Tasavvuftaki cezbe hali nedir?

Hep kendimizi tutmamız gerekiyor. Dervişler çok tesbihat çektiği için, zikir dersi çektiği için Allahu Teala onların göğüslerini genişletir. Bir adamın göğsünün genişlemesinin alameti; nefes aldığı zaman Allah’ın ismini zikretme ihtiyacı hisseder; “Allah’ım sana şükür, Elhamdülillahi rabbil alemin” gibi. Farklı farklı tesbihleri nefes boşluğu olduğu anda çıkarken zikreder. Ama bunu namazda yapmak sıkıntılıdır. Dolayısıyla namaz esnasında kendimizi tutmak zorundayız. Bu tesbihatları yapmayacağız. Ancak şu durum vardır. Tasavvufta cezbe diye bir olay vardır. Kişi bir anda böyle kendin kaybeder, Allah diye zikreder. Bu, onun elinde olan bir durum değildir. Bu gibi durumlarda o kul mazur görülmüştür. Bir tasavvuf meclisinde işittiğim bir meseleyi aktarayım. Tasavvuf yolunda ilerlemiş dervişlerden bir tanesi bir camiye gidiyor başka bir dervişle beraber. Camiye giriyorlar. Bu, çok cezbeye gelen bir derviş. Camide teravih, yüzlerce, binlerce cemaat var. İmam efendi ayetleri okurken, teravihi kıldırırken bu dervişlerden bir tanesi şişman, sesi tok cezbeye geliyor: ”Allah” diye bağırıyor. Yanındaki ihtiyar düşüyor. Adam korkuyor, bayılıyor, daha önce böyle bir şey görmemiş. Adam bayılıyor. İmam iki rekat teravihi bitiriyor, geri dönüyor. Cemaati yardıra yardıra bayılan cemaatin yanına doğru geliyor. ”Hayırdır” diyor, nedir mesele? Şimdi onun yanındakiler de bu yaptı demek istemiyorlar, korkuyorlar. Adam iri, yarı. Bunun derviş kardeşi diyor ki: ”Hocam diyor. Bu utanmazı yakalayalım, dövelim. Kim yaptıysa bunu dövelim.” diyor. İmam efendi de demek ki biraz tasavvuf ilmi okumuş. Şöyle diyor: ”Kardeşlerim, bu gibi haller cezbe halleridir. Allahu Teala bazen kulların ruhunu çeker, kulları kendine çekmek istediği zaman gaybıyet hali ortaya çıkar.” ”Bir sarhoşluk anında kişi iştiyaka gelir ve Allah’ın bazı isimlerini zikreder.” ”Bu kardeşimize de böyle olmuştur, unutalım. Biraz yüzüne su serpiştirdik, bu ihtiyar da kalktı.” ”Elhamdülillah. Bir sıkıntı olmadı. Gelin, biz namazımıza devam edelim.” demiş ve ortalığı sakinleştirmiş. Allah razı olsun. Tasavvuf ilmi olmayan bir imama denk gelseydi belki de cıngar çıkartırdı. ”Hemen çıkartın bu adamı, dövmek caizdir!” derdi. Bu gibi olaylar olabilir Mirsad Abi. Elimizde olan, bilerek yaptığımız ve bilmeyerek yaptığımız olarak bunlar ikiye ayrılıyor. Biz, bu gibi durumlarda hep kendimizi tutacağız. Olgun derviş, kamil derviş kendini tutar ama zayıf derviş salar. Bu olmamalı. Ama zayıf derviş salar. Bu olmamalı.

Tebliğ et

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir