Kur’ân’ın insan sözü olmadığının delilleri! Edebiyatta zirve Kur’an’dır!

Şu halde bu ayetlerin gökten gelişi bir mucizedir. Allah’ın, Efendimiz Aleyhisselam’a verdiği mucize. Şimdi müşrikler bu mucizeyi okuma yazma bilmeyen bir insandan işitiyorlar. Nasıl işitiyorlar? Bir an için hatırlamaya çalışın: Peygamberimiz Aleyhisselam’a en çok itham ettikleri şey ne idi? Bir: “Sen sihirbazsın.” İki: “Sana cinler musallat olmuş.” Üç: “Sen bu söylediğin şeyleri daha öncekilerinin kitaplarından almışsın. Başka kitaplardan almışsın buraya getirmişsin.” Bunu diyorlar. Diyorlar ama okuma yazma bilmeyen bir insana bunu söyleyemezsin. Bir: Okuma yazma bilmiyor İki: Kitabın tamamını bir duyuşta nasıl ezberleyebilirsin? Efendimiz Aleyhisselam bu kitabı nasıl ezberledi? Bir tek duyma ile. Bir tek işitme ile. Şimdi ben size buradan bir sure okuyayım. Bir sureden üç dört ayet okuyayım. Bismillahirrahmanirrahim “İzeş şemsu kuvviret.” “Ve izen nucûmun kederet” “Ve izelcibâlu suyyiret.” “Ve izel ışâru uttılet.” “Ve izel vuhûşu huşiret.” Beş tane ayet okudum. Beş ayet okudum. Şimdi, bu beş ayeti kardeş aranızdan bir tanesine desem ki.. Burada komiser var. Burada doktor var. Bak bu komiser ile doktora söylesem: “Kardeş şimdi beş ayet okudum sana, şimdi” “Hemen bana bu beş ayet’i okur musun?“ desem. Okuyabilir mi? Ezbere bilmiyorsa, okuyamaz. Daha önceden ezberlemişse okuyabilir ancak. Yoksa okuyamaz. Kardeşler, beş ayetten bahsetmiyorum. Altı bin küsur ayet’i, Efendimiz Aleyhisselam peyderpey dinledi. Tek dinleme ile ezberledi. Ve bu ezberleyişi insanlara anlattı. Bu Kur’an böyle geldi. Yazı olarak gelmedi Metin olarak gelmedi. Rasulullah bunu yazmadı, çünkü yazması yok. Bilmiyor. Okuması yok, bilmiyor. Şifahi olarak söylüyor, sahabe hemen deri parçalarına yazıyor, kağıtlara yazıyor, kemiklere yazıyor. Kur’an böyle toplanıyor. Şimdi, müşrikler Rasulullah Aleyhisselam’dan bu hitabeti işittikleri anda büyüleniyorlar, şaşırıyorlar. “Bu hitap nasıl olabilir?“ “Kuşlar nasıl gelebilir?“ “Bu kelimeleri nasıl peşi peşine dizebilir?“ “Bu insan okuma yazma bilmiyor.” diyorlar. Hitabetten etkileniyorlar ama hatipten dolayı kabul etmiyorlar. Etrafınızda birçok insan vardır. Anlattığınız şeyler ne kadar doğru, güzel ve tesirli olursa olsun sadece ve sadece size olan hasetliğinden ve kininden dolayı sözlerinizi kabul etmez. Sadece sizi basit gördüğü için. “Bu adam bir taksici.” “Bu adam bir doktor.” “Ne bilir İslam’ı!?” “Bu adam bir şoför.” “Bu adam bir çantacı.” “Bu adam bir çiğköfteci.” “Ne anlar İslam’dan!?” “Bana nasıl İslam’ı anlatır!?” diye yaptığınız işe binaen sizi aşağılar, sizi hafife alır. Halbuki asıl olan benim yaptığım iş değildir. Asıl olan anlattığım şeydir. Sen benim, anlattığım şeye bakacaksın. Rasulullah’a böyle bakmadılar Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Bir gece üç tane müşrik Efendimiz Aleyhisselam’ın evinin önüne geldi, birbirinden habersiz. Peygamberimiz Aleyhisselam devamlı etrafındaki insanlara Allah’ın ayetlerini söylüyor ve ayetler etkiliyor. Ama kinlerinden, kibirlerinden dolayı kabul edemiyorlar. Üç tane müşrik kimdi? Bir: Ebu Süfyan İki: Ebu Cehil Üç: Ahnes ibni Şureym denilen bir adam. Üç adam birbirinden habersiz, Efendimiz Aleyhisselam’ın gece vakti evinin önünden geçiyor. Peygamberimiz’e farz olan amellerden bir tanesi nedir? Her gece Kur’an okumak zorunda. Her gece teheccüde kalkmak zorunda. Bize ne ibadet var, Peygamberimiz Aleyhisselam’a iki misli ibadet var. Peygamberler herkesten daha fazla ibadet yapar. Her gece Kur’an okuduğu için, ezberden. Bu müşrikler de oradan geçerken kapısının önünden işitiyorlar. Ama işitirken orada duruyor, kalıyor, kitleniyor. Birbirinden habersiz… Ebu Süfyan orada evinin köşesinde oturuyor Kur’an dinliyor. Rasulullah Aleyhisselam ayetler okuyor. (Ebu Süfyan) Bir bakıyor, Ebu Cehil geliyor. Onu bir görüyor, hemen ayağa kalkıyor. “Ben de buradan geçiyordum, evime gidiyordum ya” diyor. Birbirlerini aşağılamasınlar diye yalan söylüyorlar. Ebu Cehil diyor ki: “Ne yapıyorsun burada ya?” + “Evime gidiyorum.” – “Aldatma. Kandırma, yalan söyleme.” diyor. “Muhammed’i dinlemeye geldin değil mi?” diyor Sallallahu Aleyhi ve Sellem Bir bakıyorlar Ahnes orada, köşede. O da orada. Üçü birbirinden habersiz bir gece, iki gece, üç gece… Her gece birbirlerine söz veriyorlar: “Bir daha gelmeyeceğiz.” “İnandığımız putlara yemin olsun, bir daha bu sihirbazı dinlemeye gelmeyeceğiz. ” “Çünkü etkileniyoruz.” Diyorlar ama yine geliyorlar. Birkaç gün sonra Ahnes denilen müşrik Ebu Süfyan’a gidiyor. Meraklı, fikirli bir adam. Düşünceli bir adam. Dinlediği kelimelerin Muhammed Aleyhisselam’a ait olmadığına inandığı için Ebu Süfyan’a gidiyor. Diyor ki: “Ya Eba Süfyan, sen akıllı bir adamsın.” “Ne düşünüyorsun?” “Dinlediğin ayetler hakkında, Muhammed’in söylediği kelimeler hakkında, ne düşünüyorsun?” “Bunlar hakikat mi?” Ebu Süfyan diyor ki: “Hakikat” “Bunlar bir insan sözü olamaz.” Çünkü belagat noktasında Arapça’nın zirvesi nedir? Kur’an’dır. Belagat noktasında, edebiyat noktasında dünyadaki zirve Kur’an’dır. Hiçbir insan bu edebiyatı, kelimeleri böyle dizmeyi yapamaz. Mümkün değil. Hiç bir şair. Bende şairlik de vardır. Dünyadaki bütün şairleri toplayın. Çok şiir okumuşumdur, severim çünkü… Ama hiçbir şair böyle cümleleri peşi peşine dizemez. Edebiyatta zirve Kur’an’dır. Onlar da biliyorlar ki bu bir insanın sözü olamaz. “Bu kelimeleri, ben çok şair dinledim böyle peşi peşine getiremez” diyor Ebu Süfyan. “Hadi gidelim, Ebu Cehil ile konuşalım.” diyor. “Tamam. ” diyorlar. Gidiyorlar Ebu Cehil’e Diyorlar ki: “Ne diyorsun?” “Sen de dinledin, bu ayetleri sen de dinledin biz de dinledik.” “Senin görüşün nedir ya Eba Cehil?” Ebu Cehil diyor ki: “Ben doğru olduğunu düşünüyorum.“ “Çünkü ben çocukluğundan beri tanıyorum bu Muhammed’i “ Sallallahu Aleyhi ve Sellem “Bu böyle sözler söyleyemez.” “40 yaşına gelmiş, bu sözlerin yakınına yaklaşan sözler edememiş, 40 yaşından sonra bir anda mağaradan çıkıyor ve hiçbir şairin söyleyemediği sözler söylemeye başlıyor.” “Bu insan böyle sözler söyleyemez.” “Ben eminim ki bunlar vahiydir. “E tamam niçin kabul etmiyoruz?” diyor Ahnes. Ebu Cehil’in verdiği cevaba bakın, Allah aşkına! Herkes kendisini çek etsin. Ebu Cehil şöyle diyor: “Çünkü o Benî Hişam kabilesinden, biz Beni Amr kabilesindeniz.” “Eğer beni Hişam kabilesinden birisine peygamberliğin geldiğini kabul edersek, kıyamete kadar o kabile bizim kabileden üstün olur.” “Onun ırkı kıyamete kadar bizim ırktan üstün olur.” “Bundan dolayı kabul edemeyiz.” “Eğer bu ülkede Araplara bir peygamberlik verilmiş olursa bunun Benî Amr’a verilmesi lazımdı.” “Biz Muhammed’den daha üstünüz.“ Haşa ve kella. Ebu Cehil neden kafir gitti? Bu kafa yüzünden kafir gitti. Bugün kim varsa, ülkenizde kim varsa: “Bir Kürt bir Çerkez’den üstündür.” “Bir Arnavut bir Laz’dan üstündür.” “Bir Türk Dünya’dan üstündür.” Kim varsa bunu söyleyen bu adam ırkçıdır. Bu adamın İslam’la hiçbir işi yoktur, ırkçıdır. Ebu Cehil kafasının devamıdır. Kardeşler, “Ben Müslüman’ım” dedikten sonra ırkınızı bir tarafa attınız. Bu kitabı kabul ettikten sonra ırkınızın hiçbir hükmü kalmadı. En zayıf yerdeki müslüman kardeşiniz, fakir ülkelerdeki… Bir ülkeden bir tane müslüman kardeşiniz gelsin. Çerçöp topluyor. Şimdi bizim oralarda Endonezyalılar çok var. İnsanların yanlarına gidiyorlar. İşçilik yapıyorlar. Çalışıyorlar, fakir insanlar. Bu kadar zayıf insanlar, hepsinin boyu bir buçuk metre. Tenleri biraz siyahi gibi. Bu adamlar ve sen. Bu adamları gördüğün anda şunu diyeceksin: “Bu kardeş benim müslüman kardeşimdir.” “Irkının hiçbir önemi yoktur.” “Ben ne isem, o da odur.” Diyebileceğim tek şey bu. Çünkü sen bu kitabı kabul etmek ile ırkını çöpe attın kardeşim. “Size ırkçılığı yasaklıyorum” buyurmadı mı Efendimiz Aleyhisselam veda hutbesinde? “Faiz ayaklarımın altındadır, kan davası ayaklarımın altındadır, ırkçılık ayaklarımın altındadır.” Ama günümüzde “Ben Müslüman’ım.” diyen “Ben hacıyım.” diyen “Ben hocayım.” diyen bir sürü adam var. Kendi ırkını meth ediyor. Dininin, itikadının önüne geçirmiş ırkını artık. Meth ettiği için Ebu Cehil kafasında kötü bir yere gidiyor kardeşler. Kötü bir yere gidiyor. Allah bizi korusun. Amin Amin Ondan sonra Ebu Süfyan hariç diğer ikisi kafir gitti. Ebu Süfyan İslam’ı kabul etti. Ve şehit oldu. Savaş esnasında öldürüldü. Allah ona rahmet etsin. Amin Ama diğer ikisi müşrik gitti. Sebep: “O’nun ırkı böyle, bizim ırkımız böyle.” Bu nasıl bir kafa ya? Bu nasıl bir ahmaklık?

Tebliğ et!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir