Allah, neden fakirlere yardım etmiyor?

İşte olay bu. Allah, o insanı bize burada anlatıyor: “Biz ne zaman o insana bir musibet versek, bir sınav versek… ‘Mâbtelâhu rabbuhu fe ekramehu ve na’amehu’ ona bir ikramda bulunsak.” Allah’ın ikramları ne kardeşler? Çalışıyorken her zaman rutin bir geliri varken hiç hesabında olmayan iki tane müşteri gönderir, hiç planında olmayan iki tane müşteri gönderir. O ay elinde normalin dört misli para olur. Bak, bu Allah’ın bir ikramıdır. Doktorlara gitmişsindir hanımınla beraber 4 yıllık evlisin çocuğunun olmasını istiyorsun, Allah vermiyor. On tane doktora gidiyorsun, para akıtıyorsun; Allah vermiyor. Sonra bir Kadir Gecesi dua ediyorsun Allah Teâlâ’ya; Allah, 2 ay sonra hanımını hamile bırakıyor. Bu nedir? İkram, “Fe ekramehu” biz ona bir ikramda bulunursak. Hiç hesabında yoktu, Allah ona bir ikramda bulundu. “Ve na’amehu” biz onu nimetlendirirsek, ne zaman onu bir ikramla ve nimetle sınarsak. Allah’ın sınavları iki türlüdür: Bir musibetle sınar, belayla sınar. “Sizi bazen bela ile sınarız, bazen nimetlerle sınarız.” bu başka bir ayettir. İki türlü sınama var kardeşler. Kulların tamamı neyle sınanmak istiyor? “Ben nimetlerle sınanmak istiyorum, belayla sınanmak istemiyorum.” Ama okulda derse girdiğinde öğretmenine, “Ben şu, şu, şu dallardan sual edilmek istiyorum.” diyemiyorsun. “Beni sadece şu derslerden, iyi olduğum şu kısımlardan soru sorun, sınav edin hocam.” diyemiyorsun değil mi kardeşim? Sınav sorularını kim belirliyor? Öğretmen belirliyor. Seni Dünyaya gönderen Allah Teâlâ sınav sorularını belirler. Kimi nereden sınav edeceğini nimetle mi, bela ile mi ? O bilir. Kim derse “Ben çok nimetle sınav edilmek istiyorum ve bunu kesinlikle başaracağıma inanıyorum. Ben kesin galip gelirim.” yanılıyorsun, aldanıyorsun. Musa Aleyhisselam zamanında bir adam vardı, çok fakirdi. Allah’ın peygamberini, bir yere doğru giderken onu gördü dedi ki: “Ben çok fakirim ey Allah’ın peygamberi!” Övgüler ve selam Musa Aleyhisselam’a olsun. Benim için Rabbinle görüştüğünde; sen çok onunla konuşuyorsun, görüşüyorsun. Rabbinin huzurunda benim ismimi zikredip, dua edersen biliyorum ki Allah beni hemen zengin edecek. Ve ben sana söz veriyorum, zengin olduğum anda çok hayırlı ve salih bir kul olacağım. Fakirlik canıma yetti! Lütfen rabbinle görüştüğünde bana dua et. Ama zenginlik için. Musa Aleyhisselam: “Tamam.” diyor. Allah Teâlâ ile görüşmesinde bu kişinin de, bu fakir kişinin de, ismini zikrediyor. Allah hemen kapılar açıyor. “Hiç ummadığınız yerden rızık kapıları açar.” ayetini unutmayın. “Eğer Allah’tan hakkıyla korkarsanız hiç ummadığınız yerden size rızık kapıları açar.” (Talâk Suresi 3. Ayet ) Hiç hesabında yok. Tak, tak, tak bir anda zengin olursun, bir anda! İlkokul bitirmemiş, bu ülkede ilkokul bitirmemiş binlerce zengin var. Daha İlkokul bitirmemiş Bir yazı versen yazıyı 10 dakikada okur, 1 sayfa yazıyı. Ama Allah verdi mi zenginliği, en cahil adama verir. Onu zenginleştirecek aklı verir önce. Bir adamı zenginleştirmek istediği zaman önce akıl verir. Doğru hamleleri yaptırır, içine o işi zorlar. “Bu işe gir, bu işe gir, bu işe gir.” ve adam o işe girer ve zengin olur. Bu fakir nasıl zengin oldu? Bir dua ile Allah Teâlâ bu fakiri zengin ediyor. Bir kaç gün sonra Musa Aleyhisselam bir bakıyor; bu fakiri -dua ettiği fakiri- ellerinden bağlamışlar, halk bunu karşısına almış taş atıyor. Mahkemeye çıkarılmış, taşlanıyor. Musa Aleyhisselam diyor ki: “Kim bu adam, ne oldu bu adama?” Biliyor o adama dua ettiğini. “Ne oldu, neden bu adamı taşlıyorlar, neden bu adam halk küfür ediyor hakaret ediyor ?” -Bu adam zengin, ahalinin zengin bir adamı, çok kısa zaman içerisinde zengin oldu ve kibirlendi. İçki içti ve bir adamı öldürdüğü için cezalandırıldı, kısas uygulanacak ve öldürülecek. Halk o yüzden tükürüyor ve hakaret ediyor bu adama, dedi Musa Aleyhisselam bu olayı görünce Allahu Teâlâ’dan utandı ve şöyle dedi: “Allah’ım beni affet!” “Kime zenginlik vereceğini sen bilirsin, kime fakirlik vereceğini ve fakirlikle sınayacağını sen bilirsin.” “Beni affet! Ben, senin murad etmediğin bir şeyi senin bilginin önüne geçerek senden istedim.” Allahü Teâlâ bu adamı fakirlikle sınav etmeyi diledi ve çünkü biliyordu ki bu adama zenginlik verdiği anda sapıtacak. Kur’an Ayetini hatırlayın. Mevlâ Teâlâ hazretleri ne buyuruyor? “Allah insanların tamamına bol rızık verseydi, o insanların hepsi azardı.” Demiyor musunuz şunu? “Ya niye Allah bütün dünyayı zengin yapmadı?” ayet açık Şuarâ suresi ayetidir. “Allah insanların tamamına bol rızık verseydi, insanlar azardı.” İki tane örnek vereceğim, bu kitabın anlattığı iki örnek: En bol rızık verdiği iki adam, ikisi de “Ben Allahım!” dedi. Kim bunlar ? Firavun, Nemrut. Nemrut önce Firavun sonra geldi. İkisininde ortak kelimesi ne? “Ne Allah’ı ne İlahı ya ben Allah’ım. Senin Allah’ın benim!” dedi. Peygamberlerine, biri İbrahim Aleyhisselam’a posta koydu, biri Musa Aleyhisselam’a posta koydu. “Ne Allah’ı? Ben de yaratırım, ben de öldürürüm, ben de diriltirim!” dedi. En bol rızık verdiği iki adam burada dünyaya hakim oldular. Nemrut da Firavun da dünyaya hakim oldu. Sonuçları ne oldu? Sapıtıyorsun işte bak gör! Örnek ortada. Bu Kur’an hikaye kitabı değil. Örnek ortada! Kibirlendiler, gururlandılar. “Dünyanın en büyük ordusu bize ait, dünyanın en büyük servetleri bize ait. Allah biziz her hâlde başka Allah olamaz, biziz her hâlde.” dediler. Peygamberlerine posta koydular. Allahü Teâlâ ikisini de helak etti.

Tebliğ et!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir