalan uyduracaklardı, teker teker asacaklardı. İkinci dalga kim? Gazeteciler. Kim paralelcilere giydirdiyse, kim paralel hakkında ağır konuştuysa, planlarını deşifre ettiyse, nasıl mağdur olduğunu anlattıysa dar ağacında sallandıracaklar. Hapishanelere götürülecekler, işkence çektirilecekler, faili meçhuller olacak, binlerce faili meçhul. Alacaklar, götürecekler, Kerem hoca yok. Aylardan beri Kerem hoca piyasada yok. “Uçtu, uçtu. Evliya oldu, uçtu o.” diyecekler. Nerede bu? Ya asit kuyusu ya öldürülmüş ya parçalanmış ya kıyma makinesine konulmuş… İş bitmiş. Bu ikinci dalga. Bir ülkeyi yönetenler, ikinci dalga gazeteciler, üçüncü dalga hocalar, din adamları. Din adamlarının bu millet üzerinde etkisi büyüktür. En önce alacakları dört tane hocanın ismini veriyorum. Bak, bu benim kişisel tahminim. Kağıtlarda, gazetelerde çıkar mı çıkmaz mı bilmiyorum. Şimdi, yavaş yavaş belgeler çıkacak. Paralelcilere ve diyalogculara, bu ülkede en çok reddiye yapan dört tane hoca: Ebubekir Sifil, İhsan Şenocak, Cübbeli Ahmet, Kerem Önder. Bak, bu dört tane hoca, kafa hocalardır. En çok paralelcilere, diyalogculara kim reddiye yapar bu ülkede? YouTube videolarına bakın. Paralel, diyalog yazın bu dört tane adam çıkar. En önde bunlar çıkar. Kelleyi koltuğa alan adamlar. Bunlar takla… Bizi artık ziyarete gelirdiniz orada. Gelirken de biraz irmik helvası, biraz kestane getirirdiniz bize kardeşler. Biz de orada, işte arada keyif yapardık. Namazlarımızı kılacağız, orada diğer hocalarla oturacağız, sohbet yapacağız falan… Öldürülseydik ne olurdu? Şehit olurduk. Biz gece gündüz ne için dua ediyoruz kardeşler? Şehitlik için dua ediyoruz. Allah bize nasip etsin.(Âmin) Âmin. Âmin.

Çinli kızla tokalaşan Fetö’cü: “i am a Muslim!”

Yurt dışından annemin akrabasıymış, ben tanımıyorum. Birisi hanımıyla beraber geldi. Kardeşim karşılamış onları. Ben tak odaya girdim. Bu arkadaş gülüyordu, neşeliydi. Beni bir gördü sakallı bıyıklı, adamın yüzü değişti. Hanımı ayağa kalktı, tak elini uzattı bana. Ben de tak çektim elimi. Allah razı olsun, hoş geldiniz, dedim. Adamın yüzü kıpkırmızı oldu. Adam bana düşman oldu. “Nasılsın?” diyorum, cevap vermiyor. Benim evime misafir olarak gelmiş. Adama diyorum “nasılsın?”, cevap vermiyor. Sonra demiş ki anneme, Arnavut lisanıyla konuşuyor: “Benim karıma nasıl el uzatmaz?” Müslüman! Adam Müslüman kardeşler ya! Müslüman bana diyor ki: “Benim karıma nasıl elini uzatmaz?” diyor ya! Döver misin, sever misin ne yaparsın sen bu adamı? Ne yaparsın bunu? Kardeşim anlatıyor. Derviş kardeş Çin’e gitti. “Bir abiyle beraber hocam, bir dükkana girdik, teknolojik bir alet alacağız.” diyor. Artık telefon mudur kayıt aleti midir nedir? Abi de paralelcilerden. Bak bu paralelci abilere dikkat edin! “Girdik bu abiyle beraber, ticaretimizi yaptık, alacağımızı aldık.” diyor. “Oradaki Çinli kız da…” Bu Çinli kızların tamamı çıplak. Minicik bir şort giyiyorlar, üstlerinde bir badi, her taraf çıplak. “Orada çok normal Çinli kızların çıplak olması.” diyor. “Bu Çinli kız da bizim paralelci abiye elini uzattı. Paralelci abi de tak elini uzattı. Musafaha yaptılar, selamlaştılar. Hemen peşinden bana da elini uzattı. Ben de teknolojik alet aldığım için bana da elini uzattı. Ben de elimi böyle yaptım. Teşekkür ederim, sağolun dedim.” diyor. “I am a Muslim, I am a Muslim dedim.” diyor. Ne demek? Ben bir Müslümanım. “Paralelci şöyle dedi: ‘Biz kâfir miyiz lan?’ Ya hacı abi, ben öyle demiyorum sana. Ben Müslüman’ım ama ben bu kaideyi biliyorum, bu haramdır. Bir kadına, bir Müslüman el uzatamaz. Uzatamaz! Bundan dolayı ben böyle söyledim.” diyor. “İngilizce bildiğim üç beş kelimeden bir tanesi ‘I am a Muslim.’ Ben bir Müslüman’ım. Başka bir kelime bilmiyorum.” demiş bu paralelci abiye. Araları bozulmuş. Paralelci abi buna gönül koymuş. Benim el uzattığım kadına, senin de el uzatman lazımdı. Sen kimsin kardeşim? Mezhep imamı mısın sen ya? Sen kimsin ya? Allah bunlara hidayet versin kardeşim. (Amin) Şunu demen lazım: Tamam ben bu konuda eksiğim, İslam’ın bu hükmünde zayıfım. Allah razı olsun. Bak sen bana bir şey hatırlattın, sağol kardeşim. Şunu demen lazım. Diyor ki: “Ya böyle şey olur mu? Bu kadar bağnaz olmayın ya.” Bir de tabir var. Yıllar önce bir tane Diyanet İşleri Başkanı… Buna soruyorlar. Kadın erkek ilişkilerinde, bir erkeğin kadına elini uzatması ve tokalaşmasının dini hükmü nedir? Bak bak… Diyanet İşleri Başkanı’nın verdiği cevaba bak! Elhamdülillah temizlendi şimdi onlar. “Medeni ülkemizde, uygar dünyamızda bunda bir beis yoktur.” Ya ne beisi, ne uygarı, ne medenisi ya! Sen Müslüman değil misin kardeşim? İslam’ın hükümleri belli. Allah’ın Peygamberi Aleyhisselam diyor ki: “Sizden birinizin başına bir demirle vurulması, bir demirin başından içeriye sokulması, yabancı bir kadına elini uzatmasından daha iyidir.” Hadisi şerif. Sen de bunu biliyorsun, ben de bunu biliyorum. Sen bu hükmü bilerek nasıl böyle bir fetva verirsin? Bi beis yoktur… Uygar ülkemizde… Sana soruyu soran kadın bunu sormuyor. Uygarlık muygarlık sormuyor. İslami olarak bana hükmünü söyle, diyor. Onu kırmayayım, bunu kırmayayım, kadınlar beni beğensin. Ondan dolayı şu hadisleri gizleyeyim, şu ayetleri gizleyeyim. Daha çok cemaat toplayayım, daha çok insan beni sevsin. Dinin orasından burasından kırpıyorlar, yolunmuş tavuğa çeviriyorlar. İşte paralelciler. Allah bunları kurtarsın. (Amin) Amin.

“Diyalogcular diyerek, bize iftira etmiş olmuyor musunuz?” – Fetö‘cü sorusu

Bir adam, önünde başka bir adamı öldürdüğü zaman ve sen de bunu gördüğün zaman, bu adam, bu adamı öldürdü dediğin zaman, iftira etmiş olur musun? Delil var önünde. Bir adam, bir adamı öldürdü ve sen bunu gördün. Herhangi bir Müslüman, İslam’ı bilen bir Müslüman’ın önünde Allah’ın bir tek ayetini inkâr eden bir adama ne denir? Kâfir denir. Küfre girmiş demektir. Bu paralel cemaat, bu paralel cemaatin içindeki diyalog grubu, Allah’ın bir değil onlarca ayeti kerimesini inkâr etmişlerdir. Tek bir örnek vereyim. Delil istiyorsunuz, tek bir örnek vereceğim. Allah Teala Hazretleri, Beyyine suresinde bize şöyle buyurur: “İnnellezine keferu” O kâfirler var ya, “min ehlil kitabi” gerek Yahudi ve Hristiyanlardan olsun… O kâfirler var ya, gerek Yahudi ve Hristiyanlardan olsun, “velmuşrikine” gerekse puta tapanlardan olsun, “fi nari cehennem.” cehennem ateşindedirler. “Halidine fiha” Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır. “ulaike hum şerrul beriyeh.” (Beyyine, 6) Onlar İnsanların en şerlileridir. Ayet böyle bitiyor. Allah’ımız üç gruba insanların en şerlileri diyor. Bir, Yahudi ve Hristiyanlar. İki, müşrikler. Yahudiler bir, Hristiyanlar iki, müşrikler üç. Allah bunların kâfir olduğunu söylüyor, ebedi olarak ateşte olacağını söylüyor ve ayeti şöyle bitiriyor: “Bunlar dünyadaki insanların içinde en şerlileridir.” Şimdi, bu cemaatin içindeki bazıları da, bu sadece bir ayettir, inkâr ettikleri bir ayettir, şöyle diyorlar: “Yok onlar da iyi insanlardır. Allah’ın rahmeti sonsuz, onlar da cennete girecek.” Bu adamlar ne yapmış oluyor? Allah’ın kâfir dediklerine Müslüman demiş oluyor. Cennete girecek, diyorlar. Yani Allah’a, “Sen yalancısın Allah’ım.” demiş oluyorlar. Bu iftira mıdır? Bunun gibi sadece bir delil söyledim. Bunun gibi yüzlerce delil vardır.

Mahmut Efendi Hazretleri Fethullah Gülen İçin Ne Dedi?

Şimdi Efendi Hazretleri’ne ben dedim ki; Burası önemli! Böyle istirhatteydi. Bilmiyorum yanında kimse var mıydı, yok muydu? Onu tam hatırlamıyorum. Sanki.. çok kalabalıkta kimse olmadığını biliyorum ama. Dedim Efendi Hazretleri.. Bu Muhammedurrasulullah işte demeyenlere merhamet edelim, Yahudi, Hristiyan cennete girecek gibi işlerde bu Fetullah hocanın fetvaları var, bazı konuşmaları var, işte buna ima ediyor. Adamları, gazeteleri, vesaire böyle bir durum var. Ama evvelce de hakikatten Hacı Salih Efendi Hazretleri’nden, diğer ulamadan, evliyadan görüşmeleri var, okumuşlukları var, talebelikleri var. Bunlara karşı biz dedim ne anlayacağız? Bunu hani.. korkudan mı yapıyor? Tehdit altında mı, zorla mı, rehin mi, nedir anlamadık dedim yani, Efendi Hazretleri bizzat şu kulaklarımla duydum; Şahit ister mi bana? (hayır) Yalan konuşur muyum? (hayır) Bizzat şu kulaklarımla duydum. Şeytan insanı, saptırabilir dedi. Hiç yumuşak bir tabir değil bu. Şeytan, insanı saptırabilir. Hocalık da para etmez, hacılık da para etmez, ilim de sökmez, dolayısıyla en büyük alim iblis. Efendi Hazretleri bana şeytan insanı saptırabilir dedi. Bunu da beyan edelim ki Efendi Hazretlerinin eski sözleri şu andaki yeni sözüymüş gibi ne yapılmasın? ortaya atılıp da insanlar saptırılmaya çalışılmasın. Bundan dolayı şu anda durum ortadadır. Millete bu silahı çeken ve milleti bu şekilde katliama uğratmak için emir veren, fetva veren bir insanı şeytanın saptırdığı aşikârdır. Biz artık bundan öte bir şey diyecek halimiz kalmamış ancak Allah’ım kalplerimizi kaydırmaya Ya Rabbi! (amin) Allah’ım bizi hidayete erdirdikten sonra Ya Rabbi! maddi menfaat için, mertebe için, itibar için, para için.. hangi hırsla, tutsak olarak, korkutularak, şantaj ile, tehdit ile.. hangi surette olursa olsun, bizi yolunda sabit eyle Ya Rabbi! (amin) Kalplerimizi kaydırma Ya Rabbi! (amin) tarafından rahmetini bahşeyle Ya Rabbi! (amin) Vehhab sensin Allah’ım (Celle Celalüke). Korkuyorum, ödüm kopuyor, tiril tiril titriyorum. Bu kadar sene vaaz edip, ağlayıp, ağlatan bir insan şimdi gelip millete silahı çekin, herkesi öldürün, tarayın nasıl der? Buna benim aklım duruyor, mantığım, havsalam da almıyor.