Kabir azabı var mı?

Efendimiz Aleyhisselatu Vesselam buyuruyor ki: “Vefat etmiş olan yakınlarınızın rüyalarınıza girmesi, çok açık rüyalardır. Çok hayırlı rüyalardır. Çok gerçek rüyalardır. Benim vefatımdan sonra size haber-i sadık olarak, sadık haber olarak rüyalar kalmıştır.” Rüyalar önemlidir. Dolayısıyla herhangi bir yakınımız rüyamıza girebilir. Bu çok açık ibretlerdir, işaretlerdir. Ona dua ettiğimiz zaman, Kur’an okuduğumuz zaman, zikredip de mükâfatını o yakınımızın ruhaniyetine bağışladığımız zaman bizim rüyalarımıza gelebilir. Allah Teâlâ müsaade eder ruhların bazılarına. Çık, dolaş. Ruhlar hapistir. Nerede? Berzah âleminde. O âlem, kısıtlı bir âlemdir. Kur’an diyor ki: “Onlara her sabah ve akşam gidecekleri yer gösterilir.” (Mü’min, 46) Kabirde yatan geçmişlerimize… Şimdi bedenleri kabirde yatıyor ama ruhları başka bir âlemde, berzah âleminde. Şimdi, bazılarına Allahü Teâlâ izin verir. Çıkarlar ve yakınlarını akrabalarını dolanabilirler, dolaşabilirler. Benim bu yakınım ne yapıyor, bizi hatırlıyor mu, bize dua ediyor mu? Yoksa kendi keyfine mi düşmüş? Bunlar bakabilirler. Bunları unutmamak lazım. Öldü, gitti, toprak oldu, bitti dememek lazım. Bu müşrik düşüncesidir. Hayır! Dünyaya gelen her insan ölümsüzdür. “Ya hocam, insan nasıl ölümsüz? Herkes ölüyor.” Allah’ın ruh verdiği her insan ölümsüzdür. Artık o muhatap demektir. Allah’ın muhatap aldığı adam demektir. Son nefesini verir, dünyasını değişir, ölmez. Kabire girer, kabir âlemi başlar. Kıyamet kopar, mahşer âlemi başlar. Hesap görülür, cennet âlemi ve cehhennem âlemi başlar. Bak ölümsüzsün, bunların hepsini göreceksin. O zaman, sonsuz olan yaşam için çalışacaksın. Bunu arka plana atmayacaksın. Sapık hocaların dediğine bakmayın! “Ruhlar bizim okuduklarımızdan haberdar değillerdir. Onlar kendi dertlerine düşmüşlerdir.” Hayır, böyle bir şey yok. Bazıları çıkar derler ki: “Kabir azabı diye bir şey yoktur.” Onlarca hadisi reddederler, ayetleri reddederler. Bak Allah diyor ki: “Onlara gidecekleri yerler sabah ve akşam gösterilir.” (Mü’min, 46) Kimlere? Eğer o kul; ibadet içinde, Allah’a muti olarak güzel bir şekilde yaşamışsa kabri ona cennet bahçesi olur. Allahü Teâlâ ona sabah ve akşam cennette gideceği yeri gösterir. Ve o kul şöyle der: “Yarabbi, bir an evvel şu kıyamet kopsa da oraya gitsem. Hesap kitap görülse de bir an evvel şu cennetteki yerime kavuşsam.” Öbürüsü; namazsız, niyazsız, asi adam. Ne sohbeti var ne cemaati var. Kafasına göre yaşıyor. Vur patlasın, çal oynasın. Öbürüsü de sabah ve akşam cehennemde gideceği yeri görür. “Ya Mevlam, buradaki azaba razıyım. Yeter ki oraya gitmeyeyim, bu kıyamet kopmasın.” Bakın, ikisi de dua ediyor. Birisi kopsun da sonuç gelsin diye dua ediyor. Birisi de kopmasın diye dua ediyor. Kabir azabı vardır. Bundan kaçış yoktur. O zaman azap görmemek için peygamberin buyruklarına bakacaksın. Bir tane buyruk söyleyeyim. “Kabir azabının en çoğu, ayakta bevledenlere gelecektir.” Ayakta bevledenler… Küçük abdestini ayakta bozanlar. En büyük kabir azabını bunlar yaşayacaklardır. O zaman yapmayacaksın kardeşim! Bak sana peygamber buyuruyor. Var mıymış kabir azabı? Varmış. Al sana hadis. Ama yok, biz hadislere göre amel etmeyiz! Biz peygamber sözüne bakmayız! Ee kardeşim, peygamber sözüne bakmayız diyorsun. Namazların dört rekât kılınacağını, sabah namazının iki rekât kılınacağını, zekâtın nasıl verileceğini, orucun nasıl tutulacağını hep bu hadislerden öğrendin. İşine gelince hadise bakıyorsun. İşine gelmeyince, korkunca, kabir azabı deyince, “Yok, biz hadislere bakmayız.” diyorsun. Münafıklık değil mi bu? Sen münafıksın! Öyle yok! Onları nasıl peygamberden öğrendiysen, Aleyhisselatu Vesselam, bunu da peygamberden öğrendin. Kabir azabı var, kaçacak yerin yok, hazırlan! Hazırlan! Peygamberin amel ettiği gibi amel edersen düçar olmazsın. Bu kadar basit. Bir hadis daha söyleyeyim. “Yatmadan önce her akşam Mülk suresini okuyana kabir azabı sirayet etmez.” Bu da başka bir hadistir. “Tebârekellezî bi yedihil mulku ve huve alâ kulli şey’in kadîr.” (Mülk, 1) Hani bizim Arnavutlar’da Yasin, Tebâreke ve Amme çok okunur. Cüzler vardır böyle. Tebâreke, bu sürelerden, önemlilerden bir tanesidir. Efendimiz bu süreyi şöyle methetmiştir: “Yatmadan önce her gece kim Mülk suresini okumayı adet edinirse kabir azabı ona sirayet edemez.” Al sana garanti. Kabir azabı var demek ki. Yoksa böyle bir hadisten bahsetmezdi Efendimiz. (İzleyenlerden birisi soruyor.) …bu kişiler için söylüyorum. “Gidip gelen var mı?” diyorlar. Allahü ekber. Ya böyle söz olur mu? O zaman cennete inanmayacaksın. Gidip gelen var mı cennete? Bu kadar zaman geçmiş, binlerce yıl geçmiş, aramızdan bir tane cenneti gören var mı? Ben cenneti gördüm diyen bir tane peygamber var mı? Bir tane İslam âlimi var mı? Yok. O zaman demek ki cennet yok. Bu mantıkla bakarsak böyle düşünmemiz lazım. Hâşâ, adam dinden çıkar ya! Allah Kur’an’da diyor ki kardeşim: Ben iki yol yarattım. Sağ taraftan gelenler, sağcılar cennete girecektir. Sol taraftan gelenler, solcular cehenneme gidecektir. İki yol var, üçüncü yol yok! Allah var diyorsa bitmiştir kardeşim. Gidip gelene bakmayız biz. Biz O’nun dediğine bakarız. Bu imandır!

Tebliğ et!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir