Büyü yapanlar ve büyü yaptıranlar izlesin!

İslam tarihinde bir hak dostu var; Haddad diye bir zât. Bu zat Allah yoluna girişini anlatıyor. “Nasıl Allah yoluna girdiniz?” diyorlar. “Nasıl tasavvuf yoluna girdiniz?” Mübarek diyor ki: “Ben bir kıza aşık oldum, çok sevdim fakat kızın bende gönlü yoktu. Ben bu kızı nasıl kendime bağlarım dedim.” Bana dediler ki: “Bir Yahudi büyücü var.” Bakın şu anda büyü yaptırma olayı aynen geçmiş zamanda olduğu gibi çok faal durumda. İnsanlar büyücülere gidiyor; muska yazdırıyor, büyüler yaptırıyor, birilerini kendisine bağlamak için… Büyü yaptıran adam dinden çıkar! Müslümanlığı artık yoktur. Din gömleği onun üzerinden çekilip, alınır. Allah’a ve ahiret gününe inancı bitmiş demektir. Sakın ola, ben müslümanım diyorsanız bu tür pis işlere, kirli işlere girmeyiniz! Diyor ki: “Bana dediler ki bir Yahudi büyücü var.” Yahudiler büyüde masterdır. Hala Dünya’da büyü ve sihirde Yahudiler en uzmanlaşmış ırktır. “O Yahudiye, büyücüye git. Sana bir büyü yapsın, o kız sana aşık olur.” dediler. Ben de gittim büyücüye, büyücü bana dedi ki: “Büyünün, sana yapacağım sihirin, çekim büyüsünün tutması için bazı şeyler yapman lazım.” “Ne yapmam lazım?” dedim. “Namaz kılıyorsan; namazı terk edeceksin. Oruç tutuyorsan; orucu terk edeceksin. Allah’ın dini için yaptığın ne ritüel varsa bunların tamamını terk edeceksin, bırakacaksın.” Bugün ailelerden bazıları, kocasını kendisine bağlama büyüsü yaptırmaya gidiyor, büyücüye. Yahut da papaza… Papaz büyüsü deniliyor buna. Papaz ilk ne diyor? “Evinde herhangi bir Ayetel Kürsi varsa, bir Kuran-ı Kerim varsa; bunların tamamını alıyorsun, köşeye köhne bir yere kaldırıyorsun. ” “Açıkta bir yerde Allah’ın kelimeleri olmayacak, ayetleri olmayacak, Kur’an olmayacak. Ve evin görünmeyen bir yerine, kocan görürse tepki verir, haç asacaksın haç…” “Benim sana yapacağım büyünün tesirli olması için evinde haç olması gerekiyor. Kur’an ayetlerinin olmaması gerekiyor.” Papaz bile itiraf ediyor. Papaz bile… İtiraf ediyor, Allah’ın kitabı bir evde olduğu zaman büyünün tutma ihtimali çok düşük oluyor. Geçmişte de böyleydi, şimdi de böyle. Kadınlar, kocalarını kendilerine daha çok bağlasın diye, ne emir verirsem yerine getirsin diye, kocalarına büyü yapıyorlar; papaz büyüsü… Vallahi dinden çıkarsınız! Gavur gidersiniz, kimse sizi kurtaramaz ablalar… “Kim büyücüye gitti, kahine gitti, sözlerini tasdik etti, inandı; Muhammed Aleyhisselama indirilen kitaba iman etmedi.” diyor, Peygamberimiz Aleyhisselam. “Bana indirilen kitabı reddetmiş olur.” Hadistir. Bu adam da gidiyor, büyücü ne diyor ona? “Dini terketmen lazım, ben sana vech büyüsü; çekim büyüsü yapacağım. Ama senin dinini terketmen gerekiyor, ne kadar dini yaptığın ritüel varsa; zikir, şükür, namaz, besmele ile yemek… Bunların tamamını terk edeceksin,” diyor. “Ya nasıl olur? Bazıları kalsın, hepten gavur olmayalım ya?” diyor. “Sen bu kızı istiyor musun? diyor, büyücü Yahudi. “Evet” diyor, “İstiyorum.” “O zaman benim dediğimi yapacaksın, tamamen bana tabii olacaksın.” “Peki” diyor. 40 gün boyunca Cuma namazı bile yok. Bir adam için, bir Müslüman için; üç Cumayı terk etmek gavurluk ile eş değerdir. Muhammed Aleyhisselam buyurdu ki: “Mazeretsiz bir şekilde, peş peşe üç Cuma’ya gitmeyenin kalbini Allah mühürler.” Kalp mühürlendiği zaman da İslam’a karşı hiçbir sevgin kalmaz. Sonra, “Namazlar bana çok zor geliyor, sohbete gittim mi çok sıkılıyorum” demeye başlarsın. Bu mühürlenmiş demektir. Adam 40 gün boyunca bütün ibadetlerden uzak kaldı. 40 günün sonunda gitti, dedi ki: “Sihir tesir etmemiş, sana büyü tesir etmemiş, sen yine hala İslam’a dair bir şeyler yapmışsın, bu 40 günde ne yaptın?” “Ya ne namaz kıldım, ne zikir yaptım, ne oruç tuttum. Hepsini terk ettim. Ben bu kızı istediğim için sen ne diyorsan onu yaptım, ey büyücü!” diyor. “Hayır” diyor. “Bir şey yapmışsın.” Adam düşünüyor ve diyor ki: “Evet, yolda gidiyorken bir gün, bir baktım yolda bir kaya parçası var tam ortada. Millet ayağı takılıp da düşmesin bir tarafını incitmesin diye, bu kaya parçasını ayağımın üstüyle köşeye ittim. Yaptığım tek bu.” Bakın bir tek amel… Muhammed Aleyhisselam ne buyuruyor? ” Sadaka…” “Sadaka verin. Ne yapın edin, sadaka verin.” “Ey Allah’ın Resulu, hiçbir şeyimiz yoksa?” “Sadakanın en düşüğü; kişinin yolda birilerine zarar verecek olan bir taşı kenarıya itmesi demektir. Bu sadakanın en düşüğüdür.” Hiçbir şey yapamıyorsun, kimseye bir şey ikram edemiyorsun, çay bile veremiyorsun. Yoldan bir taşı çek; müslüman kardeşine sıkıntı olmasın. Adamlar yolun ortasına çivi atmışlar, yolun ortasına cam parçaları atmışlar; arabaların tekerlekleri patlasın diye. Serseriler geliyor yolun ortasına bırakıyor. Senin müslümanlar da görüyor, hiç umrunda değil. Benim bu mahallede arabam yok ki, benim mahallem iki mahalle arkada diyor, zihniyet bu… Bana dokunmayan yılan 500 yıl yaşasın, 1000 yıl yaşasın… Böyle zihniyet olur mu? Al eline bir süpürge, bir karton bir şey, onları al köşeye it. Allah yazıyor, Allah’ın melekleri her an seni takip halinde. Çok ararsın bu halleri, bu zamanı çok ararsın, o fırsatları çok ararsın. İki tane müslümanın arabası zarar görmeyecek, sana yaptıkları dua, yapacakları dua… Onlar bilmese meleklerin sana yapacağı dua… Meleklerin duası, müslümanların duasından daha makbuldür. Kayıp yok, kaçar yok… Adam diyor ki: “Evet, hatırladım. Ben bu hayrı yaptım.” “İşte, senin Allah’ın, senin inandığın Rab, bir tek amelinden dolayı hala senin küfür dışında olduğunu söylüyor ve benim sihrim sadece Allah’ın dini için yaptığın, müslümanlara yardım ve sıkıntılarını gidermek için yaptığın bu küçük amelden dolayı, benim sihrim sana tesir etmiyor.” “Sen bırak benimle uğraşmayı, benden bir şeyler beklemeyi de; seni 40 gün boyunca kendisine hiçbir ibadet yapmamana rağmen seni hala terk etmeyen, bırakmayan Rabbine git!” “Ondan iste.” “Sen, beni bırak” diyor. “Bu sihirbaz, bu Yahudi bana bu sözleri söyleyince kalbimde şimşekler çaktı ve ben o gün tövbe ettim. Gözümde ne kız kaldı ne bir şey kaldı.” “Ben Allah’ın dinine o gün giriş yaptım, Allah dostları ile tanıştım, sadıklarla beraber oldum ve bugün sadıklar yetiştirmek bize nasip oldu.” diyor. Bu hayırlı zat, Ebû Hafs Haddâd… Allah ona rahmet etsin. Amin.

Tebliğ et!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir