Allah, neden ona verdi ama bana vermedi?

İşte ALLAH’ımız buyuruyor ki: “İnnema yuveffas sabirune ecrehum bi gayri hisab.” ”O sabredenler var ya…” Nimet vermedim, eksik nimet verdim. ALLAH’ın nimet vermediği kimse yok, eksik nimet verdiği insanlar vardır. Mesela, her mahallede zengin bir tanedir, iki tanedir. Çoğunluğu orta standarttır ve fakirdir. Zengin bir tanedir ya da iki tanedir. Bazıları da şöyle der: “Neden ALLAH ona verdi de bana vermedi?” Buna da haset denir. ALLAH onun elindekileri alsın bana versin demek hasettir. ALLAH ona verdiğinin bir mislini de bana versin demek imrenmektir. Bakın; Mümin imrenir, münafık haset eder. Onun elindekileri alsın, yok etsin bana versin. Her hasetçi ALLAH’a akıl veriyor demektir. Yani şunu diyor: “ALLAH’ım sen yanlış bir karar verdin. Zenginliği ona verdin, fakirliği bana verdin. Ben namaz kılan bir adamım, sen yanlış bir karar verdin.” Kim varsa hasetçi ALLAH’a bunu demiş olur. Sen kimsin ki ALLAH’a bunu diyeceksin? Senin kafan çalışmıyor mu? Senin izanın yok mu fikrin yok mu? Küçücük bir akıl ile, daha duvarın arkasını göremeyen gözlerle ne basiretinden bahsediyorsun da ALLAH’a akıl veriyorsun. ALLAH kime ne kadar vereceğini bilmez mi? Ya sana çok verseydi de sapıtsaydın! Firavun gibi olsaydın, Nemrut gibi olsaydın. İşte sabredeceksin, sabredeceksin. ALLAH’ın sana verdiği iki tane bacağa niye şükretmiyorsun? ALLAH’ın sana verdiği bir gövdeye, ellere, ayaklara niye şükretmiyorsun? Bakın bu akşam sohbetimize İzmit’ten bir kardeşim geldi. Göğsünden aşağısı felçli. İzmit’ten geliyor bu adam. İlime sevdalı, sohbetlerimizi seyretmiş. ELHAMDÜLİLLAH RABBİM nasip etti tanıştık. Göğsünden aşağısı bu adamın tutmuyor. Bir yüzme hamlesi yapıyor, bir derin dalma yapıyor ve bir taşa boynunu vuruyor. Omuriliğinde iki üç tane kırık oluşuyor ve birkaç yıldan beri felçli bir şekilde yaşıyor ve isyan etmiyor. Düne kadar bacakları çalışıyordu, bütün vücudu çalışıyordu. Ve bir şey oldu, ALLAH sağlığını ondan aldı ve onu sağlıksızlıkla sınav etmeye başladı. Onun başına geldi, senin başına gelmeyeceği kesin mi? Aranızdan garanti verebilecek olan var mı? Sabah uyandığında benim gözlerim kesin olarak açılacak diyebiliyor musunuz? Her sabah uyandığınızda kesin olarak ben yarın yine göreceğim, gözlerim açılacak diyebiliyor musun? Diyemezsin! Bir sabah uyandığında felçli olarak kalkan bir sürü insan var. Kalp krizi geçirip ölen bir sürü insan yok mu kardeşler? Hayatın içindeyiz ya örnekler önümüzde. Haberler bunlarla dolu, bu bilgilerle dolu. Onların başına gelebiliyorsa Müslüman kardeşim sen de bunu diyeceksin: “Bu benim de başıma gelebilir.” O zaman ben ne yapacağım? İnsanların elindeki nimetlere karşı aç gözlülük yapmayacağım. ALLAH’ın bana verdiklerine karşı sabredeceğim ve ebedi olan âlemde bana vereceklerini bekleyeceğim. Sabredeceğim. Zenginliği verirse alırım, çok şükrederim; vermezse de benim için iyisini bilir derim. Benim için ALLAH benim bileceğimden daha iyisini bilir derim. İşte bu imani bir bakıştır, imani bir görüştür.

Düğünde oynamak caiz mi?

Kardeşler! Muhammed Aleyhisselam hadis-i şerifinde: “Allah Teala kıyamet günü üç kişinin yüzüne bakmaz.” diyor. Üç kişi! Bunlardan bir tanesi kim? Ana babasının hukukuna riayet etmeyen kişi. İkincisi : Erkekleşen kadın! Üçüncüsü : Deyyus kimse! Ana babayı geçtik, onu zaten konuşmuştuk! Erkekleşen kadın! Kadının erkeğe benzemesi, kadının erkekçe konuşması, erkek jargonlarını kullanması, erkek gibi giyinmesi… Allah, şekil değiştiren bu kadının yüzüne bakmaz! Tıpkı kadınlaşan erkeklerin yüzüne bakmayacağı gibi! Bu cinsel yakınlaşma; eşcinsellik! Allah’ın en sevmediği, en çok lanet ettiği şeylerden bir tanesi! “Erkekleşen kadın” diyor. Üçüncüsü ne kardeşler? Deyyus kimse! Deyyus ne demek? Kıskanmayan! Hanımını, eşini kıskanmayan Kocasını kıskanmayan kadın, karısını kıskanmayan koca! Bunlara Muhammed Aleyhisselam hadislerinde “Deyyus” denir. Münafık, “deyyus olur, Mü’min “gayur” olur. Bu da başka bir hadis-i şeriftir. “Gayur” ne demektir? Eşini başkasından kıskanan… Başkasından kıskanan demektir. Kaliteli bir müslümansan, hanımını, eşini yabancılardan, yabancı erkeklerden kıskanacaksın! Ona verdiğin sevgiyi, ona verdiğin önemi ona hissettireceksin! Onu hissetirmesinin en önemli göstergelerinden bir tanesi ne? Kıskançlık! Erkeklere karşı tavırlarına dikkat edeceksin! Alışveriş yapıyorken, oraya buraya gidiyorken, yolda annene seyahate gidiyorken, oraya biniyorken, otobüse biniyorken, minibüse biniyorken dikkatli olacaksın! Konuşmalarında kırıtmayacaksın! Karşı tarafa ümit verici herhangi bir minik bir tavır bile yapmayacaksın! Çünkü; insanların kalbi kirlidir! Hastalıklı kalpler küçücük bir halden bile ümit ederler! Ve peşini bırakmazlar! Bizim kadınlarımız ne oldu? Şimdi tam tersi… Yabancı bir erkek telefon açınca; “ben falanca yerden arıyorum.” Yabancı erkeklere karşı; çok kibar, çok nazik konuşuyor. Kocası aradığı zaman; çok sert konuşuyor çok ters konuşuyor! Biz müslümanlar; Jonny’e benzemeyiz! Sam amcaya benzemeyiz! Jonny ne yapıyor? “- Sam, karınla bir dansa kalkabilir miyim? Sam de şöyle diyor: “Tabii tabii al. Buyur Catherine. Lütfen kalk bir dans yap! Sakın karımın kalçalarına dokunma! Sakın!” Bak! Dansa kaldırıyor ama kıskançlığını da belli ediyor! “Karımla dans edebilirsin ama kalçalarına dokunamazsın!” diyor. Ne kadar kibar erkekler! Ne kadar! Bu Batı! Bitmiş! Aile mefhumu bitmiş, insanlığı bitmiş! Kan emmekten, insan öldürmekten, insanlığını kaybetmiş, fıtratını bozmuş Batı budur! Sen bunlar gibi olmazsın! Sen müslümansın! Hanımının düğünlerde, kadın erkek karışık düğünlere gitmesine izin veremezsin! Düğünlerde kalkıp ortada oynamasına izin veremezsin! Sen nasıl müslümansın! Bakın! Bunu bir örnekle yakınlaştıracağım. Olayın ne kadar çarpık olduğunu daha iyi anlayacaksınız. Sokaktan bir komşun gelse sana dese ki: “Ya İsmail be hanımını çağırsana bir önümüze çıksın, bir dans etsin önümüzde! Bir keyiflenelim ya! Dans etsin !Kıvırsın biraz!” dese ne yaparsın sen bu adama? Suratına döner tekmeyi atar mısın, atmaz mısın? “Ya hocam! Komşudur, ayıptır!” Ya senin hanımına diyor ki: “Kalksın önümde dans etsin.” diyor. Striptiz klubü mü burası ya? Striptiz kulübü mü burası? Senin karına dans etsin.” diyor adam. Sen bu adamı döver misin, dövmez misin? Döversin! Peki düğünlerde; kadınlar erkekler ön tarafta dans etmiyor mu? Orda 500 tane erkek, 500 tane kadın… Hanımın sana diyor ki: “Recai ortaya çıkıp oynayabilir miyim? Biraz kurtlarımı atayım!” Recai de şöyle diyor: “Tamam be hatun. Çık biraz millet kadın görsün ya!” Diyor musun, demiyor musun Recai? Sen nasıl müslamansın Recai ya! Ne farkı var? 500 tane erkek var! Yani bu haramlığı ortadan kaldıran şey herkesin düğünde olması mı? Düğünde olduğun zaman haramlık helal mi oluyor? Meşru mu oluyor? Kadın erkek karışık düğün yapmak caiz değildir! Haremlik selamlık uygulaması Muhammed aleyhisselam ve sahabelerine dayanır! O da ayet-i kerimeden delil almıştır! “Peygamber hanımlarından bir şey isteyeceğiniz zaman; perde gerisinden isteyiniz. Bu hem sizin kalbiniz hem de onların kalbi için en güvenli yöntemdir.” Ayettir! Bu ayeti kerimeden dolayı; Muhammed aleyhisselam hanımlarına karşı çok titiz! Yabancı bir erkek geldiği zaman dişardan; “içeriye geçin.” diyor! “İçeriye geçin!” Haremlik.. Selamlık, ben selamlarım! Erkeklere ben konuşurum. Siz onların yanında bulunmazsınız. “diyor. Ve hanımlarını içeriye gönderiyor! Allah aşkına kardeşler! Müslüman iseniz; eşinizi kıskanın! Allah aşkına ablalar! Müslüman bir kadınsanız; eşinizi yabancı kadınlardan kıskanın! Bu da senin, kadınlığının kalitesini ortaya koyar! Erkeğinle öyle bir ilgileneceksin ki; başka kadınlara bakacak mecali kalmayacak! Zaten sana sana sahip! Başka bir kadına niye ait olsun ki! Ama erkeğin ile ilgilenmezsen; başka alanlara kapı açarsın! Bu erkek, seninle beraber olamazsa ve gider zina ederse günahın bir tanesi kime yazar? Zina eden erkeğe. İkincisi kime yazar? Onunla, kocasıyla beraber olmayan kadına yazar! Çünkü; onun şehvevi kuvvetini almadın, kocalık hakkını vermedin! Ve zinaya gitti, senin yüzünden! Günahın bir misli de sana yazıldı! Bu riskleri hepiniz göz önüne alın! Allah rızası için kardeşler, izin vermeyin! Eşinize; “Ben düğüne gitcem! -“Hatun, kadın erkek ayrı mı, karışık mı?” “-Karışık” “-Gidemezsin, izin vermiyorum! “Ayrı ayrı mı? Git! Eğlenin, muhabbet yapın, gülün, eğlenin, ilahiler dinleyin, oynayın. Problem yok! -“Kadın erkek karışık, izin vermem. Ben günaha girmem, senin de günaha girmene izin vermem.” Yarın öbür gün ben cennete gidersem, sen cehenneme gidersen ne olacak? Ben karısız kalacağım orada. Hanımsız kalacağım orada.. Olur mu bu? Olmaz… Ben seni orada da istiyorum! Orada da benimle beraber olabilmen için burada günahlardan sakınman lazım! İşte böyle….

Erkek, karısını kıskanmalı ve kadın, kocasına süslenmeli, sokağa değil!

Şimdi hadisin devamında sultanım diyor ki: “Mü’min de kıskançtır.” -Hocam, bu kıskançlık lazım mı? -Lazım. İslamiyet’te kıskanç erkek lazım, kıskanç kadın lazım. Bunlar makbul olandır. Kıskanç olmayanda hayır yoktur. Efendimiz Aleyhisselam ne buyuruyor? “Mü’min erkekler, kadınlarını kıskanırlar. Gayurdurlar.” Gayur ne demektir? Kendisinin dışındaki bütün erkeklerden hanımlarını kıskanırlar. “Münafık erkekler ise kadınlarını kıskanmazlar, deyyusturlar.” Arapça deyimdir bu deyyus. Ne demek? -Domuz gibi eşini kıskanmaz. Bu domuz eti yiyenleri görmüyor musunuz Avrupa’da? Mahallesindeki arkadaşı geliyor, karısını dansa kaldırıyor. Sarılmalar, öpüşmeler. “Çok güzel dans ettiniz.” diyor bir de adam. “Karımla çok güzel dans ettin.” diyor. Niye böyle? -Yemiş domuz etini, yemiş domuz etini. Kıskançlık duygusu sıfır. Fıtratı bozdu. Allahü Teâlâ bir şeyi bize haram kıldığı zaman muhakkak onda bize zarar vardır, muhakkak. “Domuz eti haram.” diyor. (Bakara, 173) Yemeyeceksin, diyor. Müslümanlar da yemiyor. Müslümanlar bundan dolayı hanımlarını, kızlarını çok kıskanırlar. Bu çok güzel bir ahlaktır. Erkek hanımını kıskanacak İslam’da. Hazreti Ali Radıyallahu Anh ne buyuruyor? “Hanımını kıskanmayan erkekte hayır yoktur.” Hayır yoktur. Kadın evden çıkarken koku süründü. “Dışarıya çıkıyorum şimdi; koku sürüneyim, güzel görüneyim.” Erkek müdahale edecek. Erkek hanımından sorumlu, kız kardeşinden sorumlu, annesinden sorumludur. Allah bunların hesabını erkeğe sorar. Liderliği Allah, Kur’an’da erkeğe vermiştir. Evin reisi kimdir İslam’da? – Erkektir. “Erkeklerin hanımları üzerinde hakkı olduğu gibi, kadınların da erkekleri üzerinde hakkı vardır. Ancak erkeklerin hakkı bir derece üstündür.” ayeti bunun delilidir. (Bakara, 228) Şimdi kadın dışarıya çıkıyor; her tarafı altın, üstüne bir kilo boya sürmüş, bir kilo da koku sürmüş. Koku, boya, altın. Bermuda Şeytan Üçgeni. Kadın bunlarla dışarı çıkıyor. Ve koca hiç müdahalede bulunmuyor. İslam’a uygun bir koca mı bu? Bu, koca kıskanç bir koca mı? -Hayır, bu koca deyyus bir koca olur. İslam’a uygun bir koca değildir bu. Bu koca, müdahale edecek. Allah’ın Peygamberi Aleyhisselam buyurdu ki: Koku sürünüp dışarıya bir kadın çıktığı anda bu kokuyu alan da cehennemdedir, bu kokuyu veren de cehennemdedir. Bu kokuyu alan zanîdir, bu kokuyu veren zanîyedir. Zanîye demek, zina yapan kadın demektir. Koku zinası, burun zinası denir buna. İslamiyet’te zina: Göz zinası, kulak zinası, dil zinası, konuşma tekellüm etme, el zinası, kadının elini tutma, burun zinası, kadının kokusunu alma, keyif alma. Tramvaya bindin, kaçacak bir yer yok, kadın bir kilo koku sürmüş. Ne yapacaksın? -Ayvayı yedin. Latife yaptım kardeşim, kurtulmanın yolu var. Bir yerde bir yanlış gördüğümüz zaman elimizle ya da dilimizle onu düzeltme ihtimalimiz, imkanımız yoksa ne yapacağız? -Kalbimizle buna buğz edeceğiz. “Allah’ım ben bu işten razı değilim. Şu anda bulunduğum ortamdan razı değilim. Kadın kokusu alıyorum ve şehvet dolu bir koku ama ben sabrediyorum. Ya Rabbi sen beni koru!” Bunu dediğin zaman istediğin kadar kokuyu al serbest, problem yok. Ama bunu demediğin zaman “ya, ne kokular var be!” Bak, dilinle söylemiyorsun he derviş! Kalbinle bu duyguyu ele geçirdin, kalbinle düşünüyorsun bunu. Kalbin kokudan lezzet aldı ve onun hoş bir şey olduğunu düşünüyorsun. İşte sen harama giriyorsun, kalbini kirletiyorsun. Bu İslam’a uygun değildir. Dolayısıyla Müslüman erkek ne yapacak? -Hatun, dışarıya çıkarken Allah için seni ikaz ediyorum. Bir; takmayacaksın, takıştırmayacaksın. İki; boya yok, süslenmek yok. İlle süslenmeyi seviyorsan, kocana süsleneceksin. Kadınlar şimdi çok değişti. Dışarıya çıkarken süsleniyorlar. İçeriye girdikleri zaman koca işten bir geliyor, eşofman. İpliği de üç defa bağlanmış. (Gülüşmeler) Çay içeyim toparlayacağım, çay içeyim bir dakika. (Gülüşmeler) Ya, Allah selamet versin kardeşler ya. Dışarıya takmak takıştırmak var, en güzel elbiseler, boyalar bir kilo; kocaya hiçbir şey yok. Bu, kıskanmayan bir koca olduğun zaman, ipler senin elinde olmadığı zaman kadın, şeytanla hareket eder. Hele bir ilmi yoksa, bir sohbeti falan yoksa kadının keyfine göre yaşar. Buna çok dikkat etmek lazım. Bu, erkeğin hanımına olan kıskançlığıdır, olmak zorunda olan bir kıskançlıktır.

Kadın, kocasını kıskanmalı ama cinsel şantaj yapıyor!

Bir de kadının kocasına olan kıskançlığı var İslam’da. Bu da olmak zorunda. Kadın, kocasını yabancı kadınlardan kıskanmak zorunda. Mesela koca evden çıkarken jagler sürüyorsa kadın müdahale edecek. ”Hoop! Bu din sadece bana mı ya? Süremezsin bunu.” diyecek. Kadın muhakkak evin belli köşelerinde hacı kokuları bulunduracak. Hacı kokusu. Hacı kokuları öyle bir kokudur ki yabancı kadınlar tiksinir. Çıplak kadınlar kusacak gibi olur. Tramvaya falan binerken bu hacı kokularını sürerseniz hiçbir kadın size bakmaz. Garanti veriyorum. Hele bir de sakalınız varsa, bir de ehlisünnet sakalıysa yani bıyıklar biraz kısa sakallar biraz daha uzunsa hiçbir kız sizi rahatsız etmez. Korkmayın. Kadın kocasından bunları isteyecek. “Bak, ehli sünnet gibi olacaksın. Sakalları bırak, bıyıkları kısalt, hacı kokusu sür. “Alkollü parfüm yok bey! diyecek. Sonra kadın kocasını ikaz edecek. Yok bileklikler, demir bileklikler, yok kolyeler… Altınmış, gümüşmüş kadın bunlara müsaade etmeyecek. Sade olacaksın, diyecek sade. Bir benimle yaptığın evlilikten dolayı parmağındaki gümüş yüzük… “Gümüş” tırnak içinde, parantez içinde altı çizili, altın yok. Gümüş! Kadın kocasına bunları ikaz edecek. Ve kocasının gözleri dışarıya çıkmasın diye, dışarıya kaymasın diye, başka kadınlara bakmasın, göz zinası yapmasın, burun zinası yapmasın diye elinden gelen her şeyi yapacak. Kocasının gözlerini içerde tutacak. Kocasının bütün iştahını içeride tutacak. Kadın evin veziridir! Kadın evin gizli patronudur! Kocasının yoluna giderse, kocasının huyuna giderse, politik davranırsa evin bütün hükmü kadına geçer. Ama günümüzdeki kadınlar maalesef kocalarını şimdi zinaya itiyor. Zinaya itiyor. Ne yaparsa yapsın, diyor. Bu çok kötü bir şeydir. Günümüzdeki kayınvalideler, kızlarına: “Kocandan bir şey isteyeceğin zaman teninle şantaj yap.” diyor! İslam’dan kopuk aile olduğun zaman kızına böyle söylersin. Teninle şantaj yapmak ne demek? Erkeğin şehvet duygusu var, kadının şehvet duygusu var. Bu iki insan birleşti. Ne olacak bu evlilikten sonra? Cima olmak zorunda. Cima olmadı mı evlilik yürümez. Boşanma olmak zorundadır. Kadın bir şeyler istiyor kocasından, dünyevi bir menfaat istiyor. Koca diyor ki: “Şu anda müsait değilim. Olduğu zaman inşallah alırım ne istiyorsan.” Kadın da annesinden nasihat almış. Nasihate bak! “Kocandan bir şey istedin mi vermiyorsa ipler senin olunca elinde olacak.” “Ne yapayım anne?” “Teninle şantaj yapacaksın. Bak bunu almazsan iki hafta seninle güreş yapmam ha!” Bu kadın, çok kötü bir kadın. Bu kadın çok fena bir kadın! Allah’ın Peygamberi aleyhisselam şöyle buyurdu: “Bir koca, hanımını yatağa çağırdığında, kadının ateşte yemeği bile olsa hemen koşsun!” Hadisi şeriftir. Başka bir hadisle teyit edeyim Efendimiz aleyhisselam buyuruyor ki: “Kadın yatağa yatarken kocasına sırtını dönerse Allah’ın melekleri sabaha kadar o kadına lanet ederler.” Bunlar hep Peygamberimiz Aleyhisselam’ın sahabesine yapmış olduğu tavsiyelerdir. Kadın ne yapacak? Kıskanç olacak. Bu adam benden başkasına gözünü atmamalı, bu adam benden başkasına gönlünü atmamalı, diyecek ve kocasına hakim olacak. Bu İslam’ın kadın ve kocadan istediği kıskançlık emirleridir.

KISKANÇ DEDİKODUCU ÇOCUK NASIL YETİŞTİRİLİR?

Hedefsizlik, küçük hedeflere takılı olmak, dünyayı Cennet konumuna getirmek baş haset mikrobudur zaten haset bundan besleniyor küçük hedefler çocuğun yanında filancalar araba almış, vay bee, ne araba çektiler ha! daha çocuğunun düğünü yapmaya paraları yoktu kaç sene önce şimdi araba alıyorlar! çocuk da, Cenneti konuşur gibi, Cemâlullahı konuşur gibi sizden hep bunu dinledi onda da hasret ruhu gelişti küçük çocuğun yanında, filancaların bebeği ne kadar güzel ya! ay parçası gibi! diye konuşuyorsun o ne anlıyor? demek ki bende kömür parçası gibiyim o ay parçası gibi olduğuna göre e çocuk ne anlar bu laftan? ismini çağırınca anlamıyor mu çocuk? çikolata gösterince anlamıyor mu? anlıyor demek ki! çocuk anlamaz zanneden bir şey anlamıyor zenginin fakiri, güzel olmayanın güzeli veya tersi, bir koltuk kapıp Devletten bir memurluk kapanın, vatandaşı, vatandaşın onu görüş tarzında eğer ana ekseni âhiret olan bir yörünge yoksa, hep birbirimize, düşman olarak yetişiyoruz demektir Mü’min, haset etmez haset edilen konumda olmak da istemez bunun için insan mesela işte bir zenginlik, bir fırsat olduğunda, market açtığında bütün akrabasını çağırdığı büyük açılış yapıp, kravatını takıp, mikrofonun önüne geçip, bir zamanlar hayal ettiğimiz bu marketin açılışında hepinize bugün çikolata bedava! deyip beni imrenin kıskanın demez Müslüman Allah lütfetti elhamdülillah Rabbim helal kazanmayı nasip etsin der, mütevazi olur herkes becerebildiği kadar kibir yaparsa kibri bir sanat haline getirirsek e çocuk büyüyü, büyük daha büyüğü, fakir zengini, zengin siyasetçiyi, siyasetçi Avrupadaki siyasetçiyi, herkesin birbirini kıskandığı bir dünyada, dövüşmekten başka bir çaremiz kalmaz ahlaksızlık deyince insanların içinde mesela burnunu karıştıranı ahlaksız diyoruz çocuğa, yapma! pıt! deli misin? deniyor ya niye haset Allah’ın bunu bana sığınarak tehlike görün! buyuracağı kadar ağır bir şeyden çocuğumuzu ikaz etmiyoruz kendimize ve mesulu olduklarımıza bunu niye demiyoruz? Allah nasıl planladıysa, o en güzelidir niye demiyoruz?

Kendin için istediğini kardeşin için de istemekte ölçü nasıldır?

Bismillâh elhamdülillah Vessalatu vesselamu alâ Resûlillah Peygamber Aleyhisselam Efendimiz buyuruyor ki; Sizden herhangi biriniz kendisi için istediği şeyi kardeşi için de, yani mümin kardeşi için de istemedikçe iman etmiş olamaz. Bu hadis sahih. Buna iman ettik. Kardeşimiz şöyle bir soru sormuş; Ben, benim için istediğim şeyi kardeşim için istemedikçe iman etmiş olamıyorum. Talebeyim. İmtihana giriyorum ve sınıf birincisi olmak istiyorum. Birincisi olmam demek, onun birinci olamaması demek. Dolayısı ile ben imanımda sorun mu yaşıyorum? Cevap olarak diyoruz ki; Peygamber Aleyhisselam Efendimiz sana birinci olma demiyor. Birinci o olmasın, sadece sen ol düşüncesini sana yasaklıyor. Kim hak ediyorsa birinci olsun, ben de ona talibim. Birinci olmak istiyorum dediğimizde Bir sakınca yok. Benden başkasını birinciliğe layık görmediğim zaman Mü’min kardeşimi ezmiş oluyorum. Yasak olan da bu. Velhamdülillahi Rabbi’l-âlemin

İÇİMİZDE ACIMASIZ BİR AKREP YAŞAR. ÇOK TEHLİKELİ ÇOK!

kardeşlerim bu günden itibaren hased avına çıkalım desek yani bu hased madem bu kadar tehlikeli وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ Ve min şerri hasidin iza hased e o zaman çıkalım hased yakalayalım biraz boğarız onları kurtuluruz dersek hiçbir iş yapamayız hased biziz biz hased odur hepimizde var bu kulak yok mu sende? göz yok mu? peki.. hased.. ne demek? niye onda var bende yok demek suç olan bu Allah ona verdi, bana vermedi bana da sen çalış sana başka bir şey vereceğim dedi tamam bana pazı kuvveti verdi kaslarım güçlü ona da yanak güzelliği vermiş benim ciğerlerim sağlam nefesim uzun onun da ayakları uzun, 120 santimlik adım atıyor e tamam hepimize bir şey taksim etmiş Allah taksim eden Allah olduktan sonra bana ne düştüğünü ben merak eder miyim ya? talebe, talebe-i imrenmeli ama kıskanmamalı o matematikten iyi anlıyor Allah razı olsun ben matematiğim iyi değil ama tarihi sanki ben yazmışım gibi anlıyorum benim de ders notun ondan iyi herkes ne şekilde olduysa o şekilde yaşamalı kabiliyetlerimiz, güzelliklerimiz, fırsatlarımız erkek gibi saç şekli yapan kız hasedin batağında duruyor ama toplum bu virüsü her yerde taşıyınca düğünde, cenazede, muhabbette, okulda, her yerde, aynı hased dünyasında bulunulursa e sonu olacağı buydu işte kardeşlerim hased oranımız kadar toplumumuzda hayır var demektir yoksa hayır yapan vakıflar bile birbirinin kuyusunu kazarlar vakıf vakfın hasretini yapar onların açtırdığı kuyunun suyu gelmiyormuş bizim vakfın kuyusunun suyu göklere kadar çıkıyor hased hased sana ne ya? aç kuyunu sen ne karışıyorsun başkasının kuyusuna? ama akrep ne yapacak ki? akrebi niye yarattı Allah? soksun diye herbirimizin içindeki bir akrep bu canı sıkıldıkça kendini hatta sağ elim sol elime göre biraz daha parlak herhalde çünkü iş kalmadı dışarıda kendi eliyle öbür elini kıyas ediyor toplumda, ailede ve bünyemizde hayır oranı hasetten arındığımızla paralel yürür hased yükseldiği zaman hayır düştü demektir yani şerrin aksi olan hayır hayrı yükselttik mi o düştü demektir tıpkı tembellik ve çalışkanlık gibi 50 50 olursa tembellik ve çalışkanlık boş çalışıyoruz demektir çünkü çalıştığın kadarını tembellik öldürüyor hased 80’lere çıktı mı.. iyilik, güzellik, ibadet 20’ye düştü demektir hasedi 20 ye düşürdün mü.. iyiliğin 80’e çıktı demektir matematik bu kadar kolay onun için anneler ve babalar çocukları meleklerden başkasıyla yarıştırmasınlar cennetten başka tatil yeri göstermeyelim çocuklarımıza filan yere tatile köye gittik gittik ama esas gideceğimiz yer burası değil dur daha. dur daha. burası bir istasyon şöyle cennette, Adn cennetlerinde ailece oturduk mu tatil orası yahu mini hedeflerle nesilleri çürütüyoruz Ashab-ı Kiram’dan başka Allah onlardan razı olsun örnek göstermemiz kadar yanlış bir şey yok ya Ashab-ı Kiram Allah’ın garantili kulları onlar dururken filan köydeki hoca örnek olur muymuş? bu sebeple hased oranımız kadar aktif Müslüman ahlakı aktif bir insan olabileceğimizi unutmayalım