Şu günlük zikirleri herkese tavsiye ediyorum…

İftitah tekbirini getirmeden namaz yoktur. İftitah tekbiri sonra kıyam, ayakta duracaksın. Namazın farzlarından bir tanesi. Burada ne diyor Allah? “…fez’kurûllâhe kıyâmen” (Nisa, 103) “Ayaktayken Allah’ı zikredin.” Namazı kıldın. Peşinden Resulullah Aleyhisselam’ın hadislerinde geçen otuz üçer kere tesbihatı yaptın. Sübhanallah, Elhamdulillah, Allahu Ekber. Peşinden ellerini açtın, duanı yaptın. Allah’tan isteyeceğini istedin. Sonra ne yapıyorsun? Camiden çıkmaya başlıyorsun. Görüştüğün komşularla musâfaha ediyorsun. Nasılsın kardeşim? İyiyim, hamdolsun. İşler nasıl gidiyor? Derken, çıkarken neye başla diyor Allah Teala? “Fez’kurûllâhe kıyâmen” Ayakta Allah’ı zikretmeye başla. Müslümanların görevlerinden bazıları… Yaşıyorken, geziyorken, görüyorken karşılaştığı bazı durumlarda hemen Allah’ı tespihe başlamak durumundadır Müslümanlar. Kaliteli Müslümansa Allah’ı zikreder, zayıf Müslümansa boş kelimeler eder. Malayani ile boş sözlerle anı geçiştirir. Kaliteli Müslüman ne yapar? Bir şeye şaşırdığı zaman… Karşılaştığı güncel meselelerde herhangi bir şaşırdığı bir şey gördü. Ne der? “Sübhanallah.” Allah’ım seni tenzih ederim. Bu müthiş bir şey. Bu hârikulâde bir hâl. Ama sen bundan çok daha güzelsin, çok daha üstünsün. Ne diyor zikir olarak? Sübhanallah. Peki cahil Müslüman ne der? “Vay bee, vay anasını be!” Boş… Boş kelime… Kaliteli Müslüman ne diyor? Sübhanallah. Allah’ım seni tenzih ederim, sen çok güzel bir şey yapmışsın. Ama ben biliyorum ki sen bundan çok daha güzelsin. Sübhan, tenzih etmek demektir. Allah’ı yarattığı her şeyden tenzih etmek. Kaliteli Müslüman bunu yapar. Herhangi bir şeyi yapmaya niyetlendiği zaman ne der? “İnşallah bunu yapacağım.” İnşallah! Zayıf Müslüman ne der? “Hocam, o iş bende!” Kardeşim şu sohbet kesimlerini hallettin mi? “O bende hocam merak etme.” O bende… İki hafta geçiyor, vazife yapılmamış. O bende yok, o bende. Her şey Allah’tadır. “Er-rızku Al’Allah.” Rızık, Allah’tadır. Ya bu hafta nasıl halledeceksin haftalığı oğlum? “O bende baba merak etme.” O sende değil kardeşim. “Er-rızku Al’Allah.” Rızık Allah’tadır. Resulullah Aleyhisselam hadislerinde hep böyle söyler. Allah’ta olan rızkı sen talep edeceksin, isteyeceksin. İstemek iki türlüdür: Bir, fiziki olarak çalışacaksın. İki, dua edeceksin. Allah’ım bana temiz, helal rızıklar ver. Ama bu adam ne diyor? “Kesin hallettim o işi, olmuş bil hocam!” Bir de bizim bazı dervişler var, kesinci! “Olmuş bil hocam. Çözdüm ben o işi.” diyor. Kardeşim yapma bunu ya. Allah bir mani çıkartır, bir engel çıkartır mahcup eder. Bunu böyle yapmayın. Muhammed Aleyhisselam Yahudilere vermesi gereken cevabı veremedi. Allah’ın Peygamberi! Yahudiler üç tane sual sordu. Efendimiz Aleyhisselam ne buyurdu? “Ben bunların cevabını size yarın vereceğim.” Neyi unuttu? İnşallah! İnşallah demeyi unuttu. İnşallah demediği için Allah Teâlâ cevabını on beş gün boyunca vermedi. On beş gün sonra Cebrail Aleyhiselam’ı yolladı ve o ayeti kerimeleri gönderdi. “Herhangi bir işe niyetlendiğinde ben bu işi yapacağım deme! İnşallah de.” (Kehf, 23-24) Eğer Allah dilerse yapacağım. Anladınız mı kardeşler? Bu kaliteli Müslüman’ın işidir. Kaliteli Müslüman böyle yapar. Herhangi istediği bir şey olduğu zaman; talep ettiği bir şey vardı, arzuladığı bir şey vardı Allah da ufak bir çalışmanın akabinde bu kula bunu verdi. O ne der? “Elhamdülillah.” Bakın ayakta zikreden bir kul. Dilinden zikir eksik olmayan bir kul devamlı bahaneler arar. Karşılaştığı her meselede o bir zikir ortaya koyar. Allah’ı bir şekilde zikreder. Bir beklentin vardı. Çocuk sahibi olmak istiyordun. Üç sene geçti, dört sene geçti, beş sene geçti Allah sana vermedi. Altıncı sene sana çocuk verdi. Sen ne diyeceksin? “Çok uğraştım, çok çalıştım en sonunda başardım be!” Akıllı Müslüman böyle der mi? Madem çok yeteneklisin, çok beceriklisin altı senedir neredeydiniz siz karı koca? Çok uğraştınız, çok çalıştınız ama sonuç yok. Kim verecek çocuğu? Çocuğu Allah verir. Milyon tane spermin içinde milyon tane canlı tohum vardır. Milyon tane! Bunlardan bir, iki ya da üç tanesi… Anormal doğumlarda ikiz ya da üçüz, dördüzü bile gördüm ben. Kadın hamile kalır. Allah, “ol” demedikçe hamile kalmaz. “Hiçbir dişi Allah izin vermedikçe hamile kalamaz.” (Fussilet, 47) Ayettir. Hiç bir dişi! Şu hâlde sen ne yapacaksın? Allah sana evladı verdi mi? Sen ne diyeceksin? “Elhamdülillah. Rabbim bana bir çocuk verdi.” Zikretmek için bahane arayacaksın, onu devamlı yücelteceksin. Allah övülmeyi sever. Muhammed Aleyhisselam ne buyurdu? “Övülmeyi Allah kadar seven yoktur.” İnsanlar övülmeyi sever mi? Sever. Allah övülmeyi en çok sevendir. Şu hâlde insanları bazen methederiz, güzel iş yapan insanları teşvik etme babında övebiliriz. Ama en çok öveceğimiz kimdir? Allah Teala’dır. Onun şanı ne yücedir. Herhangi bir şeyden korunmak istediğimiz zaman kaliteli bir Müslüman ne der? “Hafezanallah. Allah bizi muhafaza etsin.” Bu kaliteli Müslüman’ının yaptığı bir şeydir. Allah bizi muhafaza etsin. Zayıf Müslüman ne der? “Uuu!” Nasıl yapıyordu? Hah. Kulağını çekiyor ondan sonra böyle yapıyor. (Masaya vurma sesi) Ne bu? Bu kitapta böyle bir şey yok. Muhammed Aleyhisselam’ın binlerce hadisini okudum, böyle bir şey yok. Tahtaya vurun, herhangi bir şeyden korktuğunuz zaman tahtaya vurun bir de kulağınızı çekin. Ağzıyla hareket yapanı bile gördüm. Ağzıyla hareket yapıyor, kulağını çekiyor sonra da tahtaya vuruyor. İki olmazmış, üç defa olması lazımmış. İşin sırrı oradaymış. Üç defa vurursan Allah seni ondan korurmuş. Uydurma! İslamiyet’in i’sinde yok böyle bir şey. Uydurma! koca karı masalları. Müslüman ne der? “Hafezanallah. Allah bizi bundan muhafaza etsin.” Kaliteli Müslüman! Sonra, çok güzel bir şey gördüğü zaman ne der Müslüman? “Peh arkadaş be! Ne güzeller var be! Allah sahibine bağışlasın.” Güya ne yapıyor? Dua yapıyor. Önünden bir çıplak kız geçiyor ya. Sahtekâr esnaf! Çıplak kız önünden geçiyor, yanındaki arkadaşa da şöyle diyor: Hani ben ona kötü gözle bakmıyorum. “Allah sahibine bağışlasın be, ne kadar güzel be!” Sahtekâr seni! Ne yapacaksın? Gözlerini oradan çevireceksin. Kardeşim bu bize haramdır. Bu başkasının kızıdır, başkasının karısıdır. Nasıl ki buradaki esnafların benim hanımına bakmasını istemiyorum, bende ona bakamam. Ne diyecek? “Maşallah!” Çocuğu sünnet ettireceksin. Çocuğun sünnet olacak. Çocuğa ne diyeceksin? “Bende bir çocuk var Allah bana en güzelini verdi. Hiçbir çocuk benim çocuğum kadar güzel değil.” Sen şu anda nazar topluyorsun. Çocuğun üzerine nazar topluyorsun. Senin ne demen lazım? “Maşallah. Allah nazardan saklasın.” Esnaf arkadaşım dedi ki: “Hocam bir avukat buldum. Avukatın ismi Maşallah.” Daha önce duydunuz mu böyle bir isim? Vallahi ben ilk defa duyuyorum. Maşallah… Dedim kardeşim hemen o avukatı tut. Hemen tut! Beddua bile etsen işlemez. Bak! Allah senin belanı versin, nazardan korusun demek. Allah senin belanı versin Maşallah, dese bir adam ne demiş olur? Allah senin belanı versin, nazardan korusun. Hem bela versin diyor peşinden de diyor ki nazardan korusun. Bela dua iç içe… Tutmaz! Şu hâlde herhangi bir güzellik gördüğümüz zaman, kötü nazarımız geçmesin diye ne diyeceğiz? Maşallah. Başka? Allah’ın gücünü gördüğümüz zaman, bir yaratış, bir kuvvet, bir kudret… Güneş tutulması. Bu anormal bir şeydir. Ay tutulması. Gündüzün üçünde, yaz mevsiminde güneş yüzde elli, yüzde altmış ışık verme kapasitesini kaybediyor. Ve sanki bir nevi akşam vaktini yaşıyorsun. Saat yediyi, sekizi yaşıyorsun. Allah Teala bunu otuz saniyeliğine, kırk saniyeliğine yapabiliyor. Bir anda veriyor bunu. Hiçbir teknolojik alet bunu başaramıyor. Güneşi kırpamıyor.

Tebliğ et!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir