Şeytanın vesvesesinden sıkıldın mı?

”Allah’ım bize müsaade et de salih ameller işleyelim.” diyorlar. Peşinden devam ediyorlar: ”Bu zamana kadar işlediğimiz amellerin dışında.” Bakın! Bu ayette o kişiler neyi kabul etmiş oluyor? Bugüne kadar işledikleri amellerin bozuk olduğunu kabul etmiş oluyor. ”Bu amellerden başka ameller işleyeceğiz.” diyorlar ve ”Salih ameller işleyeceğiz.” diyorlar. Yani bu ayetten biz aslında ne anlamış oluyoruz? Herkesi cehenneme koyan, kendi işlediği amellerdir. Oraya girdikten sonra anlıyorlar; biz çok yanlış şeyler işlemişiz. Sana burada dediler ki: ”Gitme o iddia bayiine.” ”Gitme!” dediler sana. Sen ne dedin: ”Arkadaşım gidiyor, hatırını kırmak istemiyorum.” Gitmişken bir tane de sen oynadın ve 20-30 TL bir buldun, şeytan ağzına balı bir çaldı; artık şimdi her hafta haftalığının yarısını o kumarhanelere veriyorsun. Bekliyorsun, hala kazanacağın günü bekliyorsun. ”Kör şeytan bu sefer bana ver.” diyorsun. Kör şeytan! O şeytan seninle boyuna oynuyor. Seninle boyuna makara yapıyor. Şimdi, Hasan-ı Basri hazretlerine geliyorlar, talebeleri şikayette bulunuyorlar. Biliyorsunuz, tabiinin büyük alimlerinden bir tanesidir Hasan-ı Basri hazretleri. Diyorlar ki: ”Ya şeyh! Biz, bu şeytandan çok incindik. Bize devamlı vesvese veriyor. Bize devamlı bu dünya hakkında vesvese veriyor.” ”Şununla bir konuşsan da, bir rüyana falan gelirse ya da bir yakaza halinde falan görüşürsen, bize bir yöntem öğret; şundan kurtulalım.” ”Bizim yakamızı bıraksın.” ”Bizim ibadetimize falan karışmasın.” Şeytanın işi bu: ibadetimize karışır, bozmaya çalışır. Şeyh efendi de (Hasan-ı Basri hazretleri de) şöyle diyor, bak! kelimesi kelimesine getirdim: Gülümsüyor talebelerine ve şöyle diyor: ”Şimdi buradaydı o şeytan. O da sizden şikayet etti.” Bunlar şeytandan şikayet ediyor, şeytan da bunlardan şikayet ediyor. Dedi ki: ”Şu adem oğullarına nasihat et efendi hazretleri. Eyle de benim hakkıma tamah etmesinler.” Şeytan diyor ki: ”Benim hakkım var bu dünyada, tamah etmesinler. Şu senin etrafındaki insanlara söyle, nasihat et.” ”Kendi haklarına razı olsunlar.” Hak Teala beni huzurundan kovduğu zaman, dünyayı ve cehennemi bana mülk kıldı. Kovduğu zaman, biliyorsunuz, sen git, huzurumdan çekil, sen artık mühlet verilenlerdensin, dünyada hüküm sür. Cehennem de senin mülkündür. Bakın, dünyayı ve cehennemi şeytana mülk verdi ve ona müddet verdi kıyamete kadar. Bu mülk kime ait olmuş oldu? Şeytanın mülkü olmuş oldu geçici olarak. O da kendisinin olduğunu zannediyor ama geçici. Kıyamet gelecek çünkü. Cenneti ve kanaati ise onlara verdi. Biz müslümanlara neyi verdi? Dünyada kanaat edin, size verdiğim rızıklara kanaat edin, sabredin. ”Sabrın sonucunda ebedi ahiret yurdunu; cenneti size vereceğim.” dedi. Bu, onun lütfuyla verilmiş olan bir şey, ibadetimizle değil. Sizden kimse ibadetiyle cennete giremez. Muhammed aleyhisselamın sözüdür. Dikkat buyurun! Aranızdan hiç kimse; ey sahabelerim, ey dava arkadaşlarım, hiç kimse ibadetiyle cennete giremez. Sahabeler şaşırdı. Ey Allah’ın Resul’u, sen de mi? Evet, ben de ibadetimle cennete giremem Allah’ın lütfu olmadıkça. Kur’an’daki o cennete girenler, ne söylüyor? Lütfunla bizi bu ebedi istirahat yurduna soktun, Allah’ım sana şükürlere olsun. Lütfunla! Bak, ibadetimizle yok. Kur’an’da ibadetimizle soktun yok, lütfunla var. Allah’ın lütfu olmazsa; ibadetimiz, bir tane gözümüzün karşılığı etmiyor. Dolayısıyla denk gelemiyor ebedi yurtla, cennete denk gelmiyor. Denk gelmediği için cennete giren kullar ilk ne diyor? Allah’ım sana şükürler olsun, bizi lütfunla buraya soktun. Muhammed aleyhisselam diyor ki: ”Ben bile ibadetimle girmeyeceğim, Allah’ın lütfuyla gireceğim.” Şu halde gururlanacak bir şey yok. Şimdi Allah bu kitapta bize kanaati ve cenneti mülk kıldığını söylüyor, yeter ki O’na itaat edelim, O’na tâbi olalım. Şeytan diyor ki: ”Şimdi bunlar kendi haklarını bıraktılar, benim mülküme tamah ediyorlar.” Bu namaz kılmayanlar, bu piyango bileti alanlar, bu yılbaşı kuyruğunda beş bin kişi vardı diyor kardeşim, bana resim çekmiş, resim gönderdi. Hocam, Sirkeci’ye gittim, işim var. Bir tane orada biletçi var, bilet satıyor. Vallahi, yemin ediyorum hocam, beş bin kişi vardı sırada. ”Cehenneme girmek için sıraya girmişler hocam.” diyor. Beş bin kişi ya! Bu adamların beş yüz tanesini sohbete getiremezsin. Neden? Sohbette alabileceği bir para falan yok. İnsan hemen alabileceği, gözle görünen bir meta istiyor. Ahiret diyorsun, ebedi yurt, Allah verecek diyorsun. Burada Allah’ın istediği ilimleri öğren ve buna göre yaşa, Allah verecek diyorsun. Hayır, ben ilerde olacak şeyi istemiyorum, ben hemen burada, dünyada istiyorum, peşinciyim ben diyor. Allah, bu insanlara izan versin, akıl fikir versin. Bu insanlar bugün cehennemin peşinde koşturuyor, para vererek bunu yapıyorlar. Para vererek zinaya gidiyor, para vererek meyhaneye gidiyor, para vererek kumar oynuyor, para vererek hafta sonu izleyeceği maçın iddiasını oynuyor; bunların hepsi için para veriyor. Verdiği paralar bunu nereye götürüyor? Nereye bilet alıyor? Cehenneme bilet alıyor. Bak! Tamah ettin. Cehenneme tamah ediyorsun. Niye cebindeki parayı cehenneme gitmek için koştura koştura veriyorsun ki? Senin hiç mi kafan çalışmıyor? ”Ben de onların imanlarını almayınca dünyayı kendilerine vermiyorum.” dedi. Ne demiş şeytan? ”Ben de onların imanlarını almadıkça bu dünyayı onlara vermiyorum.” Sen ne karşılığında neyi vermek istediğinin farkında mısın? İman demek: ebedi yaşamı kaybetmek demek. İmansız gidersen ebedi yaşamı kaybedersin. Son nefes! Hayatımızdaki en önemli an son nefestir. Bunu kaybettiğin anda işin bitmiş demektir. Her insan evden çıkarken bir şeyi yanına almak zorunda. Neyi alır yanına? Anahtar. Evin anahtarını yanına almadan çıkarsan dışarıdan içeriye giremezsin. Muhakkak anahtar yanında olmak zorunda. Dünya denilen evden de dışarıya çıkarken muhakkak kelime-i şehadet anahtarı bizim cebimizde olmak zorunda. Bu anahtarı yanımıza almazsak, anahtarsız çıkarsak cennet yurduna asla giremeyiz. Bizim yurdumuz, bu anlatılan cehennem adamları gibi, ebedi olarak ateş olur kardeşler. Ama bu anahtarı cebine alabilmen için ne yapman lazım? Bir çalışma, bir gayret içinde olman lazım. Kendini hep şehadete hazırlaman lazım dünya hayatının içinde. Dilini zikre alıştırmazsan son nefeste şehadet getiremezsin. Bu, bir tekvandocunun durumuna benzer. Tekvandocuya, hocası diyor ki: ”Bak! İki ay sonra müsabakalar var. Yediğinize dikkat edin. Uykunuza dikkat edin. İdmanları kaçırmayın.” Bu tekvandocu kardeş de, yaşanmış bir hadisedir, ”Ben nasılsa çok iyi bir durumdayım, atik bir adamım, tecrübeliyim, akranlarıma karşı üstün gelirim; bu beşinci ya da altıncı müsabakam, turnuvam.” ”Ben muhakkak bu madalyayı alacağım.” diyor ve ne yediğine, içtiğine bakıyor, ne uykusuna dikkat ediyor, ne de idmanlara gidiyor. Müsabakaya bir çıkıyor, ilk raunda çıkartıyor üç dakika. İkinci raunt bir başlıyor, bunun dili dışarıda. Bir sportif faaliyette en önemli şey, zekadan da önemlisi kondisyondur. Adamın kondisyonu, nefes yetisi biterse istediği kadar zekası, tecrübesi olsun, adamı dağıtırlar. İstediği kadar kaliteli bir adam olsun. Kondisyonun yoksa bitersin. Hemen daha ilk turda eleniyor. Son nefes de bunun gibidir. Bir çalışma yapman gerekiyor, kendini hazırlaman lazım. Bu namazlar, bu oruçlar, bu zikirler ne için? Bunların tamamı ne için? Bizi son nefese hazırlamak için. Bunlar varsa son nefeste, şeytanı gördüğün anda: ”Ben senin zaten şerefsiz olduğunu biliyorum.” dersin. Ama bunlar yoksa şeytanı gördüğün anda: ”Aaa, bu benim kurtarıcım mı acaba? Peygamberim olmasın bu ya?” Tanımıyor, Allah tanımasına izin vermiyor. Orada bir illüzyon yapacak şeytan; nur yüzlü, ak sakallı bir dede olacak gelecek sana. Şeytan nur yüzlü, ak sakallı bir dede olarak gelir. Bak, rüyada iki şekilde gelir: salih kula çirkin bir adam suretinde gelir ama zayıf bir kula nur yüzlü ak dede olarak gelir ve şöyle der: ”Artık senin namaz kılmana gerek yok evladım.” ”Sen erdin artık.” Salih kul uyandığı zaman ne der? Vallahi bu şerefsiz, şeytandı. Çünkü o biliyor. O biliyor ki, Muhammed aleyhisselamdan bile namaz kalkmamış, ben kimim ya! O biliyor bunu. Ama cahil kul ne diyor? ”Tamam. Ben zaten namaz kılmıyordum, kalbim temizdi. Bu salih amca da, bu ak sakallı amca da girdi teyit etti, artık delilim de var.” Hocalar bana sorduğu zaman: ”Niye namaz kılmıyorsun kardeşim? Rüyama ak sakallı dede girdi.” diyebilirim artık. Kurtardım ben. Vallahi büyük cehalet. Büyük cehalet! Allahu Teala bu insanlara hidayet versin, izan versin.

Tebliğ et!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir