Gıybet dörde ayrılır: Kafir eden gıybeti dinle!

Gıybeti 4’e ayırmışlardır. 4 ayrı maddede ele almışlardır. İbn-i Abidin Reddül Muhtarda şöyle der: Birinci gıybet küfür olan gıybettir. Gıybetin bir kısmı adamı kafir ediyor. Bak nasıl kafir ediyor? Bir kimse bir müslümanı gıybet edip de benimki gıybet değil olanları söylüyorum derse kafir olur. Bak şimdi Mirsad’la yan yanayım. Semih kardeş de yanımıza geldi. Mirsad’la konuşuyoruz ki Aziz abi şöyle Aziz abi böyle boyuna sallıyoruz Hacı abiye. Semih geldi dedi ki kardeşler mevzuyu değiştirelim gıybet yapmayalım. Biz de dedik ki Semih’e ben dedim ki: Semih kardeş biz olanları söylüyoruz gıybet yapmıyoruz. Yani biz günah işlemiyoruz olanı söylüyoruz. Allah’ın Peygamberi Aleyhisselam buyuruyor ki: Zaten olanı söyledin mi gıybet oluyor. Olmayanı söylersen iftira oluyor. Sen şimdi Allah Teala’nın haram kıldığı bir şeye helal kıldığın için ne oluyorsun? Kafir oluyorsun. Allah bizi korusun. Amin. Şu halde herhangi bir mecliste dalarsanız ve biri hakkında gıybete başlarsanız. Birisi de hasbelkader gelip sizi uyarırsa ve şöyle dese kardeşim bu gıybete giriyor heralde belki de. Gıybet yapmayalım dese siz sakın gıybet yaptığınızı inkâr etmeyin. Olabilir ki bu çok hâssas bir meseledir. Belki gıybet yapmışsınızdır. Kardeşim Allah razı olsun inşâllah yapmayacağız. Allah bizi affetsin de ve geçiştir. Çünkü ben gıybet yapmıyorum dediğin zaman bu günah değil demek istemiş oluyorsun. Bu günah değil dediğin zaman da kafir oluyorsun. İbn-i Abidin Hazretleri diyor ki: Bu kafir eden gıybettir bu birinci maddedir. En tehlikeli gıybet budur. İkinci madde: Nifâk olan gıybet. Bilinen bir müslümanı gıybet edip, gıybet olmasın diye ismini söylemiyorum diyerek takva ehli olduğunu göstermek. Bak şimdi yine ben Mirsad’la biz bu gıybet etmeyi çok severiz. Yine ben Mirsad’la beraberim. Yine birisine sallıyorum. Ama sallarken o salladığım şahsın ismini vermiyorum. Mirsad kardeş şu şu âhlaklar çok kötü âhlaklar bak. Mahallemizden Murat arabaya binen bir arkadaşımız var biliyorsun. İsmini vermeyeyim gıybet olmasın. Senin mahallende Murata binen tek bir adam var: İsmail. Ve sen de bütün işaretleri ortaya koyuyorsun ve takva ehli olduğunu serd ediyorsun. Sallama yapıyorsun. Bütün işaretleri ortaya koyuyorsun. Kimden bahsettiğin belli ve şöyle diyorsun: İsmini vermek istemiyorum. Ben takva ehliyim ya! Bunun adı nifâk gıybetidir. Münâfıklar böyle yaparlar. Ara bozucular! İsim vermediğini ve tâkva ehli olduğunu iddia eder. Ama o kişiyi gıybet edinmekten sakınmaz. Bu nifâk olan gıybettir. 3. gıybet günah olan gıybet. Hepimizin bildiği gıybet. İsmen İsmail’i Niyaziyi Mehmet’i anlatmak. Ondaki kötü âhlaklardan bahsetmek. Buna günah olan gıybet denir. Bir de 4. gıybet vardır. Bu da mübâh olan gıybet. Yani bize günah yazılmaz. Bize ne sevap yazılır ne de günah yazılır mübâh olan gıybettir. Bunu da âlimlerimiz şöyle açıklıyor. Fâsık olanı gıybet etmek zarar vermesin diye bu hâllerini anlatmak mübâh olan gıybettir. İslamda fâsık denen bir kavram vardır. Fâsık ne demektir? Açıktan günah işleyen kişi. Böyle bir adamdan bahsetmek mübâhtır. Bize günah yazılmaz. Hocam örnek verebilir misin? Tabii. Bir arkadaşınız geldi sizden borç istedi. Borç verdiniz. İki ay içinde ödeyeceğini söylemesine rağmen 1 sene geçti ödemedi. Bu adama ne denir? Borcuna sâdık olmaya adam denir. Başka birisi geldi ve şöyle dedi. Ya kardeşim falanca benden borç istedi senin diyaloğun biraz daha fazla bununla. Verebilir miyim acaba? Alabilir miyim? Eli nasıldır dedin. Sende ona şöyle dedin: Kardeşim gıybet yapmak istemiyorum. Bu caiz mi? Hâkikati gizlemiş olursun. Bu hâkkını kullanacaksın ve bu adamın bir ağır elli olduğunu borç istenen kişiye anlatman gerekiyor. Söylemen gerekiyor. Bir örnek daha vereyim. Mahallenize geldi bir tane adam. Dediler ki kardeşim hayırlı bir iş var kızını istiyor. Kim? Mahallenden şu kişi. Bu adam nasıl bir adamdır? Zina var içki var kumar var. İddia var piyango var ne pislik istesen var. Sen de dedin ki ya abiciğim ben Allah’tan korkarım gıybet yapmak istemiyorum dedin. Caiz mi? Hâkikati gizlemiş olursun. Kul hâkkıdır vebâldir. Açıklamak zorundasın. Bu adamı tanıyorum: Şu şu iyi âhlakları vardır. Ama şu şu şu ve şu kötü âhlakları vardır. Bu günahları açıktan işlediği için şâhidim. Biliyorum. Görenleri de duyuyorum. Buna fâsık denir yani günahı açıktan işleyen adam. Mahallenizden bir komşunuz olsa mahalleye naralarla girse içki içtiği belli olsa buna ne denir? Fâsık! Açıktan içki içiyor ve sarhoş bir şekilde mahalleye geliyor. Dolayısıyla bu gibi adamların hatalarını günahlarını insanlara söylemek gıybet değildir. Bir madde daha var. Bidât ehlinin bidâtlerini alışverişte hile yapanların bu hilelerini müslümanlara duyurup, bunların şerrinden sakınmalarına sebep olmak ve müslümanlığı yanlış anlatanların bu iftiralarını söylemek gıybet olmaz, Emr-i bil mâruf olur. Burada iş tam tersine dönüyor. İbadete dönüyor. Emr-i bil mâruf Allah’ın bize emrettiklerini emretmek. İnsanlara anlatmak bütün müslümanların üstüne farzdır. Şimdi bidât ehli sapık bir hocaya rast geldin. Bu sapık hoca sohbetlerinden bir tanesinde şöyle dedi: Erkekler abdestsiz bir şekilde Kur’an tutabilirler. Bizim dinimizde var mı böyle bir şey? Kur’an abdestsiz tutulur mu? 1400 senedir bir tane ehli sünnet âlimi böyle bir şey vermemiştir. Allah’ın peygamberi hadislerinde Kur’anın abdestsiz tutulamayacağını zikretmiştir. Allah’ımız Kur’an’da: “Ona temiz olandan başkası dokunamaz” buyurmuşken. Sapık yeni yetme reformist kafalardan bir tanesi çıkıyor ve şöyle diyor: Kur’an’ı abdestsiz de tutup okuyabilirsiniz. Hiçbir sakınca yoktur. Kendi kafasından şâz bir görüş uydurma bir görüş serd ediyor. Şimdi başka bir müslüman arkadaşın diyor ki: Ya geçen gün televizyonda bir hoca gördüm. Falanca hoca tanır mısın bilgin var mıdır diyor. Sana soruyor o hocayı soruyor. Senin biraz daha islami bilgin olduğu için bu meclislere geldiğin için. Sen de şöyle diyorsun: Kardeşim ben gıybetten korkarım. Ne oluyor? Yine hâkikati gizlemiş oluyorsun. Yine bidât ehlinin fâsıklığını pisliğini gizlemiş oluyorsun. Vebâl altındasın. Bu adam Allah’ın bir tek emrini bir tek hükmünü inkâr etse senin söylememenden dolayı sen de vebâl altındasın. Bu çok tehlikeli bir şeydir. Kesinlikle bunu söylemek zorundasın. Ticaret ehli. Adamın ticareti bozuk. Alışveriş yapıyor ödemesini yapmıyor. Açıklamak zorundasın. Esnaf geliyor ve sana şöyle diyor: Bu adama mal verebilir miyim? Açık hesap mal verebilir miyim? Çeki senedi alınır mı? Sen ne diyeceksin? Alınmaz! Çünkü başımdan böyle böyle bir mesele geçti. Bu şekilde bırak günâhkar olmayı sevaba girersin. Emr-i bil mâruf yapmış olursun. Gıybeti bu 4 madde içinde anlamaya çalışalım.

Tebliğ et

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir