Yaptığın işin iyi bir şey olduğuna emin misin? Sağır ile hasta hikayesi / Kerem Önder

Yaptığınız işlerin iyi olduğunu düşünmeyin. Yaptığınız işlerle gururlanmayın, kibirlenmeyin. İyi yaptığınızı düşünürsünüz ama o işin sonucunda şeytan sizi aldatmıştır, farkında değilsiniz! Ucub diye bir tabirden bahsederler İslam âlimleri, ucub. Ne demektir bu? Amelimizi beğenme, işimizi beğenme. İyi bir şey yaptım, diyorsun ama kötü bir şey yapıyorsun. Nasıl anlatayım? Mevlana’mızdan bir hikayeyle anlatayım. Hazreti Mevlana, Mesnevi’de bir hadise anlatıyor. Sağırla hastanın hikayesini anlatıyor. Bir sağır vardı. Mahallesinden bir arkadaşı buna geldi ve şöyle dedi: “Kardeşim, arka sokakta bir komşumuz vardı. Ağır bir hastalığa düçar olmuş. Bir ziyarete gider misin?” Sağır kulağını yaklaştırdı, “Bir daha söyle.” dedi. Adam bir daha söyledi. Sağır şöyle dedi kendi kendine: “Ya ben onu ziyarete gideceğim de, zaten zor işitiyorum. Ee, o da hastadır. Normal konuşmasından çok daha kısık sesle konuşacak. Ben bunla nasıl anlaşacağım?” dedi. Kendi kendine hesap yapmaya başladı. Fakat sonra düşündü, “Ya, bir hasta ile bir ziyaretçinin arasında ne geçebilir ki? Ben ona sorarım. Nasılsın?” O da bana der ki: “Hamdolsun iyiyim.” Ben de derim ki: “Çok şükür.” Ben ona sorarım: “Ne yedin, gün içinde ne yiyorsun, katığın nedir?” O da bana der ki: “Çorba içiyorum, ekmek yiyorum.” Ben de derim ki: “Afiyet olsun.” Ben o hastaya sorarım. “Sana gelen doktorlardan, tabiplerden kimdi, ismi nedir?” O da derki: “Falancadır.” Ben de derim ki: “Çok iyi tanırım, çok sağlam doktordur. Elini attığı dirilir. Çok hayırlı bir adamdır. Bereketli bir adamdır.” derim. Diye, sağır kafasında plan kurdu. Hesap yaptı. Ve hastayı ziyarete gitti. “Selamun aleykum.” dedi. Hasta dedi ki: “Aleyküm selam.” Sağır şöyle dedi: “Nasılsın komşum?” Hasta dedi ki: “Öldüm!” Sağır şöyle dedi: “Elhamdülillah, elhamdülillah, çok şükür.” Hasta huylandı. Bu adam düşman mı, dost mu? Ne diyor bu adam ya? Sağır şöyle dedi: “Ne yersin ne içersin?” Hasta dedi ki: “Zehir yerim, zehir yerim.” Sağır şöyle dedi: “Afiyet bal şeker olsun. Afiyet bal şeker olsun!” Hasta öfkelenmeye başladı, hasta sinirlenmeye başladı. “Bu adamın niyeti kötü.” dedi. Sağır ona sordu: “Sana gelen tabiplerden kimdir, ismini verir misin?” Hasta dedi ki: “Falancadır.” “Kimdir o?” “Azrail’dir. Bana Azrail gelmiştir.” Sağır dedi ki: “Ooo, ayağı çok bereketlidir. Geldiği yer kurtulur. Geldiği yer şifaya kavuşur, hiç korkma.” dedi. Hasta dedi ki: “Defol git evimden! Hemen evimi terk et, defol!” Sağır dedi ki: “Ben seni daha fazla rahatsız etmeyeyim.” Onu da duymuyor. “Ben seni daha fazla rahatsız etmeyeyim, yavaş yavaş gideyim.” dedi. Adam, sağır evi terk ederken, hasta beddualar etmeye başladı. “Allah Teâlâ bana verdiği hastalığın, on mislini sana versin! Sürüm sürüm süründürsün.” Diye onlarca beddua etti. Sağır dışarıya çıktı, ellerini açtı. “Ya Rabbi sana şükürler olsun. Bugün de bir hasta kulunun gönlünü aldım.” dedi. Şimdi, sağır iyi bir iş yaptığını düşündü. Güzel bir iş yaptığını düşündü. Ama adamın bütün muhabbetini bitirdi. Adamın düşmanlığını kazandı. Bundan sonra bu hasta, bu sağıra selam verir mi vermez mi? Hayatta vermez! Bu benim düşmanım, der. Efendiler! Biz Müslümanlar da, çoğu zaman iyi bir şeyler yaptığımızı düşünürüz. Ama ilmi noktada eksiklerimiz olduğu zaman kaş yapacağım derken kafa kopartırsın.

Tebliğ et!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir